bugün

cameron crowe filmi. başrollerindeorlando bloom ve kirsten dunst oynuyor.
cameron crowe filmi. başrollerinde orlando bloom ve kirsten dunst oynuyor.
soundtracklarıyla dikkat çeken kaliteli bir romantik komedi..
(bkz: orlando bloom)
(bkz: kirsten dunst)
çok kaliteli olmasa da seyrederken hiç sıkmayan, eğlencelik bir filmdir. gün itibariyle izleyicilerinin seyredilmeye değer, sevimli bir film olduğu görüşünde birleştiği film olmuştur.

ayrıntılı bilgi:

http://www.imdb.com/title/tt0368709/
kirsten dunst'ın kesinlikle dişlerini düzeltmesi gerektiğini bize gösteren film.
uyutan filmlerden biri, hatta suana kadar izlediğim en sıkıcı film desem yalan olmaz. bir hatun bu kadar mı yapmacık, bir adam bu kadar mı ruhsuz olur. izlemeyin iyisi mi.
filmin soundtracki: Ryan adams-come pic me up
insana dair carpici ve yasayan hikayeler anlatmakla unlu sinemaci cameron crowe'un 2005 yapimi filmidir. babasinin cenazesi icin baba evine gelen ve is hayatindaki muthis dusus nedeniyle zorlu bir donem geciren genc bir adamin, burada gecirdigi zamanda hem aski hem dostlugu hem de kendine guven duygusunu yeniden bulusunu anlatiyor. orlando bloomile kirsten dunstarasinda mukemmel bir uyum var. ucakta tanismalari, saatler suren telefon konusmasi, ortada bir yerde bulusmalari, bulusma aninda telefonu kapamalari, gunesin dogusunu seyretmeleri ve sonrasinda kirmizi bereli, sarisin kirsten dunst'ta gordumuz sari, kirmizi uyumunun ardindan mest olmamaniz elde degil. romantik-komedi sevenler icin zor bulunan filmlerden oldugu kesin.
tom petty imzali 'square one' isimli sarkisiyla da grammy adayi olmustur.
sadece şarkıları için izlenebilecek filmdir. Gerisi fıs...
orlanda bloom un kirsten dunst in yaninda ezik gibi gorundugu zevkli film. ayrica free bird sarkisi da cok guzel uymustur.
orlando bloom için seyredilmeye değer film.
kirsten dunst'un partneri olarak filmde Seann William Scott*'ın oynayacağı duyurulmuş, ancak rol orlando bloom'a gitmiştir. romantik komedi tadında, bayık bir filmdir.
neden o kadar beğendim diye kendime gece gece soru sorduran filmdir. müzik, uzun yol, kapıyı her zaman çalmayan aşk.. ha bir de o gece çok kar vardı..bazen yetiyor işte.
içinde güzel bir müzik derlemesi, iki sevimli oyuncu, garip bir cenaze merasimi barındıran, dingin ve birazda romantik bir anınızda izlenmesi gereken bir film.

--spoiler--
son of a mitch
--spoiler--
alıştıgımız romantik komedilerden farklı olan bir yapıt. birbirini kaybetip duran, hatta sonunda onlardan daha çok birleşmelerini istedigimiz bir durum da yok. hayatı iş olan bir gencimiz var öncelikle, hoş bir kızla tanışıyor, konuşuyor vakit geçiriyor, pek birleşecek izlenimi vermiyor yönetmen aynı zamanda.
güzel bir yolculukla bitiriyor filmi.
izleyende romantik duygularla bırakmadan, hiç sıkmadan başlayıp biter, bittiginde ise etki bırakmaz ama nedense tekrar izlenebilir etkisi vardır.
herkesin manuel modunda takıldığı garip bi yer olurdu var olsaydı.
orlando bloom olmasından dolayı ilk gün gittiğim belki ondan dolayıda olabilir ama beğendiğim bir film.
(bkz: yedek insan) .
--spoiler--

- welcome to the annual meeting of people who annually meet, and we'll see ya'll next year.

--spoiler--

repliğiyle aklımda kalmış sevimli bir claire karakterine sahip filmdir. Kirsten Dunst rolünün hakkını fazlasıyla vermiş. Bu elemanın birçok filmini seyrettim fakat hiçbirinde oynadığı karakter üzerinde bu kadar güzel durmamıştı. Belki de gerçek hayatta da böylesine uçuk, tahmin edilemez ve eğlenceli bir insan olduğundandır.
o kadar iyi bir film olmasada kirsten dunst tatlılığı ve audrey hepburn filmlerine yaptığı göndermelerle(otel odası tvsinde roman holiday filminin gösterilmesi ve orlando bloom'un annesi rolündeki kadının kocası mitch'i yad ettiği konuşmada breakfast at tiffany'nin soundtracklarinden moon river çalması)izlenilebilir kılmıştır.
--spoiler--
Life cannot be so cruel that we don't deserve to be together... to eat.

I'm impossible to forget, but I'm hard to remember.
--spoiler--
çok süper bir film olmadığı halde garip bir şekilde insanın içinde sıcak duygular bırakabilir.

filmin sonlarındaki yolculuk ve yolculuğun sonundaki buluşma oldukça güzel işlenmiştir.
bizlere uymayan adetleri olan film..
ama insanı içine alıyor..

sonlara doğru iyice ısınıyorsunuz ve o yolculuk bitmesin diyorsunuz.
susan sarandon'un, ölmüş kocasını anma törenindeki muhteşem tiradıyla renk kattığı film.