bugün

3.kolordu komutanı.
genelkurmay 2. başkanı orgeneral.
an itibari ile kara kuvvetleri komutanı olup, 2015 - 2019 arası genelkurmay başkanı olması beklenen komutan. piyade sınıfı kökenlidir.
hızlı karar almasıyla meşhurdur.
usta yazar faruk mercan ın çok güzel anlattığı geleceğin genel kurmay başkanı .
................................................................................................................................................

Bugün Ankara’da, Kara Kuvvetleri Komutanlığı karargahında bir devir teslim töreni yapılacak.

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, görevi yeni Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar’a devredecek.

Yeni Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar, Genelkurmay 2. Başkanı’ydı. Yani, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’in en yakın çalışma arkadaşıydı. Genelkurmay karargahını, Orgeneral Necdet Özel adına sevk ve idare eden komutan Hulusi Akar’dı.

Son Yüksek Askeri Şura toplantısında, hangi komutanın Kara Kuvvetleri Komutanlığına getirileceği en çok merak uyandıran ve dikkatle izlenen konuydu.

Kimi çevreler, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Bekir Kalyoncu’nun bu göreve getirilmesini beklediler. Bunu da, Kalyoncu Paşa’nın “en kıdemli komutan” olmasına bağladılar.

Biraz araştırma yaptım. Baktım ki, Orgeneral Bekir Kalyoncu ve Orgeneral Hulusi Akar, aslında aynı yıl Kara Harp Okulu’ndan mezun olmuşlar. ikisi de 1972’de mezun olmuşlar Kara Harp Okulu’ndan…

Çok ilginçtir, 28 Şubat sürecinin yaşandığı 1997’de ikisi de albay rütbesindeyken; Bekir Kalyoncu tuğgeneral rütbesine terfi ediyor, ama Hulusi Akar o sene terfi ettirilmiyor.

Hulusi Akar’ın terfi ettirildiği sene 1998.

Bunun önemi nedir diyeceksiniz… Silahlı Kuvvetler’de eşit durumdaki iki komutandan birinin erken terfi ettirilmesi o kadar önemli ki… Bekir Kalyoncu örneğinde olduğu gibi, eğer siyasi otoritenin müdahalesi olmasaydı, Bekir Kalyoncu bugün Kara Kuvvetleri Komutanı olacaktı…

iki Komutanın da askerlik hayatlarının sonraki safahatlarına baktım. Özellikle Işık Koşaner, ilker Başbuğ ve Yaşar Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanı olduğu dönemlerde Bekir Kalyoncu’nun sanki daha fazla gözetildiğine dair bir izlenim edindim. Silahlı Kuvvetler camiasında, ilker Başbuğ’un Bekir Kalyoncu’yu ne kadar çok tuttuğu ve kolladığı bir sır değildir zaten... Yine, Yaşar Büyükanıt döneminde, sivil toplumun andıçlandığı bir çalışma yapılırken; Kalyoncu korgeneral rütbesiyle Genelkurmay Harekat Başkanıydı…

Ve açıkçası, aynı dönemlerde sanki Hulusi Akar’ın da kendisine verilen görevler itibariyle ikinci planda tutulduğu izlenimini edindim. ilker Başbuğ’un Bekir Kalyoncu’yu ne kadar gözetiyorsa, Hulusi Akar’ı o kadar hırpaladığı da Silahlı Kuvvetler camiasında bir sır değildir…

Bu sadece Hulusi Akar’ın yaşadığı bir olay da değil…

Bugün Genelkurmay Başkanlığı koltuğuna oturan Orgeneral Necdet Özel’in de yaşadığı bir durum aslında…

Orgeneral Necdet Özel, 2007 yılında korgeneral rütbesiyle Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanıydı. O yıl Orgeneral Necdet Özel’i “orgeneral” yapmamak ve Silahlı Kuvvetler’den ayrılmasını sağlamak için bazı çalışmalar yapıldı. Ancak, çok parlak bir askeri kariyeri olduğu için ve hep birinciliklerle geldiği için, Orgeneral Özel’i Silahlı Kuvvetler’den koparmayı başaramadılar ve “orgeneral” yapmak zorunda kaldılar…

2004 yılında “Doğan Kitap” yayınevi tarafından yayınlanan “Apolet Kılıç ve iktidar” kitabımı yazarken; 30 kadar generalle konuştum. O dönemden beri Silahlı Kuvvetler’i yakından izlemeye çalışırım.

Genelkurmay Başkanlığı görevine gelmiş Doğan Güreş, Necdet Üruğ gibi komutanlarla konuştum. Aynı şekilde, kuvvet komutanlığı yapmış çok sayıda komutanla konuşma imkanım oldu.

Ne yazık ki şunu gözlemledim. Özellikle darbe dönemlerinde Türk Silahlı Kuvvetleri adeta yeniden “dizayn” edilmiş...

27 Mayıs 1960 darbesinden sonra bir dizayn yaşandı. Emekli edilen ve kendilerine “EMiNSULAR” (Emekli inkılap Subayları) denilen subayların çoğu dindardı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin genetiğiyle ilk oynayanlar 27 Mayısçılar oldular.

Bunu, tarihi tanıklıklardan biliyoruz. Örneğin babası bir albay olan Prof. Mümtazer Türköne, “Babamın zamanında tümenlerin yakınındaki camilerde Cuma günleri ön saflarda hep üniformalı subaylar olurdu” diyor. Yine babası bir albay olan gazeteci-yazar Avni Özgürel bir sohbetimizde, “Babamın zamanında subaylar arasında hafızlık yarışmaları olurdu.” diyor.

1960’lı yıllardan itibaren, adeta TSK’yı “dinden arındırma” süreci ile paralel olarak; subayların yoğun bir devrimci ve ihtilalci dalganın etkisi altında kaldığını görüyoruz. Bu dalga, 1971’de neredeyse Suriye’deki Baas tipi sosyalist bir askeri diktatörlükle sonuçlanıyordu. Milliyetçi generallerin karşı hamlesiyle, Türkiye sosyalist bir diktatörlük olmaktan kurtuldu.

1980 ihtilalinden sonra da TSK’da bir “dizayn” yapıldığı kuşkusuz…

1980’li yıllardaki dizaynların bir kısımını “Apolet Kılıç ve iktidar” kitabımda anlattım. 1980’lerde, 2000 yılına kadar gelecek genelkurmay başkanları tek tek, isim isim belirlenmişti…

28 Şubat döneminin Genelkurmay Başkanı Orgeneral ismail Hakkı Karadayı, internete düşen bir ses kaydında o yıllarda “Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi Başkanı” olduğunu söyler.

“Son darbe” gözüyle baktığım 28 Şubat döneminde, yani 1997’den itibaren TSK’da bir “dizayn” daha yapıldı. Özellikle Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun Genelkurmay Başkanı olduğu 1998’den itibaren, “28 şubat bin yıl sürecek” mantığı ile dizaynlar yapıldı. Çok ilginçtir, “Ergenekon”un yeniden yapılanma tarihi de 1999’dur.

Diyeceksiniz ki, bu kadar dizayna rağmen nasıl oldu da Hilmi Özkök, Necdet Özel gibi komutanlar Genelkurmay Başkanı olabildiler? Hilmi Özkök’ü Genelkurmay Başkanı yapmamak için her şey yapıldı. Necdet Özel için de benzer çalışmalar yapıldı… Bugün Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini devralacak olan Orgeneral Hulusi Akar’ın, 28 Şubat sürecinde nasıl terfi ettirilmediğini yukarıda anlattım…

Silahlı Kuvvetler’deki “dizayn” çalışmaları, sadece bunlarla sınırlı değil… Bir de, 1986 yılından itibaren “irticacı” gerekçesiyle TSK’dan atılan binlerce subay-astsubay var.

Peki onlar atılınca yerlerine kimler geldi?.. Silahlı Kuvvetler’de yıllardır yaşanan sıkıntıların, ihtilalcilik oyunlarının, siyasete bulaşmaların temelinde bu soru var aslında…

Türk Silahlı Kuvvetleri, ihtilalcilik tohumlarının ekildiği 1955’ten beri çok yara aldı, TSK’nın genetik kodları ile esaslı bir şekilde oynandı. Her darbe döneminde atılan binlerce subayın yerine, ya liyakatsız ya da siyasete meyilli subaylar geldi…

Şimdi TSK’da artık bir normalleşme döneminin başlaması bekleniyor. Tayini, terfisi kendi içinde liyakat unsuruna göre şekillenen, siyasete bulaşmayan ve ülkenın dış güvenliğine odaklanmış bir TSK…

Kimsenin inancından, ibadetinden dolayı sorgulanmadığı, atılmadığı ve namaz kılanın da kılmayanın da yan yana, eşit şartlarda görev yapabildiği bir TSK…

Ancak böyle bir TSK ile Türkiye bölgesinin oyun kurucu bir gücü haline gelebilir…

Ve ancak böyle bir TSK ile, Türkiye sonsuza kadar darbecilik illetinden kurtulur…
silahlı kuvvetler tarihinde ordu komutanlığı yapmadan kara kuvvetleri komutanı olmuş ilk paşadır yanılmıyorsam.
2015 yılında genel kurmay başkanı olacak zad. kanımca şimdiye kadarki en karizma gkb olacak.
özel paşa'nın varisi. sıradaki genel kurmay başkanlığı makamının büyük olasılıkla sahibi.
harp okulu zamanında arkadaşları tarafından "Su uyur, Hulusi Akar" olarak anıldığı iddia edilir. sebebi:
--spoiler--
Akar, Harbiye’de öğrencilerin sosyal etkinliklerini ve özel hayatlarını mercek altına almıştı. Askeri okulların kültüründe en büyük suç sayılan 'ispiyonculuk' neredeyse teşvik edilir hale geldi. Akar öylesine 'seri' çalışıyordu ki öğrenciler aralarında 'Su uyur, Hulusi Akar' diye şakalaşıyorlardı
--spoiler--

kaynak:
http://odatv.com/n.php?n=...ur-hulusi-akar-2405151200

necdet özel sonrası göreve gelirse kim bilir daha neler göreceğiz.
şuan ki kara kuvvetleri komutanı.
kuvvetle muhtemel, necdet özel'den sonraki genelkurmay başkanı.
paracemaat kurbanı general saldırısından yırtmış, şahsen benim dünya üzerinde tanıdığım en zeki ve akıllı insanlardan biridir.

kesinlikle savaş stratejisini iyi bildiğini, insanlığının da üst sınırlara yakın olduğunu söyleyebilirim. o koduğumun oda tvsine felan bakmayın.

iyi bir adam...
2015 yaş kararları ile genelkurmay başkanı olmuştur.
ışid ve pkk'ya karşı ne yapacağı merakla beklenen komutan. akp'Nin peşine takılıp lay lay lom yapacaksa görevinin tadını çıkarsın. ara sıra şehit cenazesine gider. mgk, ak saray, başbakanlık, güneydoğu gezileri derken bir de bakmışsın görev süren bitmiş.

zırhlı makam araçlı günler dileriz.
yeni genel kurmay başkanı https://tr.wikipedia.org/wiki/Hulusi_Akar.

Orgeneral Hulusi AKAR 1972 yılında Kara Harp Okulundan ve 1973 yılında Piyade Okulundan mezun olmuştur.

1973-1980 yıllarında çeşitli birliklerde ve Kara Harp Okulunda Takım Bölük Komutanlığı ve Bilgi işlem Subaylığı görevlerinde bulunmuştur.

1982 yılında Kara Harp Akademisinden, 1985 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisinden, 1987 yılında Amerika Birleşik Devletleri Silahlı Kuvvetler Kurmay Kolejinden mezun olmuştur.

Genelkurmay Başkanlığı da dâhil olmak üzere çeşitli karargâh ve birliklerde Harekât ve Eğitim Kısım Amirliği, icra Subaylığı ve Şube Müdürlüğü görevlerini icra etmiştir. Ayrıca, Kara Harp Akademisinde Öğretim Elemanlığı ve 1990-1993 yılları arasında Napoli / italya'daki Müttefik Kuvvetler Güney Bölge Komutanlığı Karargâhında istihbarat Subaylığı görevlerinde bulunmuştur. Orgeneral AKAR, 1993-1994 yıllarında K.K.K Özel Kalem ve Basın ve Halkla ilişkiler Şube Müdürlükleri, 1994-1997 yılları arasında Genelkurmay Başkanlığı Özel Kalem Müdürlüğü görevlerini yerine getirmiş, 1997-1998 yıllarında Bosna-Hersek Türk Görev Kuvvet Komutanlığı görevinde bulunmuştur.

1998 yılında Tuğgeneralliğe terfi etmiş ve bu rütbede 1998-2000 yılları arasında Tunceli/Hozat'ta iç Güvenlik Tugay Komutanlığı, 2000-2002 yılları arasında Napoli / italya'daki Müttefik Kuvvetler Güney Bölge Komutanlığı Karargâhı Plan ve Prensipler Başkanlığı görevlerini yürütmüş, 2002 tarihinde Tümgeneralliğe terfi etmiştir.

Tümgeneral rütbesiyle; 2002-2005 yılları arasında Kara Harp Okulu Komutanlığı, 2005-2007 yılları arasında Kara Harp Akademisi Komutanlığı görevlerini yapmış ve 2007 yılında Korgeneralliğe terfi etmiştir.

Korgeneral rütbesiyle; 2007-2009 yılları arasında Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığı, 2009-2011 yılları arasında 3'üncü Kolordu Komutanlığı görevlerinde bulunmuş ve 2011 yılında Orgeneralliğe terfi etmiştir.

2011-2013 yılları arasında Genelkurmay II nci Başkanlığı görevini yürütmüş olan Orgeneral AKAR, 03 Ağustos 2013 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığına atanmıştır.

Genelkurmay Başkanlığınca iç Güvenlik Harekâtındaki başarılarından dolayı Üstün Cesaret ve Feragat Madalyasıyla ödüllendirilmiş olan Orgeneral AKAR, ayrıca TSK Üstün Hizmet Madalyası ve TSK Şeref Madalyasıyla ile taltif edilmiştir. Orgeneral AKAR aynı zamanda Bosna-Hersek'te SFOR harekâtındaki görevinden dolayı ABD Liyakat Madalyası ve Kore Cumhuriyeti Milli Güvenlik Liyakat Madalyası sahibidir.

Orgeneral Hulusi AKAR, Bayan Şule AKAR ile evli ve iki çocuk babasıdır. ingilizce bilmektedir.
akp liler tarafından kendisine methiyeler dökülen orgeneralimiz.

allah utandırmasın. 4 sene ordumuzun başında. bazende ankaradaki karargahtan çıkmalı ve genel kurmay forsunu doğu anadoluya götürüp ben burada da varım demeli!!
pek içime sindiremediğim genelkurmay başkanı. görsel
askerdeyken hiç görmeden nefretimi kazanmış komutandır. günde sadece 3 saat uyku uyuyup beyefendi ege ordusunu ziyaret edecek diye 3 gün boyunca geçeceği yeri temizlemiştik. bizim 3 gün boyunca temizlediğimiz yolu özel araçla geçmesi sadece yarım dakika aldı.

şimdi araştırdım kendisi önceki genelkurmay başkanını mumla aratacak gibi duruyor. halbuki galip mendi paşa gibi bir asker lazımdır ordunun başına:

(#28787916)
(bkz: su uyumaz hulusi akar). harp okulu komutanlığı döneminde çok ahı alınmış adam, cemaat ile yakınlığı vardır.
Akp'nin pardon Türkiye'nin yeni genel kurmay başkanıdır.
Doğrusu hulisi değil Hulusi olan isimdir.
(bkz: hulusi akar)
Bütün yıl Ankara'dan Yozgat sınırına bile çıkmayıp yılda iki kere yüzlerce koruma asker, onlarca gazeteciyle çuvalların arasından poz vermelik sınırı dürbünle dikizleyecek yeni adam.
1999-2000 yıllarında tunceli hozatta tuğgeneral rütbesi ile tugay komutanlığı yapmış kişi, spor hastasıdır, tugyda rütbeli rütbesiz herkesi sabah sporuna çıkarırdı.
yeni genel kurmay baskanidir. icim rahat degil. egitimi super, ama bilemiyorum. kimseyi bosuna biryere getirmedi bu hukumet.
(bkz: başı çuvallı yeni genelkurmay başkanımız)'dır.
boynunda yahudi nişanı ile dolaşan başkomutanın, başı çuvallı genelkurmay başkanıdır.

görüyorum ki yandaşlar bir yorum yapmadan kancıkça eksiliyorlar. eksilemezseniz hatırım kalır ulan!.. hayır, neyi beğendinizi, neyi beğenmedinizi bir anlatsanız da anlasak!...

bu şahsa abd'li çuvalcı komutan tarafından takılan nişan (çuval) veya başkomutanınızın yahudi nişanları çok hoşunuza gidiyorsa, söyleyin, size de ayarlayalım birer tane... oy atarken takmayı ihmal etmek yok ama...
kimi küfürbaz yandaşın, çuvalcıbaşından nişan kabul etmesini "dik duruş" olarak gördüğü şahıstır.

kısaca (bkz: yandaş lütfen) diyorum...
Yeni genelkurmay başkanımız olmuş.
hayırlı uğurlu olmasını temenni ederim.
Çeşitli kademelerle diyalog yapısı oluşturabilen bir isim olarak tanımlanan Akar seri karar verip uygulayabilme yeteneğinden dolayı "Seri Paşa" olarak da tanımlanıyor...yeni görevi hayırlı olur inş...
bugün görevi devralan komutan.
dilerim türk ulusu ve cumhuriyet ordusu için hayırlı olur.
inş görevini en iyi şekilde icra eder...
Şimdiye kadar duruşu en sağlam görünen komutan. inşallah akp güdümüne girmez...
ilk önemli sınavını yarbay'a karşı tutumu ile gösterecek komutan.
Bakalım Dolmabahçe mutabakatçılarına yedirecek mi yarbayımızı.
budur.

http://www.tsk.tr/1_tsk_h...ay_baskani_ozgecmisi.html
Genelkurmay'dan Türk Tarihine Geçecek Önemli 30 Ağustos Mesajı

Türk Silahlı Kuvvetlerinin Değerli Mensupları,

Kahraman Türk Ordusunun, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün önderliğinde, bağrından çıktığı Yüce Türk milletiyle bir bütün olarak verdiği destansı mücadelenin sonunda, tarihe altın harflerle yazdırdığı Büyük Zafer’in 93’üncü yıl dönümünü gururla kutlamanın heyecanını yaşıyoruz.

Türk tarihinde, 26 Ağustos 1071 tarihinde Malazgirt Meydan Muharebesi neticesinde kazanılan zaferle Anadolu’nun Türk yurdu olduğu tescillenmiş; yine 26 Ağustos 1922 günü başlatılan Başkomutan Meydan Muharebesi, 30 Ağustos’ta zaferle sonuçlandırılarak devletimizin yeniden inşa süreci başlatılmış ve ilelebet payidar kalacak “yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyeti’nin temeli burada sağlamlaştırılmış, ebedî hayatı burada taçlandırılmıştır.”
Yüce Önder ATATÜRK, Büyük Taarruz ve 30 Ağustos Zaferi'nin anlam ve önemini;

"Her safhasıyla düşünülmüş, hazırlanmış, idare edilmiş ve zaferle sonuçlandırılmış olan bu harekât, Türk Ordusunun, Türk subay ve komuta heyetinin yüksek kudret ve kahramanlığını tarihe bir kere daha geçiren muazzam bir eserdir. Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve istiklal düşüncesinin ölümsüz bir âbidesidir. Bu eseri yaratan bir milletin evladı, bir ordunun Başkomutanı olduğumdan, mutluluk ve bahtiyarlığım sonsuzdur." ifadesiyle veciz bir şekilde vurgulamıştır.

30 Ağustos’ta kazanılan bu zafer, aynı zamanda, aziz milletimizin çağdaşlaşma yolunu açan, modern çağın gerektirdiği siyasi, hukuki, ekonomik ve sosyal reformları gerçekleştiren Türk inkılâbına ışık tutan bir meşale olmuştur.

2224 yıllık ordu geleneğine sahip, Orta Asya’dan Anadolu’ya, Akdeniz’e bir küheylan olup akan, gücünü aziz milletimizin sevgi ve desteğinden alan Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri; geçmişte olduğu gibi bugün de yüce milletimizin temel karakteri olan ve hiçbir zaman ödün vermeyeceği egemenlik ve bağımsızlığının, şehit kanlarıyla yoğrulup bayraklaşan kutsal vatan topraklarının bütünlük ve güvenliğinin teminatı olmaya devam edecektir.

30 Ağustos günleri, aynı zamanda “Türk Silahlı Kuvvetleri Günü” olması vesilesiyle Silahlı Kuvvetlerimizin mensupları için; bir yandan bir üst rütbeye terfi etmenin heyecanının, diğer yandan da görevi tamamlamanın huzuru içinde emekli olmanın gururunun yaşandığı müstesna günlerdir.

Bu vesileyle, terfi eden tüm personelimize yeni rütbelerinin hayırlı ve uğurlu olması temennisiyle görevlerinde başarılar diliyor, Silahlı Kuvvetlerimizdeki görev sürelerini tamamlayarak emekliye ayrılan mensuplarımıza da verdikleri değerli hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyor, aileleri ile birlikte; sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir hayat sürmelerini temenni ediyorum.

Başta, büyük bir coşkuyla kutladığımız bu eşsiz zaferin mimarı Ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve kahraman silah arkadaşları ile bayraklaşan kutsal vatan toprağının bütünlüğü ve şanlı al bayrağımızın daima hür bir şekilde dalgalanması için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve saygıyla, kahraman gazilerimizi minnet ve şükranla anıyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle; Türk Silahlı Kuvvetlerimizin her kademesinde ciddiyet, samimiyet diyalog ve koordinasyon içinde görev yapan, general/amiral, subay, astsubay, devlet memuru, uzman jandarma, uzman erbaş, erbaş ve erlerimiz, köy korucularımız, işçilerimiz ve tüm askerî öğrencilerimiz ile yıllarını bu Orduya vermiş emekli personelimizin Zafer Bayramı’nı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü’nü kutluyor; kendilerine değerli aile mensuplarıyla birlikte, başarı, mutluluk ve esenlikler diliyorum.

Genelkurmay Başkanı
Orgeneral Hulusi AKAR
Ordunun baş komutanı olmaktan gurur duyuyorum deyip recebi taca atmıştır.
Senin de durumun zor be paşa.
gidenden farkı olmayandır. evet.
kiz olsam ilk verecegim kisi.
ben bu paşayı sevdim önceki gibi değil belli .
karizmatik paşa. adam reis.

görsel
genelkurmay başkanlığı döneminde, kendisinin de katıldığı cumhuriyet bayramı töreninde osmanlı tuğrası dikilmiştir.

elbette ki yargı önünde bu rezilliğin hesabını verecektir.
yıllar sonra gelmiş en iyi paşadır , tanrı onu korusun.
görsel
cizre'ye ses ver dediler, kendisi de veriyor sesi şu sıralar.

görsel
"Peygamber ocağında noel kutlatmam" sözüyle hatırlanan şanlı ordunun şanlı komutanı.
----
alintidir
----

"Necdet Özel, 1 yıl uzatılmış görev süresini yaş haddinden dolayı 30 ağustos törenini dahi bekleyemeden 18 Ağustos 2015’te apar topar ardılı Hulusi Akar’a devretti.

Günler öncesinde hakkında başlayan tartışmalar, bu ani karar ile birden alevlendi. Kimine göre rte’nin uzun yıllar askeri danışmanı olarak çalıştığından dolayı akp paşasıydı. Kimine göre Türk bile değildi. Fakat hakkında en çok söylenen şey abd’nin çuvalcı generalinden madalya bile almış, natocu Amerikancı kukla olduğuydu.

O günlerde beni takip edenler bilir. Haziran 2015’ten beri sürekli bazı şeyleri yapmak istemese de işleyen süreç yüzünden yapmak zorunda kalacağını, kendisine hain diyeceksek bunu zaten sürecin göstereceğini onun için acele etmemek gerektiğini söyleyip durmuştum.

Örnek olarak da Pearl Harbor baskınından sonra Tokyo hava saldırısını düzenleyen general Doolittle’ın japonya’dan aldığı madalyayı bombaya takmasını vermiş, ypg eliyle güçlenen pkk iç karışıklık çıkarırken nato madalyası almış bu paşa’nın da doolittle gibi olup olmayacağını göreceğiz, konuşmak için erken demiştim.
Tabi birileri lafı götünden anlayıp yazdığımı kopyalayarak natocu köpek dedi, o ayrı. Oysa ben en başından beri bugünleri kastetmiştim.

Sonuç olarak Güneydoğu’ya yaptığı gezilerden birinde abd generalinden aldığı madalyayı bir bomba üzerine taktı mı bilemeyiz ama daha 10 ağustos 2015’te abd büyükelçisi john bass’ın kekolar ile yaptığı toplantıdaki açıklamalarına bakarsak, temmuz ayında kandil’e beklenmeyen hava operasyonu, ilerleyen dönemlerde neler yaşanacağının habercisi niteliğindeydi ve büyük elçi yaşananlara karşı sadece sabredin, ikna edeceğiz diyordu.
hava operasyonuna dair detayı Necdet özel’in ardından adlı notumda yazmıştım.

20 ağustos itibariyle pkk’nın açılım sürecinde ülke içinde baskınlarını biliyoruz. Her gün yaşanan çatışmalar ve ardarda gelen şehit haberleri milleti adeta çıldırtmıştı.
TSK bu sefer 90'lara döneceğiz diye korkuya kapılmış iktidarın direktifleri yüzünden operasyon izinleri alamıyordu. şehit haberlerinin gelmesiyle iktidara karşı protestolar haddini aşmış, bunun ardından iktidarın sahadaki yandaşları da şehit cenazelerindeki kitleleri aklı sıra yönlendirmeye kalkıştı.

Bu adiliği en açık Şırnak'ta şehit olan Jandarma Yüzbaşı Ali Alkan'ın cenazesinde yani 28 Ağustos 2015'te gördük. Abisi Jandarma Yarbay Mehmet Alkan'ın cenazede kardeşinin tabutu başında feryat etmesi sadece feryat değil tüm yaşananlara bir isyan niteliğindeydi.

Cenaze ertesinde yarbaya önce pkk sevicisi sonra cemaatçi dediler. Oysa yarbayın sicili hepsini susturacak nitelikteydi.

Yeni Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar soruşturma açılacak mı? sorularına, soruşturmaya neden olacak bir şey yok deyip bu meseleyi kapattı.

Daha sonra yıllarca asker düşmanlığı etmekten geri kalmayan yurdum kalemşorları onun 30 ağustos mesajında defalarca Türk kelimesi kullanmasından rahatsız olacaklardı.

Hatta ülkenin uyanık mandacı yazarlarından Ertuğrul Özkök, ertesi gün yazdığı yazıda mesajın tam 14 yerinde Türk kelimesinin söylendiğini belirtiyordu ve yazının sorunda şu soruyu soruyordu;

Genelkurmay Başkanı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin komutanı olup, savaşta başkomutanlık görevlerini Cumhurbaşkanlığı namına yerine getirir. Şimdi Zafer Bayramı mesajında kullanılan "başkomutan" ifadesini nasıl değerlendireceğiz?
ilan edilmemiş, fiili bir savaştayız da, başkomutanlık Genelkurmay Başkanı'na mı geçti? Diyordu.

Bir sonraki gün de şöyle bir düzeltmede bulundu.
"Hiç kıvırtmadan söyleyeyim. Büyük ve affedilmez bir dikkatsizlik yapmışım" dedi. "Hulusi Akar, o sözleri Atatürk'ün yaptığı konuşmadan aktarmış" diyen Özkök, "Yani o cümle kendisine değil Atatürk'e ait. Ah şu gazetecilik heyecanı… insanı vezir de eder, sefil de... Bugün beni sefil etti. Kadere bakın... Sıfırı hak ettim. Hulusi Akar gibi çok iyi yetişmiş bir komutanın böyle bir hata yapmayacağını da düşünmem lazımdı. O yüzden kendi kendime, kırmızı kart gösteriyor, 2 gün yazmama cezası veriyorum"
Kendisi gibi herkes, mesajda ne dendiğini açıkta görüyordu. Özkök, benim düşünceme göre birileri tarafından böyle bir düzeltmeye zorlandı. Bana göre o gün o düzeltmeyi yaptıranlar, malum akit gazetesi yazarı öldüğünde de gazeteci üzerinden benzer bir zorlamaya kalkışacaktı.

30 Ağustos törenlerindeki tutumu da dikkatlerden kaçmadı Hulusi Akar’ın. Çünkü Necdet Özel’den siyasi ve hukuki açıdan aklanmış bir dönem devralsa da saha açısından zor bir döneme gireceğini biliyordu.

Bizler o sıkıntıların ne olduğunu 12 Eylül 2015’teki NATO Askeri Komite Genelkurmay Başkanları Konferansı istanbul’da öğrenecektik.

Konuşmasında Türkiye’nin PKK terör örgütüyle olan mücadelesinin devam edeceğini ifade eden Genelkurmay Başkanı Akar, "PKK terör örgütü bölgesel güvenliğe de bir tehdit teşkil etmektedir. Suriye ve Irak’taki durumdan faydalanan PKK, uluslararası camianın gözünde meşruiyet kazanmaya çalışmaktadır. Ama bu esnada yaşlı, kadın, erkek ve çocukları öldürmeye, acımasız saldırılar düzenlemeye, masum insanların hayatını almaya devam etmektedir" diye belirterek, Türk ordusunun öncelikli hedefinin pkk olduğunu vurguladı.
Oysa o günlerde herkes Türk ordusundan ışid’e karşı kara operasyonuna girişmesini bekliyordu.

Toplantının ardından, ülkede yeniden pkk saldırıları baş gösterdi. Her gün bir yerlerde saldırı oluyor, şehit haberleriyle yürekler dağlanıyordu.

Herkes bir anda gözler yeniden ona çevirmişti. Askeri ne diye kışlada bekletiyordu? Ardından kara propaganda yeniden başladı. Bu da diğerleri gibi Amerikancıydı ve hiçbir şey yapmayacaktı.
Bugün bile siyasilerin ilk fırsatta silahla bu iş olmuyor demelerini hatırlayınız. O günlerde de sosyal medya üzerinde özellikle emekli askerlerin hesaplarından yayılan askerin operasyon yetkisi yok, validen izin almak gerek söylentisi üzerine Hürriyet yazarı Uğur Ergan çıkıp, 2014 yılında Türk askeri 300e yakın operasyon izni istemesine rağmen, verilmediğini yazdı. Bu operasyon taleplerinin 200’den fazlası kalkışmanın yaşandığı Şırnak ve Hakkâri’ye aitti.
TSK taleplerini, hangi ilde, nereye, hangi saatte ve hangi amaçla operasyon yapmak istediğini en ince ayrıntısına kadar yazılı olarak valiliğe bildirdi. Bu bildirimler, bölgedeki tugay komutanlıkları, tugayların bağlı olduğu kolordu komutanlığı ve Genelkurmay Harekât Başkanlığı’nca bildirimin yapıldığı saat itibariyle tek tek kayıt altına alındığı ve yazılı talep kayıtlarının Genelkurmay’da gizlilik hassasiyetiyle korunduğu öğrenildi.

Eylül ayı sonuna kadar pek çok emekli general, benzer bilgiler ile gazetecilere gidip isim vermeden açıklamalarda bulundular.
efgan ala ise çıkıp bunlara karşı sadece ‘’böyle bir şey yok, asker validen izin almadan da operasyon’’ diyebildi.

Bu açıklama yapan gizli kaynaklara göre verilen operasyon izni sayısı 8’dir ve kimilerine göre izin, olması gereken saatten çok sonra verildiği için verilme nedenini kaybetmiştir.

Sizler de google’a operasyon izni yazarak benzer haberleri okuyabilirsiniz.

Ekim ayı başında nihayet müjdeli haber geldi.

7. ve 8. Kolorduya jandarma yetkisi verilmişti.

Böylece, askerin yeniden ‘alan hakimiyeti’nin yolu açıldı. Hemen ardından da bölgeye büyük bir sevkıyat başladı. Herkes Türk ordusu ışid’e mi girecek diye bekliyordu.

Fakat bu günlerde neredeyse her gün şehit haberi aldığımız, teröristlerden büyük ölçüde temizlenmiş Silopi, Cizre, idil, Sur güzergâhında olaylı protesto diye haberlerde gösterilenlerin, protestodan çok bir kalkışmaya döndüğü görülecekti.

Böylece Kobani süreci neticesinde, bölgeden gelen yaralı teröristlerin tedavisi bahanesiyle militan, şehir savaşı sonrası hdp belediyelerinin araçları ile de mühimmat sokulduğu anlaşıldı.
Kobani’de pkk’nın kazandığı zafer sonrasında Davutoğlu’nun selam yolladıklarıyla Türk Ordusu savaşmak durumunda kalmıştı.
Sevkiyatın hızla devam ettiği günlerde malum Rus uçağı krizini yaşadık. ilginçtir o Rus uçağı krizinde ruslar deli gibi sorumlu arasa da olayla adı en az geçen kişilerden biri Hulusi Akar’dır. Medya, belirli aralıklarla kendilerine sunum yapan ilker Başbuğ ve Necdet Özel’den sonra sürekli askeri birlik ziyareti ve misafir ağırlayan bu komutanın medyaya karşı soğuk duruşunu hep yadırgamaktadır. Bu olayda dahi kendisi televizyon karşısına çıkıp bir açıklama yapmadığı gibi sadece radar verileri ertesinde Genelkurmay’ın resmi açıklaması ile yetinildi.

Olaylar ertesinde ruslar ayrı telden çalarken, bizler iç güvenlik meselelerine hızla gömüldük ve ardı ardına operasyon haberlerini takibe koyulduk.

Ben her zaman, artık dolaylı abd – Türkiye savaşının başladığını, bu savaşa da rusya’nın abd yanında destekçi olarak katıldığını Ukrayna benzeri bir senaryo ile Türkiye’den otonomi kopartmaya çalıştıklarını söyledim ve yine General Doolittle örneğini verdim.
Aldığı madalyayı bombaya mı takacak? Yoksa istifasını verip sorumluluktan mı kaçacak?

Yeni yılın ilk ayını geride bırakmaya hazırlandığımız şu günlerde, bölgede örtülü abd ve Türkiye savaşı olduğunu deliller sayesinde daha net görüyoruz. hala bu orduya amerikancı diyen varsa gitsin rusya'ya iltica etsin hatta vatan partisine katılmış komutanlar gibi de diyalogçuluk etsin.

Bu delillerden en bariz örneği, birkaç gün önce Silopi’de hdpli belediyenin çöp poşeti içinde ele geçirilen, abd ordusunda 1000 adet bulunan, tanesi 250 bin dolar olan RQ -20A model insansız hava aracıdır. Bu hava aracını askeri yapılar haricinde hiçbir yerden temin edemezsiniz, çalarsanız da peşinize düşerler. RQ -20A adlı hava aracı haber alma ve keşif maksadıyla kullanılan bir alettir. Tabi bizim medya bu haberi sanki 1000 liralık eurocopter gibi verdi ama mesele o kadar basit değil.

Bugün, yine yaşadığımız acıya rağmen büyük ölçüde kalkışmanın olduğu yerlerde yıkım büyük olsa da emniyet hızla sağlanıyor. Bu işin başında da yine göreve gelmesi oldukça konuşulan Hulusi Akar var.

Kendisi istifa edebilirdi ya da emekliliğini isteyebilirdi. Şimdilik mücadele etmeyi seçti.

Bize de topyekûn bir savaşa hazır olmak düşer.

Eğer birilerinin yaydığı fotoğraflarda söylenildiği gibi sıcak yemek sorunu söz konusu olmuşsa ve olmaktaysa, bu ordunun lojistik sıkıntısı var demektir ve bunu bir kör bile görebilir.

Bunun öz eleştirisini yapamayacak kurmayların tarihteki mağluplar arasındaki yerini alacağını da bilmekteyiz. Çünkü ilerleyen günlerde Nusaybin, Yüksekova ve Şırnak merkezde de operasyonlar başlayacak ve önümüzdeki yaz aylarında şüphesiz bölge adeta yanacak.

20-22 Ocak Nato Nato Genelkurmay Başkanları toplantısı neticesinde, pkk ile mücadele konusunda bu sefer kimsenin ses edemeyeceği ortada. Çünkü Avrupa farkına vardı ki Türkiye’de askeri istikrar bozulursa, bu ülke otomatikman cihadçı yuvasına dönecek ve olaylar kesinlikle önüne geçilmez bir hal alacak.
Bununla birlikte Nato’nun Rusya’yı da iyice tehdit olarak belirlemesi, yeni olaylara gebe. Özellikle Ukrayna ve Polonya öncülüğünde doğu avrupa’da fazlasıyla hareket bekliyorum. Rusya’da müstemleke gücü üzerinden Ukrayna ve Moldova’yı hatta yılbaşı itibariyle AB bölgesinde serbest dolaşım alan Gürcistan’ı bile tehdit edecek bir hale gelebilir.

Bu ortamda da elbette Türkiye’den özellikle Türk Ordusundan net kararlar bekleyeceklerdir. Bu ortamda Hulusi Akar’ın yaptıkları akp siyasetinden daha etkili olmaya devam edecek."

----
alintidir
----
Kıyaslama Yapacaksan Hulusi Akar ile Mehmet ilker Başbuğ gibi bir adam aynı kefeye konulmaz. ilker Bağbuş Ta başından sonuna kadar AKPKK, Cemaat, ABD/AB, israil ortak üretimi Bayloz, egenekon vb. davalarda hiç bir zaman geri adım atmadı, söyleyeceği asla esirgemedi, askerinin yalnız bırakmadı, üstüne tüm bunların bedeli olarak yıllarca terörist damgası yapıştırılarak hapislerde yatırıldı.

Diğer yanda Hulusi Akar'ın bizzat yaveri, özellikle kendi seçmesi ve yollaması sonucu Ergenekon vb. davalarda askerler lehine çalışmıştır. Açın araştırın AMK.

Not: Mehmet ilker Başbuğ 1993-1995 yıllarında güneydoğuda yaptığı görev nedeniyle TSK Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası almıştır, ayrıca TSK Üstün Hizmet Madalyası, TSK Şeref Madalyası sahibidir.
devleti yönetenlerin büyük başarısızlığı ve ülkenin vahim gidişatı hakkında ne düşündüğünü merak ettiğim komutandır.