bugün

/94
şudur:

aşk, ayrılık, dost, dost kazığı, rutubet, şehvet, bel suyu, sıkıntı, umut, harç, kira, faturalar, herşeye rağmen yaşama çabası= HAYAT.
doğumla başlayıp ölümle biten zorlu maraton.
herhangi bir insanın gelip 'herşey' olması, ve hemen ardından 'herşey'inin bir anda herhangi bir insan olması üzerine kurulu bir sistem... hı sen adam olurda olayı erken çözersen, insanları bırak 'herşey' kadar gözünde büyütmeyi, 'hiç bir şey' kadar anlamsız kılmayı becerebilirsen huzur denen olguya nail olman mümkün...
korku tüneli gibi bi şey.
yirmi ikinci kattan aşağı öylece bakıp da atlayamamakmış.
kahpedir cumartesi sabahları...
bi anda içine düşüp 'ben nerdeyim' dediğimiz tam nerde olduğumuzu anladığımız andada ordan başka bi tarafa intikal ettiğimiz iki kapılı mekan.
pinhani'nin "haftanın sonu" adlı şarkısında açıklanan olay.
realist olursak, sevgilin olduğunu sandığın kimsenin sen onu beklerken onun pek yakın bir arkadaşınla seviştiği yerdir hayat.
rammstein dağılana kadar devam edecektir.
Çoğu zaman zorlu, sıkıcı ve üzücü geçen hayatımız boyunca elbette ki güzel anlar yaşarız, güzel insanlarla güzel muhabbetler, birkaç kadeh ve yanında sigara, şafak atana kadar geçirilen vakitler, birlikte tanık olunan güzel manzaralar, seyahatler, ilginç mekanlar...

Ama hepsinde yanlış olan bir şey vardır, yani demek istediğim, o an çok iyi vakit geçirdiğinizi düşünürsünüz ve hiç bir şeyin canınızı sıkamayacağınızı hissedersiniz; çünkü o anlar hayattan çaldığınız değerli anlardır, fakat içinizde hep ufak bir sıkıntı, bir sızı hissedersiniz...

Yani demek istediğim, birlikte olduğunuz insanlar değer verdiğiniz kişilerdir, fakat siz içten içe tanımadığınız ya da tam olarak bilemediğiniz birisiyle geçirmiş olmayı dilersiniz o güzel anları...

işte; eğer bir insan bu güzel anlardan birisinde bu sıkıntıdan eser taşımıyorsa yüreğinde, kesinlikle olmak istediği yerdedir ve yüreği onu sıkıştırmaktan vazgeçer, eğer bir erkek bir kadınla birlikteyken "başka birisiyle olsaydım şu güzel anda" diye düşünmüyorsa, olmak istediği kadınla birlikte demektir ve ne yazıktır ki o koca yaşamı boyunca gerçekten "yaşadım" diyebileceği o küçücük zaman dilimi, insana hayatında gerçekten yaşamadığı, sadece kendini rüyada sandığı tek an gibi gelir...

hakikaten, "insan hayatı bir tür hata olmalı..."*
gelenlerle gidenlerin, götürülenlerle getirilenlerin dengelediği upuzun bir çizgi. tanrı' nın yarattığı insan da, bu çizginin sonuna giderken mutluluk, üzüntü, endişe, coşku ve bir sürü yabancıyla karşılaşan bir kaşif...
herşeye rağmen yaşamaya değer olandır... Yaşamazsam bugünü, hayat beni bağışlamaz.
özlemekle geçer. yazın kış kışın yaz özlenir halbuki ikiside hep aynıdır tatlıdır ama. evdeyken iş işteyken ev özlenir. sevgili özlenir anne baba özlenir böyle geçer gider.
onur akın ve kazım koyuncudan dinlediğim şarkıyı aklıma getirmiştir, bu kelime. hakan yeşilyurt un seslendirdiği versiyonu da vardır.

(...)

Hayat denen sonsuzluğun
Karşısında bir çocuğuz
Düşe - kalka büyürken
Kalkamayız birçoğumuz
Bu hayat böyle mi olur
Düşen hep yerde mi kalır
Gün olur belin doğrulur
Kim ne olacak belli mi olur
Ama bitmez yolculuklar
Belki biraz canın yanar
Düştüğün yerde doğrulup
Başlar yine ılk adımlar
Bu hayat böyle mi olur
Düşen hep yerde mi kalır
Gün olur belin doğrulur
Kim ne olacak belli mi olur
ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın
aslında yokum ben bu oyunda
ömrüm beni yok saysın.

yılmaz odabaşı
yaşandığı süre boyunca insanı sürekli ikilem içinde bırakmaktır. asla tam olmaz hayatın tarifi, tam oldu derken yeni birisi eklenir hayata ve hayat yeni anlamlar kazanır. çoğu zaman zalimliğini tatsakta kimi kardeşlerimizce kimi zamanda güler yüzü vardır görmek istedikçe. sen evetsen hayat hayırdır. sen varsan hayat yok, sen yoksan hayat vardır. daima karşı tarafı tutar aslında. öfkeni çıkartmak için kaybetmişlikler karşısında yanındadır sadık dostun, suçlanacak olan hayat. güzel olduğuna kimi zaman delicesine inandığımız, var olduğunu ne türlü olursa olsun kabul etmek zorunda olduğumuz zaman kavramıdır hayat.
nedensiz başlayıp nedensiz biten.
hayat o kadar güzeldiki tükürüğümde bile hisedebiliyordum.
bize sorulmadan getirildiğimiz ve mecburen yaşadığımız süreç.
çok kazık sokan, bazen son verilmesi düşünülen ama bazense iyi ki yaşıyorum dedirten çelişkişi, abidik gubidik bir şey, anlamadım ben.
Sevinme! Yorgun sabırla, yokluğuna inat, Tırnağımla yapıştım, Varlığına ey Hayat.
bir yalandan ibarettir. istedikleriniz değil istemedikleriniz karşınıza çıkar.

sikim ben böyle ızdırabı...
insanın yaşadığı, çoğu zaman sitem ettiği bir yaşayış.
Çetele tutmak değildir.
seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın, çıkıyor olduğun veya çıkacağın demek değildir.
Kimi öptüğün, hangi sporu yaptığın veya kimlerin seni sevdiğide değildir.
Hayat ayakkabıların, saçın, derinin rengi değildir.
Nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğinde değildir.
Aslında hayat, notlar, para, giyisiler, girmeyi başardığın yada başaramadığın okullarda değildir.
Hayat:
Kimi sevdiğin ve kimi incilttiğindir.
Kendin için neler hissetiiğindir.
Güven, mutluluk ve şevkattir.
Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.
Hayat kıskançlığı yenmek, önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir.
Ne dediğin ve ne demek istediğindir.
insanların sahip oldukları değil, kendilerini olduğu gibi görmektir.
herşeyden önemlisi, hayatı, başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir.
işte hayat bu seçimden ibarettir

(bkz: Can Yücel)
© copyright 2005 - 2026