bugün
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı57
- ayrıldık31
- 14 ekim 2026 istanbul yağmuru11
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı86
- sözlükte yasak aşk yaşadığına inandığımız yazarlar20
- fenerbahçeli yazarlar14
- avustralya3
- queen ravenna'ya açık teklif12
- ev boş gelsene diyen kızın amacı12
- sözlükte takılan evli barklı yazarların amacı28
- ikra3
- ilkokul bebesine türbanı savunmak33
- arkadaşlar size bi soru sorucam56
- yağmur yağınca direkt nescafe yapan kezban kız13
- enayimiknatisii26
- arkadaşlar çok sıkıcısınız8
- from gold from dust5
- norveç3
- seks neden ayıptır14
- azerbaycan8
- fenerbahçe6
- arkadaşlar acıktım8
- akrabaların içindeki en zengin insan16
- evde çiçek yetiştiren erkek7
- aston villa 6 fenerbahçe 07
- aston villa fc6
- uludağ sözlük acil ilgi hattı15
- erkeği karizmatik gösteren şeyler28
- 14 ekim 2026 halk tv polis baskını27
- bedevi arap vahşiliği6
- ithal kürtler10
- karton toplayan çocuğu aparta atmak6
- uludağ sözlükte yakışıklı erkek olmaması9
- fenerbahçelilere özel yanık kremi5
- sindirella'nın orospu olması8
- kale3112'nin erik gibi hatun olması7
- ankara abisi iyilik derneği11
- din gerekli midir sorunsalı7
- sevişirken beni tokatla diyen hatun5
- 14 ekim 2026 fenerbahçe'nin ırzına geçilmesi6
- insanı cinsel açıdan çekici yapan tuhaf ayrıntılar8
- erkeğin orospusu tipler7
- sözlük boş gelsene5
- uykusuzken sinirli olmak4
- f6n6rb6hç65
- aslolan ağladıysan bi duşa gir6
- yağmurdan nefret etmeye başlamak8
- aston villa'nın fenerbahçe'ye döşediği boru5
- dem terör partisi22
- din bilime engel mi5
entry'ler (46)
+beni ne kadar seviyorsun?
- üç metre.
yaşanmıştır:)
- üç metre.
yaşanmıştır:)
nicki altındaki entrylerin 3'de 1'i kendisine aittir. cevap vermeden duramaz. belli ki sindirim sorunu var. açtığı başlıklar ilgi görmezse daha sonra 2. entryi kendi girer. ister ki bana saldırsınlar ben de onların foyalarını(kendince) ortaya çıkartayım falan. bu arkadaşa göre her şeyin sebebi islamdır. misal ismail güldüren başlığına girdiği entrye bak anlarsın ne demek istediğimi. küçümsemek için söylemiyorum ama çok dikkate alınacak biri değil bence. tutarsız da tabii. bi taraftan düşmanı olduğu kişileri kan dökmekle suçlar ama diğer taraftan istiklal mahkemeleri kurulsun çığırtkanlığı yapar, üstüne de insanlıktan bahseder. tuhaf.
hee unutmadan; bir de her şeyi bildiğini zannetmesi var ya, tadından yenmez.
hee unutmadan; bir de her şeyi bildiğini zannetmesi var ya, tadından yenmez.
yapılan bu tür uygulamaların lütuf değil de hizmet olduğunu düşünen, bu hizmetlerin zaten kendisinden oluk gibi kesilen vergilerle yapıldığını bilen, şehir içi ulaşımın bir lüks değil insani bir hak olarak gören ve ayrıca bu uygulamaları yapan belediye vb. kurumların kar amacı gütmemesi gerektiğini farzeden zihniyetle aynı olması kuvvetle muhtemel.
allah resulü'ne ait olup olmadığı bile emin olunmayan bir takım şeyler kutsallaştırılırsa putlaşması bonus olarak yanında kaçınılmazdır. ki kendisine ait olsa bile bir hırka, bir kıl tanesi kutsal mıdır? bence asıl soru bu.
ittifakla citizen kane'dir. sinemanın akışını belirlemiştir.
(bkz: tesbih namazı)
buzdağının görünen kısmıdır.
kesinlikle tavsiye etmem.
yazık verdiğiniz onca paraya. iki kişi gecelik oda fiyatı hafta içi 250 tl ve hafta sonu 300 tl.
ayrıca en az iki gün ayırtmak zorundasın odayı.
kış sezonu bi de, kim bilir yazın nasıl bir fiyat geçiriliyordur .
oda pislik içinde yatarken bile iğreniyorsunuz.
elini attığın her eşya elinde kalıyor.
hamam diye gösterilen banyo tam bir kazık, iki kurna koyunca hamam olmuyor.
kahvaltı desen 5 çeşit zeytinle sofrayı kalabalık göstererek eksikleri saklayamazsın.
personelin denyoluklarına hiç girmiyorum bile...
soğuktan donmuşuz odalar esintiden uçacak neredeyse
odun istiyorsun, saçma, yalandan bahane.
neymiş odunluk çökmüş de odunları çıkaramıyorlarmış o yüzden idareli kullanmamız gerekiyormuş.
odunları çalmak zorunda kaldık en sonunda.
ne kötü bir yalandır...
ben sana parayı öderken bahane sunuyormuyum.
tamı tamına alıyorsan paranı, karşlığında vaad ettiğin hizmeti sunmak zorundasın.
4 yıldızlı otel fiyatına 2 yıldızlı otel hizmeti (o iki yıldızı da manzara ve şöminesine verilir ancak)
yaşadığımız son şok ise ödemeyi yaparken gerçekleşti.
odaya istediğimiz iki tabak salata ve biraz peynir için ekstra 120tl fiyat çıkarmışlar.
kelimelerin bittiği andır artık...
yazık verdiğiniz onca paraya. iki kişi gecelik oda fiyatı hafta içi 250 tl ve hafta sonu 300 tl.
ayrıca en az iki gün ayırtmak zorundasın odayı.
kış sezonu bi de, kim bilir yazın nasıl bir fiyat geçiriliyordur .
oda pislik içinde yatarken bile iğreniyorsunuz.
elini attığın her eşya elinde kalıyor.
hamam diye gösterilen banyo tam bir kazık, iki kurna koyunca hamam olmuyor.
kahvaltı desen 5 çeşit zeytinle sofrayı kalabalık göstererek eksikleri saklayamazsın.
personelin denyoluklarına hiç girmiyorum bile...
soğuktan donmuşuz odalar esintiden uçacak neredeyse
odun istiyorsun, saçma, yalandan bahane.
neymiş odunluk çökmüş de odunları çıkaramıyorlarmış o yüzden idareli kullanmamız gerekiyormuş.
odunları çalmak zorunda kaldık en sonunda.
ne kötü bir yalandır...
ben sana parayı öderken bahane sunuyormuyum.
tamı tamına alıyorsan paranı, karşlığında vaad ettiğin hizmeti sunmak zorundasın.
4 yıldızlı otel fiyatına 2 yıldızlı otel hizmeti (o iki yıldızı da manzara ve şöminesine verilir ancak)
yaşadığımız son şok ise ödemeyi yaparken gerçekleşti.
odaya istediğimiz iki tabak salata ve biraz peynir için ekstra 120tl fiyat çıkarmışlar.
kelimelerin bittiği andır artık...
(bkz: sustafa mandal)
- objection your honor takım sarardandı ama.
nede olsa, bir zamanlar arkasında sabahların sultanı vardı *
bu güzel filmin bu kadar muhteşem müziği her saçma habercik kanallarından böyle fütursuzca tüketildiğindendirki, çocuklarda da korkuya sebebiyet verebilir.
diğer her tip kredi kartı reklamlarında olduğu gibi hesabında bol rakamları olanlar için gayet mayhoş bir reklam.
saçlar dururken kaşların beyazlaması durumun pek de üzüntü vermediğini gösterir.
...
biz
herhangi bir vakitte
dört kişiydik.
o zamanlar her zaman daha haziran
tümü gece oluyordu olan
alnımızdaki leke simsiyahtı,
kazıdıkça altından başka renkler çıkan.
biz tek gayesi olan dört anlamdık
korkmazdık ve sapmıyorduk yolumuzdan
en istekli halimizdi düşlerimizdeki yaşam.
bazen bir anahtar oluyordu hayatımız
bilmeden bir kapı arayan
bazen kilitli bir hal alıyorduk
yanlış anahtarlarla acıyan.
aşk bizde su gibiydi
neyse o oluyorduk.
akıyorsak ırmak deniliyordu bize,
durgunsak deniz, bir ağaca can,
bir avuçtaysak sahibine hayat da verebilirdik
kiminin gözyaşına karışır
onda ağlanmak isterdik.
biz su gibiydik
bulutlar bizi yüklenince gri olurdu,
yağmur bizi yağardı
yaprakta yeşil, bir çiçekte kırmızı olurduk
biz anlam veriyorduk her şeye,
bizimle renk buluyordu her mekan
oysa unuttuğumuz bir şey vardı
eksiliyorduk almadığımız zaman
biz nereye gidersek gidelim
sızıları da götürüyorduk yanımızda
sözlerimiz kapılmıyordu ama hayata
gerçek bellemiştik çünkü bulunduğumuz yolu
paçalarımızı gündüze bulaştırmadan yürüdüğümüz
o günlerde pek belli olmuyordu akşamın sağı solu.
geceyi ağustos böceklerinden dinliyorduk
bir sabah bir kumru anlattı çünkü bize,
ağustos böceğinin bir yıldıza olan aşkını
ama biz ona söylemedik
yıldızın bir kırmızı düşü kandırdığını
anlatamadık bize bile, bizden neyi aldığını.
biz
herhangi bir vakitte
dört renktik.
biz
herhangi bir cümlede
tek nedendik.
biz
herhangi bir nedenle
bizdik.
zaman, hala daha haziran.*
biz
herhangi bir vakitte
dört kişiydik.
o zamanlar her zaman daha haziran
tümü gece oluyordu olan
alnımızdaki leke simsiyahtı,
kazıdıkça altından başka renkler çıkan.
biz tek gayesi olan dört anlamdık
korkmazdık ve sapmıyorduk yolumuzdan
en istekli halimizdi düşlerimizdeki yaşam.
bazen bir anahtar oluyordu hayatımız
bilmeden bir kapı arayan
bazen kilitli bir hal alıyorduk
yanlış anahtarlarla acıyan.
aşk bizde su gibiydi
neyse o oluyorduk.
akıyorsak ırmak deniliyordu bize,
durgunsak deniz, bir ağaca can,
bir avuçtaysak sahibine hayat da verebilirdik
kiminin gözyaşına karışır
onda ağlanmak isterdik.
biz su gibiydik
bulutlar bizi yüklenince gri olurdu,
yağmur bizi yağardı
yaprakta yeşil, bir çiçekte kırmızı olurduk
biz anlam veriyorduk her şeye,
bizimle renk buluyordu her mekan
oysa unuttuğumuz bir şey vardı
eksiliyorduk almadığımız zaman
biz nereye gidersek gidelim
sızıları da götürüyorduk yanımızda
sözlerimiz kapılmıyordu ama hayata
gerçek bellemiştik çünkü bulunduğumuz yolu
paçalarımızı gündüze bulaştırmadan yürüdüğümüz
o günlerde pek belli olmuyordu akşamın sağı solu.
geceyi ağustos böceklerinden dinliyorduk
bir sabah bir kumru anlattı çünkü bize,
ağustos böceğinin bir yıldıza olan aşkını
ama biz ona söylemedik
yıldızın bir kırmızı düşü kandırdığını
anlatamadık bize bile, bizden neyi aldığını.
biz
herhangi bir vakitte
dört renktik.
biz
herhangi bir cümlede
tek nedendik.
biz
herhangi bir nedenle
bizdik.
zaman, hala daha haziran.*
(bkz: beyaz kürt)