bugün
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- yunanistan23
- hayvan gibi acı salça yemek3
- irmik helvası vs un helvası18
- macar pasaportuyla 184 ülkenin vizesiz gezilmesi11
- yapay zeka sohbet botları ve flört2
- aşka düşmek2
- gürsel tekin'in görevden alındığı iddiası2
- aylık 414 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak28
- 2026 temmuz ayı nasıl geçti16
- erkelerin ayak bileğini gösterme çabadı10
- dekolteye bakar mısınız11
- sözlükte güzel ve eğlenceli kızların çaylak olması12
- sözlük erkeklerinin helvaları11
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin19
- paranın üstüne instagram adresini yazan sığır6
- japonya23
- ofisteki kadınların yazın dekolte işini abartması17
- katates ve mermi'nin sözlükten kovulması6
- granny sevgili3
- fırın poşetinde tavuk patates2
- kızlar çaylak yapılmasın kampanyası11
- ilk buluşmaya bugatti veyron ile gelen kız7
- güzel kızların çaylaklığını merici çeksin7
- borsa 10 000 lere gidebilir mi5
- bik bikle yemek yapmak10
- ketçap aromalı ruffles10
- adanalı ateist10
- 1 milyon verecekler mali yayında donunu indirecek8
- türk kahvesi7
- gammaz çetesi çökertildi8
- 31 çekerken dinlenecek şarkılar2
- priapizm3
- melamin tabak5
- eye of the tiger dinleyerek yapılabilecek şeyler4
- üşüyen erkek12
- ekşi bir yazar kaybetti uludağ bir yazar kazandı5
- hiç porno izlememiş erkek9
- daş göprü sarmsağ geldih2
- keşke küçükken sanayiye verselerdi3
- gelecek partisi'nin kapanması12
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması11
- gürcistan26
- inek sütü içmemize rağmen inek olmamamız4
- japon karı alacan eşikte diz çökecek2
- cinle karşılaşınca yapılacak ilk hareket10
- king crimson epitaph dinleyip hüzünlenmek2
- bir insanı unutamamak4
- çocuklarin ve ergenlerin manifest aşkı10
ihtiyar dilenciler gibi ikiye bükülmüş, çuvalların altında
Dizleri birbine kenetlenmiş, cadı kadınlar gibi öksürerek, küfür ettik lağım deliğinin içinde,
Akıldan çıkmayan işaret fişeğinin ışıkları üstümüze düşünce arkalarımızı döndük
Ve yorgun adımlarla yürüdük uzak dinlenme kampımıza doğru.
Adamlar uygun adım yürüdüler uyurken. Çoğu potinlerini kaybetmişti
Fakat topallayarak yürüdüler, gözleri kanla dolu. Hepsi topal kaldı; hepsi kör oldu;
Sarhoştuk yorgunluktan; sağır, havayı delen hışırtılarına bile,
Yorulmuş, yarışta geçilmiş Elli-Dokuzluk top mermilerinin ardımıza düşen.
Gaz! ZEHiRLi GAZ!,çocuklar, Çabuk!---Kendinden geçmiş bir boş yere çabalama,
Hantal miğferleri tam zamanında yerine oturtmak için:
Fakat birisi hâla acı acı bağırıyor ve tökezliyordu
Ve çırpınıyordu sanki ateşe ya da kireç kuyusuna düşmüş gibi...
Loş, puslu pencere camlarının içinden ve yoğun yeşil ışıktan,
Altında gibi yeşil bir denizin, onu boğulurken gördüm.
Bütün rüyâlarımda, benim çaresiz görme gücümün önünde,
O bana doğru fırlar, eriyip akarak, nefessiz kalarak, boğularak.
Eğer bir toza dumana boğulmuş rüyâda sen de yavaşça yürüyebilseydin
Onu içine attığımız el arabasının arkasından
Ve baksaydın kıvranan beyaz gözlere onun yüzündeki,
Onun asılı duran yüzüne, sanki şeytan günahtan hastalanmış gibi;
Eğer duyabilseydin, her sarsılmada, kanı
Gargara edilip gelen köpükle laçkalaşmış ciğerlerden,
Kanser gibi tiksindirici, gevişi gibi acı
Masum dillerin üstünde berbat, tedavi edilemez yaraların,---
Dostum, söylemezdin o zaman bu kadar büyük bir zevkle
Bir çeşit umutsuz görkeme heveslenen çocuklara
Eski yalanı: Dulse et dekorum est
Pro patria mori.* *
Dizleri birbine kenetlenmiş, cadı kadınlar gibi öksürerek, küfür ettik lağım deliğinin içinde,
Akıldan çıkmayan işaret fişeğinin ışıkları üstümüze düşünce arkalarımızı döndük
Ve yorgun adımlarla yürüdük uzak dinlenme kampımıza doğru.
Adamlar uygun adım yürüdüler uyurken. Çoğu potinlerini kaybetmişti
Fakat topallayarak yürüdüler, gözleri kanla dolu. Hepsi topal kaldı; hepsi kör oldu;
Sarhoştuk yorgunluktan; sağır, havayı delen hışırtılarına bile,
Yorulmuş, yarışta geçilmiş Elli-Dokuzluk top mermilerinin ardımıza düşen.
Gaz! ZEHiRLi GAZ!,çocuklar, Çabuk!---Kendinden geçmiş bir boş yere çabalama,
Hantal miğferleri tam zamanında yerine oturtmak için:
Fakat birisi hâla acı acı bağırıyor ve tökezliyordu
Ve çırpınıyordu sanki ateşe ya da kireç kuyusuna düşmüş gibi...
Loş, puslu pencere camlarının içinden ve yoğun yeşil ışıktan,
Altında gibi yeşil bir denizin, onu boğulurken gördüm.
Bütün rüyâlarımda, benim çaresiz görme gücümün önünde,
O bana doğru fırlar, eriyip akarak, nefessiz kalarak, boğularak.
Eğer bir toza dumana boğulmuş rüyâda sen de yavaşça yürüyebilseydin
Onu içine attığımız el arabasının arkasından
Ve baksaydın kıvranan beyaz gözlere onun yüzündeki,
Onun asılı duran yüzüne, sanki şeytan günahtan hastalanmış gibi;
Eğer duyabilseydin, her sarsılmada, kanı
Gargara edilip gelen köpükle laçkalaşmış ciğerlerden,
Kanser gibi tiksindirici, gevişi gibi acı
Masum dillerin üstünde berbat, tedavi edilemez yaraların,---
Dostum, söylemezdin o zaman bu kadar büyük bir zevkle
Bir çeşit umutsuz görkeme heveslenen çocuklara
Eski yalanı: Dulse et dekorum est
Pro patria mori.* *
wilfred owen isimli çanakkle'de savaşmış bir askerin "the graves of gallipoli" isimli kitabındaki bir şiirdir... kitabı halen aramaktayım... ama bulamamaktayım... salak mıyım neyim?
wilfred owen'in bir şiiri. ismini dulce et decorum est pro patria mori (vatan için ölmek tatli ve serefli bir $eydir!) anlamına gelen horatius'un sözünden almıştır. 1917'de yazılmış, 1921'de şairin ölümü ardından basılmıştır.
şiir Wilfred Owen tarafından aslında Birinci dünya savaşının propagandacısı Jessie Pope bir mektup olarak yazılmış, daha sonra owen şiiri geniş bir kesime hitap edecek şekilde düzenlemiştir. şiirin sonunda "yalan" olarak nitelendirilen söz de savaşın anlamsızlığına vurgu yapmakta ve doğrudan Jessie Pope'a sert bir mesaj vermektedir.
şiirin orjinal dilindeki hali;
--spoiler--
Bent double, like old beggars under sacks,
Knock-kneed, coughing like hags, we cursed through sludge,
Till on the haunting flares we turned our backs
And towards our distant rest began to trudge.
Men marched asleep. Many had lost their boots
But limped on, blood-shod. All went lame; all blind;
Drunk with fatigue; deaf even to the hoots
Of tired, outstripped Five-Nines that dropped behind.
Gas! Gas! Quick, boys!–An ecstasy of fumbling,
Fitting the clumsy helmets just in time;
But someone still was yelling out and stumbling
And flound'ring like a man in fire or lime...
Dim, through the misty panes and thick green light,
As under a green sea, I saw him drowning.
In all my dreams, before my helpless sight,
He plunges at me, guttering, choking, drowning.
If in some smothering dreams you too could pace
Behind the wagon that we flung him in,
And watch the white eyes writhing in his face,
His hanging face, like a devil's sick of sin;
If you could hear, at every jolt, the blood
Come gargling from the froth-corrupted lungs,
Obscene as cancer, bitter as the cud
Of vile, incurable sores on innocent tongues,–
My friend, you would not tell with such high zest
To children ardent for some desperate glory,
The old Lie: Dulce et decorum est
Pro patria mori.
--spoiler-- http://en.wikisource.org/wiki/Dulce_et_Decorum_est
şiir Wilfred Owen tarafından aslında Birinci dünya savaşının propagandacısı Jessie Pope bir mektup olarak yazılmış, daha sonra owen şiiri geniş bir kesime hitap edecek şekilde düzenlemiştir. şiirin sonunda "yalan" olarak nitelendirilen söz de savaşın anlamsızlığına vurgu yapmakta ve doğrudan Jessie Pope'a sert bir mesaj vermektedir.
şiirin orjinal dilindeki hali;
--spoiler--
Bent double, like old beggars under sacks,
Knock-kneed, coughing like hags, we cursed through sludge,
Till on the haunting flares we turned our backs
And towards our distant rest began to trudge.
Men marched asleep. Many had lost their boots
But limped on, blood-shod. All went lame; all blind;
Drunk with fatigue; deaf even to the hoots
Of tired, outstripped Five-Nines that dropped behind.
Gas! Gas! Quick, boys!–An ecstasy of fumbling,
Fitting the clumsy helmets just in time;
But someone still was yelling out and stumbling
And flound'ring like a man in fire or lime...
Dim, through the misty panes and thick green light,
As under a green sea, I saw him drowning.
In all my dreams, before my helpless sight,
He plunges at me, guttering, choking, drowning.
If in some smothering dreams you too could pace
Behind the wagon that we flung him in,
And watch the white eyes writhing in his face,
His hanging face, like a devil's sick of sin;
If you could hear, at every jolt, the blood
Come gargling from the froth-corrupted lungs,
Obscene as cancer, bitter as the cud
Of vile, incurable sores on innocent tongues,–
My friend, you would not tell with such high zest
To children ardent for some desperate glory,
The old Lie: Dulce et decorum est
Pro patria mori.
--spoiler-- http://en.wikisource.org/wiki/Dulce_et_Decorum_est
dulce et decorum est pro patria mori. latin özdeyişidir.
çok eski avrupai bir yalandır. tarih boyunca devletlerce kullanıldığına şahit olunmuştur. mesela ingiltere. ingiliz yazar wilfred owen yine aynı ismi taşıyan dulce et decorum est isimli şiirinde ingiliz hükumetinin aileleri(özellikle anaları) ve owen'ın akranı olan şairleri kullanarak olayı acite etmesi ve nihayetinde ordusuna asker toplayabilmesi olayı anlatılır. olay birinci dünya savaşı yıllarında geçmektedir. birinci dünya savaşı, zehirli gazların ilk kullanıldığı savaş olarak modern savaşların ilk örneği de sayılabilir. Şair hazırlıksız yakalandıkları bir gaz saldırısını anlatırken ressam gibi bir tablo çizer. askerler ani saldırı karşısında kaçışmakta ve aynı zamanda fırsatını bulabilen de gaz maskelerini takmaktadır. Şair kurtulabilenler arasındadır. maskesini takmakta biraz geç kalan bir askerin yeşil duman altında * nasıl çırpındığını, boğulurken çıkardığı garip sesleri, ve en son bir kamyonun arkasına atılıp gömülmek üzere gönderilişi sırasındaki bembeyaz yüz ifadesini imagism* kullanarak bize aktarmaktadır has adamımız.
sonunda akranı olan ve savaşı savunan şair ve yazarlara, analara-babalara my friends diye seslenir. savaşın onurlu bir şey olmadığını dillendirir. insanları öldürmenin neresinin yüce bir şey olduğuna değinir. o gaz altında boğulurken gördüğü askerin hala rüyalarından çıkmadığını ve kabuslarla yaşadığını söyler. nihayetinde tamamında anlaşılabilir, basit dille yazılmış olan bu şiirin bitişinde dulce et decorum est pro patria mori sözünü görürüz. bunun sebebi üst makamlarca ve şair dostları tarafından bilinen latinceyi kullanarak bütün bu işlerin müsebbibi olarak onları suçlaması ve onlara seslenmesi olarak yorumlanabilir.
şairimiz birinci dünya savaşının bitimine bir hafta kala vefat etmiş ve savaşın bitimine yetişememiştir. bizzat savaşın içinde olması ve her safhasını görebilmesi onu başarılı kılar.
ve son olarak da edebiyatçılara bir tüyo vereyim. thomas hardy'nin the man he killed isimli şiiriyle karşılaştırmalı olarak incelenebilir. ortak yönleri vardır.
çok eski avrupai bir yalandır. tarih boyunca devletlerce kullanıldığına şahit olunmuştur. mesela ingiltere. ingiliz yazar wilfred owen yine aynı ismi taşıyan dulce et decorum est isimli şiirinde ingiliz hükumetinin aileleri(özellikle anaları) ve owen'ın akranı olan şairleri kullanarak olayı acite etmesi ve nihayetinde ordusuna asker toplayabilmesi olayı anlatılır. olay birinci dünya savaşı yıllarında geçmektedir. birinci dünya savaşı, zehirli gazların ilk kullanıldığı savaş olarak modern savaşların ilk örneği de sayılabilir. Şair hazırlıksız yakalandıkları bir gaz saldırısını anlatırken ressam gibi bir tablo çizer. askerler ani saldırı karşısında kaçışmakta ve aynı zamanda fırsatını bulabilen de gaz maskelerini takmaktadır. Şair kurtulabilenler arasındadır. maskesini takmakta biraz geç kalan bir askerin yeşil duman altında * nasıl çırpındığını, boğulurken çıkardığı garip sesleri, ve en son bir kamyonun arkasına atılıp gömülmek üzere gönderilişi sırasındaki bembeyaz yüz ifadesini imagism* kullanarak bize aktarmaktadır has adamımız.
sonunda akranı olan ve savaşı savunan şair ve yazarlara, analara-babalara my friends diye seslenir. savaşın onurlu bir şey olmadığını dillendirir. insanları öldürmenin neresinin yüce bir şey olduğuna değinir. o gaz altında boğulurken gördüğü askerin hala rüyalarından çıkmadığını ve kabuslarla yaşadığını söyler. nihayetinde tamamında anlaşılabilir, basit dille yazılmış olan bu şiirin bitişinde dulce et decorum est pro patria mori sözünü görürüz. bunun sebebi üst makamlarca ve şair dostları tarafından bilinen latinceyi kullanarak bütün bu işlerin müsebbibi olarak onları suçlaması ve onlara seslenmesi olarak yorumlanabilir.
şairimiz birinci dünya savaşının bitimine bir hafta kala vefat etmiş ve savaşın bitimine yetişememiştir. bizzat savaşın içinde olması ve her safhasını görebilmesi onu başarılı kılar.
ve son olarak da edebiyatçılara bir tüyo vereyim. thomas hardy'nin the man he killed isimli şiiriyle karşılaştırmalı olarak incelenebilir. ortak yönleri vardır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar