bugün
- sözlük yazarlarının kombinleri12
- ortada bir yolsuzluk olmaması16
- melih gökçek soruşturması ne oldu21
- yağmurdan nefret etmek8
- 28 eylül 2026 deniz göktaş'ın ilk duruşması5
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir27
- alfabede j harfi neden var3
- romanya53
- sözlüğün meme platformuna dönmesi8
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis9
- anadolu üniversitesi2
- albea var mı abi düşük kilometreli6
- street fighter3
- fırtınalı hava3
- sırbistan da vucic'in istifası2
- heyt bey'nin fon olayından para kazanmış olması7
- fırtınalı havada denize açılan geri zekalılar2
- patrona sigorta yap diye yalvarmak2
- gül döktüm yollarına2
- fatma betülleri doyurmak2
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları20
- nihat genç5
- flört uygulamasında eşleşme algoritması4
- meme yalarken düşünülen şeyler5
- yazarların yağmurlu havada yaptıkları2
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz24
- adam yine kazanacak3
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur34
- matkabın var mı diye mesaj atan kız4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- otel odası10
- fatma betül sayan kaya39
- türkiye24
- almanya25
- karton toplayan çocuk16
- dünya61
- sözlük kızlarının ojeleri16
- 2 gecede 40 bin iranlıyı katleden molla rejimi14
- sözlükteki ayakçılar10
- işsiz2
- 25 eylül 2026 aym önünde intihar eden emekli14
- yüksek enflasyon3
- vietnam da gençleştirme ameliyatı olan adam9
- kadınların sapık olması10
- roketsan'ın karaok füzesinin hava hedefini vurması2
- nick vermeden bir yazara seslen14
- nikola tesla'nın kürt olması10
- hiçbir şeyin sarmaması10
- yağmurlu havalarda yapılabilecek en güzel şeyler2
- 8 dakikadır entry girilmiyor3
içimi rahatlatan sözdür.
eden bulur, bulur tabi,kimsenin ahı kalmaz kimsede..
Bizim oralarda what goes around,comes around derler.
Sanma ki,yaptigin yanina kalir.
En sevdiginden cikar acisi,senden degil.
Sanma ki,yaptigin yanina kalir.
En sevdiginden cikar acisi,senden degil.
bir gün ben yine at çaldım çinlilerin köyünden sabah leyin kalktigimda pirincimi çalmışlar.
Züğürt tesellisi.
Çokça örneği olmakla beraber bizzat başa gelmiştir.
bir yanılsama. teselli ve en çok da yalan.
herkesin yaptığı yanına kalır, dünyanın işleyişi budur.
herkesin yaptığı yanına kalır, dünyanın işleyişi budur.
Kanıtlanmış tespittir.
Her şekilde doğrulanır.Kalp kırmayın ve ah almayın.üzmeyin ya sonra üzülüyorsunuz.
isminiz edense ve iyi bir dedektifseniz sizi bir kimseye tavsiye ederken soyleyebilecekleri cümle.
cemaatçi tiplere yapılan baskınla ortaya çıkandır.
sen misin askere kumpas yapan. sürünün şerefsizler.
görsel
sen misin askere kumpas yapan. sürünün şerefsizler.
görsel
attılar iftirayı balyoz'u, ergenekon'u; şimdi · 14 aralık 2014 paralel yapı operasyonuna ağlıyorlar. akp ile iş tutanların sonu bu ! faşizm yayarken faşizme maruz kaldınız. size de yapılanlar yanlış ama siz istediniz bunu !
Haksızlığa uğrayan kişinin avunması icin söylenen söz doğruluk payı vardır. (bkz: Allah u teala imhal eder ama ihmal etmez) .
(bkz: men dakka dukka)
Söyleyen ne güzel söylemiş: “Her kemâlin bir zevâli, her zevâlin bir kemâli var!”
Hayat dediğimiz bu tek yönlü mecburi yolculukta, vaktimizin çoğunu, doğrudan veya dolaylı olarak insanlarla iletişim kurarak geçiriyoruz. Hem de doğumumuzdan ölümümüze kadar.
Fakat toplumsal değer yargıları, ailemizden aldığımız kültür değerleri, yaşadığımız çevre ve arkadaş bildiklerimizin baskıları; insani ilişkilerimizin bir çok ön kabule bağlı olmasına sebep oluyor.
Her gün, “Aman onun zaten babası şöyle bir insan”, “Aman o zaten fakir” , “Aman o zaten işsiz” gibi yüzlerce stigmayla işaretlenen insanlarla karşılaşmıyor muyuz hepimiz?
Kişilerin özüne inmeden, kişiliklerine bile sıra gelmeden, en acımasız eleştirileri veya en yanlış yüceltmeleri konduranlar bizler değil miyiz?
Bir insanı, işsiz, başarısız, suratsız, çirkin vs şekilde aşağılamak veya zengin, başarılı, mutlu, güzel olmalarına bakarak yüceltmek, aynı hastalıklı önyargılarımızın tezahürü değil mi?
Bugün işsiz olanın yarın milyarder, bugün asık suratlı olanın yarın neşeli, bugün çirkin sanılanın zamanla güzel olmayacağından, hangi temellere dayanarak emin olabiliyoruz?
Hem bunlara dayanarak insani ilişkilerini düzenleyenlerin, ani değişimlerde nasıl da şapşallaştıklarını, bireysel iletişimlerini bir çizgiye oturtamadıkları için nasıl sevimsiz görüldüklerini bile bile; nasıl oluyor da ön yargılarımızın boyunduruğundan sıyrılamıyoruz?
Herhalde bütün bunlar, kendimizi olduğumuzdan çok daha yukarılarda görmemize sebep olan büyüklenme arzumuzun sonucu.
Hiçbir şeyi tayin etme, yönetme, yok etme gücümüzün olmadığı bir dünyada, bu külhanbeyi tavırlarımızın başka bir anlamı olabilir mi?
Bugünün işsizi yarının patronu, bugünün mutsuzu yarının en mutlusu, bugünün aşağılananı yarının el üstünde tutulanı olacak.
Yani, “Her kemâlin bir zevâli, her zevâlin bir kemâli var.”
Yarın, bugün başkalarına yaptıklarınızdan utanmak istemiyorsanız; bugün utanılacak iş yapmayacaksınız.
Sıradan insanlar gibi yok olmak istemiyorsanız, sıradan insanlar gibi davranmayacaksınız.
Yarın ağlamak istemiyorsanız, hiç kusura bakmayın, bugün kimseyi ağlatmayacaksınız.
Hayat dediğimiz bu tek yönlü mecburi yolculukta, vaktimizin çoğunu, doğrudan veya dolaylı olarak insanlarla iletişim kurarak geçiriyoruz. Hem de doğumumuzdan ölümümüze kadar.
Fakat toplumsal değer yargıları, ailemizden aldığımız kültür değerleri, yaşadığımız çevre ve arkadaş bildiklerimizin baskıları; insani ilişkilerimizin bir çok ön kabule bağlı olmasına sebep oluyor.
Her gün, “Aman onun zaten babası şöyle bir insan”, “Aman o zaten fakir” , “Aman o zaten işsiz” gibi yüzlerce stigmayla işaretlenen insanlarla karşılaşmıyor muyuz hepimiz?
Kişilerin özüne inmeden, kişiliklerine bile sıra gelmeden, en acımasız eleştirileri veya en yanlış yüceltmeleri konduranlar bizler değil miyiz?
Bir insanı, işsiz, başarısız, suratsız, çirkin vs şekilde aşağılamak veya zengin, başarılı, mutlu, güzel olmalarına bakarak yüceltmek, aynı hastalıklı önyargılarımızın tezahürü değil mi?
Bugün işsiz olanın yarın milyarder, bugün asık suratlı olanın yarın neşeli, bugün çirkin sanılanın zamanla güzel olmayacağından, hangi temellere dayanarak emin olabiliyoruz?
Hem bunlara dayanarak insani ilişkilerini düzenleyenlerin, ani değişimlerde nasıl da şapşallaştıklarını, bireysel iletişimlerini bir çizgiye oturtamadıkları için nasıl sevimsiz görüldüklerini bile bile; nasıl oluyor da ön yargılarımızın boyunduruğundan sıyrılamıyoruz?
Herhalde bütün bunlar, kendimizi olduğumuzdan çok daha yukarılarda görmemize sebep olan büyüklenme arzumuzun sonucu.
Hiçbir şeyi tayin etme, yönetme, yok etme gücümüzün olmadığı bir dünyada, bu külhanbeyi tavırlarımızın başka bir anlamı olabilir mi?
Bugünün işsizi yarının patronu, bugünün mutsuzu yarının en mutlusu, bugünün aşağılananı yarının el üstünde tutulanı olacak.
Yani, “Her kemâlin bir zevâli, her zevâlin bir kemâli var.”
Yarın, bugün başkalarına yaptıklarınızdan utanmak istemiyorsanız; bugün utanılacak iş yapmayacaksınız.
Sıradan insanlar gibi yok olmak istemiyorsanız, sıradan insanlar gibi davranmayacaksınız.
Yarın ağlamak istemiyorsanız, hiç kusura bakmayın, bugün kimseyi ağlatmayacaksınız.
(bkz: etme bulma dünyası)
er ya da geç gerçekleşecek şeydir. yarın bugün kadar insaflı olmaz.
kesinlikle doğru önerme. ne diyeyim allah başa vermesin.
http://onedio.com/haber/e...nlar&utm_medium=tweet
http://onedio.com/haber/e...nlar&utm_medium=tweet
kesinlikle inandığımdır.
bugün kızın biri tanımadığı bir grup insandan oluşan bir gruptan yakınıyordu. kimse kimseyi sallamıyormuş. ben bekliyorum orada beraber gidelim hocanın yanına diye önümden geçip gidiyor hocanın yanına insan bi gelsene falan der.. diyor. nasıl sinir olmuş.
ben o kızın arkadaş grubu ile iki sene boyunca aynı masada haftada bilmem kaç gün ders gördüm. onların çoğu birbirini tanıyordu. bi şekilde kaynaşmışlar, bi kısmı liseden tanışıyor falan. ben giremedim bunların arasına. biraz da çekingen insanımdır. hani nasıl desem masanın etrafında toplanılmış düşün gidip oturuyorsun ve naber diyen olmuyor. görünmez gibiyim. senin bilmediğin kendi aralarında muhabbetler falan gidiyor sürekli.
nefret ettim ben o dersten iki sene. allahtan ikinci sene alt gruptan bi kaç arkadaş transfer oldu da biraz daha iyi geçti.
valla ne yalan söyleyeyim mutlu oldum sözlük. belki farkında değildir başka birine o sinir olduğu duyguyu yaşatan grubun içinde olduğunun ama ciddi ciddi mutlu oldum. olgunlaşmaları için bu gerekli.
bir ortama biri giriyorsa merhaba denir, eğer o demiyorsa. gelsene denir yer açılır. bir şeye bakarken arkanı kontrol edersin kafamdan göremeyen varsa eğileyim kenara kayayım diye. herkes görsün. tek başına bi şeyler yapıyorsa yanına gidilip napıyosun gelsene denir mesela. çıkışta bi şey yapılacaksa herkes davet edilir. en azından bi bakılır gördüm seni fark ettim diye bi kafa selamı çakılır.
valla mutlu oldum ya..
şimdi yine aynı gruptayız ara sıra bi yerlere giderken gelsene diyorlar. ama bu sefer de benim içimden gelmiyor be sözlük. çaktırmadım ama sırf o masadayım diye nefret ettim okuldan. şimdi de stajlardan... neyse iki hafta kaldı. sonra birileri transfer olacak yine.
bugün kızın biri tanımadığı bir grup insandan oluşan bir gruptan yakınıyordu. kimse kimseyi sallamıyormuş. ben bekliyorum orada beraber gidelim hocanın yanına diye önümden geçip gidiyor hocanın yanına insan bi gelsene falan der.. diyor. nasıl sinir olmuş.
ben o kızın arkadaş grubu ile iki sene boyunca aynı masada haftada bilmem kaç gün ders gördüm. onların çoğu birbirini tanıyordu. bi şekilde kaynaşmışlar, bi kısmı liseden tanışıyor falan. ben giremedim bunların arasına. biraz da çekingen insanımdır. hani nasıl desem masanın etrafında toplanılmış düşün gidip oturuyorsun ve naber diyen olmuyor. görünmez gibiyim. senin bilmediğin kendi aralarında muhabbetler falan gidiyor sürekli.
nefret ettim ben o dersten iki sene. allahtan ikinci sene alt gruptan bi kaç arkadaş transfer oldu da biraz daha iyi geçti.
valla ne yalan söyleyeyim mutlu oldum sözlük. belki farkında değildir başka birine o sinir olduğu duyguyu yaşatan grubun içinde olduğunun ama ciddi ciddi mutlu oldum. olgunlaşmaları için bu gerekli.
bir ortama biri giriyorsa merhaba denir, eğer o demiyorsa. gelsene denir yer açılır. bir şeye bakarken arkanı kontrol edersin kafamdan göremeyen varsa eğileyim kenara kayayım diye. herkes görsün. tek başına bi şeyler yapıyorsa yanına gidilip napıyosun gelsene denir mesela. çıkışta bi şey yapılacaksa herkes davet edilir. en azından bi bakılır gördüm seni fark ettim diye bi kafa selamı çakılır.
valla mutlu oldum ya..
şimdi yine aynı gruptayız ara sıra bi yerlere giderken gelsene diyorlar. ama bu sefer de benim içimden gelmiyor be sözlük. çaktırmadım ama sırf o masadayım diye nefret ettim okuldan. şimdi de stajlardan... neyse iki hafta kaldı. sonra birileri transfer olacak yine.
Kanal 7'de izlediğim tv filmi. Zulmeden Kaynana yeni gelininden zulüm görüp evden kovuldu.
Doğrusu "martin eden bulur" olan söz.
Tamam, ben kendim bulurum çıkışı.
Tamam, ben kendim bulurum çıkışı.
Ah! bir de görsek ...
ilahi adalettir.
(bkz: nazlı ılıcak)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar