bugün
- true denilen yazar8
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek11
- gammazlar çetesi18
- 12 haziran 2026 kanada bosna hersek maçı5
- diyanetin abd'deki villaları6
- elon muskın ilk dolar trilyoneri olması5
- 15 mayıs uludağ sözlüğün kurtuluşu3
- ferdi tayfurun 6 milyar tl servet yapması5
- iç sıkıntısından intihar etmek11
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı10
- otobüs muavini2
- cibali sahil2
- zaman baba birader bey birader4
- erecto bey user2
- ayağı alçılı kız yıkamak5
- trabzon'un abartılmış balon bir şehir olması3
- elon musk2
- ankara'ya yaklaşma hissi2
- bir sözlük kızını aşırı seksi bulmak3
- türbanlı eşe rakı sofrası kurdurmak2
- birader beylerin birader beyler olmaları7
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler14
- uzun yolculuk sonrası esenler'e inmek2
- kitaplıktan ödünç kitap vermemek3
- true denen hadsiz namussuz karaktersiz2
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek13
- sadettin saran'ın sarı siteye ilan vermesi2
- pembe ojeli hatun2
- tek başına tatile çıkmak4
- 20 cm iyi midir3
- karamanoğlu beyliğinin bayrağı6
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi12
- miroslava montemayor2
- klima çarpması3
- en çok kullandığınız ağrı kesici9
- izmir merkezli feto operasyonu3
- aylık asgari ücret iyi midir sorunsalı2
- aylık 341 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- sarı yeleli aslan trump8
- dünya kupası maçı olunca trt'nin şifrelenmesi2
- cilgincapkin220
- dişçinin kucağına oturmak2
- yazarların şu an istediği şey4
- ümmetçiler neden filistin'i kurtarmıyor10
- en iyi türkçe klip2
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor18
- yazarları gülümseten şeyler6
- polat alemdar3
- türkiye13
- hababam sınıfı semra hoca7
ortaçağ'da senyörün vassalına geçimlik olarak verdiği topraktır. vassal, işlediği bu topraktan kazandıkları karşısında senyörüne belirli bir miktar vergi verir ve askeri hizmet sunar. fransız latincesinden türeyen bir kelime olan fief'in germanic karşılığı ise feodumdur ve o da bugünkü feodalite kavramının türediği kavram idür.
ikili bir ilişkinin ürünüdür; aslında "ücret toprak" olarak da çevrilebilir. kendilerini efendiye teslim edenlerin çoğu, efendilerden koruma ilişkisinin yanında onların yaşamaları için yardım da talep etmekteydi. senyör de buna karşılık olarak bu insanların aracılığı ile mallar ve hizmetlere ulaşmak istiyordu. fiefler bilhasa savaş arkadaşlarına bu konuda ciddi cömertlikler göstermişlerdir. ortaçağda kralların fermanları bu konuda senyör-vassal bağının koparılmasını yasaklamıştır; fakat bağı asıl sağlamlaştıran etken, fermanlar ile korunmuş olması değil vassalın senyöründen para almış olmasıdır. bu minvalde efendi vassaline iki şekilde bu ücreti ödeyebilir; birincisi evinde barındırmak ve giydirip kuşatıp silahlandırmak. ikincisi ise ona bir toprak vererek geçim olanaklarını kendinin elde etmesini sağlamak.
bu minvalde senyörlerden vassallere sağlanan bu topraklar bir maaş niteliğindedir; hizmet sona erdiğinde toprak kendilerinden senyörler tarafından geri alınmaktadır. aslında öz olarak fief kelimesi precarium ile beneficiumların daha farklılaşmış modelidir. [beneficium senyöre bağlanan kişlere vassallere hizmetleri karşılığı yapılan geçici temlikler anlamına gelmektedir. bu minvalde karolenjler zamanında kilseden zor ile alınan topraklar kral vassallarına dağıtılmışlardır. fakat bu zoralımın yanında bu topraklar yasal sahipleri olan piskoposlara veya manastır başrahiplerine de belirli haklar getirmiştir; bir kira bedeli gibi. vassalın kraldan aldığı bu topraklara beneficium adı verilmektedir]
bu kelimenin aslı hala almanca'da kullanılan vieh kelimesidir[davar ya da menkul mallar anlamına gelmektedir]; bu kelime galya-romanca'nın etkisi ile fief kelimesine dönmüştür. eskiden menkul mal olarak kullanılan ya da davar olarak da ifade edilen [vieh] toprakların karşılığı satın alma bedeli olarak kullanılabilmektedir. o dönemlerde para ve para ilişkileri yaygın değildir-fakat kelime içeriğinden uzaklaşarak senyör evlerinde vassala yapılan bağışlar feus olarak anılmaya başlanmıştır]
ilk etapta fief kavramının ifade etmek istediği bir temlik karşılığında temel olarak ödeme yükümlülüğünü değil birşey yapma yükümlülüğünü kastetmektedir. bunun için kira karşılığı toprak temliğinin yanında eklenmesi gereken belirli yükümlülükler sözkonusudur. bunlar tarım angaryaları, taşıma, ev ürünlerinin bir kısmını verme gibi[daha sonra bu angaryalar paraya çevrileceklerdir]bu yükümlülükler mesleğe göre değişmektedir; bir rahibe kilisedeki aktivitelerinden dolayı ya da bir vassale savaşçı olduğu savaşa katıldığı için ya da bir ressama kilise içindeki kabartmaları boyaması için verilmiştir; bu meyanda yükümlülükler çeşitlenmektedir. daha doğrusu bu toprak temliklerinin verilme nedeni ücret olma nitelikleri ile belirlenmektedir. bundan dolayı bunlara fief denmektedir[ingilizce fee kelimesi de bu kelimeden gelmektedir-lakin bu fee kelimesi fief'in tarihsel evriminin sonucudur-çünkü doktor vizitesi ve avukat ücreti gibi yüksek mesleklerin bir uzantısı niteliğindedir]. 11.yy başında tüm toplumun emrinde olan bu kavram daha sonra belirli bir sınıfın tahakkümü altına girecektir.
genellikle vassallikte iki tarz ücretlendirme sözkonusuydu; bunlardan birisi vassal provendier[efendinin yanında barındırdığı vassal] diğeri ise vassal chase'dı[kendine temlik edilen toprağın geliri ile yaşamını idame ettiren vassal]. her ne kadar da efendiden bir fief alan vassal efendinin beslemediği vassal olsa da efendinin yardımlarından ve cömertliğinden çoğunlukla yararlanmaktadır. avrupa'da belirli bir dönemde bu iki tip vassallık bir arada devam etmiştir. tehlike anında ya da efendinin mallarının gözetimi gibi görevler yüklenen vassallar genellikle efendinin yanında barındırılan vassal provendier olarak konumlandırılmıştır. fakat daha sonraki dönemlerde terazi vassal chase'niin hakim hale gelmesine neden olmuştur. bilhassa piç gulliame'nin ingiliz toraklarında kurduğu askeri vassallik düzeni ilk sistemden vazgeçişin ve ikinci sistemin uygulamaya başlanmasının çok güzel örneğidir[piskoposluk ya da başrahiplere bağlanan vassalleri besleme görevine sahip olan piskoposlar bir yüzyıl sonra bu tip bir ücretlendirmeden vazgeçip vassal chase tipine geçmişlerdir. bunun en büyük esbabı ise bu vassallarin manastır tarafından doğrudan beslendikleri dönemde kilerciye yönelttikleri bitmez tükenmez taleplerdir] bu ifade edilenlere ilaveten çok yüksek düzeydeki vassalleri evde beslemenin zor olması ve onlar tüm ömürlerini efendinin gölgesinde geçiremeyecek kadar yüksek düzeyde olmakla birlikte onlara bağımsız komuta yetkileri gerekmekteydi.
fieflerin oluşum ve başlangıç süreçlerinde senyörün vassala hak devrinden ziyade fiefler vassalden senyöre yapılan bağışlardan doğmuştur. koruyucu arayanın bu korumayı satın almak zorunda olması ile alakalı bir gerçekliktir bu. kendinde daha zayıf birini bağlayan güçlü; ekonomik anlamda da onu kendine bağımlı hale getiriyordu. bağımlılık ilişkisinin kurulması ile birlikte senyöre verilen mallar senyör tarafından vassale tekrar geri veriliyordu. fakat bu mallar el değiştirme sonucunda şefin hukukuna bağlı oluyordu. fakat bu salt bir temlik değişimi değildir; bunu üzerine ayni ve nakdi hükümlülükler ile angarya zorunlulukları da eklenmiştir. bununla birlikte daha yüksek seviyede olup da savaşçı olan kimseler topraklarını şeref fiefi olarak almaktadırlar; bunlar aynı zamanda alleu olarak ifade edilmekteler; bunlar her türlü yükümlülüğün dışındadırlar.[bu toprak tam mülkiyet olarak tanımlanmıştır; üste doğru ilişki mutlak olmakla birlikte alta doğru ilişkinin modeli fief ile herhangi bir farklılık göstermemektedir] fakat bu toprak bağımsız olma nüteliklerini uzun süre koruyamamıştır. çünkü alleu sahibi küçük senyörler yüksek baronların baskısıyla bu toprakları korkudan onlara devretmektedirler.
bu minvalde senyörlerden vassallere sağlanan bu topraklar bir maaş niteliğindedir; hizmet sona erdiğinde toprak kendilerinden senyörler tarafından geri alınmaktadır. aslında öz olarak fief kelimesi precarium ile beneficiumların daha farklılaşmış modelidir. [beneficium senyöre bağlanan kişlere vassallere hizmetleri karşılığı yapılan geçici temlikler anlamına gelmektedir. bu minvalde karolenjler zamanında kilseden zor ile alınan topraklar kral vassallarına dağıtılmışlardır. fakat bu zoralımın yanında bu topraklar yasal sahipleri olan piskoposlara veya manastır başrahiplerine de belirli haklar getirmiştir; bir kira bedeli gibi. vassalın kraldan aldığı bu topraklara beneficium adı verilmektedir]
bu kelimenin aslı hala almanca'da kullanılan vieh kelimesidir[davar ya da menkul mallar anlamına gelmektedir]; bu kelime galya-romanca'nın etkisi ile fief kelimesine dönmüştür. eskiden menkul mal olarak kullanılan ya da davar olarak da ifade edilen [vieh] toprakların karşılığı satın alma bedeli olarak kullanılabilmektedir. o dönemlerde para ve para ilişkileri yaygın değildir-fakat kelime içeriğinden uzaklaşarak senyör evlerinde vassala yapılan bağışlar feus olarak anılmaya başlanmıştır]
ilk etapta fief kavramının ifade etmek istediği bir temlik karşılığında temel olarak ödeme yükümlülüğünü değil birşey yapma yükümlülüğünü kastetmektedir. bunun için kira karşılığı toprak temliğinin yanında eklenmesi gereken belirli yükümlülükler sözkonusudur. bunlar tarım angaryaları, taşıma, ev ürünlerinin bir kısmını verme gibi[daha sonra bu angaryalar paraya çevrileceklerdir]bu yükümlülükler mesleğe göre değişmektedir; bir rahibe kilisedeki aktivitelerinden dolayı ya da bir vassale savaşçı olduğu savaşa katıldığı için ya da bir ressama kilise içindeki kabartmaları boyaması için verilmiştir; bu meyanda yükümlülükler çeşitlenmektedir. daha doğrusu bu toprak temliklerinin verilme nedeni ücret olma nitelikleri ile belirlenmektedir. bundan dolayı bunlara fief denmektedir[ingilizce fee kelimesi de bu kelimeden gelmektedir-lakin bu fee kelimesi fief'in tarihsel evriminin sonucudur-çünkü doktor vizitesi ve avukat ücreti gibi yüksek mesleklerin bir uzantısı niteliğindedir]. 11.yy başında tüm toplumun emrinde olan bu kavram daha sonra belirli bir sınıfın tahakkümü altına girecektir.
genellikle vassallikte iki tarz ücretlendirme sözkonusuydu; bunlardan birisi vassal provendier[efendinin yanında barındırdığı vassal] diğeri ise vassal chase'dı[kendine temlik edilen toprağın geliri ile yaşamını idame ettiren vassal]. her ne kadar da efendiden bir fief alan vassal efendinin beslemediği vassal olsa da efendinin yardımlarından ve cömertliğinden çoğunlukla yararlanmaktadır. avrupa'da belirli bir dönemde bu iki tip vassallık bir arada devam etmiştir. tehlike anında ya da efendinin mallarının gözetimi gibi görevler yüklenen vassallar genellikle efendinin yanında barındırılan vassal provendier olarak konumlandırılmıştır. fakat daha sonraki dönemlerde terazi vassal chase'niin hakim hale gelmesine neden olmuştur. bilhassa piç gulliame'nin ingiliz toraklarında kurduğu askeri vassallik düzeni ilk sistemden vazgeçişin ve ikinci sistemin uygulamaya başlanmasının çok güzel örneğidir[piskoposluk ya da başrahiplere bağlanan vassalleri besleme görevine sahip olan piskoposlar bir yüzyıl sonra bu tip bir ücretlendirmeden vazgeçip vassal chase tipine geçmişlerdir. bunun en büyük esbabı ise bu vassallarin manastır tarafından doğrudan beslendikleri dönemde kilerciye yönelttikleri bitmez tükenmez taleplerdir] bu ifade edilenlere ilaveten çok yüksek düzeydeki vassalleri evde beslemenin zor olması ve onlar tüm ömürlerini efendinin gölgesinde geçiremeyecek kadar yüksek düzeyde olmakla birlikte onlara bağımsız komuta yetkileri gerekmekteydi.
fieflerin oluşum ve başlangıç süreçlerinde senyörün vassala hak devrinden ziyade fiefler vassalden senyöre yapılan bağışlardan doğmuştur. koruyucu arayanın bu korumayı satın almak zorunda olması ile alakalı bir gerçekliktir bu. kendinde daha zayıf birini bağlayan güçlü; ekonomik anlamda da onu kendine bağımlı hale getiriyordu. bağımlılık ilişkisinin kurulması ile birlikte senyöre verilen mallar senyör tarafından vassale tekrar geri veriliyordu. fakat bu mallar el değiştirme sonucunda şefin hukukuna bağlı oluyordu. fakat bu salt bir temlik değişimi değildir; bunu üzerine ayni ve nakdi hükümlülükler ile angarya zorunlulukları da eklenmiştir. bununla birlikte daha yüksek seviyede olup da savaşçı olan kimseler topraklarını şeref fiefi olarak almaktadırlar; bunlar aynı zamanda alleu olarak ifade edilmekteler; bunlar her türlü yükümlülüğün dışındadırlar.[bu toprak tam mülkiyet olarak tanımlanmıştır; üste doğru ilişki mutlak olmakla birlikte alta doğru ilişkinin modeli fief ile herhangi bir farklılık göstermemektedir] fakat bu toprak bağımsız olma nüteliklerini uzun süre koruyamamıştır. çünkü alleu sahibi küçük senyörler yüksek baronların baskısıyla bu toprakları korkudan onlara devretmektedirler.
toprak zenginliğinin, eşraf statüde olmanın temel kıstası olduğu ortaçağ'da, toprakların devir-daim ve işletilmesine dair, bir senettir. buna göre; senyör bu hakkı tanıdığı diğer senyörün süzereni olurdu. toprak işletme hakkına sahip hale geçen senyör, vassal olarak nitelenirdi.
(bkz: dirlik) in feodalitedeki versiyonu.
ağanın marabasına/ırgatına verdiğidir. tarım toplumundaki ilişkiler incelenirse tam olarak anlaşılır.
türkler de avrupalılar da aynı benzer noktalardan yola çıkmışlardır ancak her adımda ufak tefek farklar oluşmuştur. sonuçta coğrafi keşifler, reform, rönesans, sanayi devrimi falan derken avrupa bilgi toplumuna dönüşmüştür. bizse farklı inanç ve düşüncelerin sahiplerini öldüren, her boku yeyip ahlak kumkuması takılan, herkes yanlış ben doğru diyen bir topluma dönüştük.
dinin toplumsal alandan çıkartılıp bireysel alana hapsedilmesi, bilim ve sanata değer verilmesiyyle başlar her şey. bireyin ben bilmem beyim bilir demesidir tüm bu olumsuzlukların kökü. karı bilmez koca bilir. işçi bilmez, usta bilir. memur bilmez, amir bilir. müvekkil bilmez vekil bilir. bakan bilmez, başbakan bilir... kimse de o övündüğü dinin ilk emrine uymaz. araştırmaz. geliştirmez. büyütmez. isyan etmez. boyun büküp şükreder!
türkler de avrupalılar da aynı benzer noktalardan yola çıkmışlardır ancak her adımda ufak tefek farklar oluşmuştur. sonuçta coğrafi keşifler, reform, rönesans, sanayi devrimi falan derken avrupa bilgi toplumuna dönüşmüştür. bizse farklı inanç ve düşüncelerin sahiplerini öldüren, her boku yeyip ahlak kumkuması takılan, herkes yanlış ben doğru diyen bir topluma dönüştük.
dinin toplumsal alandan çıkartılıp bireysel alana hapsedilmesi, bilim ve sanata değer verilmesiyyle başlar her şey. bireyin ben bilmem beyim bilir demesidir tüm bu olumsuzlukların kökü. karı bilmez koca bilir. işçi bilmez, usta bilir. memur bilmez, amir bilir. müvekkil bilmez vekil bilir. bakan bilmez, başbakan bilir... kimse de o övündüğü dinin ilk emrine uymaz. araştırmaz. geliştirmez. büyütmez. isyan etmez. boyun büküp şükreder!
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar