bugün

uzaklaşma isteğidir. belki kaçmaktır gerçekten ya da gerçek gibi gösterilmeye çalışılan her şeyden..
ama şuan sadece pratiğe dökülmesi zor olan bir teori.. zor bir dilek..
bir yerden gidemeyen insanı kendinden götüren istek..
bazen istemeyi istemekle bazen bir şey istememekle çözülürken bir şeyler bazen de bu konuda olduğu gibi ne istemekle ne de gerçekleştirmekle çözülmeyecek..
biraz uyku hapıyla beyni uyutma.. biraz lakayıt davranışlarla kafa dağıtma..
hazm içinde bir kaç mide hapı da şart tabi..
bir şeyi istemek yapamayacağını bilerek istemek gitmek isteyipte gidememenin acısı kadar koyarmı merak edilmektedir şimdilerde..
ve bir söz gelir akla..
-istemeyi istemek gerçekleştirmenin yarısıdır-
ya da onun gibi birşey..
işte böyle anlarda insan bir güzel küfür sallar kendine..
çünkü her omzunda ağlayıp ne yapacağım, beceremiyorum diyene:
iste.. yeter ki iste... diye teselli verirken aynı girdaba girince verdiği tesellilerin palavra oluşunu görmekte ve tesellisinde bile yalan söylediği için asabiyet kazanmaktadır.
işte gitmek isteyipte gidememek böyle bir şeydir.
can yücelin dediği gibidir belki de...

ben her bahar aşık olmam ama her bahar gitmek isterim.
gittiğim olmadı hiç, ama olsun... istemek de güzel...
çaresizliğin dibe vurmasını görüp "olsun istemekte bişey" deyip kabullenmektir çaresizliğini.
her şeyi başarabileceğini zannederken olduğun yerde kalakalmak, afallamak, sinirden ağlamaklı olma anıdır.
pek çok istanbullunun içerisinde bulunduğu ikilem. gitmek istersiniz, bırakmaz sizi istanbul; farkında olmadan esiri olmuşsunuzdur.
gitmek her akarsuyun yazgısıdır

hoş insan bilemiyor önceleri

akarsu sanıveriyor kendini

dalgalar beklıyor,

taşları dövmek adına yosun bağladıgını farkedıyor sonra

durgunlugundan süpheleniyor

ve öğreniyor ki;

koca bir gölden başkası değil

ne bir yere dökülüyor ne ona dökülen var

kurumaya muhtaçken gitmek masalından hiç vazgeçmiyor

yeter ki iste yeter ki

istiyor ama

gereksiz bir insanın soluguna karışmış

bir birim oksijen olmaktan kurtaramıyor kendini.
bazen insanı hiç bırakmayan his/duygu.
mutsuzsundur.. bişeyler...bişeyler acı verir sana..
belki sevdiğin kadar sevilmezsin belki bi konuda istemediğin gibidir.az değil gerçekten acı çekersin..
döner yürürsün olmaz. adım attıkça kendini çiğnersin. düşlerini...
döner sarılırsın.. hala mutsuzsundur..
gitsen de gitmesen de..
beynin iki lobunun karşı karşıya geldiği durumdur, duygudur. söz konusu durum sevgiliye ithafense eğer, yoktur daha acısı.
gitmekten daha çok kalmak istenildiğinin göstergesi.
sadece hayal görmektir.
savursam küllerimi
daglara denizlere
yeserirdi küllerim
sana olan sevgimle

gitmek mümkün olsa
gitsem uzaklara
sevmesem seni
yaksam yüregimi

gibi bir durum herhalde ''gitmek isteyip gidememek''.
en sonun da mala bağlamaktır duyguları, kararsızlığın karanlığında savrulmaktır bir sevgiliye gidememek.
gitmekle gidilmiyor ki…
gitmekle gitmiş olamazsın;
gönlün kalır,
aklın kalır,
anıların kalır.

Dizelerinde anlatmış aslında Cemal Süreya neden gitmek isteyip de gidemediğimizi.
insanın içine düştüğünde çaresiz kaldığını hissettiği an'a verilen durum.
değer verdiğimiz insanlar

tüm engeller bu işte
ve maddi sıkıntı...
Hiç kaçıp gitmek isterken buralardan yüreğin yine de kalmak istedi mi bedenin?
(Bkz: Kadın kokusu)
© copyright 2005 - 2026