bugün
- yargıya güvenen varsa yazsın9
- evde soğuk kahve yapımı7
- migros'tan alışveriş yapınca elit olduğunu sanmak5
- velvet57
- insan olmaya ceyrek kala14
- sözlükte güzel kız olmaması sorunsalı7
- sınıfın en güzel kızı3
- 2026 ekonomik krizi16
- mutlu ama uzak olsun birader3
- aleksey batrakov28
- zeka içerikli entry vs bilgi içerikli entry7
- yalnızlıkla sevişmek3
- arkadaşlar sözlük hesabımı siliyorum2
- hurdacıya gidiyorum7
- başbirader kitap sayfalarını sözlüğe koysun2
- kadınları aşağılamanın moda olması6
- migros'a sorulacak tek soru23
- alaattin çakıcı2
- bir sözlük yazarını kıskanmak13
- madagaskar vanilyalı amarula2
- ioçk silik yesin kampanyası6
- sigara içmeyi bırakmak istememek4
- hayattaki en değerli şeyler3
- enayimiknatisii6
- sözlük yazarlarının karşılaştığı garip olaylar7
- ioçk'un arto'ya benzemesi5
- tombul efes2
- arkadaşlar çok hastayım ya10
- osuruktan şiirler60
- victor osimhen19
- ırkçıların geri zekalı olduğu gerçeği11
- bilinçaltı algılama4
- yolcudurgider2
- g i l d e d l i l y16
- kainatta her şey insanların iyiliği için yürüyor3
- tostumu yaptım11
- the odyssey5
- üniversiteli escort kızlar3
- gazze de 186 yardım çalışanının öldürülmesi6
- sözlük kavgalarının aslında çok yararlı olması9
- ilk buluşmada bavyera halk ezgileri söyleyen kezo6
- öğretmenlere önlük ve kıyafet zorunluluğu gelmesi9
- arabayla dağdan inerken dinlenecek şarkılar3
- arkadaşlar veto ne demek8
- güneş gözlüğüyle bir kafeye oturup dergi okumak3
- 1 euro 56 25 tl6
- arkadaşlar kilo aldım4
- ekmek yiyip su içmeyi seven yuzır3
- ona bir şey söyle6
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı2
muhtaç kişi.
hangimiz dilenci değiliz ? aranızda Allaha dilenmeyen sevdaya dilenmeyen var mı? sade maddeye dilenmez insan.
hangimiz dilenci değiliz ? aranızda Allaha dilenmeyen sevdaya dilenmeyen var mı? sade maddeye dilenmez insan.
az once bana " allah sevgiline kavustursun." dedi.
sevgilimse zaten daha nasil kavusucam acaba diye bi anlam bilgisi ikilemi yasarken
gercekten bir sevgilim oldugu ve aramizin bozuk olmasi yuzunden dunden beri hic konusmadigimizi hatirladim.
donup para vericektim ama cok gec olmustu.
sevgilimse zaten daha nasil kavusucam acaba diye bi anlam bilgisi ikilemi yasarken
gercekten bir sevgilim oldugu ve aramizin bozuk olmasi yuzunden dunden beri hic konusmadigimizi hatirladim.
donup para vericektim ama cok gec olmustu.
oturdukları yerin önünden tukalar geçiyordu. iki takatukacı tartışıyordu, havadan sudan. birinci takatukacı ikinciyi, çevrenin doğal dengesini bozmakla suçluyordu. biz ki, ozon tabakasını delen bir ırkın göbekbağlı torunlarıyız, diyerek alaya alıyordu berikini. dilenci, sanki sonradan monte edilmiş elini öne uzatmış, iki gündür aç olduğunu söylüyor, bir ekmek, hiç değilse yarım ekmek parası istiyordu.
ama herkesler, iki gündür yarım ekmek parası bile toplayamayan dilencinin yeteneksiz olduğunda oylarını birliyor ve para vermiyordu. böylece yarım ekmeksizliği sürüyordu.
belki de harcadığı ya da sömürttüğü emeğinden, belki de emeğini sömürecek alan bulamadığından dilenci oldu. senin küçük burjuva şapşavallığın engelliyor bunu görmeni.
boşver ağbi dedi dilenci. boşver...
"sana, beni şeftali kokmuşlar" cümlesini hangi aristo mantığı açıklayabilir? çıktı mı ortaya, göğsünün kıllarını gere gere, bandırma'ya bandırmak için gidildiğini, aslında karayollarının durumu yanlış değerlendirdiğini anlatacak, ırza geçmelerin önce beyinde kanlandığını gösterecek bir göstermeci? var mı?
dünya üzemez seni ey dilenci.
(bkz: gizli özne)
ama herkesler, iki gündür yarım ekmek parası bile toplayamayan dilencinin yeteneksiz olduğunda oylarını birliyor ve para vermiyordu. böylece yarım ekmeksizliği sürüyordu.
belki de harcadığı ya da sömürttüğü emeğinden, belki de emeğini sömürecek alan bulamadığından dilenci oldu. senin küçük burjuva şapşavallığın engelliyor bunu görmeni.
boşver ağbi dedi dilenci. boşver...
"sana, beni şeftali kokmuşlar" cümlesini hangi aristo mantığı açıklayabilir? çıktı mı ortaya, göğsünün kıllarını gere gere, bandırma'ya bandırmak için gidildiğini, aslında karayollarının durumu yanlış değerlendirdiğini anlatacak, ırza geçmelerin önce beyinde kanlandığını gösterecek bir göstermeci? var mı?
dünya üzemez seni ey dilenci.
(bkz: gizli özne)
aylık gelirinin benden daha yüksek olduğunu düşündüğüm beleşçi, emek hırsızıdır.
en yapışkan işçi grubudur, aylık geliri memurlardan yüksek türkiye'de en sağlam iş sahasıdır.
Gördüğü yerde tekme basılması gereken bebek hırsızları.
artık hepsinin 4-5 villası var deyip geçiyorum. insanlardan duygularını sömüre sömüre ne acıma kaldı ne de güven.
(bkz: hamileyim bana para ver)
samimiyetten yoksun insanlardir.
nietzsche'nin su sozunu akillara getirendir ayrica: "ancak dilencileri tamamen kaldirmali ortadan. gercekten insan onlara bir sey verdiginde de, vermediginde de kendine kiziyor"
nietzsche'nin su sozunu akillara getirendir ayrica: "ancak dilencileri tamamen kaldirmali ortadan. gercekten insan onlara bir sey verdiginde de, vermediginde de kendine kiziyor"
Eski bi tanıdığımın bu isimle bi parçası vardı. O aklıma geldi. Üzüldüm. Allah belanı versin sözlük.
senden benden kat kat zengin olan değişik bir yaratık.
hayır öyle bir hayat nasıl seçilir ve ona nasıl katlanılır. sürekli pisliksin, (meşrebine göre)yerlerdesin, icabında sakatsın(sahte). anlaşılır gibi değil. hiç acımayın çok ciddi birikimleri var o dilencilerin. insanlara duygu sömürüsü yaparak günde tahmin edemeyeceğiniz paralar kazanırlar. sıfır vergi, sıfır masraf. oh mis.
unutmayın gerçek manada ihtiyaçlı bir insan hiçbir şekilde dilenemez. buna vicdanı ve insaniyeti el vermez. utanır, kızarır aç kalır gene insanoğlundan para isteyemez.
hayır öyle bir hayat nasıl seçilir ve ona nasıl katlanılır. sürekli pisliksin, (meşrebine göre)yerlerdesin, icabında sakatsın(sahte). anlaşılır gibi değil. hiç acımayın çok ciddi birikimleri var o dilencilerin. insanlara duygu sömürüsü yaparak günde tahmin edemeyeceğiniz paralar kazanırlar. sıfır vergi, sıfır masraf. oh mis.
unutmayın gerçek manada ihtiyaçlı bir insan hiçbir şekilde dilenemez. buna vicdanı ve insaniyeti el vermez. utanır, kızarır aç kalır gene insanoğlundan para isteyemez.
genelde yalancıları ortaya çıkarmak için kullanılırlar.
(bkz: yalancıyı dilenci siksinmi)
(bkz: yalancıyı dilenci siksinmi)
bir orhan gencebay başyapıtıdır.
Bunlar 2 sınıfa ayrılır..
1 herkesten isteyen sokaktaki tipler
2 elini sıcaktan sudan soğuk suya sokmayan 30 yaşına kadar para nasıl kazanılır bilmeyen durmadan baba ateslesene 3-5 bin TL diyen zengin tiplerdir. .
bildiniz mi kimlerden bahsettiğimi hani şu insanları küçük gören durmadan sınıflandıran zengin dilencilerden bahsediyorum .
1 herkesten isteyen sokaktaki tipler
2 elini sıcaktan sudan soğuk suya sokmayan 30 yaşına kadar para nasıl kazanılır bilmeyen durmadan baba ateslesene 3-5 bin TL diyen zengin tiplerdir. .
bildiniz mi kimlerden bahsettiğimi hani şu insanları küçük gören durmadan sınıflandıran zengin dilencilerden bahsediyorum .
Orhan gencebay'ın efsane parçalarından biridir.
Şu saatlerde dinlenildiği takdirse çok fena siker atar. Hele aşk acısı çekiyosanız , yapmayın.
Şu saatlerde dinlenildiği takdirse çok fena siker atar. Hele aşk acısı çekiyosanız , yapmayın.
introsu insanın üzerine dağlar deviren orhan gencebay şarkısı.
Şöyle de bir hikayeye sebep olmuştur:
--spoiler--
Lisedeydim, aşk denen duyguyu ömrümde ilk defa hissediyordum. Bir türlü ona açılamamamdan dolayı geceleri çok sarsıcı ve histeri nöbetleri şeklinde geçiyordu. Ergenlik dönemimdi ve daha büyük bir iç sıkıntısı olamazdı. Cesaretli değildim. Geceleri bu şekilde geçerken gündüzleri bıkmadan usanmadan en yakın ve tek arkadaşım olan Ömer\'e onun akıl alan, el titreten, histeri nöbetlerine sebep olan güzelliğini anlatıyordum. Anlatacaklarımı bitirip baştan anlatıyordum. Ömer\'de sıkılmadan bir kere dahi oflamadan büyük bir istekle beni dinliyordu.
Okulun son günüydü karneler dağıtılacaktı. O günün gecesi karanlık nöbetlerin, bunaltıcı düşüncelerin eşliğinde ona açılmaya karar vermiştim. Bundan sonra hayatımın hiç bir döneminde o geceki kadar cesur olamadım. Benimkisi karanlık ve tek kişilik bir cesaretti. Sabaha bu şekilde girip gömleğimi, pantolonumu, kravatımı büyük bir özenle kendim ütüledim. Babamın parfümlerinden sıktım, jilet gibiydim. Evden çıkmaya karar verdiğim anda aklıma babamın divanın altındaki dolapta sakladığı Jack Daniels geldi. Geçen hafta benim ön sıramda oturan Umut ile Kazım aralarında konuşurlarken onlardan alkolün cesaret verdiğini duymuştum. Dolabı açıp bir kadeh doldurup hızlıca içip bitirdim. Bir anda bütün vücudumu kezzap içmiş hissi kapladı. ikinci kadehte ne hissettiğimi hatırlamıyorum. ilk kadeh kadar iz bırakamadı tıpkı sonraki bütün kadehler gibi. Şişeyi eski yerine bıraktım. Kapıya yönelip evden çıktım.
Okulun arka bahçesinde onu, her gün gizli gizli izlediğim zilin çalmasını beklediği bankta bulacağımı biliyordum. Tüm heyecanımla ve patlayan cesaretimle oraya gittim. Bu defa gizliden gizliye değil, tüm benliğimle karşısına dikilecektim. Onu sevdiğimi söyleyecektim. Kantinin olduğu köşeyi döndükten sonra karşımda oturuyor olacaktı. Hiç teklemeden, tereddüt etmeden o köşeyi döndüm.
Gördüklerim karşısında bir ölünün yıkılmışlığını henüz hayattayken yaşadım.
Dünyanın başına yıkılması bu deyimi edebiyat dersinde beş tane cümlenin içinde kullanmıştım.
işte o cümlelerin hepsi bir olup benim başıma yıkılıldılar.
Çok acı vericiydi. içerisinde dünyanın başına yıkılması deyimi geçen beş cümleye yenildim.
Ömerin kollarının altında ona sarılırken gördüm. Omzunu göğsüne dayamıştı. Ömere anlattığım bütün hayallerin öznesi kendisi olmuşu. Ömer, her defasında büyük bir heyecanla beni dinleyip ona karşı cesaretlendirirdi. Neden böyle olmuştu? Yediğim darbeye mi yanacaktım artık hiç dostumun kalmamasına mı yanacaktım.
Gözlerime perde indiği için sonrasını hatırlamıyorum. Karanlık.
Karnemi bir buçuk ay sonra annem aldı. Notlarım iyi değildi. O yaz babam beni Hamit Abinin yanına çırak olarak verdi. Oto tamircisindeki ilk iş günümün sabahında Hamit Abi anahtar tezgahının üstündeki radyoyu açarak çayı demlememi istedi. Tezgahtaki anahtarları bir süre inceledikten sonra radyoyu açtım:
Orhan Gencebay: Sevmek çok zormuş. Diyordu.
O büyülü ses hayatımda yediğim ilk darbeyi ingiliz anahtarlarının üzerindeki tozlu bir radyonun içinden yüzüme vuruyordu.
--spoiler--
Şöyle de bir hikayeye sebep olmuştur:
--spoiler--
Lisedeydim, aşk denen duyguyu ömrümde ilk defa hissediyordum. Bir türlü ona açılamamamdan dolayı geceleri çok sarsıcı ve histeri nöbetleri şeklinde geçiyordu. Ergenlik dönemimdi ve daha büyük bir iç sıkıntısı olamazdı. Cesaretli değildim. Geceleri bu şekilde geçerken gündüzleri bıkmadan usanmadan en yakın ve tek arkadaşım olan Ömer\'e onun akıl alan, el titreten, histeri nöbetlerine sebep olan güzelliğini anlatıyordum. Anlatacaklarımı bitirip baştan anlatıyordum. Ömer\'de sıkılmadan bir kere dahi oflamadan büyük bir istekle beni dinliyordu.
Okulun son günüydü karneler dağıtılacaktı. O günün gecesi karanlık nöbetlerin, bunaltıcı düşüncelerin eşliğinde ona açılmaya karar vermiştim. Bundan sonra hayatımın hiç bir döneminde o geceki kadar cesur olamadım. Benimkisi karanlık ve tek kişilik bir cesaretti. Sabaha bu şekilde girip gömleğimi, pantolonumu, kravatımı büyük bir özenle kendim ütüledim. Babamın parfümlerinden sıktım, jilet gibiydim. Evden çıkmaya karar verdiğim anda aklıma babamın divanın altındaki dolapta sakladığı Jack Daniels geldi. Geçen hafta benim ön sıramda oturan Umut ile Kazım aralarında konuşurlarken onlardan alkolün cesaret verdiğini duymuştum. Dolabı açıp bir kadeh doldurup hızlıca içip bitirdim. Bir anda bütün vücudumu kezzap içmiş hissi kapladı. ikinci kadehte ne hissettiğimi hatırlamıyorum. ilk kadeh kadar iz bırakamadı tıpkı sonraki bütün kadehler gibi. Şişeyi eski yerine bıraktım. Kapıya yönelip evden çıktım.
Okulun arka bahçesinde onu, her gün gizli gizli izlediğim zilin çalmasını beklediği bankta bulacağımı biliyordum. Tüm heyecanımla ve patlayan cesaretimle oraya gittim. Bu defa gizliden gizliye değil, tüm benliğimle karşısına dikilecektim. Onu sevdiğimi söyleyecektim. Kantinin olduğu köşeyi döndükten sonra karşımda oturuyor olacaktı. Hiç teklemeden, tereddüt etmeden o köşeyi döndüm.
Gördüklerim karşısında bir ölünün yıkılmışlığını henüz hayattayken yaşadım.
Dünyanın başına yıkılması bu deyimi edebiyat dersinde beş tane cümlenin içinde kullanmıştım.
işte o cümlelerin hepsi bir olup benim başıma yıkılıldılar.
Çok acı vericiydi. içerisinde dünyanın başına yıkılması deyimi geçen beş cümleye yenildim.
Ömerin kollarının altında ona sarılırken gördüm. Omzunu göğsüne dayamıştı. Ömere anlattığım bütün hayallerin öznesi kendisi olmuşu. Ömer, her defasında büyük bir heyecanla beni dinleyip ona karşı cesaretlendirirdi. Neden böyle olmuştu? Yediğim darbeye mi yanacaktım artık hiç dostumun kalmamasına mı yanacaktım.
Gözlerime perde indiği için sonrasını hatırlamıyorum. Karanlık.
Karnemi bir buçuk ay sonra annem aldı. Notlarım iyi değildi. O yaz babam beni Hamit Abinin yanına çırak olarak verdi. Oto tamircisindeki ilk iş günümün sabahında Hamit Abi anahtar tezgahının üstündeki radyoyu açarak çayı demlememi istedi. Tezgahtaki anahtarları bir süre inceledikten sonra radyoyu açtım:
Orhan Gencebay: Sevmek çok zormuş. Diyordu.
O büyülü ses hayatımda yediğim ilk darbeyi ingiliz anahtarlarının üzerindeki tozlu bir radyonun içinden yüzüme vuruyordu.
--spoiler--
bir çok insana göre bir meslek icra eden kişi. öyle ki, çalışıp para kazanabilecek olduğu halde, çoluğuyla çocuğuyla gezip dilenen insanlar çok sayıda. kırmızı ışıkta beklerken, pazarda gezinirken, kızılayın ortasında, her yerde karşınıza çıkabilirler. türlü numaralarla, kiminin kolu montun içine saklanmıştır, kimi ayağını katlayıp üzerine oturmuştur, kimi gören gözünü bandaj ile kapatmıştır. ellerindeki çocukların da hepsi uyumaktadır. ilaç verip uyutuyorlar dilenirken çocuk problem etmesin diye. ayrı bir yazık.
bizler ise, acıma duygumuzla, merhamet duygumuzla kıyamayıp veririz elimizde ne varsa. kimi 1 lira, kimi 5 lira. zannederiz ki iyi bir şey yapıyoruz. aksine, daha çok insanı çalışmamaya - dilenmeye teşvik etmiş oluyoruz.
peki bu tereddütü nasıl aşacağız? yardımı kime yapacağımızı nasıl bileceğiz. bu konuda islam dini yol gösterici bir rol oynuyor. kuranda konu ile ilgili net bir şekilde ifade mevcut. (bkz: bakara surasi 273 ayet)
bizler ise, acıma duygumuzla, merhamet duygumuzla kıyamayıp veririz elimizde ne varsa. kimi 1 lira, kimi 5 lira. zannederiz ki iyi bir şey yapıyoruz. aksine, daha çok insanı çalışmamaya - dilenmeye teşvik etmiş oluyoruz.
peki bu tereddütü nasıl aşacağız? yardımı kime yapacağımızı nasıl bileceğiz. bu konuda islam dini yol gösterici bir rol oynuyor. kuranda konu ile ilgili net bir şekilde ifade mevcut. (bkz: bakara surasi 273 ayet)
Peygamberimiz (s.a.v.) dilencileri sevmezdi. Onlara çalışarak, mallarını satarak para kazanmalarını söylemiştir.
bugün cuma olunca kapımı çalan çalana kitap satıyorum diyen mi Lösev'e bağış isteyen mi Suriye'den gelen mi ne ararsan var. Bilseler ben ateistim belki gelmezler.
Genelde duygusal yerlerde dilenirler cami, Mezarlık gibi sen dilen bakayım borç kuyruğunda veya vergi dairesi önünde.
her gün seni kaderimden dileniyorum.
Hepimizden zengin olan insanlardır.
orhan baba'nın en güzel parçasıdır. hele o girişte ki solo adamı bitiriyor.
--spoiler--
Sağır ve dilsiz rolü yapan dilencinin günlük hasılatı 500 TL
Adana'dan inegöl'e gelen bir dilenci zabıta ekipleri tarafından gözaltına alındı. Üzerinde bir günlük hasılatı 500 TL'ye yakın madeni para çıkan Mehmet T.'nin sağır ve dilsiz rolü yaparak bu paraları topladığı öğrenildi
--spoiler--
Sağır ve dilsiz rolü yapan dilencinin günlük hasılatı 500 TL
Adana'dan inegöl'e gelen bir dilenci zabıta ekipleri tarafından gözaltına alındı. Üzerinde bir günlük hasılatı 500 TL'ye yakın madeni para çıkan Mehmet T.'nin sağır ve dilsiz rolü yaparak bu paraları topladığı öğrenildi
--spoiler--
Gündemdeki Haberler