bugün
- boyumun 2 cm kısalması21
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu8
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı23
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler19
- sözlük yazarlarına güvenmek11
- otelde sevişmek4
- bilinçaltı internet ve yapay zeka etkileşimi6
- chatgpt'ye kötü özelliklerimi söyle demek7
- fazla düşünceli olmak4
- her şeyin mizahı yapılmalı mı14
- fazla samimiyet4
- midye tava4
- arkadaşlar bakar mısınız6
- nev10
- kendi değerimizi biz mi belirleriz başkaları mı13
- hiçbir zaman gönlü alınan biri olmamak3
- haberin yok ben ölüyorum3
- teoman'ın 60 yaşına girmesi4
- karınız için çamaşırları elinizde yıkar mısınız8
- beni sevdiniz mi4
- iphone 18 pro max için neyinizi verirdiniz10
- mal mıyım sorunsalı13
- chatgpt'ye dizi karakteri benzerliğini sorma3
- afet hoca geliyo afet hoca geliyo ihihihi6
- küt saçlı hatun12
- 65 yaş üstü yazarlar2
- sözlük kızlarının meme savaşı7
- sözlük yazarlarının doğum tarihleri2
- elidor2
- neyse ya2
- online listesi7
- sözlüğün troll mekanı haline gelmesi4
- müzik zevki2
- hiç bir şey hissetmemek4
- natisii mik'yi ena4
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri11
- kiraz cicegi kolonyasi41
- ilk sevgili3
- geceye bir tespit bırak5
- sözlük yazarlarının saatleri8
- sözlüğün bok yoluna doğru gitmesi3
- friedrich hegel la bi cay icek16
- seks yapmama şartıyla ölümsüz olmak5
- ay da am olsaydı ilk türkler çıkardı5
- mandalina8
- ona bir şey söyle7
- midye dolma2
- modern tanrılara tapınmak4
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri12
- cihangir insanı2
genç adamın biri, dermiş babasına her gün;
benim de dostlarım var, sendeki dost gibi
baba, itiraz eder, olmaz öyle çok dost, hakikisi belki bir, belki iki,
fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki...
devam eder durur konuşma...
aralarında başlar bir tartışma, karar verirler bir sınava, dostun
hakikisini anlamaya...
bir aksam bir koyun keserler, ve koyarlar çuvala.
baba der ki oğluna, hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna.
çuvaldan kanlar damlamakta, sanki öldürmüşler de bir adamı, koymuşlar
çuvala, dıştan böyle sanılmakta.
delikanlı sırtlar çuvalı, gider en iyi bildiği dostuna, çalar kapıyı. o dost, bakar ki bir çuval, hem de kanlı, kapar hızla kapıyı delikanlının suratına, almaz içeri arkadaşını, böylece tek tek dolaşır delikanlı, kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını. ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır.
evlat geriye döner. ama içten yıkılır...
babasına dönerek; haklıymışsın baba der. dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.
baba hayır evlat der, benim bir dostum var bildiğim. hadi, çuvalı
alda bir kerede git ona.
genç adam, çuvalı sırtlar tekrar. alnından ter, çuvaldan kanlar damlar... gider, baba dostuna. kabul görür, sevinir.
o dost, delikanlıyı alır hemen içeri. geçerler arka bahçeye. bir çukur
kazarlar birlikte, çuvaldaki koyunu gömerler adam diye, üzerine de
serpiştirirler toprak. belli olmasın diye dikerler sarımsak...
genç adam gelir babasına; baba, iste dost buymuş diye konuşunca, babası;
daha erken, o belli olmaz daha. sen yarin git ona, çıkart bir kavga, atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona, işte o zaman anlaşılacak,
dostun hakikisi. sonra gel olanları anlat bana...
genç adam, aynen yapar babasının dediğini, maksadı anlamaktır dostun hakikisini.
babasının dostuna istemeden basar iki tokadı! der ki tokadı yiyen dost;
git de söyle babana, biz satmayız sarımsak tarlasını böyle iki tokada!
dost dediğin,
sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile seni sevmeli
sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile sana sarılmalı
dayanılmaz olduğun zamanlarda bile seni bırakmamalı
dost dediğin fanatik olmalı;
bütün dünya seni üzdüğünde sana moral vermeli.
güzel haberler aldığında seninle sevinmeli
ve ağladığında seninle ağlamalı
ama hepsinden daha çok; dost matematiksel olmalı
sevincini çarpmalı
üzüntüyü bölmeli
geçmişi çıkarmalı
yarını toplamalı
kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı
ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı
işi bitince seni bir tarafa atmamalı
benim de dostlarım var, sendeki dost gibi
baba, itiraz eder, olmaz öyle çok dost, hakikisi belki bir, belki iki,
fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki...
devam eder durur konuşma...
aralarında başlar bir tartışma, karar verirler bir sınava, dostun
hakikisini anlamaya...
bir aksam bir koyun keserler, ve koyarlar çuvala.
baba der ki oğluna, hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna.
çuvaldan kanlar damlamakta, sanki öldürmüşler de bir adamı, koymuşlar
çuvala, dıştan böyle sanılmakta.
delikanlı sırtlar çuvalı, gider en iyi bildiği dostuna, çalar kapıyı. o dost, bakar ki bir çuval, hem de kanlı, kapar hızla kapıyı delikanlının suratına, almaz içeri arkadaşını, böylece tek tek dolaşır delikanlı, kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını. ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır.
evlat geriye döner. ama içten yıkılır...
babasına dönerek; haklıymışsın baba der. dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.
baba hayır evlat der, benim bir dostum var bildiğim. hadi, çuvalı
alda bir kerede git ona.
genç adam, çuvalı sırtlar tekrar. alnından ter, çuvaldan kanlar damlar... gider, baba dostuna. kabul görür, sevinir.
o dost, delikanlıyı alır hemen içeri. geçerler arka bahçeye. bir çukur
kazarlar birlikte, çuvaldaki koyunu gömerler adam diye, üzerine de
serpiştirirler toprak. belli olmasın diye dikerler sarımsak...
genç adam gelir babasına; baba, iste dost buymuş diye konuşunca, babası;
daha erken, o belli olmaz daha. sen yarin git ona, çıkart bir kavga, atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona, işte o zaman anlaşılacak,
dostun hakikisi. sonra gel olanları anlat bana...
genç adam, aynen yapar babasının dediğini, maksadı anlamaktır dostun hakikisini.
babasının dostuna istemeden basar iki tokadı! der ki tokadı yiyen dost;
git de söyle babana, biz satmayız sarımsak tarlasını böyle iki tokada!
dost dediğin,
sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile seni sevmeli
sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile sana sarılmalı
dayanılmaz olduğun zamanlarda bile seni bırakmamalı
dost dediğin fanatik olmalı;
bütün dünya seni üzdüğünde sana moral vermeli.
güzel haberler aldığında seninle sevinmeli
ve ağladığında seninle ağlamalı
ama hepsinden daha çok; dost matematiksel olmalı
sevincini çarpmalı
üzüntüyü bölmeli
geçmişi çıkarmalı
yarını toplamalı
kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı
ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı
işi bitince seni bir tarafa atmamalı
senin canın yanınca canı seninkinden çok acıyan, başkası değil, seninle birdir.
dost, dost dediğin kapatmayacak,
yüzüne kapıyı;
dann diye.
açmalı her daim kapısını değil,
yüreğini,
yarım kalan her şeyi,
yarım kalmış bir kitap gibi,
okuyacak; unutmadan.
başını yasladın mı omzuna,
tamamdır arkadaş,
ölsem de gam yemedim;
diyebileceksin.
üzülecek senin kadar,
sen arayamadığın zaman senin yerine,
onun eli uzanacak telefona,
bir uzanıp geri gelecek;
senin elinin gidip geldiği;
aynı filmlerdeki gibi.
filmi izleyip de imrendiği için değil;
seninde aynısını yapacağını bildiği için.
soramasan da halini hatrını,
bileceksin,
sebepsiz hüzünlerin, durgunlukların;
sebeb-i mümessili o diye.
gökyüzüne bakıp bir yıldız gönderdiğinde,
baktın mı gökyüzüne istemsiz.
takma kafanı diye alabileceksin hüznünü.
dünya'nın bir ucundan diğer bir ucuna göç eden
özgür bir kuş gibi.
onunla yaşadığın her an bir ömre bedel diyeceksin,
ulan ne güldük, ne eğlendik, ne ağladık, neler paylaştık;
cem baba'nın dediği gibi aile her zaman biyolojik değil,
diyebileceksin, dostun için.
yüzüne kapıyı;
dann diye.
açmalı her daim kapısını değil,
yüreğini,
yarım kalan her şeyi,
yarım kalmış bir kitap gibi,
okuyacak; unutmadan.
başını yasladın mı omzuna,
tamamdır arkadaş,
ölsem de gam yemedim;
diyebileceksin.
üzülecek senin kadar,
sen arayamadığın zaman senin yerine,
onun eli uzanacak telefona,
bir uzanıp geri gelecek;
senin elinin gidip geldiği;
aynı filmlerdeki gibi.
filmi izleyip de imrendiği için değil;
seninde aynısını yapacağını bildiği için.
soramasan da halini hatrını,
bileceksin,
sebepsiz hüzünlerin, durgunlukların;
sebeb-i mümessili o diye.
gökyüzüne bakıp bir yıldız gönderdiğinde,
baktın mı gökyüzüne istemsiz.
takma kafanı diye alabileceksin hüznünü.
dünya'nın bir ucundan diğer bir ucuna göç eden
özgür bir kuş gibi.
onunla yaşadığın her an bir ömre bedel diyeceksin,
ulan ne güldük, ne eğlendik, ne ağladık, neler paylaştık;
cem baba'nın dediği gibi aile her zaman biyolojik değil,
diyebileceksin, dostun için.
(bkz: yalansın dostum)
bimde satışa sunulan yoğurt markası.
aşktan sonra en büyük yanılgıdır.
bimde süt markası.
tek cümle ile,insanın diğer yarısıdır.dostu olmayan insan yalnız insandır.
seninle ağlayan gülen,bir günden fazla küs kalamadığın,ne hatan yanlışın olursa olsun seni kınamayan;anlamaya çalışan insandır.
onunla beraber gerçekleri oldugu gibi görebilecegin ruhunun bütün güzelliklerini ona acabilen biridir. kıskanclıklarını ve sacmalıklarını ona itiraftan sonra bütün bunlar onun içtenliginin beyaz okyonusu içinde erir kaybolur.
kendini mantıksızca bunalttığında gecenin hangi saatinde olsa da konuşup ferahlatandır. iyi ki vardır ve hep dursundur. okuma yazması olan babacık mouse a teşekkür ederim.
eski sevgiliden olmayacak şeydir.
hayat oyununda başrolünü paylaştığın insan veya insancıklar.
dostunu söyle bana, kim olduğunu söylememe gerek mi var sana?
güzel bir köpek ismi.
asla olmayandır.
gunumuzde artık pek de var olmayan kavramdır. yıllarca suren dostlukların yerini bir gun icinde kurulan ve hic ugruna bitirilen sozde versiyonları almıstır.
Tanrı'nın vermediği, seçilebilen kardeştir dost.
- sahteleri piyasada bol miktarda bulunan insan türü. -
herkes dostu olamaz insanın, olmasında zaten.
acımı; ya benimde başıma gelirse düşüncesiyle paylaşacaksa, paylaşmasın.
kötü günümde; kendi vicdan temizliği için beni kullanıyorsa eğer ne diyim ben ona*
'dost kara günde belli olur' a çok inanmam ben...
iyi günümde yanımda olmayan, kötü günümde de olmasın varsın...
içinden gelmeyen süslü kelimeleri söylemesin...
bunun yerine; bütün gün susan ama samimiyetine inanılan biri her zaman tercih edilesidir.
sahte olmasın kısacası amacı 'başkaları' ya da 'başkaları için' olmasın...
kendini kandırmasın en başta, sahteliklerin farkına varıldığında;
düştüğü boşluktan kimse kurtaramaz zira...
sorunu yokken manyak olur çıkar sonra.
her şey çıkar içinmiş ya bu hayatta;
çıkarsızca yanında olabilen, dosttur aslında... **
herkes dostu olamaz insanın, olmasında zaten.
acımı; ya benimde başıma gelirse düşüncesiyle paylaşacaksa, paylaşmasın.
kötü günümde; kendi vicdan temizliği için beni kullanıyorsa eğer ne diyim ben ona*
'dost kara günde belli olur' a çok inanmam ben...
iyi günümde yanımda olmayan, kötü günümde de olmasın varsın...
içinden gelmeyen süslü kelimeleri söylemesin...
bunun yerine; bütün gün susan ama samimiyetine inanılan biri her zaman tercih edilesidir.
sahte olmasın kısacası amacı 'başkaları' ya da 'başkaları için' olmasın...
kendini kandırmasın en başta, sahteliklerin farkına varıldığında;
düştüğü boşluktan kimse kurtaramaz zira...
sorunu yokken manyak olur çıkar sonra.
her şey çıkar içinmiş ya bu hayatta;
çıkarsızca yanında olabilen, dosttur aslında... **
maneviyatın en değerli ve en nadide hediyesi.
arkadaştan çok daha öte olan, canımızdan bir parçaymış gibi davrandığımız kişi.
tadından yenmez.
kazığını yemediğim, tek güvencem oldu sanırım.
bugün göz dolduran bir örneğiyle karşı karşıyaydım. bulunduğum halet-i ruhiye dolayısıyla son bir haftadır vücudumda oluşan kırmızı noktacıklar ve kestiğim mini minnacık saçlarımla gittim iki 'dost'umun evine. yüzünde kırmızı ruj lekeriyle karşıladı biri beni , öbürü de ne bulduysa sürmüş yüzüne.yetmemiş sakallarına bile sürmüş.
her daim boş şişelerin ayak altında olduğu dumanaltı o küçük ev toplanmış. şişeler bile itinayla dizilmiş duvar kenarına.şaraplar alınmış, en sevdiğim şarkılardan seçme bir liste dahi unutulmamıştı. şarabınızdan koca bir yudum aldıran şarkınız vardır illa ki ve dostunuz bunu bilir ya hani , o an baktığımda birisi ben ağlamazken ağlıyordu , öbürü de koca gözlerini açmış beni izliyordu gülümseyerek. velhasıl, insanoğlunun anadan üryan bir bebek kadar masum, kıymetli olduğunun örneği olabiliyor kimi zaman bu kavram. ''dost'' .
bugün göz dolduran bir örneğiyle karşı karşıyaydım. bulunduğum halet-i ruhiye dolayısıyla son bir haftadır vücudumda oluşan kırmızı noktacıklar ve kestiğim mini minnacık saçlarımla gittim iki 'dost'umun evine. yüzünde kırmızı ruj lekeriyle karşıladı biri beni , öbürü de ne bulduysa sürmüş yüzüne.yetmemiş sakallarına bile sürmüş.
her daim boş şişelerin ayak altında olduğu dumanaltı o küçük ev toplanmış. şişeler bile itinayla dizilmiş duvar kenarına.şaraplar alınmış, en sevdiğim şarkılardan seçme bir liste dahi unutulmamıştı. şarabınızdan koca bir yudum aldıran şarkınız vardır illa ki ve dostunuz bunu bilir ya hani , o an baktığımda birisi ben ağlamazken ağlıyordu , öbürü de koca gözlerini açmış beni izliyordu gülümseyerek. velhasıl, insanoğlunun anadan üryan bir bebek kadar masum, kıymetli olduğunun örneği olabiliyor kimi zaman bu kavram. ''dost'' .
çok özledim . keşke barışsak.. kimse olmasın o yeter bana. onsuz çok acizim ben.
her daim koşulsuzca yanınızda olabilen ve gerçeği olduğu gibi söyleyebilen kişidir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar