bugün
- velvet57
- insan olmaya ceyrek kala12
- kadınları aşağılamanın moda olması4
- üniversiteli escort kızlar4
- enayimiknatisii6
- zeka içerikli entry vs bilgi içerikli entry6
- bir sözlük yazarını kıskanmak13
- hurdacıya gidiyorum4
- sözlükte güzel kız olmaması sorunsalı3
- migros'a sorulacak tek soru23
- sözlük yazarlarının karşılaştığı garip olaylar7
- 2026 ekonomik krizi14
- arkadaşlar çok hastayım ya10
- ioçk'un arto'ya benzemesi4
- victor osimhen19
- 16 ekim 20262
- ekmek yiyip su içmeyi seven yuzır3
- the odyssey5
- düşünmeden eyleme geçmek3
- aleksey batrakov26
- ioçk silik yesin kampanyası3
- ırkçıların geri zekalı olduğu gerçeği11
- g i l d e d l i l y16
- arabayla dağdan inerken dinlenecek şarkılar2
- arkadaşlar kilo aldım4
- bilinçaltı algılama3
- ilk buluşmada bavyera halk ezgileri söyleyen kezo6
- işedikten sonra elini yıkamayan erkek3
- kızları çok seviyorum2
- herzevekil'in götçü oluşu3
- sözlük kavgalarının aslında çok yararlı olması9
- küfür eden kadın iticiliği2
- öğretmenlere önlük ve kıyafet zorunluluğu gelmesi9
- 1 euro 56 25 tl6
- clemence baptista3
- arkadaşlar veto ne demek8
- tostumu yaptım11
- mersin4
- deşkel2
- pisuvarda yanında durup bakan emmi2
- spotify3
- çiğ köfte3
- yapay zeka ve veri bilimi mühendisliği2
- sıfırladım babacığım5
- tıktok nasıl etkin kullanılır4
- nuri bilge ceylan3
- belirli bi objeyi bilinçten saklamak2
- biraderin avanosta olması2
- osuruktan şiirler59
- nevşehirlilerin sevilmemesi2
12 yıl öncesinde kalan aşkını öğrendiğim, aşk mektubunu okuduğum yazar hanım.
cancişiyle ilgili nick altı yazılarına tahammül edemeyen yazar.
(#9372590)
iki lafı bir araya getiremiyorum ben tabi, o yüzden saldırıyorum kehkaeihi.
(#9372590)
iki lafı bir araya getiremiyorum ben tabi, o yüzden saldırıyorum kehkaeihi.
ortalardan kaybolan şirret ama birikimli yazar hanım.
ağzı bozuk gereksiz yazar müsvettesidir.
Gül bahçesi vaat etmediğim için benden gül beklemiyor.
Doğrudur, tabiri caizse öküzüm ben, bunu da hep söyleyegeldim bugüne kadar. Romantik bi adam olamadım, kelimeleri bi şiir gibi ağzından dökülen bi adam olamadım. Zamanında bi arkadaşın bana dediği "sen leş bi pozitivistsin" lafını haklı çıkarırcasına hep neden sonuç ilişkisine dayalı laflar dizdim her ağzımı açtığımda ya da klavye başına oturduğumda.
Ama zaman zaman yazdıklarımda belli bi duygusallık eşiğini aştığım da olmadı değil. Fakat sebebi barizdi onların, çünkü içeriği sadece acı doluydu. Ve ne kadar pozitivist de olsanız, ne kadar romantizm düşmanı da olsanız acınızdan bahsettiğiniz her an mutlaka duygusal kelamlar etmiş oluyordunuz. Benimkiler de öyleydi..
Şu an yaşadığım ikilem de bu.. ancak mutsuzsam dökülüyor ağzımdan o tip cümleler. Ama değilim işte.. beni mutsuz eden değil, hiç alışık olmadığım bi hissiyatı yaşamama sebep olan biri için daha yoğun cümleler yazmak istiyor ama bunu mutsuz olmadığım için beceremiyor ve bu yüzden mutsuz oluyorum.. ama kelimelerimi istediğim yoğunlukta oluşturacak kadar değil.
Orhan gencebay’ı haklı çıkarıyor durumum. Neden bu kadar acı diye sorulduğunda "acı çekmek üstüne çok fazla söyleyecek lafımız olmuş yıllar boyu, ama mutlu olunca 'o kadar mutluyum ki kelimelerle ifade edemiyorum' demişiz.. belki de bu yüzdendir" demişti. Orhan baba haklı ne diyeyim.
Yine de her istediğimde yanında olamamak, hep gidişini izlemek zorunda kalmak, onu mutlu etmeye çalışıp bazen istemeden de olsa üzmek benim mutsuzluk kaynağım olsa da, yanımda olmadığında bile aslında "benim" ve "benim de onun" olduğunu biliyor olmak silip atıyor bütün bu sıkıntıları. Sonrasında da anca çıka çıka bu ne idüğü belirsiz yazı çıkıyor işte..
Bi gün mutluluğumu ifade edecek kelimeler bulduğumda literatürü baştan oluşturacağım onun için.. şimdilik ancak sayıklayabiliyor bu temiz yüzlü tipsiz çocuk.
Doğrudur, tabiri caizse öküzüm ben, bunu da hep söyleyegeldim bugüne kadar. Romantik bi adam olamadım, kelimeleri bi şiir gibi ağzından dökülen bi adam olamadım. Zamanında bi arkadaşın bana dediği "sen leş bi pozitivistsin" lafını haklı çıkarırcasına hep neden sonuç ilişkisine dayalı laflar dizdim her ağzımı açtığımda ya da klavye başına oturduğumda.
Ama zaman zaman yazdıklarımda belli bi duygusallık eşiğini aştığım da olmadı değil. Fakat sebebi barizdi onların, çünkü içeriği sadece acı doluydu. Ve ne kadar pozitivist de olsanız, ne kadar romantizm düşmanı da olsanız acınızdan bahsettiğiniz her an mutlaka duygusal kelamlar etmiş oluyordunuz. Benimkiler de öyleydi..
Şu an yaşadığım ikilem de bu.. ancak mutsuzsam dökülüyor ağzımdan o tip cümleler. Ama değilim işte.. beni mutsuz eden değil, hiç alışık olmadığım bi hissiyatı yaşamama sebep olan biri için daha yoğun cümleler yazmak istiyor ama bunu mutsuz olmadığım için beceremiyor ve bu yüzden mutsuz oluyorum.. ama kelimelerimi istediğim yoğunlukta oluşturacak kadar değil.
Orhan gencebay’ı haklı çıkarıyor durumum. Neden bu kadar acı diye sorulduğunda "acı çekmek üstüne çok fazla söyleyecek lafımız olmuş yıllar boyu, ama mutlu olunca 'o kadar mutluyum ki kelimelerle ifade edemiyorum' demişiz.. belki de bu yüzdendir" demişti. Orhan baba haklı ne diyeyim.
Yine de her istediğimde yanında olamamak, hep gidişini izlemek zorunda kalmak, onu mutlu etmeye çalışıp bazen istemeden de olsa üzmek benim mutsuzluk kaynağım olsa da, yanımda olmadığında bile aslında "benim" ve "benim de onun" olduğunu biliyor olmak silip atıyor bütün bu sıkıntıları. Sonrasında da anca çıka çıka bu ne idüğü belirsiz yazı çıkıyor işte..
Bi gün mutluluğumu ifade edecek kelimeler bulduğumda literatürü baştan oluşturacağım onun için.. şimdilik ancak sayıklayabiliyor bu temiz yüzlü tipsiz çocuk.
güzel arkadaşım. eşsiz bi insan. hoşgelmiş.
Gündemdeki Haberler