bugün
- bir ilişkiyi kim yönetir4
- arkadaşlar sizce ben nasıl biriyim4
- ayda 589 bin tl götüme sokuyorum iyi mi yapıyorum9
- cem yılmaz fırsatçılığı3
- sözlük yazarlarının dondurmaları5
- arkadaşlar tost yapamıyorum8
- zaman kavramı olmayan insan3
- ciddi ciddi aşure seven insan8
- deniz göktaş33
- sözlüğün mal dolması9
- mutlu yaşamın sırrı3
- bik bik abla vs vurduranlar12
- velvet31
- yine geliyorum yilanoglu4
- kızlar mesaj kutumu kısa süreliğine açtım5
- arkadaşlar böyle biri beni takip etmeye başladı7
- uyuşturucuyu bırakmak3
- uludağ sözlük bir ailedir6
- togg limuzin3
- şarapçı koala'yı duvarı yalarken görmek4
- müfredattan felsefe dersinin çıkarılması12
- diamond bosphorus13
- kemal kılıçdaroğlu18
- kim kimin fakesi belli olmayan sözlük5
- bay erecto bey birader2
- uzun marlboro deyince uzun mavi 2000 mi diyen kız4
- erectoton7
- arkadaşlar makarna yapamıyorum6
- durduk yere size kafayı takan yazarlar7
- gizli artı vermek7
- deniz göktaş'ın babasının thko mensubu olması8
- göbek piercing'i takan 40 yaşından büyük kadın3
- bütün biraderlere hükmeden birader5
- dine hakaretin ifade özgürlüğü olup olmadığı10
- beyler lütfen hlzaya gelin4
- sözlüğe totonu zikeyim butonu4
- her 3 kadından 1 inin bedava yemek için buluşması6
- arkadaşlar suşi yapamıyorum4
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği28
- tüm sözlüğe benden kuşkaş3
- 1 milyon verseler sözlük hesabınızı satar mısınız8
- sıcaktan kilo vermek3
- seninle şöyle böyle olabilirdik2
- çapkınlık dersleri3
- ali hamaney'in cenaze töreni4
- dona kara sinek kaçması2
- aylık 419 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- tai lung30
- sgk'nın gözlük camı için 130 tl karşılaması5
- araya adam sokup yazar banlatmak5
entry'ler (143)
25.03.2017 tarihinde Kültür Üniversitesi 15.00'da oynanacak oyun için iki kişilik biletim var ancak oyuna gidemeyeceğim, ilgilenenler iletişime geçebilir.
Yuvam. Burada beşinci senemi geçiriyorum. Lisansın bitiminden hemen sonra yüksek lisansa başladım ve muhtemelen bundan hemen sonra da doktoraya başlayacağım, özetle daha uzun yıllar kopmaya niyetim yok istanbul hukuktan. Yeryüzünde kendimi evimde gibi hissettiğim, ait olduğum tek yer bura. Ne zaman girsem o heybetli kapıdan, aklımda ne var ne yok her şeyi unuturum. Nami Barlas'ın küstürülmesi, Semih Gemalmaz'ın vedası, Kerim Atamer'in gidişi gibi üzücü olayların yaşandığı yaprak dökümü dönemine denk geldik biz. Kalabalığına sitem ettik, bitmeyen sınavlarıyla kaç mevsimi kaçırdık. Eski kalitesi yok diyorlar, eskisini bilemem ama mezuniyetin ardından girdiğim her ortamda bu okulun ve aldığım eğitimin kalitesini buram buram hissettim, hep hissettirildi.
Adem Sözüer hep eleştirildi, ben de eleştirdim. işin siyasi boyutunu bir kenara bırakırsak, konuşması gereken yerde susmalarını ya da olmadık mecralarda konuşmalarını başka bir başlıkta tartışırsak bir dekan olarak Adem Sözüer istanbul hukuk için elini taşın altına koymadı diyemem, yiğidi öldür hakkını yeme. Bu okulun kazandırdığı hukuk nosyonunu, verdiği eğitimi, kürsüye çıkan asistanından profesörüne bir tek hocasının kalitesini tartışmam. Eksik olan neydi? Yabancı dile verilen önemdi, ders dışı etkinliklerdi, öğrencinin kendisini geliştirme imkanıydı. istanbul hukuk mezunlarını özel üniversite mezunları karşısında geriye düşüren bunlardı. Bugün aklı başında, kendini yetiştirmeye hevesi olan herkes için istanbul hukuk birçok imkan sunabiliyor. Bunda Adem Sözüer'in emeği yadsınamaz. Lisans eğitiminin her döneminde ingilizce ve Almanca dillerinde seçmeli dersler var ama her dönem üst sınıflardan çok kolay olduğu duyulan bir seçmeli dersi 1000 kişilik dönemden 900 kişi alır, kalan 100 kişi diğer 10 derse dağılır. Hemen hemen her hafta katılabileceğiniz sertifikalı seminerler, konferanslar, çeşitli etkinlikler de var. Ayda en az bir kere yurtdışından gelen akademisyenleri dinleyebileceğiniz programlar yapılır. Okulda günde 4 ders yapılır, yarım gün. Kalan yarım günde gidip dil mi öğrenirsiniz, seminerlere mi katılırsınız, havuzluda çay sigara keyfi mi yaparsınız bu sizin tercihiniz.
Olumsuzluklar yok değil, bunları ortadan kaldırmak için herkes üzerine düşeni yapabilmeli. istanbul hukuk diploması hiçbir yerde size olumsuz bakılmasına sebep olmaz, aksine hangi kapıyı çalarsanız çalın istanbul hukuk diploması size o kapıyı açar. işte o kapı açıldıktan sonra içeride kalabilmek sizin kendinize neler kattığınıza bağlıdır, o aşamadan sonra istanbul hukuku, kalitesini, hocalarını, eğitimini suçlamak yersiz olur.
Uzun lafın kısası; buradaysanız değerini bilin, burada olmak istiyorsanız vazgeçmeyin.
Adem Sözüer hep eleştirildi, ben de eleştirdim. işin siyasi boyutunu bir kenara bırakırsak, konuşması gereken yerde susmalarını ya da olmadık mecralarda konuşmalarını başka bir başlıkta tartışırsak bir dekan olarak Adem Sözüer istanbul hukuk için elini taşın altına koymadı diyemem, yiğidi öldür hakkını yeme. Bu okulun kazandırdığı hukuk nosyonunu, verdiği eğitimi, kürsüye çıkan asistanından profesörüne bir tek hocasının kalitesini tartışmam. Eksik olan neydi? Yabancı dile verilen önemdi, ders dışı etkinliklerdi, öğrencinin kendisini geliştirme imkanıydı. istanbul hukuk mezunlarını özel üniversite mezunları karşısında geriye düşüren bunlardı. Bugün aklı başında, kendini yetiştirmeye hevesi olan herkes için istanbul hukuk birçok imkan sunabiliyor. Bunda Adem Sözüer'in emeği yadsınamaz. Lisans eğitiminin her döneminde ingilizce ve Almanca dillerinde seçmeli dersler var ama her dönem üst sınıflardan çok kolay olduğu duyulan bir seçmeli dersi 1000 kişilik dönemden 900 kişi alır, kalan 100 kişi diğer 10 derse dağılır. Hemen hemen her hafta katılabileceğiniz sertifikalı seminerler, konferanslar, çeşitli etkinlikler de var. Ayda en az bir kere yurtdışından gelen akademisyenleri dinleyebileceğiniz programlar yapılır. Okulda günde 4 ders yapılır, yarım gün. Kalan yarım günde gidip dil mi öğrenirsiniz, seminerlere mi katılırsınız, havuzluda çay sigara keyfi mi yaparsınız bu sizin tercihiniz.
Olumsuzluklar yok değil, bunları ortadan kaldırmak için herkes üzerine düşeni yapabilmeli. istanbul hukuk diploması hiçbir yerde size olumsuz bakılmasına sebep olmaz, aksine hangi kapıyı çalarsanız çalın istanbul hukuk diploması size o kapıyı açar. işte o kapı açıldıktan sonra içeride kalabilmek sizin kendinize neler kattığınıza bağlıdır, o aşamadan sonra istanbul hukuku, kalitesini, hocalarını, eğitimini suçlamak yersiz olur.
Uzun lafın kısası; buradaysanız değerini bilin, burada olmak istiyorsanız vazgeçmeyin.
Bazı insanlar çok hiç.
Ve bazıları haddinden fazlalar.
Bazen bakıyorum kendime, işte bu diyorum içimdeki hırsı yenebilecek hiç bi'şey yok.
Bazı şeyleri çok özlüyorum, bazı şeylerse hayatımda çok eğreti.
Bazen içimden bi ses "keşke" diyecek olduğunda diğer bi ses onu "asla!" diye bastırıyor, bunu seviyorum.
Bazı zamanlarda duyduğum her şeye "s.ktir et" diyip kahkahalar atmak geliyor içimden
Ama bazen dünyadaki tüm sesleri susturup bağıra çağıra anlatmak konuşmak istiyorum
Yani ben, ben çok dengesiz gibi görünüyor olabilirim oysa sabittir değerlerim.
Ve sarhoşken, sarhoşken ben hep böyleyim
Ve bazıları haddinden fazlalar.
Bazen bakıyorum kendime, işte bu diyorum içimdeki hırsı yenebilecek hiç bi'şey yok.
Bazı şeyleri çok özlüyorum, bazı şeylerse hayatımda çok eğreti.
Bazen içimden bi ses "keşke" diyecek olduğunda diğer bi ses onu "asla!" diye bastırıyor, bunu seviyorum.
Bazı zamanlarda duyduğum her şeye "s.ktir et" diyip kahkahalar atmak geliyor içimden
Ama bazen dünyadaki tüm sesleri susturup bağıra çağıra anlatmak konuşmak istiyorum
Yani ben, ben çok dengesiz gibi görünüyor olabilirim oysa sabittir değerlerim.
Ve sarhoşken, sarhoşken ben hep böyleyim
sevgilinin çok çok uzaklarda hem hasta hem huzursuz hem mutsuz olması. içime fenalık geldi sözlük.
"ben seni nerden tanıyorum ya?!"
hala dalga geçiyor ama gerçekten sanki çok iyi tanıyordum, meğer daha önce hiç görmemişim*
hala dalga geçiyor ama gerçekten sanki çok iyi tanıyordum, meğer daha önce hiç görmemişim*
itiraf etmeliyim ki ben artık Ankarayla başa çıkamıyorum. her taşın altından çıkıyor benimle problemi nedir bilmiyorum ama sevdiğim her şeye herkese göz koymuş gözünü sevdiğimin başkenti!
(bkz: uzak mesafe ilişkisi) bazı güzellikler değer zorluk çekmeye, vazgeçmeyin.
okuldaki ikinci seneme başlayacakken yıllık derslerin neden bu kadar can sıktığına anlam veremiyorum. dönemlik haline denk gelmedim bilmiyorum elbette ama iki ayda bir sınava girmekte çok makul görünmüyor bana. finalden önceki gece ders çalışmaya engel bir sistem tek sorun bu, ki böyle bir okulda bu yola çıktıktan sonra birazda çalışmak gerek okumak öğrenmek gerek. aday öğrencilere yardımcı olmak gerekirse her şey değişebilir, kontenjan azar azar düşürülmeye başlanmış ve bir gün dönemlik sisteme de dönülebilir. ancak bu okulda baki kalacak bir şey var ki tanıyacaksınız; Semih Gemalmaz! ve elbette ölümsüz Oğuzman kürsüsü..
sayın gemalmaz hocamız, kitap defter açık vize yaptı ki sınıf ortalaması yaklaşık 0,000031456 diye tahmin ediyorum. ama garipsemedik efsaneler zaten almış başını gidiyordu.* finalden önce son ders kürsüden yüzlerce insana seslendi, getirin kitabınızı defterinizi evladım dedi. sonra final günü geldi, kimse kitabına defterine güvenmiyordu zaten altı üstü psikolojik destek. hani izinden adım adım giden değerli asistanı mert hoca, karşımıza geçti ve kaldırın kitapları notları dedi ya. sınavın sonuna kadar bekledim şaka şaka çıkarın kitapları der diye, demedi. şu dersi geçersem kendimi asistan ilan ederim, durum öyle vahim...
şikayet etmeyin sevin o haftayı, iki hafta sürecekse ikisini de sevin. hatta abartıp üç hafta yapmışlarsa üçünü bile sevebilirsiniz. ama bir ay ne demektir? "final ayı". evet iühf yaptı bunu, mayıs ayı final ayı. Beyazıt meydanında yüzlerce Halil Sezai var inanmazsınız, fakülteye yaklaştıkça da isyeaaan sesleri yükseliyor.
herkeste varmış demek. mesajda cümle sonundaki iki noktayı hep trip olarak algılarım ben, evet çocukluğuma inmek gerek belki*
bencilim çok bencil. hep dünyanın merkezinde kalmalıyım sanki, hayatımdaki herkes her şey sadece ve hep benim olmalı ama ben hayatımdaki hiç bir şeye hiç kimseye ait olmamalıyım. hayatımdan isteyerek yada hiç istemeden çıkardığım her şeyden herkesten sonra bunu düşünür kızarım kendime, bırak herkes hayatını yaşasın derim. ama yok ben kaybetmeye hiç gelemiyorum sözlük ama korumayı da bilmiyorum çünkü bencilim. sırf bu yüzden gidip bulup kendimi affettirmek istediğim insanlar var, değer vermek çok değer vermek istediğim insanlar var.
kız yurtlarının Hacerleri rahatsız. Kız kızdır işte, yurda girip makyajıyla bileziğiyle oturup masasına dantel örten kız varsa tıp öğrencisi değildir, hukukçuda değildir, mühendislik öğrencisi de değildir nedir o bilmem. Entrylerin bir kısmındanda anladığımız gibi, çekicidir karizmatiktir o kadar ki hemcins hacerler böylesine rahatsız*
lys ler kapıya dayandığında yada en geç temmuz ayında sonuçlar açıklandığında hepiniz ygs ye ayırdığınız zaman için kendinize olmadık küfürler edeceksiniz, garanti. bu sınavı sadece lys öncesi "ösym denemesi" olarak nitelendirebiliriz, sakin olun sınava daha iki buçuk ay var.
iyi ki varsın be Galatasaray'ım! iyi ki varsınız Fatih'in aslanları!
tr.eurosport.com da canlı anlatımda ilk yarı sona erdi bildiriminden sonra gelen "hasan şaşın kafası yarılmış" bildirimi şu halde bile güldürdü*
galatasaray!
6-8 aralık tarihlerinde kargoya verilmesi gereken iki siparişimin birini 1 aralıkta diğerini 2 aralıkta kargoya vererek beni çok şaşırttılar, çok mutlu ettiler. kamera şakası mı diye düşünüyorum hala, o derece yani.
kardeşim; şafak sonsuz... yinede bir gün sesini duyarım diye yaşayabilmek deli cesareti...
Yıllarca geleceğe dair tek hayalim olan, hiç sahip olmadığım ruhumun orada yaşadığına inandığım okul; hatta nihayet okulum.