bugün

tipik bir yahudi paranoyası filmi en az 30 kere izlenilip yeni şeyler öğrenilen imdb de 31. sırada olan film.
bir erkeğin izleyebileceği testosteron oranı en yüksek birkaç filmden biri.
tüketim toplumunu, populer kültürü koyunlaşmış insanları alayına eleştiren süpper film.
(bkz: tyler durden)
Chuck Palahniuk'ın aynı isimli kitabından filme aktarılan ve yönetmenliğini David Fincher'ın yaptığı 1999 yapımı film.
baş rolünde brad pitt in oynadığı harika film. çalan müzikler bile filmi "fazladan" bi kere daha izlettiriyo.
(bkz: where s my mind)
edward norton'un başarılı bir oyunculuk çekarttiği film . filmin soundtracklerinden pixies-where is my mind sarkısı filmin son sahnesinde devreye girer ve herşey biter . well come to real world
şizofrenik film çekme modasını başlatan film
(bkz: sabun)
(bkz: brad pitt)
izledikçe bünyede anarşi, kaos yaratma hissi uyandıran film. ama tabi bunun bi film olduğunu ve gerçek hayata aslında bi şekilde uyum sağlamak zorunda olduğunuzu hatırlamanz gerekir yoksa gider okul tuvaletinin duvarlarına "chaos" falan yazarsınız, hademe abi de küfrede küfrede siler onu sabunlu bezle, pek bşi olmaz yani.
izledikten sonra, hayata bakış açınızı değiştirecek olan film.
brad pitt'in canlandirdigi tyler durden, edward norton'la ucakta karsilasmasindan once bir kac yerde bir kac karelik gozukuyor. harika bir sey eger yakalayabilirseniz. ben "anaaaa" tepkisi vermistim hatirliyorum.
deliler gibi tam 27* defa izlediğim film. özlellikle her izlediğimde o ünlü sahnede * kabin basıncını hakikaten kaybediyorum.
brad pitt ve edward norton'un paha biçilemez eserlerinden biri.söylentilere göre 100 yılı en iyi filmleri arasına girer. bence de öyle, izleyicide etki bırakan bir film.bir kez izleyince ikinci kez izleme ihtiyacı verir.
edward northon'un hiçbir oyunculuk tecrübesi yasamadan sadece kıcı kırık bir secmeyle yardımcı oyuncu olarak secildigi ve hayatının akısını değiştirdigi film.
The first rule of Fight Club is you do not talk about Fight Club.
The second rule of Fight Club is you do not talk about Fight Club!
Third rule of Fight Club.Someone yells stop, goes limp, taps out, the fight is over.
Fourth rule.Only two guys to a fight.
Fifth rule.One fight at a time, fellas.
Sixth rule. No shirts. No shoes.
Seventh rule.Fights will go on as long as they have to.
And the eighth and final rule.If this is your first night at Fight Club
You have to fight.

"howmuch do u know about yourself if u have never been in a fight"

Filmde yedi yerde Tyler Durden David Norton'un yanında belirip kayboluyor. Bu subliminal görüntüler reklamlar da bilinç altında mesaj vermek amacı güdüyormuş. ilginç bi enstantene tabi..
david fincher'ın postmodern filmi. efsane olabilecek sahne ve repliklere sahiptir. çoğunluğun düşüncesinin aksine film, brad pitt değil, edward norton hayranı yapar izleyeni.!

"things you own finally end up owning you..."
(bkz: project mayhem)
(bkz: alternatif project mayhem eylemleri)
Ayrıca filmde es geçilmemesi gereken marla singer gibi bi karakter de barındırır
(bkz: helena bonham carter)
(bkz: marla sınger ı tanımayan fıght club sever)
(bkz: hamamda fight club sabunu görmek)
http://www.beyazperde.com/film/478
Biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük, ama olmayacağız. Şimdi
bunu anlamaya başlıyoruz...
Tyler Durden
Bizim neslimiz Büyük Depresyon'u ya da Büyük Savaş'ı yaşamadı. Bizim savaşımız ruhsal bir savaş. Bizim depresyonumuz kendi hayatlarımız...
Tyler Durden
filmin sonunda plan her ne kadar gerçekleşse de, binalar yıkıldıktan sonra film bitmiştir. bitmelidir. sonuca ne kadar ulaşıldığı belli değildir. amaca ulaşılmıştır, fakat sonuc seyirciye bırakılmıştır. amac gerçekleştikten sonra herşeyin, nolursa olsun normale döneceği, aynı düzene gireceği sonucuna da varabilir izleyen, herşeyin alt üst olup değiştiğinede. bir şeyleri değiştirmek aslında insanın elinde fakat amaca ulasmakla sonuca ulasmak arasındaki fark insanı bazı şeyleri gerçekleştirmekten alı koyuyo. filmde ise tam tersi, düşünülen şeeyler tam anlamıyla hayata geçiriliyo. üstünde ciddi anlamda düşünülmesi gereken filmlerden biri. elimde bıraktığım izin sebebi.
brad pitt in beğendiğim tek filmi.

--spoiler--
tyler rescue me, deliver me...
deliver me from swedish furniture,
deliver me from clever art,
deliver me from clear skin and perfect teeth,
may i never be complete,
may i never be content,
may i never be perfect...
i want you to hit me as hard as you can...
--spoiler--
tek kelimeyle mükemmel bir * sistem eleştirisi... brad pitt ve edward northon un döktürtükleri kült filmdir... defalarca izlemenmesi mümkün bir sinema tarihi başyapıtıdır... *
küçük bir veled iken gittiğimde ilk yarısı bitmeden sinema salonundan çıkmayı düşündüğüm filmdir. fakat gel gör ki insan değişen bir varlıktır. şu an büyük saygı duymaktayım bu filme.
'bizim neslimiz büyük depresyon'u ya da büyük savaş'ı yaşamadı. bizim savaşımız ruhsal bir savaş. bizim depresyonumuz kendi hayatlarımız...

biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük, ama olmayacağız. şimdi bunu anlamaya başlıyoruz...

biz kadınlar tarafından büyütülmüş bir nesiliz bu yüzden onlara ihtiyacımız olduğuna inanıyoruz...'

diyerek aşmış film!
tekrar tekrar izlenesi kült.Bir David Fincher filmi. Keza Newyork Times'ın eleştirinde de tekrar izlenmesi gerektiği vurlulanmaktadır ve her seferinde başka bir repliğe takılıp pausea basılmalı ve dakikalarca o replik üzerine konuşulmalı.
1999 yapımı olan film'in yönetmeni david fincher'dır. edward norton, brad pitt, helena bonham carter, meat loaf gibi unutulmaz karakterler rol almaktadır. favori filmler arasında bulundurulması muhtemel hatta kat-i'dir. hatta abartılıp çalışırken, yolda, orda burda diskman'den dinlenesidir.
(bkz: kıçına tüy yapıştırmak seni tavuk yapmaz)

afrodit: imla. ayrıca; diskman'den film dinlemek neymiş lan! teknolojiye bak!
pitt'in kendisini aştığı film.
filmin kahramanı edward nortondur..
10 milyon kere izlense de bıkılmayan, her karesi ezberlenesi film
edward norton'un muhteşem oyunculuğu üstüne muhteşem bir senaryo ve ayrıntı delisi fincher'ın insan üstü yönetmenlik başarısı sergilediği post-modern anarşist film. bilinçaltı olayları, gerçeküstücülük mükemmel uygulanmıştır bu filmde ve bizi replik, alıntı, spoiler delisi yapmıştır.
(bkz: bir filme iki kere üst üste gitmek)
bu filmi bir akşam ev arkadaşlarıyla beraber öğrenci evinde
izleyen bir dostum ertesi sabah kendisini akli dengesi bozulmuş şekilde bulmuş; akabinde bir dönem okula hiç gelememiş, uzun süren psikiyatrik tedavi neticesinde ancak düzelebilmiştir.
brad pitt antipatisinden dolayı uzun süre izlemediğm ama izlediğimde daha önce izlemedeiğime pişman olduğum film.defalarca izlenesi film.marla singer karakterine hayran olunan film.insanların arınmak için kullandıkları sabunun yine insan yağından yapılıyo olması filmi özetler.ayrıca paylaşmak isterim filmi izlediğimi arkadaşıma söylediğimde bana film hakkında fark etmediğim bir bilgiyi söylecek gibi heycanlı bir şekilde,orda edward norton var ya o şizofren!,diyip kopmama neden olmuştur.
ben jack in kırık kalbiyim...
feLsefesi geneLde yanLış anLaşıLan bir kitaptır...dövüş kuLübü bir sokak dövüşü değiLdir...fiLm'e aLınırken her ne kadar korksamda mükemmeL bir şekiLde beyaz perdeye aktarıLmıştır...çekim teknikLeri , oyuncu seçimLeri muazzamdır...kitap'ını okuduğunuz zaman fiLmden daha fazLa şey buLacaksınız eminim...

(bkz: bana bütün gücünLe vurmanı istiyorum)
tekrar tekrar izlenesi, bütün repliklere,jest ve mimiklere,seslere,tiplere dikkat edilesi efsane kült film.özellikle erkekleri çok fazla etkiler ve 'hadi bir şeyler yapalım' hissiyatı uyandırır. *
'Dinleyin Sürüngenler;

Sizler özel değilsiniz,
Sizler güzel yada eşi benzeri olmayan
kar tanesi de değilsiniz,
sizler işiniz değilsiniz,
sizler paranız kadar değilsiniz,
bindiğiniz araba değilsiniz,
kredi kartlarınızın limiti değilsiniz,
sizler iç çamaşırı değilsiniz,
Sizler herkes gibi çürüyen birer organik maddesiniz..!

Bizler bu dünyanın şarkı söyleyip dans eden pislikleriyiz.

Hepimiz aynı pisliğin lacivertleriyiz ...!'
Mutlu sonla bitmiş müthiş bir sinema filmidir. David Fincher yönetmiştir oyuncuları ise Edward Norton ve Brad Pitt dir.
Bu üçünden her biri zaten mükemmel bir film için yeterlidir.
defalarca seyrettiğim, mükemmel film. bir çok ufak detay sahnede yönetmeni takdir ettim, çok ince detaylar yakalımış. ayrıca filmdeki bir çok replikde jack ile tyler'ın aynı kişi olduğunun ipucu veriliyor ama biz ancak ikinci izleyişimizde bunları farkedebiliyoruz.

edward norton'un karakterinin adı filmde hiç geçmiyor ama benim anladığım kadarıyla adı jack. tyler'ın evine geldiğinde okuduğu o yazıları aslında kendisi yazmıştı çünkü ve büyük ihtimalle ordaki jack de kendisi. beni şüpheye düşüren tek şey aradaki joe ismi.

filmin en yaran laflarından birisi de "self-improvement is masturbation, self destruction is the answer" dır. bunun gibi bir çok laf ile sizi dumurdan dumura koşturabiliyor bu film. türkçe dublajının orjinalinden güzel olduğunu da belirtmeliyim.
Kendime bir köpek alıp adını eş-dost koymak istiyorum,
-elime bir tüfek alıp nesli tükenen bütün pandaları vurmak istiyorum,tankerler dolusu petrolü hiç göremeyeceğim fransız sahillerine boşaltmak istiyorum...
gibi unutulmaz replikleri olan bir film,hayatın yaşamın anlamını sorgulayan müthiş bir şaheser,dialoglara dikkat ederk izlenmeli!!!
son karesini durdurup dikkatle izlendindiğinde bir penisle karşılaşılacak..
tüketim toplumunu ve kapitalizmi direkt hedef alabilen..
nadide yapımlardan..
tekrar tekrar izlenilmesi farz olan bir david fincher filmi..
çok güzel bir filmde olsada aslında çok boş olan bir filmdir.anarşist-nihilist düşünceleri birbirine katarak insanların gözünü boyamaya çalışmaktadır film konu olarak.edward norton beyefendi kariyerininin en iyi filmlerinden birini çıkarttığı filmdeki yalancılık filmi itici hale getirmektedir.ilk başta "aa ne güzel bir kapitalizm eleştirisi" denilmektedir.fakat düşününce insanları umutsuzlua iten ve sadece bu umutsuzluktan insanları şiddetin kurtaracağını belirten filmdir.ayrıca zaten birde bunu hollywood sinemasının söylemeside filmin samimiyetsizliğini ortaya koymaktadır. ama "insanüstü"
kavramıyla ilgilenen arkadaşlar varsa filmi izler,ve başlangıç bilgileri edinebilir.
bütün bir kızgınlık, iç kanama ve mide bulantılarıyla geçmiş olan 90'lı yılların gösterişli bir vedasıdır fight club. 2000'lerde artık çok da var olmayan bir asiliğin son büyük gösterisidir. artık bayatlamış şizofren vakaları edebiyatının başarılı bir temsilcisi. yine de özünde nedir figt club? aslında sorgulamak ve utanmak gerekiyor; temiz kalamadığımız, birbirimize dürüst davranamadığımız ve sadelikten nefret ettiğimiz; marla singer gibi ne kendisine ne de başkasına faydası olan, soğuk, uzak, cinsellikten başka hiçbir şeyi çağrıştırmayan ve de kavga etmekten, fazla gelişmiş kaslarından başka hiçbir şeye sahip olmayan tyler gibi hastalıklı karakterler ile huzur bulduğumuz için. aslında tuhaf bir yanı yok; günümüzde insanlar hepsi de birbirine benzeyen kalabalıklar içerisinde figür olmaktan kurtulup özenilen bir karakter olma çabası içindeler ve marla ile tyler da uç noktalara taşan tuhaflıklarıyla aslında tam da bu aranılan karakterleri oluşturuyorlar. üstümüze giyebileceğimiz birer giysi gibi. yine de düşünüldüğü zaman hayat; bir yerleri bombalamaktan, çorbanın içine işemekten ve yüzünüze sigara dumanı üfleyen tahrik edici bir hatundan daha fazlası olmalı. olmak zorunda. filmin sonunda havaya uçurulan gökdelenleri izliyor, bir taraftan da where is my mind'ı dinleyip huzur buluyorken bunlardan daha fazla insani duyguları hak ediyoruz.
sabunu sadece delip pipilerini dolayısıyla duygularını tatmin eden eski türklere izletip; sabunun neler yapabileceğini gösteren 79 iq ye sahip insanların anam yanağını patlattı dedikleri ve yönetmence türklere son karesinde pornoğrafik bir kare ile sabunun tatminsel eylem olmadığını bir kez daha vurgulayan psikolojik sorunları olmayan insanları kıskandıran bir film.
Net ortamında bilumum yerde tyler durden nickli kişiler görmemize yol açan enfes film.
sizofreni üst kimliğini anlatır gibi gözüken ama totaliterizmden dem vuran kult bir film...
birkaç sene evveline kadar ist. univ. varlığını sürdüren bir klup...