bugün
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri10
- iyi geceler arkadaşlar4
- klasik müziğe gıygıy diyen kezo4
- naber lan hayatsızlar3
- sözlük erkeklerinin biraz şey olması9
- sözlük yazarlarının sevdiği uyku pozisyonları7
- sözlükten birisi evlense de halay çeksek5
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek11
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi10
- pantolonları çıkarın geceyi burada geçiriyoruz6
- kabak tatlısını sevenler15
- sigara içelim mi5
- kış gelince sigarayı bırakmak5
- otel odasında intihar etmek6
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz24
- 8 kasım 2026 atletico madrid barcelona maçı2
- başlık arama çubuğunun çalışmaması3
- kızgın yağ yanığı4
- durkheimın intihar teorisi10
- kaplan dayı tokat manyağı3
- ısparta terörizmle mücadele komutanlığı3
- ismet ibni karaağa vel harem pipigittievi2
- erecto min karaağaç al tahtalı kave2
- alt haşortmanı4
- kitap önerisi4
- panama da kaybolan hollandalı kızlar4
- erkeksi bayan buse'nin melek mosso'ya benzemesi5
- 8 kasım 2026 beşiktaş gençlerbirliği maçı4
- geceleri aynaya bakıp tipini sikim diyerek yatmak3
- karl marxı adam smith ile sevişirken yakalamak3
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- sözlük yazarlarının gazları3
- rafet el roman3
- fingirdek sözlük erkeği6
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- gençliğimizi trolleyen isimler2
- isveçli birine açıklanamayacak olaylar2
- geceyi daha çok sevme nedenleri4
- hizmetçiliğini yaptığı iş adamı öz babası çıktı5
- sözlüklerde gezinen erkekler namusuz diyen yazar4
- taksim delisi cenk7
- okan yalabık'ın son hali5
- anın görüntüsü25
- traveler'ın gizli gey olma ihtimali5
- sokak ortasında durduk yere yarrak diye bağırmak5
- galatasaray8
- kalkar kalkmaz sigara içmek2
- cevad prekazi2
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
Bir hadis-i şerif.Peygamber Efendimiz(as) ''din nasihattır/ samimiyettir'' buyurdular. Sahabiler ''kime karşı ya resulallah?'' diye sordular. O'da; ''Allah'a kitabına, peygamberine, müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara'' diye buyurdu. * *
Allah resulü bir hadisinde ''insanlar helak oldu, alimler müstesna. Alimler de helak oldu, ilmiyle amel edenler müstesna. ilmiyle amel edenlerde helak oldu, ihlas sahipleri müstesna. Onlarda büyük bir tehlike içerisindeler'' buyururlar.
Yukarıdaki hadis ilk bakışta bizleri ürkütse de, aslında tam tersine bir ebeveyn koruması ve şefkati gibi yollarda takılıp kalmamamız için Efendimizin bizlere bir müjdesi ya da gösterdiği ufuk mahiyetinde uyarıdır. Çünkü hali hazırda etrafımızda tanık olduğumuz Allaha (celle celaluhu) ve Hazreti Muhammede (sallallahu aleyhi ve sellem) lakayd yaşama, bu haldeyken benim kalbim temiz gibi şeytan fısıltılarının kalbleri tedrici öldürmesi, biraz ilerde namaz ve oruç ile cenneti garanti etmiş edasıyla ben, ben deyip amellerini boşa çıkarma, daha ileride Rıza-i ilahi çizgisi dışına çıkma korkusu ile yaşamamanın sonucu, kazanma kuşağında kaybetme olacağından Efendimiz bizlere; dikkat edin! der gibi seslenmişdir. O (sallallahu aleyhi ve sellem), hep ümmetini dertlenmiş, Refik-i Ala saatine dek söylediklerini ilk kendi yaşamıştır.
Evet, Alim; Allahı bilen demektir. Aynı zamanda ilim yapan, kitap okuyan, hadiseleri yorumlayandır. ilk emir olan oku! buyruğunu; Kainat-Arz-insan alakasını okuyarak aklında tesbih çevirir gibi zihin fırtınası yapandır. Bir noktaya geldiğinde insanlar helak oldu deyip, bazen dedesi bazen annesi gibi tam bir teslim ve tevekkülle boyun eğendir. Çünkü Efendimiz Size koca karıların inandığı gibi inanmak düşer demişti. Belki dedesi, ninesi, annesi alim değildi ama bulundukları konumda Allaha ve Peygambere samimi olarak bağlıydılar. Duydukları bir ayet yada hadis için O söylediyse doğrudur demiş ve inanmışlardı.
Alimler müstesna. Kuran ve Hadis hıfzetmiş, esma ya vakıf olmuş. Bitti mi? Hayır. ilmiyle amel edenler müstesna. Bildiklerini yaşayabiliyor muydu? Gazali Hazretilerinin merkebinin heybesinde imam Hazretilerinin kitapları vardı ama merkebine hiçbir faydası olmadı. Allah; hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? derken alimin inancını ve inancın getirdiği ameli de nazara vermiştir. Bir kuş tek kanadı ile olduğu yerde döner durur ama bir gün bir atmaca saldırsa kaçamaz helak olur. iman bir kanat ise ibadet diğer kanattır. ilmiyle amel edenler de helak oldu. ihlas sahipleri müstesna. ilmiyle amel edenler, ilmi için hel min yezid yani daha yok mu? derken, ameli için de hep tetikte olup rıza dairesinden çıktım mı acaba? deyip murakabe içerisinde olmalı. Amelinde ihlas olmalı. Sen Allahı görmesen de O (celle celaluhu), seni görüyor deyip ibadet ve taatlarını sırf Allah rızası için yapmalı.
Onlar da büyük bir tehlike içindedirler. Başka bir yerde tir tir titremektedirler diye geçer. Yani devamlı bir korku içerisindeler darken Allaha olan saygıdan dolayı, Allahın kendilerine verilen nimetlere karşılık verememe ezikliğinden dolayı, Allahın sevgisine mazhar olup bunun karşılığını verememe durumunda olduklarından dolayıdır. Onlar ümit ve korku arasında yaşarlar ve bilirler ki, tek taraflı yaşama Allaha karşı saygısızlık ve güvensizlik. Buna bağlı olarak günah olduğunu, tevekkülsüzlüğün şirk olduğunu bilirler. Şimdi o zaman neden bu mertebede bile hala tehlike içindedirler.
Yukarıda saydığımız bütün nimetler Allahın dilemesi ile olur. Yani yaratması. Allah mülkünde istediği gibi tasarruf eder sırrınca, kulun cüzi iradesi, sebepleri yerine getirmesi ve dua ile sınırlı olup, Allahın yaratması olmazsa ya da murad-ı ilahi başka ise kula düşen yine rızadır. Mesela bazen bir kulun terakki etmemesi de ona bir rahmet vesilesi olabilir. Zira terakki etse ben oldum deyip yüksekten düşecek. Evet işte bu Allah dostları da bilirler ki; Kalbler Allahın elindedir. Başka bir açıdan Cibril (aleyhisselam), bir gün Efendimize; Sen gelene kadar ben kendi sonumdan emin değildim. Sen geldin Allah, benim için emin meleğimiz dedi. Ben o zaman rahatladım der. Daha başka bir açıdan, bir gün Aişe validemiz; Ya Rasullallah, geçmiş ve gelecek günahların bağışlanmışken, neden hala kendini heder edersin der, her gece sabahlara kadar namaz kılıyor diye Efendimiz; Şükreden kul olmayayım mı? der. Yani Allah; şükrederseniz, nimetlerimi arttırırım diyor. Demek ki, biz de peşin nimetlere şükrümüzü arttırmalıyız.
Evet biz kullara düşen, bulunduğumuz konumun hakkını verme çabası içinde olma fakat hiçbir zaman hakkını veremeyeceğimiz bilinciyle yaşama ve bundan dolayı amellerimizde sadece Rıza-i ilahi gözetmeliyiz.
Allah resulü bir hadisinde ''insanlar helak oldu, alimler müstesna. Alimler de helak oldu, ilmiyle amel edenler müstesna. ilmiyle amel edenlerde helak oldu, ihlas sahipleri müstesna. Onlarda büyük bir tehlike içerisindeler'' buyururlar.
Yukarıdaki hadis ilk bakışta bizleri ürkütse de, aslında tam tersine bir ebeveyn koruması ve şefkati gibi yollarda takılıp kalmamamız için Efendimizin bizlere bir müjdesi ya da gösterdiği ufuk mahiyetinde uyarıdır. Çünkü hali hazırda etrafımızda tanık olduğumuz Allaha (celle celaluhu) ve Hazreti Muhammede (sallallahu aleyhi ve sellem) lakayd yaşama, bu haldeyken benim kalbim temiz gibi şeytan fısıltılarının kalbleri tedrici öldürmesi, biraz ilerde namaz ve oruç ile cenneti garanti etmiş edasıyla ben, ben deyip amellerini boşa çıkarma, daha ileride Rıza-i ilahi çizgisi dışına çıkma korkusu ile yaşamamanın sonucu, kazanma kuşağında kaybetme olacağından Efendimiz bizlere; dikkat edin! der gibi seslenmişdir. O (sallallahu aleyhi ve sellem), hep ümmetini dertlenmiş, Refik-i Ala saatine dek söylediklerini ilk kendi yaşamıştır.
Evet, Alim; Allahı bilen demektir. Aynı zamanda ilim yapan, kitap okuyan, hadiseleri yorumlayandır. ilk emir olan oku! buyruğunu; Kainat-Arz-insan alakasını okuyarak aklında tesbih çevirir gibi zihin fırtınası yapandır. Bir noktaya geldiğinde insanlar helak oldu deyip, bazen dedesi bazen annesi gibi tam bir teslim ve tevekkülle boyun eğendir. Çünkü Efendimiz Size koca karıların inandığı gibi inanmak düşer demişti. Belki dedesi, ninesi, annesi alim değildi ama bulundukları konumda Allaha ve Peygambere samimi olarak bağlıydılar. Duydukları bir ayet yada hadis için O söylediyse doğrudur demiş ve inanmışlardı.
Alimler müstesna. Kuran ve Hadis hıfzetmiş, esma ya vakıf olmuş. Bitti mi? Hayır. ilmiyle amel edenler müstesna. Bildiklerini yaşayabiliyor muydu? Gazali Hazretilerinin merkebinin heybesinde imam Hazretilerinin kitapları vardı ama merkebine hiçbir faydası olmadı. Allah; hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? derken alimin inancını ve inancın getirdiği ameli de nazara vermiştir. Bir kuş tek kanadı ile olduğu yerde döner durur ama bir gün bir atmaca saldırsa kaçamaz helak olur. iman bir kanat ise ibadet diğer kanattır. ilmiyle amel edenler de helak oldu. ihlas sahipleri müstesna. ilmiyle amel edenler, ilmi için hel min yezid yani daha yok mu? derken, ameli için de hep tetikte olup rıza dairesinden çıktım mı acaba? deyip murakabe içerisinde olmalı. Amelinde ihlas olmalı. Sen Allahı görmesen de O (celle celaluhu), seni görüyor deyip ibadet ve taatlarını sırf Allah rızası için yapmalı.
Onlar da büyük bir tehlike içindedirler. Başka bir yerde tir tir titremektedirler diye geçer. Yani devamlı bir korku içerisindeler darken Allaha olan saygıdan dolayı, Allahın kendilerine verilen nimetlere karşılık verememe ezikliğinden dolayı, Allahın sevgisine mazhar olup bunun karşılığını verememe durumunda olduklarından dolayıdır. Onlar ümit ve korku arasında yaşarlar ve bilirler ki, tek taraflı yaşama Allaha karşı saygısızlık ve güvensizlik. Buna bağlı olarak günah olduğunu, tevekkülsüzlüğün şirk olduğunu bilirler. Şimdi o zaman neden bu mertebede bile hala tehlike içindedirler.
Yukarıda saydığımız bütün nimetler Allahın dilemesi ile olur. Yani yaratması. Allah mülkünde istediği gibi tasarruf eder sırrınca, kulun cüzi iradesi, sebepleri yerine getirmesi ve dua ile sınırlı olup, Allahın yaratması olmazsa ya da murad-ı ilahi başka ise kula düşen yine rızadır. Mesela bazen bir kulun terakki etmemesi de ona bir rahmet vesilesi olabilir. Zira terakki etse ben oldum deyip yüksekten düşecek. Evet işte bu Allah dostları da bilirler ki; Kalbler Allahın elindedir. Başka bir açıdan Cibril (aleyhisselam), bir gün Efendimize; Sen gelene kadar ben kendi sonumdan emin değildim. Sen geldin Allah, benim için emin meleğimiz dedi. Ben o zaman rahatladım der. Daha başka bir açıdan, bir gün Aişe validemiz; Ya Rasullallah, geçmiş ve gelecek günahların bağışlanmışken, neden hala kendini heder edersin der, her gece sabahlara kadar namaz kılıyor diye Efendimiz; Şükreden kul olmayayım mı? der. Yani Allah; şükrederseniz, nimetlerimi arttırırım diyor. Demek ki, biz de peşin nimetlere şükrümüzü arttırmalıyız.
Evet biz kullara düşen, bulunduğumuz konumun hakkını verme çabası içinde olma fakat hiçbir zaman hakkını veremeyeceğimiz bilinciyle yaşama ve bundan dolayı amellerimizde sadece Rıza-i ilahi gözetmeliyiz.
din, kısıtlamadır.
kutlu doğum haftası'nın bu seneki sloganı olan şey.
madem samimiyiz şunu tartışalım;
(bkz: 20 yıl önce kutlu doğum haftası diye bir şey yoktu)
madem samimiyiz şunu tartışalım;
(bkz: 20 yıl önce kutlu doğum haftası diye bir şey yoktu)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com