bugün
- yogartiksen10
- silvermist13
- dincilerin apoyu atatürk ten çok sevmesi8
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi24
- said nursi nin ajdar anık a verdiği ayar4
- sözlük hesabını sil perileri7
- gocu'ya özgürlük11
- gitmek iyileştirir mi3
- kahve ve sigara ile yağmuru izlemek6
- hacıosmanoğlu'nun hakem soruşturması açıklaması2
- aisu3
- gocu11
- gocu'nun çaylaklık durumu kaldırılsın7
- yanlışlıkla başkasının külodunu giymek3
- yobaz ebeveynlere sahip olmak2
- orta yaşlıların birbirilerine kanki demeleri3
- tek başına hastaheneye gitmek2
- sabahları nefret edilen şeyler12
- dincilerin insanların yaşamına karışması3
- arkadaşlar beni neden sevmediniz4
- aşk7
- fatma betül sayan kaya49
- şiiri ayak kokan kadın4
- fon mağdurlarının ana para iadelerini beğenmemesi4
- yazılımcıların maaş pazarlığında yaptığı hatalar3
- türbanlı kız arkadaşıyla sevişmeyi düşünen erkek2
- farklı mısın4
- yeşil parka giyen kız5
- tulumba tatlısı4
- senden benden trilyonları çalanlar5
- tüik ve enag'ın eylül enflasyonu verileri3
- ne yazarsam yazayım çaylak olmuyorum4
- sarımsak6
- 4 ekim 2026 konohafest saldırısı3
- cin filmleri4
- bir erkeğe yapılabilecek en iyi iltifat10
- ideal bira bardağı3
- sözlük gıybeti12
- pazartesi sabah 7 de spor salonuna giden insan3
- riyad da ikinci mekke ittifakı toplantısı3
- pizza5
- türk korku filmi klişeleri3
- dünyanın en yakışıklı erkekleri listesi8
- yıldız tilbe kızılı2
- cemil ipekçi2
- kapatıcı kullanılmayan gün12
- hangi tatlısınız10
- arkadaşlar çok uykum var2
- hepinizden nefret ediyorum ama tek başıma da canım2
- akp seçmeni16
“Kadın doğulmaz, kadın olunur”. Bu meşhur cümle, 1949 tarihli ikinci Cinsiyet’in odak noktasını oluşturur. Simone de Beauvoir böylece cinsiyet meselesini doğanın alanından çıkarıp kültürün ve tarihin alanına yerleştirirken, bir anlamda toplumsal cinsiyet tartışmasını da erkenden başlatmış olur. Bunu yaparken hem varoluşçuluk, fenomenoloji ve yapısalcı antropoloji gibi kendi çağdaşı olan düşünceleri hem de Hegel ve Marx gibi felsefe klasiklerini cinsiyet düzleminde yeniden okur.
Beauvoir’a göre kadın, kendine has bir durum tarafından, tarih boyunca farklı koşullar altında yeniden üretilen Başkalık durumu tarafından belirlenmiştir: Kadın ile erkek arasında eşitsizlik vardır, kadın ikinci cinsiyettir ve hem bireysel hem de toplumsal bakımdan ezilmiştir. Bu durumun temelinde yatan öncesiz sonrasız kadınlık efsanesi, ataerkilliğin başlıca unsurlarındandır. Ataerkillik sadece kadını değil, erkeği de bu çerçevede üretir ve belirler. Öyleyse kadın ile erkek arasındaki eşitsiz ilişki kadının veya erkeğin doğasından kaynaklanmaz. Kadın ve erkek, doğal veya biyolojik belirlenimlerden ziyade tarihsel ve kültürel birer kurgudur. Öte yandan kadının ezilmişliği diğer ezilenlerin durumundan farklıdır. Kadınlar, aralarındaki farkları aşan ve kapsayan kadınlık durumunun bilinciyle hareket etmezler. Öncesiz sonrasız kadınlık efsanesinin etkisi altında kadın içkinliğe hapsolmuş, adeta içkinlikle özdeşleşmiştir. Bu kavramsal çerçeveden hareketle Beauvoir, kadının özgürlüğü, ev içi emek, annelik, evlilik kurumu, kadın bedeninin tahakküm altına alınması gibi, feminist düşüncenin güncel meselelerine dokunan birçok konuyu tartışmaya açar. Son kertede kadın ve erkek kurgularının tarihin diyalektik hareketine tâbi olduğunu ve bu hareket içinde aşılıp yıkılacağını düşünür. Ama bunun olmazsa olmazı kadının etkili eylemidir. Kadının ve erkeğin özgürleşmesi Beauvoir düşüncesinde kadının dünyada eylemesiyle ve üretmesiyle mümkündür ancak.
Beauvoir’a göre kadın, kendine has bir durum tarafından, tarih boyunca farklı koşullar altında yeniden üretilen Başkalık durumu tarafından belirlenmiştir: Kadın ile erkek arasında eşitsizlik vardır, kadın ikinci cinsiyettir ve hem bireysel hem de toplumsal bakımdan ezilmiştir. Bu durumun temelinde yatan öncesiz sonrasız kadınlık efsanesi, ataerkilliğin başlıca unsurlarındandır. Ataerkillik sadece kadını değil, erkeği de bu çerçevede üretir ve belirler. Öyleyse kadın ile erkek arasındaki eşitsiz ilişki kadının veya erkeğin doğasından kaynaklanmaz. Kadın ve erkek, doğal veya biyolojik belirlenimlerden ziyade tarihsel ve kültürel birer kurgudur. Öte yandan kadının ezilmişliği diğer ezilenlerin durumundan farklıdır. Kadınlar, aralarındaki farkları aşan ve kapsayan kadınlık durumunun bilinciyle hareket etmezler. Öncesiz sonrasız kadınlık efsanesinin etkisi altında kadın içkinliğe hapsolmuş, adeta içkinlikle özdeşleşmiştir. Bu kavramsal çerçeveden hareketle Beauvoir, kadının özgürlüğü, ev içi emek, annelik, evlilik kurumu, kadın bedeninin tahakküm altına alınması gibi, feminist düşüncenin güncel meselelerine dokunan birçok konuyu tartışmaya açar. Son kertede kadın ve erkek kurgularının tarihin diyalektik hareketine tâbi olduğunu ve bu hareket içinde aşılıp yıkılacağını düşünür. Ama bunun olmazsa olmazı kadının etkili eylemidir. Kadının ve erkeğin özgürleşmesi Beauvoir düşüncesinde kadının dünyada eylemesiyle ve üretmesiyle mümkündür ancak.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar