bugün
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı9
- üç harflilerin size gösterdiği vizyonlar7
- incil vahiy9
- nervio hamferdi11
- recep tayyip erdoğan26
- diamond bey birader elmas beydir4
- 30 ağustos 2026 samsunspor fenerbahçe maçı8
- galatasaray11
- sarapci koala69
- 30 ağustos zafer bayramı16
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı29
- eksilemeyi hobi haline getirmek4
- zihin okuma mümkün mü4
- iq testi yaptırmış sözlük yazarları11
- nerede yanlış yaptım2
- winsley boteli2
- kadir mısıroğlunu vatandaşlıktan atan fenerbahçeli2
- tai lung44
- türklerin türkiye de asimile olması6
- gs'ye yapılan torpillere söylenmek10
- rafael leao34
- 0 0 713
- zihinsel atom2
- kışlık domates yapmak2
- almanya5
- anın görüntüsü19
- kadınlardaki sahiplenilme isteği8
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan34
- ismet gürbüz3
- mustafa kemal atatürk7
- mutlu ama uzak olsun6
- annenin hayatındaki kadını onaylamaması5
- sözlüğün en bohem yazarı5
- cem yılmaz7
- israil2
- aleksey batrakov11
- uludağ sözlük ten faşizm'i söküp atacağız23
- enayilerin bitik leao'ya 17 m euro maaş vermesi19
- beklenti2
- zihin kontrolü2
- baldız baldan tatlıdır3
- doğulu ve güneydoğulu türkler3
- uzun bacaklı ince belli iri göğüslü dar kalçalı4
- tom holland5
- şarap2
- zaman insanı olgunlaştırır mı4
- menzil cemaati ne üretiyor9
- tarihsizlik3
- ekt2
- sarapci koala'nın akp'li olması4
entry'ler (46)
+beni ne kadar seviyorsun?
- üç metre.
yaşanmıştır:)
- üç metre.
yaşanmıştır:)
nicki altındaki entrylerin 3'de 1'i kendisine aittir. cevap vermeden duramaz. belli ki sindirim sorunu var. açtığı başlıklar ilgi görmezse daha sonra 2. entryi kendi girer. ister ki bana saldırsınlar ben de onların foyalarını(kendince) ortaya çıkartayım falan. bu arkadaşa göre her şeyin sebebi islamdır. misal ismail güldüren başlığına girdiği entrye bak anlarsın ne demek istediğimi. küçümsemek için söylemiyorum ama çok dikkate alınacak biri değil bence. tutarsız da tabii. bi taraftan düşmanı olduğu kişileri kan dökmekle suçlar ama diğer taraftan istiklal mahkemeleri kurulsun çığırtkanlığı yapar, üstüne de insanlıktan bahseder. tuhaf.
hee unutmadan; bir de her şeyi bildiğini zannetmesi var ya, tadından yenmez.
hee unutmadan; bir de her şeyi bildiğini zannetmesi var ya, tadından yenmez.
yapılan bu tür uygulamaların lütuf değil de hizmet olduğunu düşünen, bu hizmetlerin zaten kendisinden oluk gibi kesilen vergilerle yapıldığını bilen, şehir içi ulaşımın bir lüks değil insani bir hak olarak gören ve ayrıca bu uygulamaları yapan belediye vb. kurumların kar amacı gütmemesi gerektiğini farzeden zihniyetle aynı olması kuvvetle muhtemel.
allah resulü'ne ait olup olmadığı bile emin olunmayan bir takım şeyler kutsallaştırılırsa putlaşması bonus olarak yanında kaçınılmazdır. ki kendisine ait olsa bile bir hırka, bir kıl tanesi kutsal mıdır? bence asıl soru bu.
ittifakla citizen kane'dir. sinemanın akışını belirlemiştir.
(bkz: tesbih namazı)
buzdağının görünen kısmıdır.
kesinlikle tavsiye etmem.
yazık verdiğiniz onca paraya. iki kişi gecelik oda fiyatı hafta içi 250 tl ve hafta sonu 300 tl.
ayrıca en az iki gün ayırtmak zorundasın odayı.
kış sezonu bi de, kim bilir yazın nasıl bir fiyat geçiriliyordur .
oda pislik içinde yatarken bile iğreniyorsunuz.
elini attığın her eşya elinde kalıyor.
hamam diye gösterilen banyo tam bir kazık, iki kurna koyunca hamam olmuyor.
kahvaltı desen 5 çeşit zeytinle sofrayı kalabalık göstererek eksikleri saklayamazsın.
personelin denyoluklarına hiç girmiyorum bile...
soğuktan donmuşuz odalar esintiden uçacak neredeyse
odun istiyorsun, saçma, yalandan bahane.
neymiş odunluk çökmüş de odunları çıkaramıyorlarmış o yüzden idareli kullanmamız gerekiyormuş.
odunları çalmak zorunda kaldık en sonunda.
ne kötü bir yalandır...
ben sana parayı öderken bahane sunuyormuyum.
tamı tamına alıyorsan paranı, karşlığında vaad ettiğin hizmeti sunmak zorundasın.
4 yıldızlı otel fiyatına 2 yıldızlı otel hizmeti (o iki yıldızı da manzara ve şöminesine verilir ancak)
yaşadığımız son şok ise ödemeyi yaparken gerçekleşti.
odaya istediğimiz iki tabak salata ve biraz peynir için ekstra 120tl fiyat çıkarmışlar.
kelimelerin bittiği andır artık...
yazık verdiğiniz onca paraya. iki kişi gecelik oda fiyatı hafta içi 250 tl ve hafta sonu 300 tl.
ayrıca en az iki gün ayırtmak zorundasın odayı.
kış sezonu bi de, kim bilir yazın nasıl bir fiyat geçiriliyordur .
oda pislik içinde yatarken bile iğreniyorsunuz.
elini attığın her eşya elinde kalıyor.
hamam diye gösterilen banyo tam bir kazık, iki kurna koyunca hamam olmuyor.
kahvaltı desen 5 çeşit zeytinle sofrayı kalabalık göstererek eksikleri saklayamazsın.
personelin denyoluklarına hiç girmiyorum bile...
soğuktan donmuşuz odalar esintiden uçacak neredeyse
odun istiyorsun, saçma, yalandan bahane.
neymiş odunluk çökmüş de odunları çıkaramıyorlarmış o yüzden idareli kullanmamız gerekiyormuş.
odunları çalmak zorunda kaldık en sonunda.
ne kötü bir yalandır...
ben sana parayı öderken bahane sunuyormuyum.
tamı tamına alıyorsan paranı, karşlığında vaad ettiğin hizmeti sunmak zorundasın.
4 yıldızlı otel fiyatına 2 yıldızlı otel hizmeti (o iki yıldızı da manzara ve şöminesine verilir ancak)
yaşadığımız son şok ise ödemeyi yaparken gerçekleşti.
odaya istediğimiz iki tabak salata ve biraz peynir için ekstra 120tl fiyat çıkarmışlar.
kelimelerin bittiği andır artık...
(bkz: sustafa mandal)
- objection your honor takım sarardandı ama.
nede olsa, bir zamanlar arkasında sabahların sultanı vardı *
bu güzel filmin bu kadar muhteşem müziği her saçma habercik kanallarından böyle fütursuzca tüketildiğindendirki, çocuklarda da korkuya sebebiyet verebilir.
diğer her tip kredi kartı reklamlarında olduğu gibi hesabında bol rakamları olanlar için gayet mayhoş bir reklam.
saçlar dururken kaşların beyazlaması durumun pek de üzüntü vermediğini gösterir.
...
biz
herhangi bir vakitte
dört kişiydik.
o zamanlar her zaman daha haziran
tümü gece oluyordu olan
alnımızdaki leke simsiyahtı,
kazıdıkça altından başka renkler çıkan.
biz tek gayesi olan dört anlamdık
korkmazdık ve sapmıyorduk yolumuzdan
en istekli halimizdi düşlerimizdeki yaşam.
bazen bir anahtar oluyordu hayatımız
bilmeden bir kapı arayan
bazen kilitli bir hal alıyorduk
yanlış anahtarlarla acıyan.
aşk bizde su gibiydi
neyse o oluyorduk.
akıyorsak ırmak deniliyordu bize,
durgunsak deniz, bir ağaca can,
bir avuçtaysak sahibine hayat da verebilirdik
kiminin gözyaşına karışır
onda ağlanmak isterdik.
biz su gibiydik
bulutlar bizi yüklenince gri olurdu,
yağmur bizi yağardı
yaprakta yeşil, bir çiçekte kırmızı olurduk
biz anlam veriyorduk her şeye,
bizimle renk buluyordu her mekan
oysa unuttuğumuz bir şey vardı
eksiliyorduk almadığımız zaman
biz nereye gidersek gidelim
sızıları da götürüyorduk yanımızda
sözlerimiz kapılmıyordu ama hayata
gerçek bellemiştik çünkü bulunduğumuz yolu
paçalarımızı gündüze bulaştırmadan yürüdüğümüz
o günlerde pek belli olmuyordu akşamın sağı solu.
geceyi ağustos böceklerinden dinliyorduk
bir sabah bir kumru anlattı çünkü bize,
ağustos böceğinin bir yıldıza olan aşkını
ama biz ona söylemedik
yıldızın bir kırmızı düşü kandırdığını
anlatamadık bize bile, bizden neyi aldığını.
biz
herhangi bir vakitte
dört renktik.
biz
herhangi bir cümlede
tek nedendik.
biz
herhangi bir nedenle
bizdik.
zaman, hala daha haziran.*
biz
herhangi bir vakitte
dört kişiydik.
o zamanlar her zaman daha haziran
tümü gece oluyordu olan
alnımızdaki leke simsiyahtı,
kazıdıkça altından başka renkler çıkan.
biz tek gayesi olan dört anlamdık
korkmazdık ve sapmıyorduk yolumuzdan
en istekli halimizdi düşlerimizdeki yaşam.
bazen bir anahtar oluyordu hayatımız
bilmeden bir kapı arayan
bazen kilitli bir hal alıyorduk
yanlış anahtarlarla acıyan.
aşk bizde su gibiydi
neyse o oluyorduk.
akıyorsak ırmak deniliyordu bize,
durgunsak deniz, bir ağaca can,
bir avuçtaysak sahibine hayat da verebilirdik
kiminin gözyaşına karışır
onda ağlanmak isterdik.
biz su gibiydik
bulutlar bizi yüklenince gri olurdu,
yağmur bizi yağardı
yaprakta yeşil, bir çiçekte kırmızı olurduk
biz anlam veriyorduk her şeye,
bizimle renk buluyordu her mekan
oysa unuttuğumuz bir şey vardı
eksiliyorduk almadığımız zaman
biz nereye gidersek gidelim
sızıları da götürüyorduk yanımızda
sözlerimiz kapılmıyordu ama hayata
gerçek bellemiştik çünkü bulunduğumuz yolu
paçalarımızı gündüze bulaştırmadan yürüdüğümüz
o günlerde pek belli olmuyordu akşamın sağı solu.
geceyi ağustos böceklerinden dinliyorduk
bir sabah bir kumru anlattı çünkü bize,
ağustos böceğinin bir yıldıza olan aşkını
ama biz ona söylemedik
yıldızın bir kırmızı düşü kandırdığını
anlatamadık bize bile, bizden neyi aldığını.
biz
herhangi bir vakitte
dört renktik.
biz
herhangi bir cümlede
tek nedendik.
biz
herhangi bir nedenle
bizdik.
zaman, hala daha haziran.*
(bkz: beyaz kürt)