bugün
- iltica12
- ak partililerin apoya villa yaptırması11
- silvermist15
- ama kent uzlaşısı ve yeni parti tüzüğü8
- 60 yaşında diskoya giden adam5
- sabahları nefret edilen şeyler16
- yogartiksen11
- sarman kedi beslemek5
- aniden sokakta porno diye bağırma isteği3
- dincilerin apoyu atatürk ten çok sevmesi9
- metrobüste kaslı erkeklerin arasında kalmak4
- hoşlanılan kızın utanıyorum hewal yapma demesi6
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi24
- fal bakabilen dünyalar tatlısı yazarlar4
- apoya statü verilen dönem3
- tek başına hastaheneye gitmek4
- röportaj2
- devleti yüceltme aracı olarak kurtlar vadisi2
- içki2
- sagopa kajmer2
- dantelli kefen giyen osmanlı çocukları3
- gocu'ya özgürlük11
- gocu'nun çaylaklık durumu kaldırılsın8
- pusette kedi gezdiren kadın3
- ideal bira bardağı6
- sarapci koala hatayi'ye uygulanan dijital tecrit3
- leyla the band2
- gitmek iyileştirir mi4
- sözlük hesabını sil perileri7
- kara kedi2
- kahve ve sigara ile yağmuru izlemek6
- said nursi nin ajdar anık a verdiği ayar4
- mors alfabesi ile dua etmek3
- fatma betül sayan kaya49
- gocu11
- kandırıldık allah bizi affetsin2
- civelek taburu2
- yanlışlıkla başkasının külodunu giymek3
- aisu3
- defter i hizan2
- orta yaşlıların birbirilerine kanki demeleri3
- arkadaşlar beni neden sevmediniz4
- hiz oğlanı2
- dincilerin insanların yaşamına karışması3
- hacıosmanoğlu'nun hakem soruşturması açıklaması2
- fon mağdurlarının ana para iadelerini beğenmemesi4
- yeşil parka giyen kız5
- farklı mısın4
- senden benden trilyonları çalanlar5
- yobaz ebeveynlere sahip olmak2
muhtaç kişi.
hangimiz dilenci değiliz ? aranızda Allaha dilenmeyen sevdaya dilenmeyen var mı? sade maddeye dilenmez insan.
hangimiz dilenci değiliz ? aranızda Allaha dilenmeyen sevdaya dilenmeyen var mı? sade maddeye dilenmez insan.
az once bana " allah sevgiline kavustursun." dedi.
sevgilimse zaten daha nasil kavusucam acaba diye bi anlam bilgisi ikilemi yasarken
gercekten bir sevgilim oldugu ve aramizin bozuk olmasi yuzunden dunden beri hic konusmadigimizi hatirladim.
donup para vericektim ama cok gec olmustu.
sevgilimse zaten daha nasil kavusucam acaba diye bi anlam bilgisi ikilemi yasarken
gercekten bir sevgilim oldugu ve aramizin bozuk olmasi yuzunden dunden beri hic konusmadigimizi hatirladim.
donup para vericektim ama cok gec olmustu.
oturdukları yerin önünden tukalar geçiyordu. iki takatukacı tartışıyordu, havadan sudan. birinci takatukacı ikinciyi, çevrenin doğal dengesini bozmakla suçluyordu. biz ki, ozon tabakasını delen bir ırkın göbekbağlı torunlarıyız, diyerek alaya alıyordu berikini. dilenci, sanki sonradan monte edilmiş elini öne uzatmış, iki gündür aç olduğunu söylüyor, bir ekmek, hiç değilse yarım ekmek parası istiyordu.
ama herkesler, iki gündür yarım ekmek parası bile toplayamayan dilencinin yeteneksiz olduğunda oylarını birliyor ve para vermiyordu. böylece yarım ekmeksizliği sürüyordu.
belki de harcadığı ya da sömürttüğü emeğinden, belki de emeğini sömürecek alan bulamadığından dilenci oldu. senin küçük burjuva şapşavallığın engelliyor bunu görmeni.
boşver ağbi dedi dilenci. boşver...
"sana, beni şeftali kokmuşlar" cümlesini hangi aristo mantığı açıklayabilir? çıktı mı ortaya, göğsünün kıllarını gere gere, bandırma'ya bandırmak için gidildiğini, aslında karayollarının durumu yanlış değerlendirdiğini anlatacak, ırza geçmelerin önce beyinde kanlandığını gösterecek bir göstermeci? var mı?
dünya üzemez seni ey dilenci.
(bkz: gizli özne)
ama herkesler, iki gündür yarım ekmek parası bile toplayamayan dilencinin yeteneksiz olduğunda oylarını birliyor ve para vermiyordu. böylece yarım ekmeksizliği sürüyordu.
belki de harcadığı ya da sömürttüğü emeğinden, belki de emeğini sömürecek alan bulamadığından dilenci oldu. senin küçük burjuva şapşavallığın engelliyor bunu görmeni.
boşver ağbi dedi dilenci. boşver...
"sana, beni şeftali kokmuşlar" cümlesini hangi aristo mantığı açıklayabilir? çıktı mı ortaya, göğsünün kıllarını gere gere, bandırma'ya bandırmak için gidildiğini, aslında karayollarının durumu yanlış değerlendirdiğini anlatacak, ırza geçmelerin önce beyinde kanlandığını gösterecek bir göstermeci? var mı?
dünya üzemez seni ey dilenci.
(bkz: gizli özne)
aylık gelirinin benden daha yüksek olduğunu düşündüğüm beleşçi, emek hırsızıdır.
en yapışkan işçi grubudur, aylık geliri memurlardan yüksek türkiye'de en sağlam iş sahasıdır.
Gördüğü yerde tekme basılması gereken bebek hırsızları.
artık hepsinin 4-5 villası var deyip geçiyorum. insanlardan duygularını sömüre sömüre ne acıma kaldı ne de güven.
(bkz: hamileyim bana para ver)
samimiyetten yoksun insanlardir.
nietzsche'nin su sozunu akillara getirendir ayrica: "ancak dilencileri tamamen kaldirmali ortadan. gercekten insan onlara bir sey verdiginde de, vermediginde de kendine kiziyor"
nietzsche'nin su sozunu akillara getirendir ayrica: "ancak dilencileri tamamen kaldirmali ortadan. gercekten insan onlara bir sey verdiginde de, vermediginde de kendine kiziyor"
Eski bi tanıdığımın bu isimle bi parçası vardı. O aklıma geldi. Üzüldüm. Allah belanı versin sözlük.
senden benden kat kat zengin olan değişik bir yaratık.
hayır öyle bir hayat nasıl seçilir ve ona nasıl katlanılır. sürekli pisliksin, (meşrebine göre)yerlerdesin, icabında sakatsın(sahte). anlaşılır gibi değil. hiç acımayın çok ciddi birikimleri var o dilencilerin. insanlara duygu sömürüsü yaparak günde tahmin edemeyeceğiniz paralar kazanırlar. sıfır vergi, sıfır masraf. oh mis.
unutmayın gerçek manada ihtiyaçlı bir insan hiçbir şekilde dilenemez. buna vicdanı ve insaniyeti el vermez. utanır, kızarır aç kalır gene insanoğlundan para isteyemez.
hayır öyle bir hayat nasıl seçilir ve ona nasıl katlanılır. sürekli pisliksin, (meşrebine göre)yerlerdesin, icabında sakatsın(sahte). anlaşılır gibi değil. hiç acımayın çok ciddi birikimleri var o dilencilerin. insanlara duygu sömürüsü yaparak günde tahmin edemeyeceğiniz paralar kazanırlar. sıfır vergi, sıfır masraf. oh mis.
unutmayın gerçek manada ihtiyaçlı bir insan hiçbir şekilde dilenemez. buna vicdanı ve insaniyeti el vermez. utanır, kızarır aç kalır gene insanoğlundan para isteyemez.
genelde yalancıları ortaya çıkarmak için kullanılırlar.
(bkz: yalancıyı dilenci siksinmi)
(bkz: yalancıyı dilenci siksinmi)
bir orhan gencebay başyapıtıdır.
Bunlar 2 sınıfa ayrılır..
1 herkesten isteyen sokaktaki tipler
2 elini sıcaktan sudan soğuk suya sokmayan 30 yaşına kadar para nasıl kazanılır bilmeyen durmadan baba ateslesene 3-5 bin TL diyen zengin tiplerdir. .
bildiniz mi kimlerden bahsettiğimi hani şu insanları küçük gören durmadan sınıflandıran zengin dilencilerden bahsediyorum .
1 herkesten isteyen sokaktaki tipler
2 elini sıcaktan sudan soğuk suya sokmayan 30 yaşına kadar para nasıl kazanılır bilmeyen durmadan baba ateslesene 3-5 bin TL diyen zengin tiplerdir. .
bildiniz mi kimlerden bahsettiğimi hani şu insanları küçük gören durmadan sınıflandıran zengin dilencilerden bahsediyorum .
Orhan gencebay'ın efsane parçalarından biridir.
Şu saatlerde dinlenildiği takdirse çok fena siker atar. Hele aşk acısı çekiyosanız , yapmayın.
Şu saatlerde dinlenildiği takdirse çok fena siker atar. Hele aşk acısı çekiyosanız , yapmayın.
introsu insanın üzerine dağlar deviren orhan gencebay şarkısı.
Şöyle de bir hikayeye sebep olmuştur:
--spoiler--
Lisedeydim, aşk denen duyguyu ömrümde ilk defa hissediyordum. Bir türlü ona açılamamamdan dolayı geceleri çok sarsıcı ve histeri nöbetleri şeklinde geçiyordu. Ergenlik dönemimdi ve daha büyük bir iç sıkıntısı olamazdı. Cesaretli değildim. Geceleri bu şekilde geçerken gündüzleri bıkmadan usanmadan en yakın ve tek arkadaşım olan Ömer\'e onun akıl alan, el titreten, histeri nöbetlerine sebep olan güzelliğini anlatıyordum. Anlatacaklarımı bitirip baştan anlatıyordum. Ömer\'de sıkılmadan bir kere dahi oflamadan büyük bir istekle beni dinliyordu.
Okulun son günüydü karneler dağıtılacaktı. O günün gecesi karanlık nöbetlerin, bunaltıcı düşüncelerin eşliğinde ona açılmaya karar vermiştim. Bundan sonra hayatımın hiç bir döneminde o geceki kadar cesur olamadım. Benimkisi karanlık ve tek kişilik bir cesaretti. Sabaha bu şekilde girip gömleğimi, pantolonumu, kravatımı büyük bir özenle kendim ütüledim. Babamın parfümlerinden sıktım, jilet gibiydim. Evden çıkmaya karar verdiğim anda aklıma babamın divanın altındaki dolapta sakladığı Jack Daniels geldi. Geçen hafta benim ön sıramda oturan Umut ile Kazım aralarında konuşurlarken onlardan alkolün cesaret verdiğini duymuştum. Dolabı açıp bir kadeh doldurup hızlıca içip bitirdim. Bir anda bütün vücudumu kezzap içmiş hissi kapladı. ikinci kadehte ne hissettiğimi hatırlamıyorum. ilk kadeh kadar iz bırakamadı tıpkı sonraki bütün kadehler gibi. Şişeyi eski yerine bıraktım. Kapıya yönelip evden çıktım.
Okulun arka bahçesinde onu, her gün gizli gizli izlediğim zilin çalmasını beklediği bankta bulacağımı biliyordum. Tüm heyecanımla ve patlayan cesaretimle oraya gittim. Bu defa gizliden gizliye değil, tüm benliğimle karşısına dikilecektim. Onu sevdiğimi söyleyecektim. Kantinin olduğu köşeyi döndükten sonra karşımda oturuyor olacaktı. Hiç teklemeden, tereddüt etmeden o köşeyi döndüm.
Gördüklerim karşısında bir ölünün yıkılmışlığını henüz hayattayken yaşadım.
Dünyanın başına yıkılması bu deyimi edebiyat dersinde beş tane cümlenin içinde kullanmıştım.
işte o cümlelerin hepsi bir olup benim başıma yıkılıldılar.
Çok acı vericiydi. içerisinde dünyanın başına yıkılması deyimi geçen beş cümleye yenildim.
Ömerin kollarının altında ona sarılırken gördüm. Omzunu göğsüne dayamıştı. Ömere anlattığım bütün hayallerin öznesi kendisi olmuşu. Ömer, her defasında büyük bir heyecanla beni dinleyip ona karşı cesaretlendirirdi. Neden böyle olmuştu? Yediğim darbeye mi yanacaktım artık hiç dostumun kalmamasına mı yanacaktım.
Gözlerime perde indiği için sonrasını hatırlamıyorum. Karanlık.
Karnemi bir buçuk ay sonra annem aldı. Notlarım iyi değildi. O yaz babam beni Hamit Abinin yanına çırak olarak verdi. Oto tamircisindeki ilk iş günümün sabahında Hamit Abi anahtar tezgahının üstündeki radyoyu açarak çayı demlememi istedi. Tezgahtaki anahtarları bir süre inceledikten sonra radyoyu açtım:
Orhan Gencebay: Sevmek çok zormuş. Diyordu.
O büyülü ses hayatımda yediğim ilk darbeyi ingiliz anahtarlarının üzerindeki tozlu bir radyonun içinden yüzüme vuruyordu.
--spoiler--
Şöyle de bir hikayeye sebep olmuştur:
--spoiler--
Lisedeydim, aşk denen duyguyu ömrümde ilk defa hissediyordum. Bir türlü ona açılamamamdan dolayı geceleri çok sarsıcı ve histeri nöbetleri şeklinde geçiyordu. Ergenlik dönemimdi ve daha büyük bir iç sıkıntısı olamazdı. Cesaretli değildim. Geceleri bu şekilde geçerken gündüzleri bıkmadan usanmadan en yakın ve tek arkadaşım olan Ömer\'e onun akıl alan, el titreten, histeri nöbetlerine sebep olan güzelliğini anlatıyordum. Anlatacaklarımı bitirip baştan anlatıyordum. Ömer\'de sıkılmadan bir kere dahi oflamadan büyük bir istekle beni dinliyordu.
Okulun son günüydü karneler dağıtılacaktı. O günün gecesi karanlık nöbetlerin, bunaltıcı düşüncelerin eşliğinde ona açılmaya karar vermiştim. Bundan sonra hayatımın hiç bir döneminde o geceki kadar cesur olamadım. Benimkisi karanlık ve tek kişilik bir cesaretti. Sabaha bu şekilde girip gömleğimi, pantolonumu, kravatımı büyük bir özenle kendim ütüledim. Babamın parfümlerinden sıktım, jilet gibiydim. Evden çıkmaya karar verdiğim anda aklıma babamın divanın altındaki dolapta sakladığı Jack Daniels geldi. Geçen hafta benim ön sıramda oturan Umut ile Kazım aralarında konuşurlarken onlardan alkolün cesaret verdiğini duymuştum. Dolabı açıp bir kadeh doldurup hızlıca içip bitirdim. Bir anda bütün vücudumu kezzap içmiş hissi kapladı. ikinci kadehte ne hissettiğimi hatırlamıyorum. ilk kadeh kadar iz bırakamadı tıpkı sonraki bütün kadehler gibi. Şişeyi eski yerine bıraktım. Kapıya yönelip evden çıktım.
Okulun arka bahçesinde onu, her gün gizli gizli izlediğim zilin çalmasını beklediği bankta bulacağımı biliyordum. Tüm heyecanımla ve patlayan cesaretimle oraya gittim. Bu defa gizliden gizliye değil, tüm benliğimle karşısına dikilecektim. Onu sevdiğimi söyleyecektim. Kantinin olduğu köşeyi döndükten sonra karşımda oturuyor olacaktı. Hiç teklemeden, tereddüt etmeden o köşeyi döndüm.
Gördüklerim karşısında bir ölünün yıkılmışlığını henüz hayattayken yaşadım.
Dünyanın başına yıkılması bu deyimi edebiyat dersinde beş tane cümlenin içinde kullanmıştım.
işte o cümlelerin hepsi bir olup benim başıma yıkılıldılar.
Çok acı vericiydi. içerisinde dünyanın başına yıkılması deyimi geçen beş cümleye yenildim.
Ömerin kollarının altında ona sarılırken gördüm. Omzunu göğsüne dayamıştı. Ömere anlattığım bütün hayallerin öznesi kendisi olmuşu. Ömer, her defasında büyük bir heyecanla beni dinleyip ona karşı cesaretlendirirdi. Neden böyle olmuştu? Yediğim darbeye mi yanacaktım artık hiç dostumun kalmamasına mı yanacaktım.
Gözlerime perde indiği için sonrasını hatırlamıyorum. Karanlık.
Karnemi bir buçuk ay sonra annem aldı. Notlarım iyi değildi. O yaz babam beni Hamit Abinin yanına çırak olarak verdi. Oto tamircisindeki ilk iş günümün sabahında Hamit Abi anahtar tezgahının üstündeki radyoyu açarak çayı demlememi istedi. Tezgahtaki anahtarları bir süre inceledikten sonra radyoyu açtım:
Orhan Gencebay: Sevmek çok zormuş. Diyordu.
O büyülü ses hayatımda yediğim ilk darbeyi ingiliz anahtarlarının üzerindeki tozlu bir radyonun içinden yüzüme vuruyordu.
--spoiler--
bir çok insana göre bir meslek icra eden kişi. öyle ki, çalışıp para kazanabilecek olduğu halde, çoluğuyla çocuğuyla gezip dilenen insanlar çok sayıda. kırmızı ışıkta beklerken, pazarda gezinirken, kızılayın ortasında, her yerde karşınıza çıkabilirler. türlü numaralarla, kiminin kolu montun içine saklanmıştır, kimi ayağını katlayıp üzerine oturmuştur, kimi gören gözünü bandaj ile kapatmıştır. ellerindeki çocukların da hepsi uyumaktadır. ilaç verip uyutuyorlar dilenirken çocuk problem etmesin diye. ayrı bir yazık.
bizler ise, acıma duygumuzla, merhamet duygumuzla kıyamayıp veririz elimizde ne varsa. kimi 1 lira, kimi 5 lira. zannederiz ki iyi bir şey yapıyoruz. aksine, daha çok insanı çalışmamaya - dilenmeye teşvik etmiş oluyoruz.
peki bu tereddütü nasıl aşacağız? yardımı kime yapacağımızı nasıl bileceğiz. bu konuda islam dini yol gösterici bir rol oynuyor. kuranda konu ile ilgili net bir şekilde ifade mevcut. (bkz: bakara surasi 273 ayet)
bizler ise, acıma duygumuzla, merhamet duygumuzla kıyamayıp veririz elimizde ne varsa. kimi 1 lira, kimi 5 lira. zannederiz ki iyi bir şey yapıyoruz. aksine, daha çok insanı çalışmamaya - dilenmeye teşvik etmiş oluyoruz.
peki bu tereddütü nasıl aşacağız? yardımı kime yapacağımızı nasıl bileceğiz. bu konuda islam dini yol gösterici bir rol oynuyor. kuranda konu ile ilgili net bir şekilde ifade mevcut. (bkz: bakara surasi 273 ayet)
Peygamberimiz (s.a.v.) dilencileri sevmezdi. Onlara çalışarak, mallarını satarak para kazanmalarını söylemiştir.
bugün cuma olunca kapımı çalan çalana kitap satıyorum diyen mi Lösev'e bağış isteyen mi Suriye'den gelen mi ne ararsan var. Bilseler ben ateistim belki gelmezler.
Genelde duygusal yerlerde dilenirler cami, Mezarlık gibi sen dilen bakayım borç kuyruğunda veya vergi dairesi önünde.
her gün seni kaderimden dileniyorum.
Hepimizden zengin olan insanlardır.
orhan baba'nın en güzel parçasıdır. hele o girişte ki solo adamı bitiriyor.
--spoiler--
Sağır ve dilsiz rolü yapan dilencinin günlük hasılatı 500 TL
Adana'dan inegöl'e gelen bir dilenci zabıta ekipleri tarafından gözaltına alındı. Üzerinde bir günlük hasılatı 500 TL'ye yakın madeni para çıkan Mehmet T.'nin sağır ve dilsiz rolü yaparak bu paraları topladığı öğrenildi
--spoiler--
Sağır ve dilsiz rolü yapan dilencinin günlük hasılatı 500 TL
Adana'dan inegöl'e gelen bir dilenci zabıta ekipleri tarafından gözaltına alındı. Üzerinde bir günlük hasılatı 500 TL'ye yakın madeni para çıkan Mehmet T.'nin sağır ve dilsiz rolü yaparak bu paraları topladığı öğrenildi
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar