bugün
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz18
- yazarların işlediği günahlar8
- amedspor31
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu13
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek16
- günlük tutmak5
- yazarların fotoğrafları9
- psikologun aman buna da ağlama zırlak demesi6
- psikoloğun incinmişsin demesi4
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı21
- rahibin bu günahları çıkaramam demesi5
- erbabı yaparken yorgan titremezmiş4
- aleksey batrakov29
- sevgiliyle saatlerce telefonda konuşmak9
- arkadaşlar uyuyalım mı artık6
- durduk yere tribe girmek5
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- korkudan patır patır altına yapmak5
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim34
- kadın tır şoförleri6
- bu ne hal yahu9
- gecenin şarkısı6
- çoban salatasını çobanlar mı yaptı5
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak3
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler9
- şimdi ne yapsam acaba7
- kendini odada unutmak4
- kar soğuğu6
- yakışıklı güvenlik4
- cumartesi gecesi6
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- bir sözlük yazarıyla şömine başında şarap içmek6
- yarma şeftali7
- akşama ne yemek yapsam10
- fon vurgunu5
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- kanal 7 gelin dizisi5
- sezar salatasını sezar mı yaptı4
- zaman makinesi planı3
- xiaomi 17 pro max4
- bebek yağı bebekten mi olur sorunsalı4
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı10
- sözlüğün en çok oylayan yazarı5
- ağıza alınca rahatlatan şeyler9
- manken gibi kadınla evlenmek5
- kim milyoner olmak ister5
- van da tır ile minibüs çarpışması 9 ölü4
- the merich'in mutfağına konuk olmak7
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı87
kürd sait fetvasıdır. tez uyula. uymayanlar hemen orda aslında şunu demek istedi diye kıvırtmaya başlaya.
evlilikle ilgili fıkhi fetvalardan biridir. kişinin şahsı ile alakalı olmak kaydı ile evlenmek kimi insanlara farzdır. diğer kimilerine sünnettir. kimi diğerlerine mekruhtur. diğer kimilerine ise haramdır. haramlık şu şekilde belirleniyor:
eğer bir kişi evlendiğinde karısına/eşine/hanımına ve çocuklarına zulmedeceğinden emin ise o kişinin evlenmesi haramdır. çünkü zulüm evlilik sünnetini yerine getirememekten daha ağır günahtır.
eğer bir kişi evlendiğinde karısına/eşine/hanımına ve çocuklarına zulmedeceğinden emin ise o kişinin evlenmesi haramdır. çünkü zulüm evlilik sünnetini yerine getirememekten daha ağır günahtır.
suratına bile tükürülmeyecek kafir kelamıdır. allah'ın helal kıldığına haram diyenin ana babası da iki dünyada da iflah olmaz.
evet evlenmek haramdır, eğlenmek helaldir.herkes bir gün onunla, bir gün bununla eğlensin ki değerlerimiz, geleceğimiz yok olsun.
(bkz: bir günah işledim peder)
üstad bu konuda hassas dikkatli ve ince düşünüp söylemiş. evlilik haramdır kimse evlenmesin diye de kestirip atmamıştır.
Evlilik Konusuna Gelince:
Evlenmenin, kişinin durumuna göre farz, mekruh, sünnet, mubâh ve haram yönleri vardır. Mesela, kişi geçimsiz biri ise ve dahası ailesine haram yedirecekse, böyle bir kimsenin evlenmesi mekruh sayılmıştır.
Haram yiyen bir kişi bu durumundan ötürü hesaba çekileceği gibi, böyle birinin başkasının kızına ve ondan doğacak çocuklara haram yedirmesi de haramdır. işte bu durumda olan bir kişinin evlenmesi bir kısım ulemâya göre en azından tahrimen mekruh sayılmıştır.
Kişinin mâli imkânı var ve zina korkusu yoksa, onun evlenmesi sünnettir. Zinaya düşme ihtimâli olan kişinin evlenmesi ise farzdır. Bu itibarla evliliğin hükmü şahısların durumuna göre değişmektedir.
Hz. Mesih (as) ve Hz. Yahya (as) evlenmemişlerdir ve Hz. Mesih ve Hz. Yahya gibi imana hizmet eden, ahlaksızlığa sapmamış, daha tertemiz bir hayli bekâr vardır.
Evet, bu mevzu şahıslara göre değişmektedir. Mutlak bir şey söylemek oldukça zordur. Kimisi evlenmeden âlâ-i illiyyine çıkar, kimisi evlenerek âlâ-i illiyyine çıkar. Kimisi evlenmez esfel-i safiline sukut eder, kimisi evlenir esfel-i safiline sukut eder.
izdivaç yapan bir kısım erkeklere, evlendikten sonra nefsin kadınlara olan alâkasının kesilip kesilmediğini, evliliğin bu meseleye bir çare olup olmadığı sorulduğunda, onların vermiş olduğu cevaplardan, izdivacın günahlara karşı bir sütre olduğu sonucu çıkmaktadır.
Ancak, hedefi ve gâyesi olmayan izdivaçlar, niyetsiz ameller gibi bereketsizdirler. Gâye olmayınca bazen dinine, diyanetine bakılmadan hiç tanınmayan birisiyle sırf boyuna posuna ve cismâniyetine bakılarak evliliğe benzeyen bir araya gelmeler, uhrevî derinliğinin olmaması yanında, çok defa imtizaçsızlıklar ve geçimsizliklerle sonuçlanır. Hele bir de, Kur'ân'a inanan ve inanmayan, Resûlullah (asv)'ı tanıyan ve tanımayan iki kişi bir araya gelmişse...
Evet, aileler arasında inanma ve inanmama açısından zıt düşünceler söz konusu ise, dinî, fikrî sürtüşmeler kaçınılmaz olur ve telâfisi imkânsız uyuşmazlıklar baş gösterir.
"Gayeli izdivaç," enine-boyuna düşünülerek, hissin yanında aklî-mantıkî olan izdivâçtır ve evlenmede "maksat"düşünülerek hareket edildiğinden ailede huzur vardır. Neticesi düşünülmeden ve bir gâye gözetilmeden yapılan evliliklerin neticesinde ise, değişik sıkıntılar söz konusudur. Böyle bir yuvada, aile fertleri sürekli huzursuzluk yaşarlar.
http://www.bediuzzamansai...ikah-cuma-ve-hac-meselesi
Evlilik Konusuna Gelince:
Evlenmenin, kişinin durumuna göre farz, mekruh, sünnet, mubâh ve haram yönleri vardır. Mesela, kişi geçimsiz biri ise ve dahası ailesine haram yedirecekse, böyle bir kimsenin evlenmesi mekruh sayılmıştır.
Haram yiyen bir kişi bu durumundan ötürü hesaba çekileceği gibi, böyle birinin başkasının kızına ve ondan doğacak çocuklara haram yedirmesi de haramdır. işte bu durumda olan bir kişinin evlenmesi bir kısım ulemâya göre en azından tahrimen mekruh sayılmıştır.
Kişinin mâli imkânı var ve zina korkusu yoksa, onun evlenmesi sünnettir. Zinaya düşme ihtimâli olan kişinin evlenmesi ise farzdır. Bu itibarla evliliğin hükmü şahısların durumuna göre değişmektedir.
Hz. Mesih (as) ve Hz. Yahya (as) evlenmemişlerdir ve Hz. Mesih ve Hz. Yahya gibi imana hizmet eden, ahlaksızlığa sapmamış, daha tertemiz bir hayli bekâr vardır.
Evet, bu mevzu şahıslara göre değişmektedir. Mutlak bir şey söylemek oldukça zordur. Kimisi evlenmeden âlâ-i illiyyine çıkar, kimisi evlenerek âlâ-i illiyyine çıkar. Kimisi evlenmez esfel-i safiline sukut eder, kimisi evlenir esfel-i safiline sukut eder.
izdivaç yapan bir kısım erkeklere, evlendikten sonra nefsin kadınlara olan alâkasının kesilip kesilmediğini, evliliğin bu meseleye bir çare olup olmadığı sorulduğunda, onların vermiş olduğu cevaplardan, izdivacın günahlara karşı bir sütre olduğu sonucu çıkmaktadır.
Ancak, hedefi ve gâyesi olmayan izdivaçlar, niyetsiz ameller gibi bereketsizdirler. Gâye olmayınca bazen dinine, diyanetine bakılmadan hiç tanınmayan birisiyle sırf boyuna posuna ve cismâniyetine bakılarak evliliğe benzeyen bir araya gelmeler, uhrevî derinliğinin olmaması yanında, çok defa imtizaçsızlıklar ve geçimsizliklerle sonuçlanır. Hele bir de, Kur'ân'a inanan ve inanmayan, Resûlullah (asv)'ı tanıyan ve tanımayan iki kişi bir araya gelmişse...
Evet, aileler arasında inanma ve inanmama açısından zıt düşünceler söz konusu ise, dinî, fikrî sürtüşmeler kaçınılmaz olur ve telâfisi imkânsız uyuşmazlıklar baş gösterir.
"Gayeli izdivaç," enine-boyuna düşünülerek, hissin yanında aklî-mantıkî olan izdivâçtır ve evlenmede "maksat"düşünülerek hareket edildiğinden ailede huzur vardır. Neticesi düşünülmeden ve bir gâye gözetilmeden yapılan evliliklerin neticesinde ise, değişik sıkıntılar söz konusudur. Böyle bir yuvada, aile fertleri sürekli huzursuzluk yaşarlar.
http://www.bediuzzamansai...ikah-cuma-ve-hac-meselesi
kendisinin niçin evlenmediğine gelince;
Bediüzzaman,istese evlenebilirdi. Ama yaşadığı hayat şartları içinde,başkalarına faydalı olmak hissi ve heyecanıyla buna fırsat bulamamıştır. Azami fedakârlık ve feragatla yaptığı hizmetler ortada iken,onu sorgularcasına "niçin evlenmedi?" demek hiç de uygun değildir.
Bediüzzaman,böyle bir soruya şu noktalara dikkat çekerek cevap verir:
Birincisi:Kırk seneden beri gayet dehşetli bir dinsizlik cereyanının hücumu karşısında,her şeyini feda edecek gerçek fedakârlar lâzım geldiği bir zamanda,Kur'an-ı Hakîm'in hakikatine,değil dünya saadetimi,belki lüzum olsa âhiret saadetimi dahi feda etmeye karar verdim. Değil bir sünnet olan geçici dünya eşlerini almak,belki bu dünyada on huri de bana verilse idi,bırakmaya mecburdum ki;hakikî ihlâs ile Kur'an hakikatine hizmet edebileyim. Çünki bu dehşetli dinsizlik komiteleri,öyle dehşetli hücumları ve desiseleri yapıyorlardı ki,bunlara karşı gelmek için a'zamî fedakârlık yapmak ve dini hareketlerini Allahın rızasından başka hiç bir şeye âlet yapmamak lâzım geliyordu.
Zavallı bir kısım âlimler ve takva ehli insanlar,çoluk-çocuğunun geçim derdi için bid'alara fetva verdiler veya taraftar göründüler. Özellikle din derslerini kaldırıp ezanı kaldırmak gibi dehşetli hücumlara karşı,a'zamî fedakârlık ve a'zamî sebat ve metanet ve her şeyden istiğna etmek lüzumu karşısında,ben bir sünnet-i seniye olan evlenmek âdetini terk ettim ki;tâ çok haramlara girmeyeyim ve çok vâcibleri ve farzları yapabileyim. Bir sünnet yüzünden yüz günaha girilmez. Çünkü o kırk sene zarfında bir tek sünneti yerine getiren bazı hocalar,on büyük günaha ve haramlara girmeye,bir kısım sünnet ve farzları bırakmaya kendilerini mecbur bildiler.
ikincisi:Âyet-i kerimede ve hadîs-i şerifteki "evleniniz" şeklindeki emirler,daimî ve vücubî birer emir değildirler. Belki istihbabî ve sünnet emirleridir. Hem şartlara bağlıdır. Hem de herkes için her vakit değildir.
Bediüzzaman,istese evlenebilirdi. Ama yaşadığı hayat şartları içinde,başkalarına faydalı olmak hissi ve heyecanıyla buna fırsat bulamamıştır. Azami fedakârlık ve feragatla yaptığı hizmetler ortada iken,onu sorgularcasına "niçin evlenmedi?" demek hiç de uygun değildir.
Bediüzzaman,böyle bir soruya şu noktalara dikkat çekerek cevap verir:
Birincisi:Kırk seneden beri gayet dehşetli bir dinsizlik cereyanının hücumu karşısında,her şeyini feda edecek gerçek fedakârlar lâzım geldiği bir zamanda,Kur'an-ı Hakîm'in hakikatine,değil dünya saadetimi,belki lüzum olsa âhiret saadetimi dahi feda etmeye karar verdim. Değil bir sünnet olan geçici dünya eşlerini almak,belki bu dünyada on huri de bana verilse idi,bırakmaya mecburdum ki;hakikî ihlâs ile Kur'an hakikatine hizmet edebileyim. Çünki bu dehşetli dinsizlik komiteleri,öyle dehşetli hücumları ve desiseleri yapıyorlardı ki,bunlara karşı gelmek için a'zamî fedakârlık yapmak ve dini hareketlerini Allahın rızasından başka hiç bir şeye âlet yapmamak lâzım geliyordu.
Zavallı bir kısım âlimler ve takva ehli insanlar,çoluk-çocuğunun geçim derdi için bid'alara fetva verdiler veya taraftar göründüler. Özellikle din derslerini kaldırıp ezanı kaldırmak gibi dehşetli hücumlara karşı,a'zamî fedakârlık ve a'zamî sebat ve metanet ve her şeyden istiğna etmek lüzumu karşısında,ben bir sünnet-i seniye olan evlenmek âdetini terk ettim ki;tâ çok haramlara girmeyeyim ve çok vâcibleri ve farzları yapabileyim. Bir sünnet yüzünden yüz günaha girilmez. Çünkü o kırk sene zarfında bir tek sünneti yerine getiren bazı hocalar,on büyük günaha ve haramlara girmeye,bir kısım sünnet ve farzları bırakmaya kendilerini mecbur bildiler.
ikincisi:Âyet-i kerimede ve hadîs-i şerifteki "evleniniz" şeklindeki emirler,daimî ve vücubî birer emir değildirler. Belki istihbabî ve sünnet emirleridir. Hem şartlara bağlıdır. Hem de herkes için her vakit değildir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com