bugün
- naber lan hayatsızlar8
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri10
- sözlük erkeklerinin biraz şey olması9
- 8 kasım 2026 beşiktaş gençlerbirliği maçı5
- favori sözlüğünüz2
- sözlük yazarlarının sevdiği uyku pozisyonları7
- panama da kaybolan hollandalı kızlar5
- kabak tatlısını sevenler15
- iyi geceler arkadaşlar4
- klasik müziğe gıygıy diyen kezo4
- toplumsal buhran2
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek11
- sözlükten birisi evlense de halay çeksek5
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi10
- anın görüntüsü26
- pantolonları çıkarın geceyi burada geçiriyoruz6
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz24
- otel odasında intihar etmek6
- sigara içelim mi5
- kış gelince sigarayı bırakmak5
- afyonkarahisar da kayınbirader cinayeti2
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- muşlettin bey ekselansları2
- futbol10
- kızgın yağ yanığı4
- demir yüklenmesi2
- beşiktaş6
- başlık arama çubuğunun çalışmaması3
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- süper lig2
- erkeksi bayan buse'nin melek mosso'ya benzemesi5
- gençlerbirliği3
- alt haşortmanı4
- kitap önerisi4
- fingirdek sözlük erkeği6
- kaplan dayı tokat manyağı3
- ısparta terörizmle mücadele komutanlığı3
- 48 saat uyumamak2
- 8 kasım 2026 atletico madrid barcelona maçı2
- taksim delisi cenk7
- geceleri aynaya bakıp tipini sikim diyerek yatmak3
- karl marxı adam smith ile sevişirken yakalamak3
- hizmetçiliğini yaptığı iş adamı öz babası çıktı5
- durkheimın intihar teorisi10
- geceyi daha çok sevme nedenleri4
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- rafet el roman3
- sözlük yazarlarının gazları3
- erecto min karaağaç al tahtalı kave2
galatasaraylıymış.
https://www.youtube.com/watch?v=6o7sk8zn9JE&sns=tw
https://www.youtube.com/watch?v=6o7sk8zn9JE&sns=tw
yurduna, yuvasına döneceği günü hasretle bekleyendir. beyaz bir güvercin gibi...
Elem gülene hasret
Gülen neşeye hasret
Sıla gelene hasret
Gelen yarene hasret
Elem gülene hasret
Gülen neşeye hasret
Sıla gelene hasret
Gelen yarene hasret
gül gül öldük ilahi fettulah hoca efendi.
https://www.youtube.com/watch?v=OYZkRuUZFt0
https://www.youtube.com/watch?v=OYZkRuUZFt0
iki kelimeyi bir araya getirip söyleyemeyen ağlak tarikat lideri. kendisi müritlerine göre büyük bir islam düşünürüdür. yanlız sadece düşünür ağlamaktan konuşmaya fırsat bulamaz. ilkokulu dışarıdan bitirmiş, vaaz verirken ağlayıp, bayılan, Cumhuriyet Devrimi ve Atatürk'e kinle dolu gezici vaiz Fethullah Gülen, ne zaman başı sıkışmış ise ABD'ye kaçmıştır. bu kadar dindarligina ragmen HACI degildir.
Mekke'ye de Medine'ye de, KESiNLiKLE, giremez.
Neden mi ?
Şeriat kanunlarına göre, Fethullah hoca ŞEYH statüsüne soyunduğundan ve müritleri olduğundan, Suudi Arabistan sınırları içerisinde ele geçirilirse, hemen katledilir.
Çünkü; islamiyette şeriatta ve Kuran'da şeyhlere ve / veya tarikat liderlerine yer yoktur.
Uyandırın Korkmayın heryerde konuşun konuyu siz açın Takside taksiciye konuşun Apartmanda kapıcıya konuşun Sakallı gazete bayinize konuşun Eve gelen gündelikçiye konuşun.
Anlatın eğer Fethullah dindarsa peygamber gibi ise neden Amerika'da yaşıyor ? Neden Mekke'de Kabe yakınlarında bir malikanede değil de Amerika'da FBI çiftliğinde.
Söyleyin bu zat değilmiydi 25 yıl o cami senin bu cami benim salya sümük ağlayarak FAiZ haram diyen ? Sorun kapıcınıza peki BANK ASYA nedir ?
Fethullah'ın okullarının propagandası, "Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar Türk dünyasının hizmetinde" sözleriyle yapılıyor. Oysa bu okullar, Türkiye Cumhuriyeti'nin değil, ABD'nin hizmetindedir. Gülen cemaati tarafından yurt dışında, özellikle de Türk Cumhuriyetlerinde açılan okullarda, diplomatik pasaportlu Amerikalı CIA ajanları, "ingilizce öğretmeni" diye barındırılıyor. Bu işbirliği, Türkiye'de yapılan üst düzey resmi bir toplantıda, bizzat Fethullahçı okul yöneticisi tarafından itiraf edildi. Toplantıda, dönemin Milli Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam ve MIT temsilcisi de bulunduğu halde, olay karşısında sessiz kalındı. Durum, devletin resmi olarak yayımladığı kitapla da belgelendi.
Yer, Ankara'daki Başkent Öğretmen Evi. Önemli bir toplantı yapılmaktadır. Ev sahibi, Milli Eğitim Bakanlığı Yurt Dışı Eğitim Öğretim Genel Müdürlüğü. Konu, yurt dışında açılan Türk okullarının sorunları. Toplantıya, başta Milli Eğitim Bakanı olmak üzere Bakanlığın bütün üst düzey bürokratları katılıyor. Dahası; Başbakanlıktan, MiT'ten, Dışişleri Bakanlığı'ndan temsilciler de katılımcılar arasında. Ve elbet, yurt dışında okul açmış vakıf ve özel şirket yetkilileri de hazır. Sıra, Özbekistan'daki 18 okulun sahibi gözüken Silm A.Ş.'nin yetkilisine gelir. Bu okullar da, "Fethullahçılara ait" diye bilinmektedir. Müdür, birçok talebini dile getirir. Sözlerini Amerika'nın Özbekistan'daki bir uygulamasını örnekleyerek bağlar. MEB'in yayımladığı "Yurt Dışında Açılan Özel Öğretim Kurumları Temsilcileri-ikinci Toplantısı" adlı kitabın 63-64. sayfalarından okuyalım:
"Amerika Birleşik Devletleri, dostluk köprüsü adı altında getirdikleri 70 öğretmene diplomatik statü kazandırmışlardır. Biz de, eğer devletimiz, büyükelçiliğimiz, bu konuda diplomatik statü konusunda bize yardımcı olursa Türk öğretmenlerinin, Türk eğitim elemanlarının itibarlarının biraz daha artacağını zannediyoruz."
Özbekistan'da diplomatik pasaportla bulunan ABD'li "öğretmen"lerin çoğu, Gülen cemaatinin okullarında çalışmaktadır. ingilizce dil "öğretmeni" olarak gözükmektedirler. Kırgızistan'da da 50-60 kadar Amerikalı "öğretmen" var. Bunlar da diplomatik pasaportlu. Ve Kırgızistan'da "Fethullahçı" diye bilinen okullarda "öğretmenlik" yapıyorlar. Gülen'in okulları, Adriyatik'ten sadece Çin'e kadar değil, Vietnam'a, Endonezya'ya kadar uzanmaktadır ve eğitim dili olarak da Türkçe'yi değil, ingilizce'yi kullanmaktadır. Özellikle hazırlık sınıflarında haftalık ortalama 24 saati bulan ingilizce derslerine, çoğu okulda ABD'li ve ingiliz "öğretmenler" giriyor.
Gülen'in yurtdışındaki okullarında çalışan bine yakın ABD'li öğretmende, yalnızca devlet görevlilerine verilen ABD resmi pasaportu var. Çoğunluğu Türk Cumhuriyetleri'nde faaliyet yürüten okullardaki ABD'li öğretmenler, ingilizce adıyla "official passeport"a sahipler. Amerikan Eğitim Bakanlığı personeli olmayan ABD'li öğretmenlerin, normal olarak turist pasaportu sahibi olmaları gerekiyor. Ancak, Amerikan devleti, Gülen'in okullarında çalışanları resmi görevli sayıyor. Türkiye'deki karşılığı "yeşil pasaport" olan resmi görevli pasaportu, ABD'li öğretmenlere diplomatik dokunulmazlık sağlıyor.
Mekke'ye de Medine'ye de, KESiNLiKLE, giremez.
Neden mi ?
Şeriat kanunlarına göre, Fethullah hoca ŞEYH statüsüne soyunduğundan ve müritleri olduğundan, Suudi Arabistan sınırları içerisinde ele geçirilirse, hemen katledilir.
Çünkü; islamiyette şeriatta ve Kuran'da şeyhlere ve / veya tarikat liderlerine yer yoktur.
Uyandırın Korkmayın heryerde konuşun konuyu siz açın Takside taksiciye konuşun Apartmanda kapıcıya konuşun Sakallı gazete bayinize konuşun Eve gelen gündelikçiye konuşun.
Anlatın eğer Fethullah dindarsa peygamber gibi ise neden Amerika'da yaşıyor ? Neden Mekke'de Kabe yakınlarında bir malikanede değil de Amerika'da FBI çiftliğinde.
Söyleyin bu zat değilmiydi 25 yıl o cami senin bu cami benim salya sümük ağlayarak FAiZ haram diyen ? Sorun kapıcınıza peki BANK ASYA nedir ?
Fethullah'ın okullarının propagandası, "Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar Türk dünyasının hizmetinde" sözleriyle yapılıyor. Oysa bu okullar, Türkiye Cumhuriyeti'nin değil, ABD'nin hizmetindedir. Gülen cemaati tarafından yurt dışında, özellikle de Türk Cumhuriyetlerinde açılan okullarda, diplomatik pasaportlu Amerikalı CIA ajanları, "ingilizce öğretmeni" diye barındırılıyor. Bu işbirliği, Türkiye'de yapılan üst düzey resmi bir toplantıda, bizzat Fethullahçı okul yöneticisi tarafından itiraf edildi. Toplantıda, dönemin Milli Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam ve MIT temsilcisi de bulunduğu halde, olay karşısında sessiz kalındı. Durum, devletin resmi olarak yayımladığı kitapla da belgelendi.
Yer, Ankara'daki Başkent Öğretmen Evi. Önemli bir toplantı yapılmaktadır. Ev sahibi, Milli Eğitim Bakanlığı Yurt Dışı Eğitim Öğretim Genel Müdürlüğü. Konu, yurt dışında açılan Türk okullarının sorunları. Toplantıya, başta Milli Eğitim Bakanı olmak üzere Bakanlığın bütün üst düzey bürokratları katılıyor. Dahası; Başbakanlıktan, MiT'ten, Dışişleri Bakanlığı'ndan temsilciler de katılımcılar arasında. Ve elbet, yurt dışında okul açmış vakıf ve özel şirket yetkilileri de hazır. Sıra, Özbekistan'daki 18 okulun sahibi gözüken Silm A.Ş.'nin yetkilisine gelir. Bu okullar da, "Fethullahçılara ait" diye bilinmektedir. Müdür, birçok talebini dile getirir. Sözlerini Amerika'nın Özbekistan'daki bir uygulamasını örnekleyerek bağlar. MEB'in yayımladığı "Yurt Dışında Açılan Özel Öğretim Kurumları Temsilcileri-ikinci Toplantısı" adlı kitabın 63-64. sayfalarından okuyalım:
"Amerika Birleşik Devletleri, dostluk köprüsü adı altında getirdikleri 70 öğretmene diplomatik statü kazandırmışlardır. Biz de, eğer devletimiz, büyükelçiliğimiz, bu konuda diplomatik statü konusunda bize yardımcı olursa Türk öğretmenlerinin, Türk eğitim elemanlarının itibarlarının biraz daha artacağını zannediyoruz."
Özbekistan'da diplomatik pasaportla bulunan ABD'li "öğretmen"lerin çoğu, Gülen cemaatinin okullarında çalışmaktadır. ingilizce dil "öğretmeni" olarak gözükmektedirler. Kırgızistan'da da 50-60 kadar Amerikalı "öğretmen" var. Bunlar da diplomatik pasaportlu. Ve Kırgızistan'da "Fethullahçı" diye bilinen okullarda "öğretmenlik" yapıyorlar. Gülen'in okulları, Adriyatik'ten sadece Çin'e kadar değil, Vietnam'a, Endonezya'ya kadar uzanmaktadır ve eğitim dili olarak da Türkçe'yi değil, ingilizce'yi kullanmaktadır. Özellikle hazırlık sınıflarında haftalık ortalama 24 saati bulan ingilizce derslerine, çoğu okulda ABD'li ve ingiliz "öğretmenler" giriyor.
Gülen'in yurtdışındaki okullarında çalışan bine yakın ABD'li öğretmende, yalnızca devlet görevlilerine verilen ABD resmi pasaportu var. Çoğunluğu Türk Cumhuriyetleri'nde faaliyet yürüten okullardaki ABD'li öğretmenler, ingilizce adıyla "official passeport"a sahipler. Amerikan Eğitim Bakanlığı personeli olmayan ABD'li öğretmenlerin, normal olarak turist pasaportu sahibi olmaları gerekiyor. Ancak, Amerikan devleti, Gülen'in okullarında çalışanları resmi görevli sayıyor. Türkiye'deki karşılığı "yeşil pasaport" olan resmi görevli pasaportu, ABD'li öğretmenlere diplomatik dokunulmazlık sağlıyor.
göz altı torbalarında daha 8 yıl ağlamaya yetecek kadar göz yaşı biriktiren şahs-ı muhteremdir.
2 gün önce turkiye'ye bir ziyaret gerçekleştiren zat-ı muhteşem. Ayrildigi konusunda bi duyum yok henüz. Yetkililer araştırın bi zahmet.
numan kurtulmuş'u kendisine vekil yapıp akp'ye sokmaya çalışandır.
uluslar arası ağlama cemiyeti başkanıdır kendileri.
Fethullah Gülenin 'angajman kuralları da değişti mi?
Son zamanlarda Fethullah hocada ilginç bir değişiklik görüyorum. Yıllardır bir hoşgörü, nezaket ve saygı abidesi olarak görülen ve öyle bilinen Fethullah hoca birden bire öfkeli bir polemik ustası olup çıktı.
Daha önceleri kendisinden duymadığımız ve görmediğimiz sertlikte, üstelik önceleri ilgi duymadığı birçok konuya müdahil oluyor.
Önce Ergun Babahanın twitterda kırdığı pot üzerine yaptığı yorumda benzetmeyi bir köpek üzerinden yaptı.
Ardından Fenerbahçe-Galatasaray maçını müteakip olaylarda ortalığı yakıp yıkan, polisle çatışan göstericilere sert çıktı. Son olarak da "Genelkurmay Başkanı ağlamaz" diyen Ertuğrul Özköke densiz diyecek kadar öfkelendiğini gördük.
Görünen o ki başbakanın söylediği 'Türkiyenin Suriye ile olan angajman kuralları değişmiştir' cümlesindekine benzer bir değişiklik te Fethullah hocada görüyoruz.
Peki bu değişim, bu polemikler ve bu her konuya müdahil olup üzerinde bir şeyler söyleme arzusu asıl amaç olan hizmeti toplum nezdinde daha da tartışmalı yapmaz mı?
Fethullah hoca bu tür konularda niçin direkt kendisi topa girme ihtiyacı hissediyor?
Polemiklerin kimin haklı kimin haksız olunduğuna bakılmaksızın bizatihi polemiğe giren herkesi yıprattığını biliyoruz.
Hocanın girdiği her polemiğin de kendi itibarından bir parça alıp götüreceği su götürmez bir gerçek.
Böyle küçük ve önemsiz meselelerde bu tür polemiklere bu kadar sert bir üslupla girmesi biraz tuhaf değil mi?
Üstelik ona gönül veren, onu sevip sayan onlarca köşe yazarı varken ve onlar bu tür meselelerde topa girmezlerken Fethullah hocanın bu arzu ve çabasını cemaatte kimse yadırgamıyor mu?
Ömrünün önemli bir bölümünü hoşgörü, nezaket, ötekine saygı ile harcamış ve yürüdüğü yolda yıllardır aktif sabır ve 'müspet hareket içeren bir üslubu benimseyen birinin birden bire bu tarz değişikliğine alışmakta zorlanıyorum.
Doğrusu bu değişim genel olarak bütün cemaat mensubu arkadaşlarda da görünüyor ama beni en çok şaşırtan tabii ki bizzat Fethullah hocadaki değişim.
Sanırım cumhuriyet tarihi boyunca dini şahsiyetlerin hep alttan alan tavırlarına alışmıştık. Bu yüzden bu yeni üslubu yadırgıyor olabiliriz. Hangisi daha iyi bu konuda ben karar veremedim tercihi size bırakıyorum.
levent gültekin
Son zamanlarda Fethullah hocada ilginç bir değişiklik görüyorum. Yıllardır bir hoşgörü, nezaket ve saygı abidesi olarak görülen ve öyle bilinen Fethullah hoca birden bire öfkeli bir polemik ustası olup çıktı.
Daha önceleri kendisinden duymadığımız ve görmediğimiz sertlikte, üstelik önceleri ilgi duymadığı birçok konuya müdahil oluyor.
Önce Ergun Babahanın twitterda kırdığı pot üzerine yaptığı yorumda benzetmeyi bir köpek üzerinden yaptı.
Ardından Fenerbahçe-Galatasaray maçını müteakip olaylarda ortalığı yakıp yıkan, polisle çatışan göstericilere sert çıktı. Son olarak da "Genelkurmay Başkanı ağlamaz" diyen Ertuğrul Özköke densiz diyecek kadar öfkelendiğini gördük.
Görünen o ki başbakanın söylediği 'Türkiyenin Suriye ile olan angajman kuralları değişmiştir' cümlesindekine benzer bir değişiklik te Fethullah hocada görüyoruz.
Peki bu değişim, bu polemikler ve bu her konuya müdahil olup üzerinde bir şeyler söyleme arzusu asıl amaç olan hizmeti toplum nezdinde daha da tartışmalı yapmaz mı?
Fethullah hoca bu tür konularda niçin direkt kendisi topa girme ihtiyacı hissediyor?
Polemiklerin kimin haklı kimin haksız olunduğuna bakılmaksızın bizatihi polemiğe giren herkesi yıprattığını biliyoruz.
Hocanın girdiği her polemiğin de kendi itibarından bir parça alıp götüreceği su götürmez bir gerçek.
Böyle küçük ve önemsiz meselelerde bu tür polemiklere bu kadar sert bir üslupla girmesi biraz tuhaf değil mi?
Üstelik ona gönül veren, onu sevip sayan onlarca köşe yazarı varken ve onlar bu tür meselelerde topa girmezlerken Fethullah hocanın bu arzu ve çabasını cemaatte kimse yadırgamıyor mu?
Ömrünün önemli bir bölümünü hoşgörü, nezaket, ötekine saygı ile harcamış ve yürüdüğü yolda yıllardır aktif sabır ve 'müspet hareket içeren bir üslubu benimseyen birinin birden bire bu tarz değişikliğine alışmakta zorlanıyorum.
Doğrusu bu değişim genel olarak bütün cemaat mensubu arkadaşlarda da görünüyor ama beni en çok şaşırtan tabii ki bizzat Fethullah hocadaki değişim.
Sanırım cumhuriyet tarihi boyunca dini şahsiyetlerin hep alttan alan tavırlarına alışmıştık. Bu yüzden bu yeni üslubu yadırgıyor olabiliriz. Hangisi daha iyi bu konuda ben karar veremedim tercihi size bırakıyorum.
levent gültekin
kara kanatlı bir cehalet vampiridir. bilerek ve istenerek cahil bırakılmış çocukların toplam adetleri üzerinden yarattığı kendi gücüne tapan nurlara boyalı ama kapkara kara kanatlı cehalet vampiridir. amerikanya taşaklarında pensylvania çiftliklerinde yetiştirilen zararlı ve zehirli bir taşak mantarıdır.
elitisttir. sohbetler 3 gruba ayrılır. fakirler, memurlar ve zenginler olarak. ilk iki grup işin güç ve erk tarafı için kalabalıklığı sağlar diğer grup ise parayı. bu sohbet gruplarından birinden diğerine yükselmek yoktur. tarikat içinde yaratılan bu seçkinci kast sistemi sayesinde tarikat, imamlar vasıtası ile sistemi yürütür.
bu sistem aslen islamda var olmayan bir yapıdır. tabi bu sistemin doğruluğu yanlışlığını göstermez sadece islamda var olmadığını gösterir.
fakirler sohbetinde konular hep islam ve hocanın kendisi üzerine iken, zenginler sohbetleri genelde seçimler, yatırımlar, kim ne kadar oy alır kim yeni belediye başkanı olacak, ortaya çıkacak yeni iş fırsatlarından kimler faydalanacak üzerine yoğunlaşır. arada sırada adamın teki gelip şurada şu kadar çocuk var burs verelim şurada okul açıyoruz atın 100bin lira, aranıza yeni bir kardeşimiz katılacak işi için yardımcı olalım size de yardımcı olanlar olmuştu gibi konuşur gider.
elitisttir. sohbetler 3 gruba ayrılır. fakirler, memurlar ve zenginler olarak. ilk iki grup işin güç ve erk tarafı için kalabalıklığı sağlar diğer grup ise parayı. bu sohbet gruplarından birinden diğerine yükselmek yoktur. tarikat içinde yaratılan bu seçkinci kast sistemi sayesinde tarikat, imamlar vasıtası ile sistemi yürütür.
bu sistem aslen islamda var olmayan bir yapıdır. tabi bu sistemin doğruluğu yanlışlığını göstermez sadece islamda var olmadığını gösterir.
fakirler sohbetinde konular hep islam ve hocanın kendisi üzerine iken, zenginler sohbetleri genelde seçimler, yatırımlar, kim ne kadar oy alır kim yeni belediye başkanı olacak, ortaya çıkacak yeni iş fırsatlarından kimler faydalanacak üzerine yoğunlaşır. arada sırada adamın teki gelip şurada şu kadar çocuk var burs verelim şurada okul açıyoruz atın 100bin lira, aranıza yeni bir kardeşimiz katılacak işi için yardımcı olalım size de yardımcı olanlar olmuştu gibi konuşur gider.
dağlıca'yı pkk basmış, uçağımızı suriye düşürmüş, pilotlarımız kayıp, her gün şehitler geliyor... lakin hocaefendinin keyfi yerinde. amerika'da taşak kebabı yapan din tüccarı bu sefer ağlamayıp güldürdü.
(bkz: fethullah gülen fıkrası)
(bkz: fethullah gülen fıkrası)
son videosunda genelkurmay başkanına övgüler yağdırıyor,
ağlamasını yangınlara düşen su damlacıkları olarak nitelendiriyor.
"bazılarının" ağlamasını da artistlik olarak yorumluyor.
hangi büyük ustaysa(!) artık?
ağlamasını yangınlara düşen su damlacıkları olarak nitelendiriyor.
"bazılarının" ağlamasını da artistlik olarak yorumluyor.
hangi büyük ustaysa(!) artık?
"ağlarsa arınç ağlar, fethullah yalan ağlar " özlü sözüne ilham olandır.
miili görüşçüler ve biz atatürkçüler onu hiç sevmeyiz...
çünkü o abd ci.
milli görüşçüler müslümancı.
atatürk severler ise türkçüler.
çünkü o abd ci.
milli görüşçüler müslümancı.
atatürk severler ise türkçüler.
bu adamdan değil de bu adam üzerinden ticaret, siyaset yapanlardan korunmak lazım. bildiğin kullanılıyor bal gibi. okyanus ötesine elini öpmeye gidip buralarda silahla garibanların gözünü korkutup hakkını yiyen insanlar biliyorum.
"it ürür, kervan yürür"deki kervan sahibi.
cahilce eleştirilen zattır. peygamber ve kuran aşığıdır.
fethullah gülen hocaefendinin 30 küsur kasetlik nübüvvet ve sonsuz nur serisi vardır(bunlar peygamber efendimizin(sav) hayatını anlatır). eğer sohbetlerini biraz dinlediyseniz peygamber ve kurandan ne kadar çok bahsettiğini sahabe efendilerimizin hayatını nasıl harika anlattığını biliyorsunuzdur.
bediüzzaman hazretlerine ve risale i nur karşı olan sevgisi ise bu eserlerde islamın, kuranın ve imani mevzuların çok güzel anlatılmsıdır.
fethullah gülen hocaefendinin 30 küsur kasetlik nübüvvet ve sonsuz nur serisi vardır(bunlar peygamber efendimizin(sav) hayatını anlatır). eğer sohbetlerini biraz dinlediyseniz peygamber ve kurandan ne kadar çok bahsettiğini sahabe efendilerimizin hayatını nasıl harika anlattığını biliyorsunuzdur.
bediüzzaman hazretlerine ve risale i nur karşı olan sevgisi ise bu eserlerde islamın, kuranın ve imani mevzuların çok güzel anlatılmsıdır.
cok yuzeysel ve cahilce eleştirilen zat. kimse su hareketleri yanlış şuraya şuraya katılmıyorum demiyor da varsa yoksa hakaret ediyorlar. hayir bende kendisi'nin görüşlerine katılmıyorum ama hakaret etmiyorum. hoca mavi marmara katliamında bize yanlış yaptı. Ve malesef cemaati, cemaatsel hareket metodu uğruna diğer musluman grupları çekinmeden harcayacak niteliktedir.
(bkz: ihh)
(bkz: ihh)
yandaşları zevk sefa içinde yaşar.
ama ülkenin emekçileri fakirlik ve sefa içinde yaşar.
nerde o güzel günler.
(bkz: atatürklü günler)
ama ülkenin emekçileri fakirlik ve sefa içinde yaşar.
nerde o güzel günler.
(bkz: atatürklü günler)
iran'dan da kovulandır. müslüman müslümanı kovarmış demek ki.
ayrıca hep kamera önünde ağlamasıyla bugün ertuğrul özkök ten ayar yemiş.
ertuğrul özkök dedi ki tamam insan ağlar ama kamera önünde şov yaparak değil.
ertuğrul özkök dedi ki tamam insan ağlar ama kamera önünde şov yaparak değil.
necdet özel'in ağlamasını eleştirenlere feci ayar vermiş islam alimi.
http://www.stargazete.com...asina-yorumu/haber-622079
http://www.stargazete.com...asina-yorumu/haber-622079
abd süt vermeyen ineğe ot vermez.
ortaya attığı "dinler arası diyalog" kavramıyla bütün müteddeyyin kesimlerin oklarını bir süreliğine üstüne çekmişti.
ismen herkesin "cemaat" olarak ağzına sakız etmesi,Fethullah Gülen'i bir isim bulmaya zorlamış,
bula bula da neye hizmet ettiğini bilmiyomuşuz gibi "Hizmet"adını bulmuştur.
hareketinin politik akametini tahlil edebilmek içinse satır aralarına göz atmak gerekir.
ismen herkesin "cemaat" olarak ağzına sakız etmesi,Fethullah Gülen'i bir isim bulmaya zorlamış,
bula bula da neye hizmet ettiğini bilmiyomuşuz gibi "Hizmet"adını bulmuştur.
hareketinin politik akametini tahlil edebilmek içinse satır aralarına göz atmak gerekir.
"fet oç. bir pensilvanya piçi" şeklinde dizisi çekilebilecek olan şarlatan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com