bugün
- 14 ekim 2026 halk tv polis baskını20
- diktatör erdoğan8
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı80
- arkadaşlar size bi soru sorucam44
- sözlükteki galatasaraylılar12
- victor osimhen12
- dem terör partisi11
- şahsım dahil kimse eleştirilemez değildir4
- beyoğlu5
- gece nöbetten çıkınca eve gidip uyumak4
- s'i l v'e r m'i s t17
- göbeklitepeyi uzaylıların yaptığı gerçeği5
- erkeği karizmatik gösteren şeyler18
- halk tv'ye tmsf kayyımı ve 11 gözaltı2
- herkes istediği yazarı yazsın19
- kedi öldürmek suçsa sinek öldürmek de suçtur4
- işteyken sohbet için yanına yanlayan eleman2
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası43
- sözlükteki sivassporlu yazarlar2
- silvermist10
- yüksek enflasyon17
- sözlükte ciddi kitap okuyan yok28
- simko332
- cadılar bayramında ne olacaksınız16
- trump'ın erdoğan'dan yemen için asker istemesi5
- çok azdım porno izliyorum4
- almanya da taciz iddiasıyla robota el konulması2
- 24 yaşına kadar hiç kız arkadaşı olmamış insan15
- ilham aliyev28
- arkadaşlar ben nişanlanıyorum12
- çok film izleyen insandan zarar gelmez29
- ofsaytımsı vol 220
- aston villanın fener'e döşeyeceği boru3
- evladım şu tc'yi girsene3
- yavuz sultan selim16
- keşke benim olsa denilen yazarlar9
- bekar erkeklerin en büyük neşesi8
- beni neden sevmediniz8
- herkesin tavsiye verdiği insan5
- ne kadar paranız var8
- kendin hakkında bir gerçek bırak6
- sözlük kızlarının kombinleri43
- kısa boylu olmak6
- sözlükteki ilişki skandalı39
- 2027 de neler olsun8
- kendini sevmek5
- sözlüğün en yakışıklı erkek yazarı43
- çorba8
- galatasaray9
- seks neden ayıptır2
10-16 mayıs günlerini kapsayan haftadır.
sorunlarinin ve insanca yasamak icin ihtiyaclari olan eksiklerinin bir haftaya sigmayacagi sadece haber bultenlerinde magazin haberlerinden sonra sadece bir kac dakika hatirlamaninise sadece saygisizlik olacagi haftadir.
engelli vatandaslar, ulasım güçlüğü nedeniyle bir yerden bir yere gidemiyor, sosyal ve kültürel etkinliklere katılamıyor ve topluma yeterince adapte olamıyorlar. böylece, daha fazla ilgi görmesi dereken engelli insanlar daha da kötüye gidiyorlar. türkiye'nin çoğu bölgesinde de durum aynı. engellilere göre yollar, mimari yapılar ve kolaylık sağlayabilecek sistemler fazla düşünülmemistir.
engelli vatandaslar, ulasım güçlüğü nedeniyle bir yerden bir yere gidemiyor, sosyal ve kültürel etkinliklere katılamıyor ve topluma yeterince adapte olamıyorlar. böylece, daha fazla ilgi görmesi dereken engelli insanlar daha da kötüye gidiyorlar. türkiye'nin çoğu bölgesinde de durum aynı. engellilere göre yollar, mimari yapılar ve kolaylık sağlayabilecek sistemler fazla düşünülmemistir.
bugün 12 mayıs. yani engelliler haftası (10-16 mayıs).
türkiye'de 8.500.000 engelli insan var. klasik tabirle, avrupa'daki bir çok ülke nüfusundan fazla engelli sayımız. hatta 8.500.000 sayısını, ülkemizin nüfusuna bölersek... türkiye'de, her 10 insandan 1'inin engelli olduğunu görürüz!
peki nerede bu insanlar? nerede bu 8.500.000 kişi?
birçok turist ülkemize gelince, alışveriş yaparken kazıklanmanın yanında... yollarda hiç engelli göremeyince "bu ülkede engelli sayısı azmış" demek gibi bir ritüele sahiptir.
avrupa'da, amerika'da, japonya'da... yani çağdaş ülkelerde, engelli olmak demek: birinci sınıf insan olmak demektir.
maçları sporcularla içiçe, reklam panolarının hemen arkasındaki yerlerinde izlerler. yine tiyatrolarda, sinemalarda kendilerine ayrılan yerleri vardır. ve bunun gibi kamuya açık yerlere girerken, söylememe gerek var mı bilmiyorum ama... hiçbir şekilde kendilerinden ücret talep edilmez.
alışveriş merkezlerinde, engelli asansörü bulundurmak zorunluluğu... veya her kaldırımın, özel bir rampaya sahip olması şartından, bahsetmiyorum bile... çağdaş ülkelerde, engellilerin hatırı sayılır bir maaşa, bağlandığından bahsetmediğim gibi...
peki türkiye'de... türkiye'de 8.500.000 engellinin, sabahtan akşama kadar... evde otuduklarını tahmin etmek zor değil. sanırım en acısı da... camdan sokakta yürüyenleri izlemeleri. hem de perde arkasından...
tabi ki bu noktada, söylenebilecek tek cümle: bu 8.500.000 insanı topluma kazandırmalıyız!
12 haziranda seçim var. partilerin mitinglerinde, değil engelli görmek... engelli insanlar hakkında, çalışma yapmaktan bahsedildiğini duyan var mı, bilmiyorum. ama ben duymadım.
bu 8.500.000 kişiyi, topluma kazandırmak için, bir yerden başlamak lazım! metrobüslerde, metrolarda bilet kesilen yerlerde... devlet dairelerinde, masabaşı işlerde... en basitiyle, su-elektrik-doğalgaz tahsilat bürolarında, bilgisayar başında... bu 8.500.000 insandan çalışmayı isteyecek, milyonlarca kişi olduğunu tahmin etmek zor değil.
her özel işletmede, belli oranda engelli çalıştırmak zorunlu olmalı.
kaldırımların, yarım metre yüksekliklere erişebildiği güzel ülkemde, engelli olmak gerçekten çok zor! ne kadar empati, yaparsak yapalım... ne kadar kendimizi, bir engellinin yerine koyarsak koyalım... ne kadar konuşursak konuşalım...
o insanların, o yarım metrelik kaldırımın önüne geldiğinde, hissettiklerini anlayamayız... veya başkası tarafından yemek yedirilmenin, ne demek olduğunu bilemeyiz... veya karşıdan karşıya geçememenin, ne demek olduğunu... veya tuvalete gidememenin, yaşamadan ne demek olduğunu bilemeyiz...
aslında hatayı en başında, engelli diyerek yapıyoruz. ilk önce o insanlara "sakat" dedik... sonra "özürlü" oldular... şimdi de engelliler... sırada ne var? "mazeretli" mi? veya "raporlu" mu?
ülke olarak milliyetleri... mezhepleri... kısacası herşeyi... ötekileştirmek, gibi toplumsal bir sıkıntımız var.
sanırım bu 8.500.000 milyon insanı, her hangi bir sıfat kullanmadan topluma kazandırdığımız gün... muassır medeniyetler seviyesine ulaşarak, onları geçtiğimiz gündür.
unutmayın! her sağlıklı insan, bir engelli adayıdır.
hepimizin engelliler haftası kutlu olsun...
türkiye'de 8.500.000 engelli insan var. klasik tabirle, avrupa'daki bir çok ülke nüfusundan fazla engelli sayımız. hatta 8.500.000 sayısını, ülkemizin nüfusuna bölersek... türkiye'de, her 10 insandan 1'inin engelli olduğunu görürüz!
peki nerede bu insanlar? nerede bu 8.500.000 kişi?
birçok turist ülkemize gelince, alışveriş yaparken kazıklanmanın yanında... yollarda hiç engelli göremeyince "bu ülkede engelli sayısı azmış" demek gibi bir ritüele sahiptir.
avrupa'da, amerika'da, japonya'da... yani çağdaş ülkelerde, engelli olmak demek: birinci sınıf insan olmak demektir.
maçları sporcularla içiçe, reklam panolarının hemen arkasındaki yerlerinde izlerler. yine tiyatrolarda, sinemalarda kendilerine ayrılan yerleri vardır. ve bunun gibi kamuya açık yerlere girerken, söylememe gerek var mı bilmiyorum ama... hiçbir şekilde kendilerinden ücret talep edilmez.
alışveriş merkezlerinde, engelli asansörü bulundurmak zorunluluğu... veya her kaldırımın, özel bir rampaya sahip olması şartından, bahsetmiyorum bile... çağdaş ülkelerde, engellilerin hatırı sayılır bir maaşa, bağlandığından bahsetmediğim gibi...
peki türkiye'de... türkiye'de 8.500.000 engellinin, sabahtan akşama kadar... evde otuduklarını tahmin etmek zor değil. sanırım en acısı da... camdan sokakta yürüyenleri izlemeleri. hem de perde arkasından...
tabi ki bu noktada, söylenebilecek tek cümle: bu 8.500.000 insanı topluma kazandırmalıyız!
12 haziranda seçim var. partilerin mitinglerinde, değil engelli görmek... engelli insanlar hakkında, çalışma yapmaktan bahsedildiğini duyan var mı, bilmiyorum. ama ben duymadım.
bu 8.500.000 kişiyi, topluma kazandırmak için, bir yerden başlamak lazım! metrobüslerde, metrolarda bilet kesilen yerlerde... devlet dairelerinde, masabaşı işlerde... en basitiyle, su-elektrik-doğalgaz tahsilat bürolarında, bilgisayar başında... bu 8.500.000 insandan çalışmayı isteyecek, milyonlarca kişi olduğunu tahmin etmek zor değil.
her özel işletmede, belli oranda engelli çalıştırmak zorunlu olmalı.
kaldırımların, yarım metre yüksekliklere erişebildiği güzel ülkemde, engelli olmak gerçekten çok zor! ne kadar empati, yaparsak yapalım... ne kadar kendimizi, bir engellinin yerine koyarsak koyalım... ne kadar konuşursak konuşalım...
o insanların, o yarım metrelik kaldırımın önüne geldiğinde, hissettiklerini anlayamayız... veya başkası tarafından yemek yedirilmenin, ne demek olduğunu bilemeyiz... veya karşıdan karşıya geçememenin, ne demek olduğunu... veya tuvalete gidememenin, yaşamadan ne demek olduğunu bilemeyiz...
aslında hatayı en başında, engelli diyerek yapıyoruz. ilk önce o insanlara "sakat" dedik... sonra "özürlü" oldular... şimdi de engelliler... sırada ne var? "mazeretli" mi? veya "raporlu" mu?
ülke olarak milliyetleri... mezhepleri... kısacası herşeyi... ötekileştirmek, gibi toplumsal bir sıkıntımız var.
sanırım bu 8.500.000 milyon insanı, her hangi bir sıfat kullanmadan topluma kazandırdığımız gün... muassır medeniyetler seviyesine ulaşarak, onları geçtiğimiz gündür.
unutmayın! her sağlıklı insan, bir engelli adayıdır.
hepimizin engelliler haftası kutlu olsun...
görme engelli bir vatandaşımıza,'gözlerin görmüyor sana iş vermişiz, daha ne yapalım?' diyen recep akdağ gafından sonra hatırlanması gereken haftadır.
sevgili! bakanımız engelli bir vatandaşa bu şekilde verdiği değeri gösterdi, hemde o insanın psikolojisini hiçe sayarak. duyarlı olalım. o engelli vatandaşımızın yerine koyalım kendimizi, azıcık empati yapalım. bir insanın engelini yüzüne vurmak kadar düşecek bakanlarımız mevcut, bu haftayı bu şekilde hatırlatan bakanlarımız. yazık.
değer gösterilmeyen tüm engelli insanlarımızın bu haftası kutlu olsun.
sevgili! bakanımız engelli bir vatandaşa bu şekilde verdiği değeri gösterdi, hemde o insanın psikolojisini hiçe sayarak. duyarlı olalım. o engelli vatandaşımızın yerine koyalım kendimizi, azıcık empati yapalım. bir insanın engelini yüzüne vurmak kadar düşecek bakanlarımız mevcut, bu haftayı bu şekilde hatırlatan bakanlarımız. yazık.
değer gösterilmeyen tüm engelli insanlarımızın bu haftası kutlu olsun.
dini haftalar dışında da maneviyatını tavan yaptırmak isteyenlerin haftasıdır.
adana'da sadece bir kurumun üzerine bu kadar düşüp etkinlikler düzenlediği haftadır. etkinlikleri gayet eğlenceli geçmiştir ve down sendromlu arkadaşlarımızın yüzündeki o muhteşem ifade görülmeye değerdir. mutluluğun somut haliyle karşılaştırmıştır, gururlandırmıştır bizi. keşke adana'da ve diğer tüm illerde bütün özel eğitim okulları da geniş çapta etkinliklere katılabilse...
Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın, maaşına zam isteyen görme engelli bir vatandaşımıza "Gözlerin görmüyor sana iş vermişiz. Daha ne yapalım?" dediğini duydum sınıf arkadaşlarımdan. Sağlık Bakanı'nın aşağıladığı bu engelli kardeşimizin yerine koyalım kendimizi. Alın teriyle, hakkı olan parayı alıyor. Vatanına hayırlı olabilmek için engel tanımaksızın çalışıyor. Bu kardeşimiz en iyi muameleyi hak ediyor bence. Bu kardeşimizi aşağılamak yerine, sokakta oturduğu yerden hakkı olmayan parayı kazanan dilencilere bu muamele yapılmalı. Görme engeline rağmen çalışan bu kardeşimiz baş üstünde tutulmalı. Engellerine rağmen vatanına hayırlı olmaya çalışan, alın teriyle para kazanan tüm engelli kardeşlerimize helal olsun.
en büyük engel insanın kendisindedir başta kardeşim olmak üzere bütün engelsizlerin günü kutlu olsun.
Bu haftadır. Evet.
engeller değildir.
sevgiler saygılar.
değerler hislerdir.
sevgiler saygılar.
değerler hislerdir.
Bugün itibariyle engelliler haftasına girdik. Engelli bireylerin hayatlarını kolaylaştıracak onları topluma entegre edecek ve eşit olarak yaşamalarını sağlayacak projeler gerçekten çok değerli. Bunun üzerine Türk Telekom'un engelliler için yaptığı projeden bahsetmek istiyorum; Para tanıma, ilaç barkodu okuma gibi aslında küçük bizim için küçük fakat engelli bireylerin hayatlarını kolaylaştıracak detaylar, sanatı ve bilgiyi eşit bir şekilde almaları için yapılan sesli kitaplar, betimlemeli tablolar ve daha birçok güzel projeyi hayata geçirdi Türk Telekom. Bize de takdir etmek düşer. Projelerine detaylı bir şekilde bakmak için şöyle bırakayım linki; https://twitter.com/turki...tatus/1656289422797578240
hepinizinkini en içten dileklerimle kutlarım arkadaşlar.
Engellediklerimizin haftasını da kutluyoruz bu vesile ile.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar