bugün
- gocu'ya lakap buluyoruz kampanyası19
- günün sorusu6
- ak partililerin apoya villa yaptırması11
- kolları damarlı erkek11
- bu işin içinde bir iş var4
- çeçenistan danışmanının cübbeli ahmet'i ziyareti7
- eksi almak icin girdi yazmak5
- günün şarkısı6
- hamferdi yazarlar6
- kendi cenazene erken gelmek5
- dönerciye gidip beni şaşırt demek6
- suriye de mahsur kalmış yobaz bacılar4
- perde asmak4
- sol frame de entry girebilecek başlık bulamamak4
- sabahları nefret edilen şeyler8
- yılbaşı gecesinin diğer gecelerden farkı olmaması7
- dövmesiz bir kızı gelin getirmek6
- kafasına güneş gözlüğü takan erkek4
- 13 eylül 2026 galatasaray kocaelispor maçı28
- poğaça kokusuna direnmek3
- 12 eylül 2026 konyaspor trabzonspor maçı6
- gazze de enkazdan 17 yeni ceset çıkarılması3
- ericsson jb9882
- kadınların güçlü erkek tercihi19
- tolkien4
- iğrenç başlığa verilen iğrenç yanıtların silinmesi2
- tulumba tatlısı6
- anın fotoğrafı20
- kinci sözlük2
- sözlük yazarlarının kombinleri14
- para tip fizik olmadan bir kız nasıl etkilenir11
- sarapci koala hatayi13
- menemene soğan koyup ülkeyi ikiye bölmek2
- sözlükte eğlence arayan yazarlar10
- yazarların en sevdiği şeyler15
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz40
- çok iyi birisin diyen ama ayrılan kız9
- üzülünce halıya uzanmak10
- sözlük erkeklerinin kol kasları8
- basketbol2
- telegram kullanan erkek8
- uludağ itiraf10
- islamda namaz yoktur21
- kuş pisliği diye soyada sahip olmak4
- fantastik sinemanın sıkıcılığı5
- taxi driver filmindeki pezevenk2
- kurtlar vadisi senaristlerinin ifadeye çağrılması2
- aşk nedir8
- silvermist'in mutfağına konuk olmak26
- sanatımı ekşi sözlükte icra etmeye karar vermem7
"Vak'a Halkalı Zirâat Mektebinde geçmişti"
- Bence Doktor, onu siz soyarak dinleyiniz;
Hastalik çünkü degil öyle ehemmiyetsiz.
Sade bir nezle-i sadriyyemi illet? Nerede?
Çocugun hali fenalaşti son günlerde,
Ameliyata çikarken sinif on gün evvel,
Bu da gelmez mi? Dedim " Kim dedi, oglum sana gel?
Nöbet üstünde adam kaçmali yorgunluktan;
Hadi yavrum, hadi söz dinle de bir parça uzan."
O zamandan beridir za'fi terakki ediyor;
Görünen: bir daha kalkinmasi artik pek zor;
Uyku yokmuş; gece hep öksürüyormuş; ateşin
Oluyormuş biraz dindigi
- Ben zaten işin,
Bir ay evvel biliyordum ne vahim oldugunu
Bana ihtara ne hacet, a beyim. Şimdi bunu?
Maamafih yeniden bakalim dikkatle:
Hükmü kat'i verelim, etmeye gelmez acele.
- Çagirin hastayi gelsin.
- Kapinin perdesini,
Açarak girdi o esnada düzeltip fesini,
Bir uzun boylu çocuk... Lakin o bir levha idi..!
Öyle bir levha-i rikkat ki unutmam ebedi,
Rengi uçmuş yüzünün, gözleri çökmüş içeri.
Elmaciklar iki baştan çikivermiş ileri.
O şakaklar göçerek cepheyi yandan sikmiş;
Firlamiş alni, damarlarla beraber çikmiş,
Betbeniz kül gibi olmuş uçarak nur-i sebab;
O yanaklar iki solgun güle dönmüş, bitab!
O dudaklar morarip kavlamiş artik derisi;
Uzamiş saç gibi kirpiklerinin her birisi!
Kafa yük gibi kesilip boynuna, çökmüş bagri;
Iki degnek gibi yükselmiş omuzlar yukari.
- Otur oglum seni dikkatlice bir dinleyelim...
Soyun evvelce, fakat...
- Siz soyunuz yok halim!
Soydu bi çareyi üçbeş kişi birden, o zaman
Aldi bir heykeli urya-i sefalet meydan
Yok bu kemik külçesinin dinlenecek bir ciheti:
"Bakmasak hastayi nevmid ederiz belki" diye;
Çocugun gögsüne yaklaştim biraz dinlemeye:
Öksür Oglum... Nefes al... Oldu, giyin;
Bakayim nabzina... A'la... Sana yavrum, kodein
Yazayim, öksürüyorsun, O, keser, pek iyidir...
Arsenik haplari al, söylerim eczaci verir.
Hadi git, kendine iyi bak...
- Nasıl ettin doktor?
- Edecek yok, çocuk artik yola girmiş, gidiyor!
Sol taraftan rienin zirvesi tekmil çürümüş;
Hastalik seyr-i tabiisini almiş yürümüş.
Devri salisteki asari o mel'un marazin
Var tamamiyle, degil hiçbir eksik arazin.
Bütün a'raz, şehikiyle, zefiriyle...
- Yeter !
Hastanin çehresi meydan da! Insanda meger
Olmasin his denilen şey... O degil, lakin biz
Bunu "Tebdil-i hava" derde nasil göndeririz?
Şurda üçbeş günü var... Gönderelim Yolda ölür....
"Git!" demek, hem, düşünürsek ne büyük bir zuldür!
Hadi göndermeyelim... Var mi fakat imkani?
Kime derd anlatiriz? Bulsan a derde anlayani!
- Sözünüz dogru, Müdür bey; ne yapi yapmali; tek
Bu çocuk gitmelidir. Çünkü eminim, pek pek,
Daha bir hafta yaşar, sonra sirayet de olur;
Böyle bir hastayi gönderse de mektep ma'zur.
- Bir mubassir çagirin.
- Buyrun efendim.
- Bana bak :
Hastanin gitmesi herhalde muvafik olacak.
"Sana tebdil-i hava tavsiye etmiş doktor.
Gezmiş olsan açilirsin..." diye bir fikrini sor.
"Istemem!" de o fakat dinleme, iknaa çaliş;
Kim bilir, belki de biçare çocuk anlamamiş?
***
- Şimdi tebdil-i hava var mi benim istedigim?
Birakin halime artik beni, rahat öleyim!
Üç buçuk yil bana katlandi bu mektep, üç gün
Daha katlansa kiyamet mi kopar? Hem ne içün
Beni yillarca barindirmiş olan bir yerden.
"Öleceksin!" diye kogmak? Bu kogulmaktir. Ben,
Kimsesiz bir çocugum nerde gider yer bulurum?
Etmeyin sokaklarda perişan olurum!
Anam ölmüş babamin bilmiyorum hiç yüzünü;
Sanki atideki mevhum refahim giderek,
Onu çalkandigi hüsranlar, içinden çekecek!
Kardeşim kurdugun amali devirmekte ölüm;
Beni göm hurfe-i nisyana, ben artik öldüm!
Hangi bir derdim için agliyayim, bilmiyorum.
Döktügüm yaşlari çok görmeyiniz; magdurum!
O kadar sa'y-i beligin bu sefalet mi sonu?
Biri evvelce eger söylemiş olsaydi bunu,
Çalişip ömrümü çilginca heba etmezdim,
Ben bu müstakbele mazimi feda etmezdim!
Merhamet bilmeyen insanlara bak, Yarabbi,
Koguyorlar beni bir sail-i avere gibi!
- Seni bir kerre kogan yok, bu sözün pek haksiz.
"Istemem yollamayin" dersen eger, kal, yalniz...
Hastasin...
- Hem Verem'im! Söyle, ne var saklayacak!
- Yok canim, öyle degil...
- Öyle ya herkes ahmak,
Birakirlar mi, eger gitmemiş olsam acaba?
Dogrudur gitmeliyim... Koşturunuz bir araba.
Son siniftan iki vicdanli refikin koluna
Dayanip çikti o biçare, sefalet yoluna.
Atarak arkaya bir lemba-i lebriz-i elem,
Onu teb'id edecek paytona yaklaşti "Verem"!
Tuttu bindirdi çocuklar sararak her yerini,
Öptüler girye-i matem dökerek gözlerini;
- Çekiver dogruca istasyona...
- Yok, yok, beni ta,
Götür Istanbula bir yerde birak ki; guraba,
- Kimsenin onlara aldirmadigi bir sirada -
Uzanip ölmeye bir şilte bulurlar orada!
mehmet akif ersoy
- Bence Doktor, onu siz soyarak dinleyiniz;
Hastalik çünkü degil öyle ehemmiyetsiz.
Sade bir nezle-i sadriyyemi illet? Nerede?
Çocugun hali fenalaşti son günlerde,
Ameliyata çikarken sinif on gün evvel,
Bu da gelmez mi? Dedim " Kim dedi, oglum sana gel?
Nöbet üstünde adam kaçmali yorgunluktan;
Hadi yavrum, hadi söz dinle de bir parça uzan."
O zamandan beridir za'fi terakki ediyor;
Görünen: bir daha kalkinmasi artik pek zor;
Uyku yokmuş; gece hep öksürüyormuş; ateşin
Oluyormuş biraz dindigi
- Ben zaten işin,
Bir ay evvel biliyordum ne vahim oldugunu
Bana ihtara ne hacet, a beyim. Şimdi bunu?
Maamafih yeniden bakalim dikkatle:
Hükmü kat'i verelim, etmeye gelmez acele.
- Çagirin hastayi gelsin.
- Kapinin perdesini,
Açarak girdi o esnada düzeltip fesini,
Bir uzun boylu çocuk... Lakin o bir levha idi..!
Öyle bir levha-i rikkat ki unutmam ebedi,
Rengi uçmuş yüzünün, gözleri çökmüş içeri.
Elmaciklar iki baştan çikivermiş ileri.
O şakaklar göçerek cepheyi yandan sikmiş;
Firlamiş alni, damarlarla beraber çikmiş,
Betbeniz kül gibi olmuş uçarak nur-i sebab;
O yanaklar iki solgun güle dönmüş, bitab!
O dudaklar morarip kavlamiş artik derisi;
Uzamiş saç gibi kirpiklerinin her birisi!
Kafa yük gibi kesilip boynuna, çökmüş bagri;
Iki degnek gibi yükselmiş omuzlar yukari.
- Otur oglum seni dikkatlice bir dinleyelim...
Soyun evvelce, fakat...
- Siz soyunuz yok halim!
Soydu bi çareyi üçbeş kişi birden, o zaman
Aldi bir heykeli urya-i sefalet meydan
Yok bu kemik külçesinin dinlenecek bir ciheti:
"Bakmasak hastayi nevmid ederiz belki" diye;
Çocugun gögsüne yaklaştim biraz dinlemeye:
Öksür Oglum... Nefes al... Oldu, giyin;
Bakayim nabzina... A'la... Sana yavrum, kodein
Yazayim, öksürüyorsun, O, keser, pek iyidir...
Arsenik haplari al, söylerim eczaci verir.
Hadi git, kendine iyi bak...
- Nasıl ettin doktor?
- Edecek yok, çocuk artik yola girmiş, gidiyor!
Sol taraftan rienin zirvesi tekmil çürümüş;
Hastalik seyr-i tabiisini almiş yürümüş.
Devri salisteki asari o mel'un marazin
Var tamamiyle, degil hiçbir eksik arazin.
Bütün a'raz, şehikiyle, zefiriyle...
- Yeter !
Hastanin çehresi meydan da! Insanda meger
Olmasin his denilen şey... O degil, lakin biz
Bunu "Tebdil-i hava" derde nasil göndeririz?
Şurda üçbeş günü var... Gönderelim Yolda ölür....
"Git!" demek, hem, düşünürsek ne büyük bir zuldür!
Hadi göndermeyelim... Var mi fakat imkani?
Kime derd anlatiriz? Bulsan a derde anlayani!
- Sözünüz dogru, Müdür bey; ne yapi yapmali; tek
Bu çocuk gitmelidir. Çünkü eminim, pek pek,
Daha bir hafta yaşar, sonra sirayet de olur;
Böyle bir hastayi gönderse de mektep ma'zur.
- Bir mubassir çagirin.
- Buyrun efendim.
- Bana bak :
Hastanin gitmesi herhalde muvafik olacak.
"Sana tebdil-i hava tavsiye etmiş doktor.
Gezmiş olsan açilirsin..." diye bir fikrini sor.
"Istemem!" de o fakat dinleme, iknaa çaliş;
Kim bilir, belki de biçare çocuk anlamamiş?
***
- Şimdi tebdil-i hava var mi benim istedigim?
Birakin halime artik beni, rahat öleyim!
Üç buçuk yil bana katlandi bu mektep, üç gün
Daha katlansa kiyamet mi kopar? Hem ne içün
Beni yillarca barindirmiş olan bir yerden.
"Öleceksin!" diye kogmak? Bu kogulmaktir. Ben,
Kimsesiz bir çocugum nerde gider yer bulurum?
Etmeyin sokaklarda perişan olurum!
Anam ölmüş babamin bilmiyorum hiç yüzünü;
Sanki atideki mevhum refahim giderek,
Onu çalkandigi hüsranlar, içinden çekecek!
Kardeşim kurdugun amali devirmekte ölüm;
Beni göm hurfe-i nisyana, ben artik öldüm!
Hangi bir derdim için agliyayim, bilmiyorum.
Döktügüm yaşlari çok görmeyiniz; magdurum!
O kadar sa'y-i beligin bu sefalet mi sonu?
Biri evvelce eger söylemiş olsaydi bunu,
Çalişip ömrümü çilginca heba etmezdim,
Ben bu müstakbele mazimi feda etmezdim!
Merhamet bilmeyen insanlara bak, Yarabbi,
Koguyorlar beni bir sail-i avere gibi!
- Seni bir kerre kogan yok, bu sözün pek haksiz.
"Istemem yollamayin" dersen eger, kal, yalniz...
Hastasin...
- Hem Verem'im! Söyle, ne var saklayacak!
- Yok canim, öyle degil...
- Öyle ya herkes ahmak,
Birakirlar mi, eger gitmemiş olsam acaba?
Dogrudur gitmeliyim... Koşturunuz bir araba.
Son siniftan iki vicdanli refikin koluna
Dayanip çikti o biçare, sefalet yoluna.
Atarak arkaya bir lemba-i lebriz-i elem,
Onu teb'id edecek paytona yaklaşti "Verem"!
Tuttu bindirdi çocuklar sararak her yerini,
Öptüler girye-i matem dökerek gözlerini;
- Çekiver dogruca istasyona...
- Yok, yok, beni ta,
Götür Istanbula bir yerde birak ki; guraba,
- Kimsenin onlara aldirmadigi bir sirada -
Uzanip ölmeye bir şilte bulurlar orada!
mehmet akif ersoy
alm. (bkz: krank)
farsçada haste, bıçakla yaralanmış demektir...
Kısaca ve en hissedilen şekliyle şu an itibariyle içerisinde bulunduğum , vücudun üzerinden tır geçmiş gibi olması ve burun deliklerinin sızlaması halidir. Bu durumun içerisin3de olan kişilere söylenen en alışılagelmiş söz geçmiş olsun olmakla beraber spontane gelişerek Allah ölülerine tez kavuştursunda denebilir .
hastayım hastasın hastayız. evet aynen böyle herkesin cebelleştiği durumdur hastalık ve hasta olmak. anlık olarakta olsa değişen dünya düzeninde hasta olmayan yoktur. kimileri kendini sağlam sanar tabi ki bilmez hasta olduğunu başkalarının ona hasta dediğini. dolayısı ile nedir anlamamız gereken; hasta olmak bedenen ve beynen gerçekleşebilir. sen grip oldun hastasın, sen sinüzitsin hastasın, sen sigara içiyorsun hastasın, sen faşistsin hastasın, sen komünistsin hastasın ya sen evet sen de dincisin hastasın. hepiniz hastasınız hepimiz hastayız. neye göre kime göre peki; bana göre, sana göre, doktora göre, devlete göre... liste uzar gider anlamak lazım gerçekleri sağlıklı bir toplum değiliz hepsini geçtim yaşadığımız dünya bile hasta yahu. e ben ne yapayım ben mi kurtaracağım dünyayı. kenarda oturayım bari keyfime bakayım. bu mudur bu kadar basit midir? 2 bakınız vererek özetliyorum ve her zaman ki klasik sözümü kullanıyorum anlayana sivri sinek saz anlamayana davul zurna az.
(bkz: sen yanmazsan ben yanmazsam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa)
(bkz: sen yanarsan ben yanarsam kim çıkacak karanlıktan aydınlığa)
(bkz: sen yanmazsan ben yanmazsam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa)
(bkz: sen yanarsan ben yanarsam kim çıkacak karanlıktan aydınlığa)
ziya gökalp'in takma adlarından birisi.
(bkz: sicko)
cem yılmaz'ın cmylmz dvd nin 2. cd'sinde yer alan bir şaka skeç gibi bir şey. çok komik olmakla birlikte her zaman dolaşan cem yılmaz cd lerinde olmayan bir bölüm. bir diğeri ise anadolu rock nasıl yapılır.
latince mızrak anlamına gelen kelime.
(bkz: hasta hakları)
argoda salak vb. anlamında da kullanılır.
aslen vücut fonksiyonlarında çeşitli rahatsızlıkların yaşandığı kişilerdir.
ilgi ve bakıma ihtiyaç duyarlar.
aslen vücut fonksiyonlarında çeşitli rahatsızlıkların yaşandığı kişilerdir.
ilgi ve bakıma ihtiyaç duyarlar.
erotik karate parçası.. iyi $arkı.
çıkarsana $u gözlüklerini
bak etrafına bir defa
çıplak gözlerle ne kadar farklıymı$ değil mi dünya
gece gibi kara o saçların
sahte bir siyahlıktan ibaretmi$ oysa
kafamdaki kurallar etraftaki insanlar
hepsi birbirinden de hasta
bak gözlerime korkma
farkımız yok aslında
senin de benim de yaşadıklarımız bo$a
baktığım bu gözler hasta
öptüğüm dudaklar hasta
sevgi sözcükleri yalan
duymasan da yalan
baktığım gözler hasta
öptüğüm dudaklar hasta
sevgi sözcükleri yalan
bu bana senden kalan
ya$adıklarımız boşuna
aynadaki insan hasta
çıkarsana $u gözlüklerini
bak etrafına bir defa
çıplak gözlerle ne kadar farklıymı$ değil mi dünya
gece gibi kara o saçların
sahte bir siyahlıktan ibaretmi$ oysa
kafamdaki kurallar etraftaki insanlar
hepsi birbirinden de hasta
bak gözlerime korkma
farkımız yok aslında
senin de benim de yaşadıklarımız bo$a
baktığım bu gözler hasta
öptüğüm dudaklar hasta
sevgi sözcükleri yalan
duymasan da yalan
baktığım gözler hasta
öptüğüm dudaklar hasta
sevgi sözcükleri yalan
bu bana senden kalan
ya$adıklarımız boşuna
aynadaki insan hasta
bi şeyin ne kadar güsel, aşmıs olduğunu dile getirmek içinde kullanılır kimi zaman.
(bkz: hasta bi şarkı)
(bkz: hasta bi şarkı)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar