bugün
- nickten isim tahmini yapmak68
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler10
- erkeklerin obur olduğu algısı18
- hikayeyi devam ettir29
- gocunun nerede olması6
- ailevi değerlere dil uzatan insanımsılar4
- bütün güzel kızların kapılmış olması5
- pizzada ince hamur tercih eden erkek11
- yeşilçam filmi izlemek3
- sözlüğün kızlık zarı ile imtihanı4
- yılmaz özdil5
- 11 kişilik kılıçdaroğlu destek yürüyüşü4
- uysaljakoben16
- nick vermeden bir yazara seslen16
- cem küçük5
- hayattan zevk alamamak10
- 32 yaş evlenmek için çok mu erken6
- pizzanın ortasındaki yuvarlak plastik şey11
- sözlükçülerin zeka seviyeleri4
- bal porsuğu2
- türkiyedeki bölümlerin açıldığı ilk üniversiteler4
- 27 temmuz 2026 galatasaray venezia maçı2
- sünnet olmak3
- true'nin kadın yazarlara bakıp 31 çekmesi5
- arkadaşım uysaljakobeni kürsüye davet ediyorum3
- karga vs papağan3
- yeni parti50
- deli hikmetin canana olan borcu2
- feyza2
- melih gökçek3
- size yapılmayan iyiliğin başkasına yapılması3
- yarrağı boka bulayıp kızartmak5
- erector eski nesil hesapları nereden buluyor6
- mala vurarak çoluğunu çocuğunu geçindiren baba5
- gün boyu sözlükte birbirini yalayan tipler7
- mutlak but3
- yazarların zeka seviyeleri7
- dizel araç devrinin bitmesi2
- eski bakan dayımın iktidarda oluşu ve solcu olmam2
- sözlük profiline fotoğraf koyan yazarın asıl amacı7
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası21
- sözlüğün amına kim koydu4
- sözlüğün namusu2
- kurbağa öpüp prens beklemek9
- sadece içmeye gidelim diye arayan arkadaş6
- kapalı maraş6
- güzel kızların pizza yemesi7
- bir sözlük kızıyla seks yapmak4
- arkadaşlar şeftali yer miyiz8
- öbür sözlük5
Abla ne anlatıyorsun yav.
Abla ne anlatıyorsun yav.
bir ormanın tepesinde gücüyle ün salmış bir ermiş varmış.
kimi aşk sikintilariyla, kimi ruhsal ve fiziksel sıkıntılarla, kimi ekonomik sıkıntılarla gitmiş şifa için.
ermiş hepsine aynı şeyi söylemiş:
-tesekkurler. hiçbir şikayetim yok.
kimi bu cevaba sinirlenmiş.
kimi anlamış, özümsemiş, sifalanmis.
kimi aşk sikintilariyla, kimi ruhsal ve fiziksel sıkıntılarla, kimi ekonomik sıkıntılarla gitmiş şifa için.
ermiş hepsine aynı şeyi söylemiş:
-tesekkurler. hiçbir şikayetim yok.
kimi bu cevaba sinirlenmiş.
kimi anlamış, özümsemiş, sifalanmis.
Halil cibran eseri. Okumaya yeni başladım.
Eleştiriler gayet olumlu. Bakalım, okuyup değerlendireceğim.
Eleştiriler gayet olumlu. Bakalım, okuyup değerlendireceğim.
bugün dördüncü kez okuduğum eser. her okuyuşumda ayrı tat alıyorum, ama hayatı çözdüm havalarında olduğum için değil, eser hiç eskimediği için. neredeyse yüz yıl olacak yayınlanalı ve bu çok büyülü bir şey.
Öncelikle şunu söylemeliyim gerçekten insanı etkileyebilcek , damıtılmış az ve öz bir kitap.Her ne kadar geç keşfetmiş olsam da.
Halil Cibran'ı Türk sanan biri olarak utanarak yazıyorum bu satırları
-Mutlaka oku mutlaka-
--spoiler--
"kim çile ve yalnızlığını geride bırakabilir ki içi sızlamadın?"
"çünkü aşk taçlandırdığı gibi çarmıha da gerer sizi , hem besler hem büyütür hem de budar sizi"
Çocuklara Dair
"onların bedenlerini barındırabilirsiniz ama ruhlarınıı değil"
"kederli olduğunuz zaman yine yüreğine bakın göreceksiniz , aslında ,bir zamanlar neşe kaynağınız olan için ağlamaktasınız"
"Ve üstünüzden atmak istediğiniz bir yükümlülükse söz konusu olan , bu yükümlülük size dayatılmadı , onu siz seçtiniz"
Halil Cibran'ı Türk sanan biri olarak utanarak yazıyorum bu satırları
-Mutlaka oku mutlaka-
--spoiler--
"kim çile ve yalnızlığını geride bırakabilir ki içi sızlamadın?"
"çünkü aşk taçlandırdığı gibi çarmıha da gerer sizi , hem besler hem büyütür hem de budar sizi"
Çocuklara Dair
"onların bedenlerini barındırabilirsiniz ama ruhlarınıı değil"
"kederli olduğunuz zaman yine yüreğine bakın göreceksiniz , aslında ,bir zamanlar neşe kaynağınız olan için ağlamaktasınız"
"Ve üstünüzden atmak istediğiniz bir yükümlülükse söz konusu olan , bu yükümlülük size dayatılmadı , onu siz seçtiniz"
eskiden rütbesiz asker olan kişiyi başkasına anlatırken söylenen söz.
Bu kitabı okurken tekrar tekrar okumak isteğininizi hissedeceksiniz.Halil cibran'ın nedense bu dünyadan olmadığını düşündüren kitabı.
bir halil cibran kitabı. içinde hayatın anlamı var. ölmeden önce okumak lazım.
asıl adı the phophet olan mustafa adlı kişiyle cibraın içsel konuşmalarını konu alan eser, bir çok alimce Cibran'ın müslümanlığı kabul ettiğinin belgesi olarakta gösterilebilir. eserin asıl adı peygamberdir. dilimize bu adla çevrilmemiştir.
--spoiler--
Sizin diye bildiğiniz evlatlar gerçekte sizlerin değildirler,Onlar kendini özleyen Hayat'ın oğulları ve kızlarıdırlar. Sizler aracılığıyla dünyaya gelmişlerdir. Onlara sevginizi verebilirsiniz ama düşüncelerinizi asla. Çünkü onların kendi düşünceleri vardır. Onların vücutlarını çalabilirsiniz ama canlarını asla. Çünkü onların canları geleceğin sarayında oturur ve sizler düşlerinizde bile orayı ziyaret edemezsiniz. Kendinizi onlara benzetmeye çalışabilirsiniz ama onları kendinize benzetmeye kalkışmayın hiç. Çünkü Hayat ne geriye gider ne de geçmişle ilgilenir.
--spoiler--
Sizin diye bildiğiniz evlatlar gerçekte sizlerin değildirler,Onlar kendini özleyen Hayat'ın oğulları ve kızlarıdırlar. Sizler aracılığıyla dünyaya gelmişlerdir. Onlara sevginizi verebilirsiniz ama düşüncelerinizi asla. Çünkü onların kendi düşünceleri vardır. Onların vücutlarını çalabilirsiniz ama canlarını asla. Çünkü onların canları geleceğin sarayında oturur ve sizler düşlerinizde bile orayı ziyaret edemezsiniz. Kendinizi onlara benzetmeye çalışabilirsiniz ama onları kendinize benzetmeye kalkışmayın hiç. Çünkü Hayat ne geriye gider ne de geçmişle ilgilenir.
--spoiler--
Tüm sayfalarını alıntılar defterime geçirmek istediğim BiR Halil Cibran kitabıdır. Hayat dersi gibi bir şeydir. Okurken hayretler içinde cümlelere bakar bulursunuz kendinizi ve sık sık "sahiden" dersiniz. Sahiden de onun dediği gibidir her şey... En çok şu bölümü hoşuma gider:
"Sonra bir kadın dedi ki, bize sevinçten ve kederden söz et,
ve o yanıtladı:
Sevinciniz maskesinden sıyrılmış kederinizdir.
Şimdi kahkahalarınızın yükseldiği o kuyu, çokça zaman gözyaşlarınızla dolmuştu.
Başka nasıl olabilir ki?
Kederin varlığınızda açtığı oyuk ne kadar derin olursa, taşıyabileceğiniz sevinç o kadar çok olur.
Şarabınızı koyduğunuz şu tas , çömlekçinin fırınında kavrulup pişmedi mi?
Ruhunuzu yatıştıran şu lavta , bıçaklarla oyulmuş ağacın ta kendisi değil midir?
Sevinçliyken yüreğinizin derinliklerine bakın, sizi şimdi sevindirenin, sizi bir zamanlar üzenden başka bir şey olmadığını göreceksiniz.
Kederli olduğunuz zaman yine yüreğinize bakın,aslında, bir zamanlar mutluluk kaynağınız olan için ağladığınızı göreceksiniz.
Sevinç ve keder birlikte gelir; biri sofranızda sizinle birlikte otururken , diğerinin yatağınızda uyumakta olduğunu hiç unutmayın."
"Sonra bir kadın dedi ki, bize sevinçten ve kederden söz et,
ve o yanıtladı:
Sevinciniz maskesinden sıyrılmış kederinizdir.
Şimdi kahkahalarınızın yükseldiği o kuyu, çokça zaman gözyaşlarınızla dolmuştu.
Başka nasıl olabilir ki?
Kederin varlığınızda açtığı oyuk ne kadar derin olursa, taşıyabileceğiniz sevinç o kadar çok olur.
Şarabınızı koyduğunuz şu tas , çömlekçinin fırınında kavrulup pişmedi mi?
Ruhunuzu yatıştıran şu lavta , bıçaklarla oyulmuş ağacın ta kendisi değil midir?
Sevinçliyken yüreğinizin derinliklerine bakın, sizi şimdi sevindirenin, sizi bir zamanlar üzenden başka bir şey olmadığını göreceksiniz.
Kederli olduğunuz zaman yine yüreğinize bakın,aslında, bir zamanlar mutluluk kaynağınız olan için ağladığınızı göreceksiniz.
Sevinç ve keder birlikte gelir; biri sofranızda sizinle birlikte otururken , diğerinin yatağınızda uyumakta olduğunu hiç unutmayın."
Halil cibran'ın başarılı eserlerinden biridir. zaten kendiside ermişi en büyük başarısı olarak kabul eden cibran şöyle der;
"Lübnan'dayken bu kitabı yazmayı tasarladğımdan beri, tek günüm bile ermiş olmadan geçmedi. Kitap benim bir parçam haline geldi. Metni yayıncıma vermeden önce tam dört yıl elimde tuttum. içindeki her kelimenin verebileceğim en iyi kelime olduğundan emin olmak istedim."
Okurken hayretler içinde kalacağınız bir kitap. Konuları anlatımları o kadar gerçekçi ki olması gereken bu diyorsunuz, okurken beğenilecek, en sevilen eserlerden biri olabilecek bir eder.
"Lübnan'dayken bu kitabı yazmayı tasarladğımdan beri, tek günüm bile ermiş olmadan geçmedi. Kitap benim bir parçam haline geldi. Metni yayıncıma vermeden önce tam dört yıl elimde tuttum. içindeki her kelimenin verebileceğim en iyi kelime olduğundan emin olmak istedim."
Okurken hayretler içinde kalacağınız bir kitap. Konuları anlatımları o kadar gerçekçi ki olması gereken bu diyorsunuz, okurken beğenilecek, en sevilen eserlerden biri olabilecek bir eder.
cibran'ın eserinin özgün adı the prophet'tir. ilgililere duyurulur...
almitra konuştu,
"bize sevgiden bahset"
ve o müthiş sesiyle konuştu,
sevgi sizi çağırınca onu takip edin,
yolları sarp ve dik olsa da
ve kanatları açıldığında bırakın kendinizi
telekleri arasında saklı kılıç, sizi yaralasa da
ve sizinle konuştuğunda ona inanın
kuzey rüzgarının bir bahçeyi harap edişi gibi,
sesi tüm hayallerinizi darmadağan etse de...
çünkü sevgi sizi yücelttiği gibi, çarmıha da gerer
sizi büyüttüğü ölçüde, budayabilir de...
en yükseklere uzanıp, güneşle titreşen en hassas dallarınızı okşasa da,
köklerinize de inecek ve onları saracaktır, toprağa tutunmaya çalıştıklarında...
mısır biçen dişliler gibi sizi kendine çeker, çıplak bırakana kadar döver, harmanlar;
kabuklarınızı, çöplerinizi ayıklar, eler...
bembeyaz olana kadar öğütür sizi; esnekleşene kadar yoğurur;
ve tanrı'nın ilahi sofrasına ekmek olasınız diye, sizi kendi kutsal ateşine savurur...
sevgi bütün bunları, kalbinizin sirlarini bulasiniz diye yapar...
ve bu biliş, hayatın kalbinin bir cüzzünü yaratır...
ancak korkunun kıskacında, salt sevginin huzurunu ve hazzını ararsınız.
o zaman örtün çıplaklığınızı, ve sevginin harman yerine adım atın...
adım atın, kahkahaların tümünün olmadığı,
sadece gülebileceğiniz mevsimsiz dünyaya,
ve ağlayın ama tüm gözyaşlarınızla değil...
sevgi hiçbirşey sunmaz, sadece kendisini...
hiçbirşey kabul etmez kendinde olandan gayrı...
sevgi sahip çıkmaz, sahiplenilmez de...
çünkü sevgi, sevgi için yeterlidir tümüyle...
sevdiğinizde "tanrı benim kalbimde" yerine,
şöyle diyin, "ben kalbindeyim tanrı'nın"
ve sanmayın yön verebilirsiniz sevginin akışına,
çünkü sevgi, yolunu kendi çizer, sizi değer bulduğunda...
sevgi birşey istemez tamamlanmaktan başka...
fakat seviyorsanız ve ihtiyaçların arzuları varsa,
bırakın bunlar sizinde arzularınız olsun...
erimek ve akmak, geceye şarkılar sunan bir dere misali...
şefkatin fazlasının verdiği acıyı bilip, kendi sevgi anlayışınla yaralanmak,
ve kanamak, yine de istek ve çoşkuyla...
şafak vakti kanatlanmış bir gönülle uyanmak,
ve bir sevgi gününe daha teşekkürle uzanmak...
sessizce çekilmek öğle vakti, sevginin vecdini duymak,
akşamın çöküşüyle de eve huzurla dönmek...
ve uyumak kalbinde sevgiliye bir dua,
ve dudaklarında bir şükür şarkısıyla...
halil cibran
"bize sevgiden bahset"
ve o müthiş sesiyle konuştu,
sevgi sizi çağırınca onu takip edin,
yolları sarp ve dik olsa da
ve kanatları açıldığında bırakın kendinizi
telekleri arasında saklı kılıç, sizi yaralasa da
ve sizinle konuştuğunda ona inanın
kuzey rüzgarının bir bahçeyi harap edişi gibi,
sesi tüm hayallerinizi darmadağan etse de...
çünkü sevgi sizi yücelttiği gibi, çarmıha da gerer
sizi büyüttüğü ölçüde, budayabilir de...
en yükseklere uzanıp, güneşle titreşen en hassas dallarınızı okşasa da,
köklerinize de inecek ve onları saracaktır, toprağa tutunmaya çalıştıklarında...
mısır biçen dişliler gibi sizi kendine çeker, çıplak bırakana kadar döver, harmanlar;
kabuklarınızı, çöplerinizi ayıklar, eler...
bembeyaz olana kadar öğütür sizi; esnekleşene kadar yoğurur;
ve tanrı'nın ilahi sofrasına ekmek olasınız diye, sizi kendi kutsal ateşine savurur...
sevgi bütün bunları, kalbinizin sirlarini bulasiniz diye yapar...
ve bu biliş, hayatın kalbinin bir cüzzünü yaratır...
ancak korkunun kıskacında, salt sevginin huzurunu ve hazzını ararsınız.
o zaman örtün çıplaklığınızı, ve sevginin harman yerine adım atın...
adım atın, kahkahaların tümünün olmadığı,
sadece gülebileceğiniz mevsimsiz dünyaya,
ve ağlayın ama tüm gözyaşlarınızla değil...
sevgi hiçbirşey sunmaz, sadece kendisini...
hiçbirşey kabul etmez kendinde olandan gayrı...
sevgi sahip çıkmaz, sahiplenilmez de...
çünkü sevgi, sevgi için yeterlidir tümüyle...
sevdiğinizde "tanrı benim kalbimde" yerine,
şöyle diyin, "ben kalbindeyim tanrı'nın"
ve sanmayın yön verebilirsiniz sevginin akışına,
çünkü sevgi, yolunu kendi çizer, sizi değer bulduğunda...
sevgi birşey istemez tamamlanmaktan başka...
fakat seviyorsanız ve ihtiyaçların arzuları varsa,
bırakın bunlar sizinde arzularınız olsun...
erimek ve akmak, geceye şarkılar sunan bir dere misali...
şefkatin fazlasının verdiği acıyı bilip, kendi sevgi anlayışınla yaralanmak,
ve kanamak, yine de istek ve çoşkuyla...
şafak vakti kanatlanmış bir gönülle uyanmak,
ve bir sevgi gününe daha teşekkürle uzanmak...
sessizce çekilmek öğle vakti, sevginin vecdini duymak,
akşamın çöküşüyle de eve huzurla dönmek...
ve uyumak kalbinde sevgiliye bir dua,
ve dudaklarında bir şükür şarkısıyla...
halil cibran
halil cibran'ın üzerinde çok emek harcadığını ve yazımını tamamladıktan sonra tam emin olamadığı için yayımlatmadığı eseri.tam olarak bittikten dört sene sonra yayımlatmış.
(bkz: eren)
özdemir ince şiiri.
düşlerim! diyordum,
düşlerim hiç korkutmasın seni
ama sen de kollamalısın yeryüzünü.
sanki!
herşeyi dile getirdim
ama birbirini sildi bütün sözcükler.
sanki!
herşeyi gördüm, gizli görüntüleri bile
ama üstlerini karanlıkla örttüler.
sanki!
herşeyi duydum, ses ötesini bile
ama unuttum hepsinin suretlerini.
sanki!
bütün yolları yürüdüm. boşuna!
gördüm ki bir yere varmıyor hiçbiri.
sanki!
iki ordu saldırdı birbirine,
yalnızca bir çığlık kaldı gövdemde.
sanki!
bir maşrapa su aldım, bir avuç toprak
denizin ve toprağın gölgesinden:
o zaman, esmiş bir rüzgâr oldum
o zaman, akmış bir sele döndüm
o zaman, yağmış bir yağmur oldum.
düşlerim! diyordum,
düşlerim hiç korkutmasın seni:
kimseyi öldürmüyor ölüm!
gündönümü gündönümü, telos yayınları
düşlerim! diyordum,
düşlerim hiç korkutmasın seni
ama sen de kollamalısın yeryüzünü.
sanki!
herşeyi dile getirdim
ama birbirini sildi bütün sözcükler.
sanki!
herşeyi gördüm, gizli görüntüleri bile
ama üstlerini karanlıkla örttüler.
sanki!
herşeyi duydum, ses ötesini bile
ama unuttum hepsinin suretlerini.
sanki!
bütün yolları yürüdüm. boşuna!
gördüm ki bir yere varmıyor hiçbiri.
sanki!
iki ordu saldırdı birbirine,
yalnızca bir çığlık kaldı gövdemde.
sanki!
bir maşrapa su aldım, bir avuç toprak
denizin ve toprağın gölgesinden:
o zaman, esmiş bir rüzgâr oldum
o zaman, akmış bir sele döndüm
o zaman, yağmış bir yağmur oldum.
düşlerim! diyordum,
düşlerim hiç korkutmasın seni:
kimseyi öldürmüyor ölüm!
gündönümü gündönümü, telos yayınları
(bkz: halil cibran)--> (bkz: ermiş)-->arka kapak;
"size bir de denildi ki hayat karanlıktır diye ve sizler bezginliğinizde tekrar edegeldiniz, bir bezgin tarafından ne söylenmişse.
ve ben derim ki hayat, sahidan karanlıktır, insiyak olduğu zaman başka.
ve her insiyak kördür, bilgi olduğu zaman başka.
ve her bilgi beyhudedir, çalışma olduğu zaman başka.
ve her çalışma nafiledir, aşk olduğu zaman başka.
ve her ne zaman aşkla çalışırsanız kendinizi kendinize raptedersiniz ve ötekine ve allah'a... "
"size bir de denildi ki hayat karanlıktır diye ve sizler bezginliğinizde tekrar edegeldiniz, bir bezgin tarafından ne söylenmişse.
ve ben derim ki hayat, sahidan karanlıktır, insiyak olduğu zaman başka.
ve her insiyak kördür, bilgi olduğu zaman başka.
ve her bilgi beyhudedir, çalışma olduğu zaman başka.
ve her çalışma nafiledir, aşk olduğu zaman başka.
ve her ne zaman aşkla çalışırsanız kendinizi kendinize raptedersiniz ve ötekine ve allah'a... "
(bkz: the prophet)
AFET iLGAZ'IN KiTABININ iSMi
yöneylem dersini aldığım kişinin soyadı.ders dışında duyduğumda hani nerde keşke görsekte iki sohbet etsek dediğim fakat derse gelince canavar kesilen kimse.
olgunlaşmış meyve ve sebzeler için kullanılan, erginlik bildiren kelime.
Maneviyatı üst dzeyde olan,evliya,veli.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar