bugün
- menemen5
- mr spock'ın kulağını çekmek3
- kediye miyav demek2
- aylık 517 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- vuu vuuuuttu yapan baykuşlar3
- uzay teknesi2
- halı sahada 2 gollüğüne kaleye geçmek2
- bu ülkeye başka erdoğan gelmez6
- balık etli mi kuru götlü mü4
- ölüm6
- köfteci yusuf4
- işe evden yemek götürmek2
- türk müsün türkiyeli misin12
- ilk seçimde akp'nin alacağı oy2
- sabahın köründe denize girmek4
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık14
- nasıl birisiniz6
- beni özleyenler elime mum diksin15
- alin3
- bjk tv2
- yunanistan29
- hırvatistan12
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor14
- milli muharip uçağı kaan3
- rüyada nervio yu görmek8
- ayrılık6
- araba sürerken olmasından en çok korkulan şey5
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı3
- çıkma teklifinin eskide kalması4
- ispanya daki göçmen krizi8
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
- anın görüntüsü13
- türkiyeliyim doğruyum çalışkanım5
- yazarların en son bitirdiği kitap6
- ona bir şey söyle10
- korku filmi izlerken sarılacak birisinin olmaması6
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- mutlu kalmak için öneriler6
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri8
- japonya23
- gecenin rap şarkısı3
- en son aldığınız iltifat14
- irmik helvası vs un helvası18
- favori coldplay şarkınız4
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin22
- yazarların ruh hali3
- gürcistan26
- aylık 511 bin tl iyi para mıdır sorunsalı4
- yeni gelin adayının çıldırtan talepleri6
- gecenin şarkısı3
içimi rahatlatan sözdür.
eden bulur, bulur tabi,kimsenin ahı kalmaz kimsede..
Bizim oralarda what goes around,comes around derler.
Sanma ki,yaptigin yanina kalir.
En sevdiginden cikar acisi,senden degil.
Sanma ki,yaptigin yanina kalir.
En sevdiginden cikar acisi,senden degil.
bir gün ben yine at çaldım çinlilerin köyünden sabah leyin kalktigimda pirincimi çalmışlar.
Züğürt tesellisi.
Çokça örneği olmakla beraber bizzat başa gelmiştir.
bir yanılsama. teselli ve en çok da yalan.
herkesin yaptığı yanına kalır, dünyanın işleyişi budur.
herkesin yaptığı yanına kalır, dünyanın işleyişi budur.
Kanıtlanmış tespittir.
Her şekilde doğrulanır.Kalp kırmayın ve ah almayın.üzmeyin ya sonra üzülüyorsunuz.
isminiz edense ve iyi bir dedektifseniz sizi bir kimseye tavsiye ederken soyleyebilecekleri cümle.
cemaatçi tiplere yapılan baskınla ortaya çıkandır.
sen misin askere kumpas yapan. sürünün şerefsizler.
görsel
sen misin askere kumpas yapan. sürünün şerefsizler.
görsel
attılar iftirayı balyoz'u, ergenekon'u; şimdi · 14 aralık 2014 paralel yapı operasyonuna ağlıyorlar. akp ile iş tutanların sonu bu ! faşizm yayarken faşizme maruz kaldınız. size de yapılanlar yanlış ama siz istediniz bunu !
Haksızlığa uğrayan kişinin avunması icin söylenen söz doğruluk payı vardır. (bkz: Allah u teala imhal eder ama ihmal etmez) .
(bkz: men dakka dukka)
Söyleyen ne güzel söylemiş: “Her kemâlin bir zevâli, her zevâlin bir kemâli var!”
Hayat dediğimiz bu tek yönlü mecburi yolculukta, vaktimizin çoğunu, doğrudan veya dolaylı olarak insanlarla iletişim kurarak geçiriyoruz. Hem de doğumumuzdan ölümümüze kadar.
Fakat toplumsal değer yargıları, ailemizden aldığımız kültür değerleri, yaşadığımız çevre ve arkadaş bildiklerimizin baskıları; insani ilişkilerimizin bir çok ön kabule bağlı olmasına sebep oluyor.
Her gün, “Aman onun zaten babası şöyle bir insan”, “Aman o zaten fakir” , “Aman o zaten işsiz” gibi yüzlerce stigmayla işaretlenen insanlarla karşılaşmıyor muyuz hepimiz?
Kişilerin özüne inmeden, kişiliklerine bile sıra gelmeden, en acımasız eleştirileri veya en yanlış yüceltmeleri konduranlar bizler değil miyiz?
Bir insanı, işsiz, başarısız, suratsız, çirkin vs şekilde aşağılamak veya zengin, başarılı, mutlu, güzel olmalarına bakarak yüceltmek, aynı hastalıklı önyargılarımızın tezahürü değil mi?
Bugün işsiz olanın yarın milyarder, bugün asık suratlı olanın yarın neşeli, bugün çirkin sanılanın zamanla güzel olmayacağından, hangi temellere dayanarak emin olabiliyoruz?
Hem bunlara dayanarak insani ilişkilerini düzenleyenlerin, ani değişimlerde nasıl da şapşallaştıklarını, bireysel iletişimlerini bir çizgiye oturtamadıkları için nasıl sevimsiz görüldüklerini bile bile; nasıl oluyor da ön yargılarımızın boyunduruğundan sıyrılamıyoruz?
Herhalde bütün bunlar, kendimizi olduğumuzdan çok daha yukarılarda görmemize sebep olan büyüklenme arzumuzun sonucu.
Hiçbir şeyi tayin etme, yönetme, yok etme gücümüzün olmadığı bir dünyada, bu külhanbeyi tavırlarımızın başka bir anlamı olabilir mi?
Bugünün işsizi yarının patronu, bugünün mutsuzu yarının en mutlusu, bugünün aşağılananı yarının el üstünde tutulanı olacak.
Yani, “Her kemâlin bir zevâli, her zevâlin bir kemâli var.”
Yarın, bugün başkalarına yaptıklarınızdan utanmak istemiyorsanız; bugün utanılacak iş yapmayacaksınız.
Sıradan insanlar gibi yok olmak istemiyorsanız, sıradan insanlar gibi davranmayacaksınız.
Yarın ağlamak istemiyorsanız, hiç kusura bakmayın, bugün kimseyi ağlatmayacaksınız.
Hayat dediğimiz bu tek yönlü mecburi yolculukta, vaktimizin çoğunu, doğrudan veya dolaylı olarak insanlarla iletişim kurarak geçiriyoruz. Hem de doğumumuzdan ölümümüze kadar.
Fakat toplumsal değer yargıları, ailemizden aldığımız kültür değerleri, yaşadığımız çevre ve arkadaş bildiklerimizin baskıları; insani ilişkilerimizin bir çok ön kabule bağlı olmasına sebep oluyor.
Her gün, “Aman onun zaten babası şöyle bir insan”, “Aman o zaten fakir” , “Aman o zaten işsiz” gibi yüzlerce stigmayla işaretlenen insanlarla karşılaşmıyor muyuz hepimiz?
Kişilerin özüne inmeden, kişiliklerine bile sıra gelmeden, en acımasız eleştirileri veya en yanlış yüceltmeleri konduranlar bizler değil miyiz?
Bir insanı, işsiz, başarısız, suratsız, çirkin vs şekilde aşağılamak veya zengin, başarılı, mutlu, güzel olmalarına bakarak yüceltmek, aynı hastalıklı önyargılarımızın tezahürü değil mi?
Bugün işsiz olanın yarın milyarder, bugün asık suratlı olanın yarın neşeli, bugün çirkin sanılanın zamanla güzel olmayacağından, hangi temellere dayanarak emin olabiliyoruz?
Hem bunlara dayanarak insani ilişkilerini düzenleyenlerin, ani değişimlerde nasıl da şapşallaştıklarını, bireysel iletişimlerini bir çizgiye oturtamadıkları için nasıl sevimsiz görüldüklerini bile bile; nasıl oluyor da ön yargılarımızın boyunduruğundan sıyrılamıyoruz?
Herhalde bütün bunlar, kendimizi olduğumuzdan çok daha yukarılarda görmemize sebep olan büyüklenme arzumuzun sonucu.
Hiçbir şeyi tayin etme, yönetme, yok etme gücümüzün olmadığı bir dünyada, bu külhanbeyi tavırlarımızın başka bir anlamı olabilir mi?
Bugünün işsizi yarının patronu, bugünün mutsuzu yarının en mutlusu, bugünün aşağılananı yarının el üstünde tutulanı olacak.
Yani, “Her kemâlin bir zevâli, her zevâlin bir kemâli var.”
Yarın, bugün başkalarına yaptıklarınızdan utanmak istemiyorsanız; bugün utanılacak iş yapmayacaksınız.
Sıradan insanlar gibi yok olmak istemiyorsanız, sıradan insanlar gibi davranmayacaksınız.
Yarın ağlamak istemiyorsanız, hiç kusura bakmayın, bugün kimseyi ağlatmayacaksınız.
(bkz: etme bulma dünyası)
er ya da geç gerçekleşecek şeydir. yarın bugün kadar insaflı olmaz.
kesinlikle doğru önerme. ne diyeyim allah başa vermesin.
http://onedio.com/haber/e...nlar&utm_medium=tweet
http://onedio.com/haber/e...nlar&utm_medium=tweet
kesinlikle inandığımdır.
bugün kızın biri tanımadığı bir grup insandan oluşan bir gruptan yakınıyordu. kimse kimseyi sallamıyormuş. ben bekliyorum orada beraber gidelim hocanın yanına diye önümden geçip gidiyor hocanın yanına insan bi gelsene falan der.. diyor. nasıl sinir olmuş.
ben o kızın arkadaş grubu ile iki sene boyunca aynı masada haftada bilmem kaç gün ders gördüm. onların çoğu birbirini tanıyordu. bi şekilde kaynaşmışlar, bi kısmı liseden tanışıyor falan. ben giremedim bunların arasına. biraz da çekingen insanımdır. hani nasıl desem masanın etrafında toplanılmış düşün gidip oturuyorsun ve naber diyen olmuyor. görünmez gibiyim. senin bilmediğin kendi aralarında muhabbetler falan gidiyor sürekli.
nefret ettim ben o dersten iki sene. allahtan ikinci sene alt gruptan bi kaç arkadaş transfer oldu da biraz daha iyi geçti.
valla ne yalan söyleyeyim mutlu oldum sözlük. belki farkında değildir başka birine o sinir olduğu duyguyu yaşatan grubun içinde olduğunun ama ciddi ciddi mutlu oldum. olgunlaşmaları için bu gerekli.
bir ortama biri giriyorsa merhaba denir, eğer o demiyorsa. gelsene denir yer açılır. bir şeye bakarken arkanı kontrol edersin kafamdan göremeyen varsa eğileyim kenara kayayım diye. herkes görsün. tek başına bi şeyler yapıyorsa yanına gidilip napıyosun gelsene denir mesela. çıkışta bi şey yapılacaksa herkes davet edilir. en azından bi bakılır gördüm seni fark ettim diye bi kafa selamı çakılır.
valla mutlu oldum ya..
şimdi yine aynı gruptayız ara sıra bi yerlere giderken gelsene diyorlar. ama bu sefer de benim içimden gelmiyor be sözlük. çaktırmadım ama sırf o masadayım diye nefret ettim okuldan. şimdi de stajlardan... neyse iki hafta kaldı. sonra birileri transfer olacak yine.
bugün kızın biri tanımadığı bir grup insandan oluşan bir gruptan yakınıyordu. kimse kimseyi sallamıyormuş. ben bekliyorum orada beraber gidelim hocanın yanına diye önümden geçip gidiyor hocanın yanına insan bi gelsene falan der.. diyor. nasıl sinir olmuş.
ben o kızın arkadaş grubu ile iki sene boyunca aynı masada haftada bilmem kaç gün ders gördüm. onların çoğu birbirini tanıyordu. bi şekilde kaynaşmışlar, bi kısmı liseden tanışıyor falan. ben giremedim bunların arasına. biraz da çekingen insanımdır. hani nasıl desem masanın etrafında toplanılmış düşün gidip oturuyorsun ve naber diyen olmuyor. görünmez gibiyim. senin bilmediğin kendi aralarında muhabbetler falan gidiyor sürekli.
nefret ettim ben o dersten iki sene. allahtan ikinci sene alt gruptan bi kaç arkadaş transfer oldu da biraz daha iyi geçti.
valla ne yalan söyleyeyim mutlu oldum sözlük. belki farkında değildir başka birine o sinir olduğu duyguyu yaşatan grubun içinde olduğunun ama ciddi ciddi mutlu oldum. olgunlaşmaları için bu gerekli.
bir ortama biri giriyorsa merhaba denir, eğer o demiyorsa. gelsene denir yer açılır. bir şeye bakarken arkanı kontrol edersin kafamdan göremeyen varsa eğileyim kenara kayayım diye. herkes görsün. tek başına bi şeyler yapıyorsa yanına gidilip napıyosun gelsene denir mesela. çıkışta bi şey yapılacaksa herkes davet edilir. en azından bi bakılır gördüm seni fark ettim diye bi kafa selamı çakılır.
valla mutlu oldum ya..
şimdi yine aynı gruptayız ara sıra bi yerlere giderken gelsene diyorlar. ama bu sefer de benim içimden gelmiyor be sözlük. çaktırmadım ama sırf o masadayım diye nefret ettim okuldan. şimdi de stajlardan... neyse iki hafta kaldı. sonra birileri transfer olacak yine.
Kanal 7'de izlediğim tv filmi. Zulmeden Kaynana yeni gelininden zulüm görüp evden kovuldu.
Doğrusu "martin eden bulur" olan söz.
Tamam, ben kendim bulurum çıkışı.
Tamam, ben kendim bulurum çıkışı.
Ah! bir de görsek ...
ilahi adalettir.
(bkz: nazlı ılıcak)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar