bugün
- berna laçin'in gözaltına alınması39
- ben küfür etmedim adı altında küfür etmek9
- ucan tekme atan hipopotam38
- sabah sabah 500g çikolatalı puding yemek10
- hıçkırığı anında durduran formül7
- erkek olduğu halde ilgi duyduğunuz yazarlar9
- sizce karizma mıyım13
- yazarların şu an içtiği içecekler7
- tarihte musa diye birinin olmadığı iddiası4
- burak yılmazdaki taşşağın kimsede olmaması11
- arkadaşlar acilen bakmanız gerekiyor5
- maltepe'deki çöken binanın kaçak katları3
- kız olduğu halde ilgi duyduğunuz yazarlar7
- ak parti kimsesizlerin kimsesidir9
- roman karakteri olsaydınız hangisi olurdunuz2
- montella ile yolların ayrılması5
- selam kızlar hala evlenmedim7
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
- güne bir resim bırak2
- herkesin herkese psikolojik teşhis koyması3
- koltukaltı kıllı kezo6
- kadınların aklı yoktur hiçbir şeyden anlamazlar9
- bir karıncaya yol tarif etmenin çok zor olması3
- güne kötü başlamak2
- 61 yaşında plank rekoru kırmak4
- herkesin haklı olması2
- arkadaşlar etkileşelim mi5
- özelden kuşum ötmüyor diyen yazar3
- cumadan bir gün önceki gün bugün perşembe4
- şuan ne olmak istersiniz2
- mezar taşına kullanıcı yorumları eklenmesi2
- seray sever3
- hangi manifest kızısın9
- sütte leke var cemil tugay da yok5
- takibe takip beğeniye beğeni diyen sözlük kızı4
- internette kavga ederek var olmaya çalışmak2
- muslettin amca6
- sizi müdüre şikayet eden arkadaş3
- arda turan milli takım teknik direktörü olacak3
- mezar taşında son görülme yazması2
- sevilmeyen yazara yaprak sarma ısmarlamak3
- hiç yutup izlememek4
- ne yapıyorsunuz lan kekolar3
- asansörün düğmesine birden fazla basmak2
- vicdanını kaybetmiş akpliler4
- sözlüğü boşverip plaja gitmek2
- s'i l v'e r m'i s t3
- arkadaşlar benim günüm neden aymadı3
- allah atatürk ten razı olsun2
- dolmuşta para üstü bekleme gerginliği3
bugün 12 mayıs. yani engelliler haftası (10-16 mayıs).
türkiye'de 8.500.000 engelli insan var. klasik tabirle, avrupa'daki bir çok ülke nüfusundan fazla engelli sayımız. hatta 8.500.000 sayısını, ülkemizin nüfusuna bölersek... türkiye'de, her 10 insandan 1'inin engelli olduğunu görürüz!
peki nerede bu insanlar? nerede bu 8.500.000 kişi?
birçok turist ülkemize gelince, alışveriş yaparken kazıklanmanın yanında... yollarda hiç engelli göremeyince "bu ülkede engelli sayısı azmış" demek gibi bir ritüele sahiptir.
avrupa'da, amerika'da, japonya'da... yani çağdaş ülkelerde, engelli olmak demek: birinci sınıf insan olmak demektir.
maçları sporcularla içiçe, reklam panolarının hemen arkasındaki yerlerinde izlerler. yine tiyatrolarda, sinemalarda kendilerine ayrılan yerleri vardır. ve bunun gibi kamuya açık yerlere girerken, söylememe gerek var mı bilmiyorum ama... hiçbir şekilde kendilerinden ücret talep edilmez.
alışveriş merkezlerinde, engelli asansörü bulundurmak zorunluluğu... veya her kaldırımın, özel bir rampaya sahip olması şartından, bahsetmiyorum bile... çağdaş ülkelerde, engellilerin hatırı sayılır bir maaşa, bağlandığından bahsetmediğim gibi...
peki türkiye'de... türkiye'de 8.500.000 engellinin, sabahtan akşama kadar... evde otuduklarını tahmin etmek zor değil. sanırım en acısı da... camdan sokakta yürüyenleri izlemeleri. hem de perde arkasından...
tabi ki bu noktada, söylenebilecek tek cümle: bu 8.500.000 insanı topluma kazandırmalıyız!
12 haziranda seçim var. partilerin mitinglerinde, değil engelli görmek... engelli insanlar hakkında, çalışma yapmaktan bahsedildiğini duyan var mı, bilmiyorum. ama ben duymadım.
bu 8.500.000 kişiyi, topluma kazandırmak için, bir yerden başlamak lazım! metrobüslerde, metrolarda bilet kesilen yerlerde... devlet dairelerinde, masabaşı işlerde... en basitiyle, su-elektrik-doğalgaz tahsilat bürolarında, bilgisayar başında... bu 8.500.000 insandan çalışmayı isteyecek, milyonlarca kişi olduğunu tahmin etmek zor değil.
her özel işletmede, belli oranda engelli çalıştırmak zorunlu olmalı.
kaldırımların, yarım metre yüksekliklere erişebildiği güzel ülkemde, engelli olmak gerçekten çok zor! ne kadar empati, yaparsak yapalım... ne kadar kendimizi, bir engellinin yerine koyarsak koyalım... ne kadar konuşursak konuşalım...
o insanların, o yarım metrelik kaldırımın önüne geldiğinde, hissettiklerini anlayamayız... veya başkası tarafından yemek yedirilmenin, ne demek olduğunu bilemeyiz... veya karşıdan karşıya geçememenin, ne demek olduğunu... veya tuvalete gidememenin, yaşamadan ne demek olduğunu bilemeyiz...
aslında hatayı en başında, engelli diyerek yapıyoruz. ilk önce o insanlara "sakat" dedik... sonra "özürlü" oldular... şimdi de engelliler... sırada ne var? "mazeretli" mi? veya "raporlu" mu?
ülke olarak milliyetleri... mezhepleri... kısacası herşeyi... ötekileştirmek, gibi toplumsal bir sıkıntımız var.
sanırım bu 8.500.000 milyon insanı, her hangi bir sıfat kullanmadan topluma kazandırdığımız gün... muassır medeniyetler seviyesine ulaşarak, onları geçtiğimiz gündür.
unutmayın! her sağlıklı insan, bir engelli adayıdır.
hepimizin engelliler haftası kutlu olsun...
türkiye'de 8.500.000 engelli insan var. klasik tabirle, avrupa'daki bir çok ülke nüfusundan fazla engelli sayımız. hatta 8.500.000 sayısını, ülkemizin nüfusuna bölersek... türkiye'de, her 10 insandan 1'inin engelli olduğunu görürüz!
peki nerede bu insanlar? nerede bu 8.500.000 kişi?
birçok turist ülkemize gelince, alışveriş yaparken kazıklanmanın yanında... yollarda hiç engelli göremeyince "bu ülkede engelli sayısı azmış" demek gibi bir ritüele sahiptir.
avrupa'da, amerika'da, japonya'da... yani çağdaş ülkelerde, engelli olmak demek: birinci sınıf insan olmak demektir.
maçları sporcularla içiçe, reklam panolarının hemen arkasındaki yerlerinde izlerler. yine tiyatrolarda, sinemalarda kendilerine ayrılan yerleri vardır. ve bunun gibi kamuya açık yerlere girerken, söylememe gerek var mı bilmiyorum ama... hiçbir şekilde kendilerinden ücret talep edilmez.
alışveriş merkezlerinde, engelli asansörü bulundurmak zorunluluğu... veya her kaldırımın, özel bir rampaya sahip olması şartından, bahsetmiyorum bile... çağdaş ülkelerde, engellilerin hatırı sayılır bir maaşa, bağlandığından bahsetmediğim gibi...
peki türkiye'de... türkiye'de 8.500.000 engellinin, sabahtan akşama kadar... evde otuduklarını tahmin etmek zor değil. sanırım en acısı da... camdan sokakta yürüyenleri izlemeleri. hem de perde arkasından...
tabi ki bu noktada, söylenebilecek tek cümle: bu 8.500.000 insanı topluma kazandırmalıyız!
12 haziranda seçim var. partilerin mitinglerinde, değil engelli görmek... engelli insanlar hakkında, çalışma yapmaktan bahsedildiğini duyan var mı, bilmiyorum. ama ben duymadım.
bu 8.500.000 kişiyi, topluma kazandırmak için, bir yerden başlamak lazım! metrobüslerde, metrolarda bilet kesilen yerlerde... devlet dairelerinde, masabaşı işlerde... en basitiyle, su-elektrik-doğalgaz tahsilat bürolarında, bilgisayar başında... bu 8.500.000 insandan çalışmayı isteyecek, milyonlarca kişi olduğunu tahmin etmek zor değil.
her özel işletmede, belli oranda engelli çalıştırmak zorunlu olmalı.
kaldırımların, yarım metre yüksekliklere erişebildiği güzel ülkemde, engelli olmak gerçekten çok zor! ne kadar empati, yaparsak yapalım... ne kadar kendimizi, bir engellinin yerine koyarsak koyalım... ne kadar konuşursak konuşalım...
o insanların, o yarım metrelik kaldırımın önüne geldiğinde, hissettiklerini anlayamayız... veya başkası tarafından yemek yedirilmenin, ne demek olduğunu bilemeyiz... veya karşıdan karşıya geçememenin, ne demek olduğunu... veya tuvalete gidememenin, yaşamadan ne demek olduğunu bilemeyiz...
aslında hatayı en başında, engelli diyerek yapıyoruz. ilk önce o insanlara "sakat" dedik... sonra "özürlü" oldular... şimdi de engelliler... sırada ne var? "mazeretli" mi? veya "raporlu" mu?
ülke olarak milliyetleri... mezhepleri... kısacası herşeyi... ötekileştirmek, gibi toplumsal bir sıkıntımız var.
sanırım bu 8.500.000 milyon insanı, her hangi bir sıfat kullanmadan topluma kazandırdığımız gün... muassır medeniyetler seviyesine ulaşarak, onları geçtiğimiz gündür.
unutmayın! her sağlıklı insan, bir engelli adayıdır.
hepimizin engelliler haftası kutlu olsun...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar