bugün

/176
son bir kaç haftaya sayın bayülgen içini dökerek, sitem ederek başladı o yüklendikçe bizlerde "helal olsun konuş be" dedik* fakat daha sonra program yine o mayışık haline dönüşüverdi.
son programda, 15 yılın okan bayülgenden götürdükleri iyice gözümüze battı. televizyona çıkan herkesle samimi olmak okan bayülgen'in dilini baya bi törpülemiş; konuklarını kırmaktan çekinmeyi geçtik eşin dostun veletlerine fırsat yaratma inceliklerine girişmiş adamımız. koca programda sataştığı 2 kişiden biri telefon konuğu diğeri de 13 yaşında bir çocuk* *.
saçma sapan cevaplara "süper" , her eline mikrofon alana "harikaydı" demek, çok da zor olmasa gerek. hayır herkes çok iyiyse, herkes çok başarılıysa programın başında kime sövüyordu bu adam diye düşünüyor insan. babalık heyecanı da bir yere kadar kardeşim sen yüklensene meltem cumbul'a "evde kalmış komşu kızı gibi oldun, nerde o gösterişli meltem" diye, dalsana funda arar'a "jazz'la blues'u ayırt edemiyorsun, saçma sapan bir şey okudun bir de albüm yapacaksın buna" diye. genel kültür sorularına verilemeyen cevaplar da nasıl geçiştirildi öyle, madem öyle bir şey hazırlamışsınız bilemeyene yüklenin işte. bilemiyorlar ama kardeş kardeş.*
stüdyodaki seyirciler bile ses yükseltir olmuş ben televizyon makinası'nda mum kesildiğimi bilirim**
aralara serpiştirilen videolardan sorumlu kişinin de 1 mayısta taksimde polislere yem olarak atılmasını isterken, en azından vj bülent yoktu diyorum ve gözlerimin hakkı devrim'i aradığını belirtiyorum he bir de şu kameraman mı desem kamerawoman mı genç bayana nasıl acıyorum bilemezsiniz nasıl yuvarlanıyor yerlerde.*
lost ve çeviri konusunun seyirciler tarafından piç edildiği programdır. bu tarz konuların işlenecği programlara seyirci olarak bu konularla alakalı kişiler getirilse çok faideli bir iş yapılmış olacaktır. aynen acun'un vmym'a ünlü konuk çağırdığında onların fanlarını stüdyoya seyirci olarak getirmesi gibi. o kadar da bekledik ezana kadar ama olmadı. bu sefer güldürmedi.
Susadı diye ağlayan çişi gelen şımarık konukların rezil ettiği program olmuştur. Herkes programın sonunu bekledi Lost konuşulacak, divx alemi ciddi bir şekilde ele alınacak, vs.

Ama noldu 2-3 çocuk programı zehir etti.Eski Okan olsaydı bunlar olur muydu bilmiyorum. Okan Bayülgen'in kendisine çeki düzen vermesi gerekiyor eski tattan iyice uzaklaşıldı.
okan bayülgen'in de dediği gibi bu haftalık tutmayan, kıvama gelmeyen program. konuklardan istediğini alamadı başta, sonrasında medya canavarına geçti ama orasıda olmadı... 2-3 haftadır program başında konuklara sorduğu sorularla iyi bir ısınma yapıp götürüyordu programı ama bu hafta ya bülent yoktu diye ya da konuklar arkadaş kıvamında olduklarından pekte takılamadığından ; alt yazı ve amerikan dizisi ile belki birşey çıkar diye televizyonu kapatmadığım ama sonra çişli ve de susuz zirzop bebelerle programın o bölümününde ortasına tüy dikerek beni bu haftalık hayal kırıklığına uğratan programdır. ayrıca stüdyoda oylama yapılacak dendi ama iyikide yapılmadı yoksa tuvalet ve su şıkları ile tavan yapıp iyice oynatırdık. (bkz: oynatmaya az kaldı disko kralım nerde)
kaliteli konu ve konuk seçimi kadar kaliteli seyirci seçiminin de önemli olduğunu okan bayülgen ve ekibine hatırlatan program. okan bayülgen'in bu gidişe bir son vermesi ve eski günlerine geri dönmesi dileğiyle.
okan ı severiz. programını kurtarması için naçizane bir tavsiyem vardır. (bkz: sözlükler)
keşke ferhan şensoyu konuk alsa ve de galatasaray liseli 3 kuşağı aynı anda ekranda görmemize sebep olsa dediğim program.
en az bi* 4-5 hafta sözlük yazarlarının (bunlar ekşi sözlük, uludağ sözlük, itü sözlük olabilir) stüdyoya seyirci olarak giderek stüdyoda seyirci adabını, stüdyoda nasıl eğlenilmesi, yeri geldiğinde de nasıl efendi efendi anlatılanları dinlemesi gerektiğini günümüz gençlerine göstermesi gereken program...
bu haftaki konuklarıyla tabiri caizse yardıracak gibi görünen program. *

editüllah: eksile yavrum, belki rahatlarsın.
--spoiler--
uzun sessizliklere hazır olmanız gerekiyor.
--spoiler--

(bkz: mustafa topaloğlu)
Mustafa Topaloğlu şovuna başlamıştır efenim...
--spoiler--
Okan: Bir nükleer felaket olsa ve Dünya'da sadece siz kalsanız ne yapardınız?
Diğer Konuklar : hede hödö hınk tınk...
Mustafa Topaloğlu : Düşünürdüm..
--spoiler--
Eski alışkanlıklarına geri dönen program. hala topaloğlu nu çağırıp onun saçmalıkları üzerine taşak geçmece oynamaktan bıkmayan ve hala bunun komik olduğuna inanan bir okan bayülgen. Haftaya da muhtemelen banu alkan katılır programa.
an itibariyle bu geceki bölümü sona eren ve belkide son haftalardaki en güzel olmasa da güzel denebilecek bir boyutta geçen disko olmuştur. yıldo yine üstüne düşen vazifeyi yerine getirmiştir ve ortalığı kahkahaya boğmuştur. salim adlı şarkıcı ise lanse edilenin aksine daha üsturuplu biri olduğunu göstermiştir. cenk eren'in biraz da olsa arabesk kaçtığı program yine de bünyede keyfini korumuştur.
3. kez konuk olan salim'in bir ara gaza gelip gömleğini çıkardıktan sonra muhtemelen set ekibinin ''giy üstünü rtük başımıza iş açmasın şimdi'' demeleri nedeniyle birden giyindiği program.
salimden sonra dansçı kızların da göğüslerini açmasını beklediğim, beklentilerimi karşılamamış bir okan bayulgen programı. gecenin o saatindeki bekletilere bağlı olarak soğuk duş etkisi yaratmışır salimden beklenilmeyen bu haraketler.. neyse ilgiyle izliyoruz efenim mustafa topaloğlunu!..
disko krali ni elimden geldiğince izlemeye çalışıyorum.şimdiye kadar kafamda bir sürü eleştiri oluştu bir kaçını paylaşmak istedim.

i)bir sureligine cok marjinal insanlari almak yerine daha populer insanlari almalisin,
halk anlamakta gucluk cekiyor.
ii)studyoda cok fazla insan var ve studyo cok buyuk, bu yuzden surekli iletisim kopuklugu
oluyor, bence minimalizme donmenin zamani geldi de geciyor.mesela gürgen öz tekrar gelebiilir.
iii)yaşlilari kendine cok uzak bir yere koymussun, ne seninle, ne kendi aralarinda
muhabbet edemiyorlar. dolayisi ile eskisi gibi paslaşmalar olmuyor. muhabbet iletisim
kopuklugundan ya eziyete donusuyor yada iki cumle ile sonlaniyor.
iv)hala disco bolumunu bulamamissin, bunun icin birilerini gorevlendirmelisin, bence
etrafindaki bir suru insan sana concept uretebilir.
v)insanlari gecenin bir koru studyoya getirmek son care olmali, uykudan kalkip gelen
insanlar emin ol hic enerji getirmiyorlar, aksine, gozlerinden uyku akarak sana cevap
vermeye calisiyorlar.
vi)disko krali dialoglari sana studyodaki yer degisimleri icin vakit kazandirsa da bence
gurgeninkilerden oldukca kotu.
uludag sözlükten bahsedilmiş program.
öley diye sevindiğimiz olaydır efendim. ağlıyorum şu an da. *
an itibariyle uludağ ve ekşi'ye gönderme yapmış bulunmaktadır okan bayülgen.
otu boku alkışlayan seyircilere sahip programdır. program bir koyun sürüsü tarafından izlenmekte izlenimi vermektedir.
salak kimsenin teki bi şaklama başlatıp sürü psikolojisinin etkisiyle kitlenin olaya girmesi ile değerli ve değersiz her laf, her enstantane şakşaklanmaktadır.
izlemesi iyiden iyiye eziyete dönüşmüş programdır. evet bu arada ekşi, uludağ ve itü sözlüğün isimleri anılmıştır. hobareeeeey!!!!
öykü bugün ki programa güzel bir hava katmıştır. taklit olayında hareketler hariç sesleri benzetebildi o yüzden tebrik ederim. okan her zaman ki gibi telefonla bağlananları genellikle sebepsiz olarak azarlamıştır. hatta telefonla konuk olanı geçtim programa çağırdığı uzun saçlı bi arkadaşa çirkin diyerek adamı rencide etmiştir. mikrofonu yere atıp çıkması beklenmiştir.

edit: allah belasını versin.(yıl 2013 3. çeyrek)
hemen hemen her hafta, daha önce çıkarması gerektiğini söylediği konuklarını hep geç vakte kadar arkada tutup sonra stüdyodaki seyirciler uyuklamaya başlarkene mahzendeki değerleri anlayana sunup iyi mi yapıyor kötü mü yapıyor karar veremediğim gece programı.
program başlamadan önce okan bayülgen seyircilerle konuşmaya gelir ve;

"arkadaşlar birbirinize sarılmayın, burun karıştırmayın, hödük gibi durmayın, biraz gülümseyin, belki birazdan sizin sevmediğiniz bir sanatçı gelecek ve siz alkışlamayım diye düşünebilirsiniz ama bunu yapmayın. alkışlayın ki o da kendini bir şey sansın ve siz bununla eğlenin." der.

bu da sürekli her boka alkışlayan, "parçayı beğendiniz mi?" sorusuna "eveeeeet" diyen aptal bir seyirci oluşturur. tüm olanlar okan bayülgen'i kırmamak içindir. bir nevi izleyici kandırma politikası.
Gün geçtikçe eski kalitesini yitirdiği bir duruma gelmiştir. Nerdeee o makina'dan aldığımız zevk nerede bu kingodisco. Eski günleri, eski okan'ı, gürgen'i çok özledim doğrusu. Kingo'yu artık tek seyretmemin nedeni Aziz Abi'nin hazırladığı komik sorular oldu. Yoksa o medya arkası bile artık çok piyasalaştı doğrusu. Okan artık format bul ya da eskine geri dön. artık resmen "FUCKiNG MACHiNE" Durumu olmaya başlıyor program.

Ayrıca sene başında packman ile başlayan, labirentler ile devam eden, boks müsabakası ile süren ve sonra kelime oyunu sonrası pasta yenilen oyunlar geride kaldı yenileri gelmedi.sanırım okan bunların stüdyoda zor olduğunu ve tutmadığını anladı ki bunlardan vazgeçti.benim aklıma ayrıca şu geldi.gs'Li bayan basketçiler ile stüdyodan bir elemanın katıldığı basket maçı da vardı.(Okan gs'li kızlar avrupa'da şampiyon oldu çağırdın. bak fb'li bayan basketçiler 4.kez üst üste türkiye şampiyonu oldular bu sene.Hem ayrıca türkiye kupası'nı da aldılar.Onları da çağırmanı bekliyoruz.Çağırmazsan gs mezunu olduğunu bir kez daha anlayacağız)
cumartesi gecelerinin sabahlanmasına neden olan, oldukça eğlenceli talk show.
© copyright 2005 - 2026