bugün
- yazarların on üzerinden komiklikleri34
- iremga11
- en sevilen meyveler6
- yeşilçam'da çocukken travma yaşattığınız sahneler5
- togg'a lpg taktırmak11
- yazarların üstüne çizik attığı burçlar2
- beyazsemsiyeliyabanci48
- sibel can diyeti6
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı3
- sözlükte erkekleri istemiyoruz17
- yagmurcu3
- 7 haziran 2026 aziz yıldırım'ın başkan seçilmesi11
- zaman baba7
- evlenilecek erkek nasıl anlaşılır10
- kezo saçından meslek tahmini yapmak2
- aberdeen2
- bebeksi bir hatunla sevgili olmak9
- türkçe'nin edebi bir dil olmadığı gerçeği7
- aziz yıldırım13
- gereksiz vergiler2
- schopenhauer'un kadın nefreti3
- florya ormanı2
- ilk aşkınız5
- sydney sweeney'in memeleri7
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak4
- instagram'a sürekli hikaye atan kadın5
- ısparta9
- bireysel silahlanmanın önü açılırsa alınacak silah3
- türk mü türkiyeli mi sorunsalı4
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- yorgun mermi22
- cinayet saati neredeydin3
- ermeni kini2
- fetöcü olduğunu beklemediğiniz kişiler4
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- günün sözü2
- soğuk suyla duş alan insan3
- kaşlarını alan erkek3
- 21 gün diyetteyim2
- gammazlama yapmamak12
- aziz başkan efsanesinin geri dönmesi2
- ölüm4
- bugün mükemmel bir gün olacak3
- haysenin1212
- günaydın şarkısı3
- gammaz beni çaylak yapmaz ki gammaz beni çsy9
- akp'li kayseri belediyesi'nin villa parseli satışı3
- hangi yazarla evlenmek isterdiniz8
- iran'ın israil'e füze saldırısı2
- kızının düğününde oynayan baba5
bugün 12 mayıs. yani engelliler haftası (10-16 mayıs).
türkiye'de 8.500.000 engelli insan var. klasik tabirle, avrupa'daki bir çok ülke nüfusundan fazla engelli sayımız. hatta 8.500.000 sayısını, ülkemizin nüfusuna bölersek... türkiye'de, her 10 insandan 1'inin engelli olduğunu görürüz!
peki nerede bu insanlar? nerede bu 8.500.000 kişi?
birçok turist ülkemize gelince, alışveriş yaparken kazıklanmanın yanında... yollarda hiç engelli göremeyince "bu ülkede engelli sayısı azmış" demek gibi bir ritüele sahiptir.
avrupa'da, amerika'da, japonya'da... yani çağdaş ülkelerde, engelli olmak demek: birinci sınıf insan olmak demektir.
maçları sporcularla içiçe, reklam panolarının hemen arkasındaki yerlerinde izlerler. yine tiyatrolarda, sinemalarda kendilerine ayrılan yerleri vardır. ve bunun gibi kamuya açık yerlere girerken, söylememe gerek var mı bilmiyorum ama... hiçbir şekilde kendilerinden ücret talep edilmez.
alışveriş merkezlerinde, engelli asansörü bulundurmak zorunluluğu... veya her kaldırımın, özel bir rampaya sahip olması şartından, bahsetmiyorum bile... çağdaş ülkelerde, engellilerin hatırı sayılır bir maaşa, bağlandığından bahsetmediğim gibi...
peki türkiye'de... türkiye'de 8.500.000 engellinin, sabahtan akşama kadar... evde otuduklarını tahmin etmek zor değil. sanırım en acısı da... camdan sokakta yürüyenleri izlemeleri. hem de perde arkasından...
tabi ki bu noktada, söylenebilecek tek cümle: bu 8.500.000 insanı topluma kazandırmalıyız!
12 haziranda seçim var. partilerin mitinglerinde, değil engelli görmek... engelli insanlar hakkında, çalışma yapmaktan bahsedildiğini duyan var mı, bilmiyorum. ama ben duymadım.
bu 8.500.000 kişiyi, topluma kazandırmak için, bir yerden başlamak lazım! metrobüslerde, metrolarda bilet kesilen yerlerde... devlet dairelerinde, masabaşı işlerde... en basitiyle, su-elektrik-doğalgaz tahsilat bürolarında, bilgisayar başında... bu 8.500.000 insandan çalışmayı isteyecek, milyonlarca kişi olduğunu tahmin etmek zor değil.
her özel işletmede, belli oranda engelli çalıştırmak zorunlu olmalı.
kaldırımların, yarım metre yüksekliklere erişebildiği güzel ülkemde, engelli olmak gerçekten çok zor! ne kadar empati, yaparsak yapalım... ne kadar kendimizi, bir engellinin yerine koyarsak koyalım... ne kadar konuşursak konuşalım...
o insanların, o yarım metrelik kaldırımın önüne geldiğinde, hissettiklerini anlayamayız... veya başkası tarafından yemek yedirilmenin, ne demek olduğunu bilemeyiz... veya karşıdan karşıya geçememenin, ne demek olduğunu... veya tuvalete gidememenin, yaşamadan ne demek olduğunu bilemeyiz...
aslında hatayı en başında, engelli diyerek yapıyoruz. ilk önce o insanlara "sakat" dedik... sonra "özürlü" oldular... şimdi de engelliler... sırada ne var? "mazeretli" mi? veya "raporlu" mu?
ülke olarak milliyetleri... mezhepleri... kısacası herşeyi... ötekileştirmek, gibi toplumsal bir sıkıntımız var.
sanırım bu 8.500.000 milyon insanı, her hangi bir sıfat kullanmadan topluma kazandırdığımız gün... muassır medeniyetler seviyesine ulaşarak, onları geçtiğimiz gündür.
unutmayın! her sağlıklı insan, bir engelli adayıdır.
hepimizin engelliler haftası kutlu olsun...
türkiye'de 8.500.000 engelli insan var. klasik tabirle, avrupa'daki bir çok ülke nüfusundan fazla engelli sayımız. hatta 8.500.000 sayısını, ülkemizin nüfusuna bölersek... türkiye'de, her 10 insandan 1'inin engelli olduğunu görürüz!
peki nerede bu insanlar? nerede bu 8.500.000 kişi?
birçok turist ülkemize gelince, alışveriş yaparken kazıklanmanın yanında... yollarda hiç engelli göremeyince "bu ülkede engelli sayısı azmış" demek gibi bir ritüele sahiptir.
avrupa'da, amerika'da, japonya'da... yani çağdaş ülkelerde, engelli olmak demek: birinci sınıf insan olmak demektir.
maçları sporcularla içiçe, reklam panolarının hemen arkasındaki yerlerinde izlerler. yine tiyatrolarda, sinemalarda kendilerine ayrılan yerleri vardır. ve bunun gibi kamuya açık yerlere girerken, söylememe gerek var mı bilmiyorum ama... hiçbir şekilde kendilerinden ücret talep edilmez.
alışveriş merkezlerinde, engelli asansörü bulundurmak zorunluluğu... veya her kaldırımın, özel bir rampaya sahip olması şartından, bahsetmiyorum bile... çağdaş ülkelerde, engellilerin hatırı sayılır bir maaşa, bağlandığından bahsetmediğim gibi...
peki türkiye'de... türkiye'de 8.500.000 engellinin, sabahtan akşama kadar... evde otuduklarını tahmin etmek zor değil. sanırım en acısı da... camdan sokakta yürüyenleri izlemeleri. hem de perde arkasından...
tabi ki bu noktada, söylenebilecek tek cümle: bu 8.500.000 insanı topluma kazandırmalıyız!
12 haziranda seçim var. partilerin mitinglerinde, değil engelli görmek... engelli insanlar hakkında, çalışma yapmaktan bahsedildiğini duyan var mı, bilmiyorum. ama ben duymadım.
bu 8.500.000 kişiyi, topluma kazandırmak için, bir yerden başlamak lazım! metrobüslerde, metrolarda bilet kesilen yerlerde... devlet dairelerinde, masabaşı işlerde... en basitiyle, su-elektrik-doğalgaz tahsilat bürolarında, bilgisayar başında... bu 8.500.000 insandan çalışmayı isteyecek, milyonlarca kişi olduğunu tahmin etmek zor değil.
her özel işletmede, belli oranda engelli çalıştırmak zorunlu olmalı.
kaldırımların, yarım metre yüksekliklere erişebildiği güzel ülkemde, engelli olmak gerçekten çok zor! ne kadar empati, yaparsak yapalım... ne kadar kendimizi, bir engellinin yerine koyarsak koyalım... ne kadar konuşursak konuşalım...
o insanların, o yarım metrelik kaldırımın önüne geldiğinde, hissettiklerini anlayamayız... veya başkası tarafından yemek yedirilmenin, ne demek olduğunu bilemeyiz... veya karşıdan karşıya geçememenin, ne demek olduğunu... veya tuvalete gidememenin, yaşamadan ne demek olduğunu bilemeyiz...
aslında hatayı en başında, engelli diyerek yapıyoruz. ilk önce o insanlara "sakat" dedik... sonra "özürlü" oldular... şimdi de engelliler... sırada ne var? "mazeretli" mi? veya "raporlu" mu?
ülke olarak milliyetleri... mezhepleri... kısacası herşeyi... ötekileştirmek, gibi toplumsal bir sıkıntımız var.
sanırım bu 8.500.000 milyon insanı, her hangi bir sıfat kullanmadan topluma kazandırdığımız gün... muassır medeniyetler seviyesine ulaşarak, onları geçtiğimiz gündür.
unutmayın! her sağlıklı insan, bir engelli adayıdır.
hepimizin engelliler haftası kutlu olsun...
güncel Önemli Başlıklar
