bugün
- habire1217
- silvermist7
- tribünlerde apoya küfür edilmesinin yasaklanması6
- mantı8
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri23
- şeyhine sakso çekip şeriat isteyen tip7
- sarapci koala62
- akpartililerin apo sevdası5
- ben sizin anonim11
- allah'ın homo sapiensi çamurdan yaratması4
- beni ne kadar seviyorsunuz4
- necip fazıl kısakürek3
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı7
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar9
- şeriatçıların konserleri yasaklatması6
- vexillarius the slayer6
- slip mayo giyen erkek5
- habire 12 kürt değil kürtçü düşmanıdır3
- arkadaşlar tıraş oldum sizce nasıl olmuş2
- insan olmaya ceyrek kala15
- kıskançlık krizi geçiren kadına yapılacak müdahale8
- michael jackson ölmedi mi sorunsalı3
- gelin ey aşıklar gelin2
- motorine 8 24 tl zam gelmesi3
- sabetay sevi4
- ahmet davutoğlu'na soruşturma açılması10
- sevgiliyle girilmiş en saçma tartışmalar7
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu7
- sözlük kadınlarının birbirini çekememesi8
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci5
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz24
- enayimiknatisii12
- çikolatalı kek2
- arkadaşlar döner mi yesem schnitzel mi9
- naz yapan erkek3
- arkadaşlar neden beni kıskanıyorsunuz6
- ismet gürbüz7
- kolay gelsin denilen esnafın cevap vermemesi13
- s'i l v'e r m'i s t19
- sözlükte kıskançlık oluyor hissi6
- münafığın cenaze namazı kılınmaz2
- sevgiliyle aynı iş yerinde çalışmak8
- sözlükteki kıskanç teyzeler6
- sonbaharda yapılacak en iyi şey4
- bik bik'in usuldan herkese sallaması6
- olduğunuz yerde kuyu kazarsanız nerede çıkarsınız3
- hiç kimse fikirleri yüzünden hapis yatmasın4
- diz üstü şort giyen erkek3
- kombin atıp kudurmamızı bekleyen kadın yazar6
kürd sait fetvasıdır. tez uyula. uymayanlar hemen orda aslında şunu demek istedi diye kıvırtmaya başlaya.
evlilikle ilgili fıkhi fetvalardan biridir. kişinin şahsı ile alakalı olmak kaydı ile evlenmek kimi insanlara farzdır. diğer kimilerine sünnettir. kimi diğerlerine mekruhtur. diğer kimilerine ise haramdır. haramlık şu şekilde belirleniyor:
eğer bir kişi evlendiğinde karısına/eşine/hanımına ve çocuklarına zulmedeceğinden emin ise o kişinin evlenmesi haramdır. çünkü zulüm evlilik sünnetini yerine getirememekten daha ağır günahtır.
eğer bir kişi evlendiğinde karısına/eşine/hanımına ve çocuklarına zulmedeceğinden emin ise o kişinin evlenmesi haramdır. çünkü zulüm evlilik sünnetini yerine getirememekten daha ağır günahtır.
suratına bile tükürülmeyecek kafir kelamıdır. allah'ın helal kıldığına haram diyenin ana babası da iki dünyada da iflah olmaz.
evet evlenmek haramdır, eğlenmek helaldir.herkes bir gün onunla, bir gün bununla eğlensin ki değerlerimiz, geleceğimiz yok olsun.
(bkz: bir günah işledim peder)
üstad bu konuda hassas dikkatli ve ince düşünüp söylemiş. evlilik haramdır kimse evlenmesin diye de kestirip atmamıştır.
Evlilik Konusuna Gelince:
Evlenmenin, kişinin durumuna göre farz, mekruh, sünnet, mubâh ve haram yönleri vardır. Mesela, kişi geçimsiz biri ise ve dahası ailesine haram yedirecekse, böyle bir kimsenin evlenmesi mekruh sayılmıştır.
Haram yiyen bir kişi bu durumundan ötürü hesaba çekileceği gibi, böyle birinin başkasının kızına ve ondan doğacak çocuklara haram yedirmesi de haramdır. işte bu durumda olan bir kişinin evlenmesi bir kısım ulemâya göre en azından tahrimen mekruh sayılmıştır.
Kişinin mâli imkânı var ve zina korkusu yoksa, onun evlenmesi sünnettir. Zinaya düşme ihtimâli olan kişinin evlenmesi ise farzdır. Bu itibarla evliliğin hükmü şahısların durumuna göre değişmektedir.
Hz. Mesih (as) ve Hz. Yahya (as) evlenmemişlerdir ve Hz. Mesih ve Hz. Yahya gibi imana hizmet eden, ahlaksızlığa sapmamış, daha tertemiz bir hayli bekâr vardır.
Evet, bu mevzu şahıslara göre değişmektedir. Mutlak bir şey söylemek oldukça zordur. Kimisi evlenmeden âlâ-i illiyyine çıkar, kimisi evlenerek âlâ-i illiyyine çıkar. Kimisi evlenmez esfel-i safiline sukut eder, kimisi evlenir esfel-i safiline sukut eder.
izdivaç yapan bir kısım erkeklere, evlendikten sonra nefsin kadınlara olan alâkasının kesilip kesilmediğini, evliliğin bu meseleye bir çare olup olmadığı sorulduğunda, onların vermiş olduğu cevaplardan, izdivacın günahlara karşı bir sütre olduğu sonucu çıkmaktadır.
Ancak, hedefi ve gâyesi olmayan izdivaçlar, niyetsiz ameller gibi bereketsizdirler. Gâye olmayınca bazen dinine, diyanetine bakılmadan hiç tanınmayan birisiyle sırf boyuna posuna ve cismâniyetine bakılarak evliliğe benzeyen bir araya gelmeler, uhrevî derinliğinin olmaması yanında, çok defa imtizaçsızlıklar ve geçimsizliklerle sonuçlanır. Hele bir de, Kur'ân'a inanan ve inanmayan, Resûlullah (asv)'ı tanıyan ve tanımayan iki kişi bir araya gelmişse...
Evet, aileler arasında inanma ve inanmama açısından zıt düşünceler söz konusu ise, dinî, fikrî sürtüşmeler kaçınılmaz olur ve telâfisi imkânsız uyuşmazlıklar baş gösterir.
"Gayeli izdivaç," enine-boyuna düşünülerek, hissin yanında aklî-mantıkî olan izdivâçtır ve evlenmede "maksat"düşünülerek hareket edildiğinden ailede huzur vardır. Neticesi düşünülmeden ve bir gâye gözetilmeden yapılan evliliklerin neticesinde ise, değişik sıkıntılar söz konusudur. Böyle bir yuvada, aile fertleri sürekli huzursuzluk yaşarlar.
http://www.bediuzzamansai...ikah-cuma-ve-hac-meselesi
Evlilik Konusuna Gelince:
Evlenmenin, kişinin durumuna göre farz, mekruh, sünnet, mubâh ve haram yönleri vardır. Mesela, kişi geçimsiz biri ise ve dahası ailesine haram yedirecekse, böyle bir kimsenin evlenmesi mekruh sayılmıştır.
Haram yiyen bir kişi bu durumundan ötürü hesaba çekileceği gibi, böyle birinin başkasının kızına ve ondan doğacak çocuklara haram yedirmesi de haramdır. işte bu durumda olan bir kişinin evlenmesi bir kısım ulemâya göre en azından tahrimen mekruh sayılmıştır.
Kişinin mâli imkânı var ve zina korkusu yoksa, onun evlenmesi sünnettir. Zinaya düşme ihtimâli olan kişinin evlenmesi ise farzdır. Bu itibarla evliliğin hükmü şahısların durumuna göre değişmektedir.
Hz. Mesih (as) ve Hz. Yahya (as) evlenmemişlerdir ve Hz. Mesih ve Hz. Yahya gibi imana hizmet eden, ahlaksızlığa sapmamış, daha tertemiz bir hayli bekâr vardır.
Evet, bu mevzu şahıslara göre değişmektedir. Mutlak bir şey söylemek oldukça zordur. Kimisi evlenmeden âlâ-i illiyyine çıkar, kimisi evlenerek âlâ-i illiyyine çıkar. Kimisi evlenmez esfel-i safiline sukut eder, kimisi evlenir esfel-i safiline sukut eder.
izdivaç yapan bir kısım erkeklere, evlendikten sonra nefsin kadınlara olan alâkasının kesilip kesilmediğini, evliliğin bu meseleye bir çare olup olmadığı sorulduğunda, onların vermiş olduğu cevaplardan, izdivacın günahlara karşı bir sütre olduğu sonucu çıkmaktadır.
Ancak, hedefi ve gâyesi olmayan izdivaçlar, niyetsiz ameller gibi bereketsizdirler. Gâye olmayınca bazen dinine, diyanetine bakılmadan hiç tanınmayan birisiyle sırf boyuna posuna ve cismâniyetine bakılarak evliliğe benzeyen bir araya gelmeler, uhrevî derinliğinin olmaması yanında, çok defa imtizaçsızlıklar ve geçimsizliklerle sonuçlanır. Hele bir de, Kur'ân'a inanan ve inanmayan, Resûlullah (asv)'ı tanıyan ve tanımayan iki kişi bir araya gelmişse...
Evet, aileler arasında inanma ve inanmama açısından zıt düşünceler söz konusu ise, dinî, fikrî sürtüşmeler kaçınılmaz olur ve telâfisi imkânsız uyuşmazlıklar baş gösterir.
"Gayeli izdivaç," enine-boyuna düşünülerek, hissin yanında aklî-mantıkî olan izdivâçtır ve evlenmede "maksat"düşünülerek hareket edildiğinden ailede huzur vardır. Neticesi düşünülmeden ve bir gâye gözetilmeden yapılan evliliklerin neticesinde ise, değişik sıkıntılar söz konusudur. Böyle bir yuvada, aile fertleri sürekli huzursuzluk yaşarlar.
http://www.bediuzzamansai...ikah-cuma-ve-hac-meselesi
kendisinin niçin evlenmediğine gelince;
Bediüzzaman,istese evlenebilirdi. Ama yaşadığı hayat şartları içinde,başkalarına faydalı olmak hissi ve heyecanıyla buna fırsat bulamamıştır. Azami fedakârlık ve feragatla yaptığı hizmetler ortada iken,onu sorgularcasına "niçin evlenmedi?" demek hiç de uygun değildir.
Bediüzzaman,böyle bir soruya şu noktalara dikkat çekerek cevap verir:
Birincisi:Kırk seneden beri gayet dehşetli bir dinsizlik cereyanının hücumu karşısında,her şeyini feda edecek gerçek fedakârlar lâzım geldiği bir zamanda,Kur'an-ı Hakîm'in hakikatine,değil dünya saadetimi,belki lüzum olsa âhiret saadetimi dahi feda etmeye karar verdim. Değil bir sünnet olan geçici dünya eşlerini almak,belki bu dünyada on huri de bana verilse idi,bırakmaya mecburdum ki;hakikî ihlâs ile Kur'an hakikatine hizmet edebileyim. Çünki bu dehşetli dinsizlik komiteleri,öyle dehşetli hücumları ve desiseleri yapıyorlardı ki,bunlara karşı gelmek için a'zamî fedakârlık yapmak ve dini hareketlerini Allahın rızasından başka hiç bir şeye âlet yapmamak lâzım geliyordu.
Zavallı bir kısım âlimler ve takva ehli insanlar,çoluk-çocuğunun geçim derdi için bid'alara fetva verdiler veya taraftar göründüler. Özellikle din derslerini kaldırıp ezanı kaldırmak gibi dehşetli hücumlara karşı,a'zamî fedakârlık ve a'zamî sebat ve metanet ve her şeyden istiğna etmek lüzumu karşısında,ben bir sünnet-i seniye olan evlenmek âdetini terk ettim ki;tâ çok haramlara girmeyeyim ve çok vâcibleri ve farzları yapabileyim. Bir sünnet yüzünden yüz günaha girilmez. Çünkü o kırk sene zarfında bir tek sünneti yerine getiren bazı hocalar,on büyük günaha ve haramlara girmeye,bir kısım sünnet ve farzları bırakmaya kendilerini mecbur bildiler.
ikincisi:Âyet-i kerimede ve hadîs-i şerifteki "evleniniz" şeklindeki emirler,daimî ve vücubî birer emir değildirler. Belki istihbabî ve sünnet emirleridir. Hem şartlara bağlıdır. Hem de herkes için her vakit değildir.
Bediüzzaman,istese evlenebilirdi. Ama yaşadığı hayat şartları içinde,başkalarına faydalı olmak hissi ve heyecanıyla buna fırsat bulamamıştır. Azami fedakârlık ve feragatla yaptığı hizmetler ortada iken,onu sorgularcasına "niçin evlenmedi?" demek hiç de uygun değildir.
Bediüzzaman,böyle bir soruya şu noktalara dikkat çekerek cevap verir:
Birincisi:Kırk seneden beri gayet dehşetli bir dinsizlik cereyanının hücumu karşısında,her şeyini feda edecek gerçek fedakârlar lâzım geldiği bir zamanda,Kur'an-ı Hakîm'in hakikatine,değil dünya saadetimi,belki lüzum olsa âhiret saadetimi dahi feda etmeye karar verdim. Değil bir sünnet olan geçici dünya eşlerini almak,belki bu dünyada on huri de bana verilse idi,bırakmaya mecburdum ki;hakikî ihlâs ile Kur'an hakikatine hizmet edebileyim. Çünki bu dehşetli dinsizlik komiteleri,öyle dehşetli hücumları ve desiseleri yapıyorlardı ki,bunlara karşı gelmek için a'zamî fedakârlık yapmak ve dini hareketlerini Allahın rızasından başka hiç bir şeye âlet yapmamak lâzım geliyordu.
Zavallı bir kısım âlimler ve takva ehli insanlar,çoluk-çocuğunun geçim derdi için bid'alara fetva verdiler veya taraftar göründüler. Özellikle din derslerini kaldırıp ezanı kaldırmak gibi dehşetli hücumlara karşı,a'zamî fedakârlık ve a'zamî sebat ve metanet ve her şeyden istiğna etmek lüzumu karşısında,ben bir sünnet-i seniye olan evlenmek âdetini terk ettim ki;tâ çok haramlara girmeyeyim ve çok vâcibleri ve farzları yapabileyim. Bir sünnet yüzünden yüz günaha girilmez. Çünkü o kırk sene zarfında bir tek sünneti yerine getiren bazı hocalar,on büyük günaha ve haramlara girmeye,bir kısım sünnet ve farzları bırakmaya kendilerini mecbur bildiler.
ikincisi:Âyet-i kerimede ve hadîs-i şerifteki "evleniniz" şeklindeki emirler,daimî ve vücubî birer emir değildirler. Belki istihbabî ve sünnet emirleridir. Hem şartlara bağlıdır. Hem de herkes için her vakit değildir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar