bugün
- etnik köken17
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler12
- evde yalnız yaşamanın verdiği inanılmaz keyif10
- en iyi çizgi filmler9
- evde kalmış 30 yaşında kız16
- engeli kaldırsın diye 60 bin lira yollayan adam3
- hangi ülke de doğmak isterdin14
- karton toplayan çocuk5
- dünyadaki en kolay meslek7
- tavuk döner 1 lira yanında ayran bedava4
- sımsıkı sarılmak istenilen yazarlar5
- zengin olmak3
- sözlükteki zengin yazarlar9
- her sözlük aşkı nefretle başlar9
- omnitrixe sahip olmak3
- 1 kasım 2026 kasımpaşa beşiktaş maçı8
- moralinizi bozmak istemem ama yarın pazartesi2
- hangi yazara aşıksınız6
- flörtte algoritma ve cesaret katsayısı2
- 9mm'nin deviremeyeceği adam yoktur4
- çocuğunun ismini johnny koyan ebeveyn5
- sokakta sürü halinde gezen erkekler5
- sözlükte kim kime yürüyor5
- ben çocuğuma bir hot wheels alamayacak mıyım4
- amedspor22
- müzik haram mıdır7
- bir bela geliyor6
- kadın sürücüye evine git yemek yap diyen sürücü2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- fenerbahçe16
- robert greene2
- anın görüntüsü26
- kasımpaşa 2 beşiktaş 24
- from gold from dust9
- soğuklardan ötürü dudakların çatlaması5
- yaptığım müthiş kaşarlı yumurta8
- evrimsel psikolojinin aşk açıklamaları3
- ermenisiz kafkasya4
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı10
- inönü'nün devlet başkanlığına daha uygun olması2
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- arkadaşa acil 10 bin lira ateşlemek6
- olgun kadınlardan hoşlanan erkek2
- hareket edebilen canlılar2
- polatlı2
- asgari ücret4
- durduk yere insanın aklına gelen replikler7
- şaban oğlu şaban oğlu şaban filmi3
- çare ismail kartal4
- 16 bekar için masrafsız finlandiya tatili2
introsu insanın üzerine dağlar deviren orhan gencebay şarkısı.
Şöyle de bir hikayeye sebep olmuştur:
--spoiler--
Lisedeydim, aşk denen duyguyu ömrümde ilk defa hissediyordum. Bir türlü ona açılamamamdan dolayı geceleri çok sarsıcı ve histeri nöbetleri şeklinde geçiyordu. Ergenlik dönemimdi ve daha büyük bir iç sıkıntısı olamazdı. Cesaretli değildim. Geceleri bu şekilde geçerken gündüzleri bıkmadan usanmadan en yakın ve tek arkadaşım olan Ömer\'e onun akıl alan, el titreten, histeri nöbetlerine sebep olan güzelliğini anlatıyordum. Anlatacaklarımı bitirip baştan anlatıyordum. Ömer\'de sıkılmadan bir kere dahi oflamadan büyük bir istekle beni dinliyordu.
Okulun son günüydü karneler dağıtılacaktı. O günün gecesi karanlık nöbetlerin, bunaltıcı düşüncelerin eşliğinde ona açılmaya karar vermiştim. Bundan sonra hayatımın hiç bir döneminde o geceki kadar cesur olamadım. Benimkisi karanlık ve tek kişilik bir cesaretti. Sabaha bu şekilde girip gömleğimi, pantolonumu, kravatımı büyük bir özenle kendim ütüledim. Babamın parfümlerinden sıktım, jilet gibiydim. Evden çıkmaya karar verdiğim anda aklıma babamın divanın altındaki dolapta sakladığı Jack Daniels geldi. Geçen hafta benim ön sıramda oturan Umut ile Kazım aralarında konuşurlarken onlardan alkolün cesaret verdiğini duymuştum. Dolabı açıp bir kadeh doldurup hızlıca içip bitirdim. Bir anda bütün vücudumu kezzap içmiş hissi kapladı. ikinci kadehte ne hissettiğimi hatırlamıyorum. ilk kadeh kadar iz bırakamadı tıpkı sonraki bütün kadehler gibi. Şişeyi eski yerine bıraktım. Kapıya yönelip evden çıktım.
Okulun arka bahçesinde onu, her gün gizli gizli izlediğim zilin çalmasını beklediği bankta bulacağımı biliyordum. Tüm heyecanımla ve patlayan cesaretimle oraya gittim. Bu defa gizliden gizliye değil, tüm benliğimle karşısına dikilecektim. Onu sevdiğimi söyleyecektim. Kantinin olduğu köşeyi döndükten sonra karşımda oturuyor olacaktı. Hiç teklemeden, tereddüt etmeden o köşeyi döndüm.
Gördüklerim karşısında bir ölünün yıkılmışlığını henüz hayattayken yaşadım.
Dünyanın başına yıkılması bu deyimi edebiyat dersinde beş tane cümlenin içinde kullanmıştım.
işte o cümlelerin hepsi bir olup benim başıma yıkılıldılar.
Çok acı vericiydi. içerisinde dünyanın başına yıkılması deyimi geçen beş cümleye yenildim.
Ömerin kollarının altında ona sarılırken gördüm. Omzunu göğsüne dayamıştı. Ömere anlattığım bütün hayallerin öznesi kendisi olmuşu. Ömer, her defasında büyük bir heyecanla beni dinleyip ona karşı cesaretlendirirdi. Neden böyle olmuştu? Yediğim darbeye mi yanacaktım artık hiç dostumun kalmamasına mı yanacaktım.
Gözlerime perde indiği için sonrasını hatırlamıyorum. Karanlık.
Karnemi bir buçuk ay sonra annem aldı. Notlarım iyi değildi. O yaz babam beni Hamit Abinin yanına çırak olarak verdi. Oto tamircisindeki ilk iş günümün sabahında Hamit Abi anahtar tezgahının üstündeki radyoyu açarak çayı demlememi istedi. Tezgahtaki anahtarları bir süre inceledikten sonra radyoyu açtım:
Orhan Gencebay: Sevmek çok zormuş. Diyordu.
O büyülü ses hayatımda yediğim ilk darbeyi ingiliz anahtarlarının üzerindeki tozlu bir radyonun içinden yüzüme vuruyordu.
--spoiler--
Şöyle de bir hikayeye sebep olmuştur:
--spoiler--
Lisedeydim, aşk denen duyguyu ömrümde ilk defa hissediyordum. Bir türlü ona açılamamamdan dolayı geceleri çok sarsıcı ve histeri nöbetleri şeklinde geçiyordu. Ergenlik dönemimdi ve daha büyük bir iç sıkıntısı olamazdı. Cesaretli değildim. Geceleri bu şekilde geçerken gündüzleri bıkmadan usanmadan en yakın ve tek arkadaşım olan Ömer\'e onun akıl alan, el titreten, histeri nöbetlerine sebep olan güzelliğini anlatıyordum. Anlatacaklarımı bitirip baştan anlatıyordum. Ömer\'de sıkılmadan bir kere dahi oflamadan büyük bir istekle beni dinliyordu.
Okulun son günüydü karneler dağıtılacaktı. O günün gecesi karanlık nöbetlerin, bunaltıcı düşüncelerin eşliğinde ona açılmaya karar vermiştim. Bundan sonra hayatımın hiç bir döneminde o geceki kadar cesur olamadım. Benimkisi karanlık ve tek kişilik bir cesaretti. Sabaha bu şekilde girip gömleğimi, pantolonumu, kravatımı büyük bir özenle kendim ütüledim. Babamın parfümlerinden sıktım, jilet gibiydim. Evden çıkmaya karar verdiğim anda aklıma babamın divanın altındaki dolapta sakladığı Jack Daniels geldi. Geçen hafta benim ön sıramda oturan Umut ile Kazım aralarında konuşurlarken onlardan alkolün cesaret verdiğini duymuştum. Dolabı açıp bir kadeh doldurup hızlıca içip bitirdim. Bir anda bütün vücudumu kezzap içmiş hissi kapladı. ikinci kadehte ne hissettiğimi hatırlamıyorum. ilk kadeh kadar iz bırakamadı tıpkı sonraki bütün kadehler gibi. Şişeyi eski yerine bıraktım. Kapıya yönelip evden çıktım.
Okulun arka bahçesinde onu, her gün gizli gizli izlediğim zilin çalmasını beklediği bankta bulacağımı biliyordum. Tüm heyecanımla ve patlayan cesaretimle oraya gittim. Bu defa gizliden gizliye değil, tüm benliğimle karşısına dikilecektim. Onu sevdiğimi söyleyecektim. Kantinin olduğu köşeyi döndükten sonra karşımda oturuyor olacaktı. Hiç teklemeden, tereddüt etmeden o köşeyi döndüm.
Gördüklerim karşısında bir ölünün yıkılmışlığını henüz hayattayken yaşadım.
Dünyanın başına yıkılması bu deyimi edebiyat dersinde beş tane cümlenin içinde kullanmıştım.
işte o cümlelerin hepsi bir olup benim başıma yıkılıldılar.
Çok acı vericiydi. içerisinde dünyanın başına yıkılması deyimi geçen beş cümleye yenildim.
Ömerin kollarının altında ona sarılırken gördüm. Omzunu göğsüne dayamıştı. Ömere anlattığım bütün hayallerin öznesi kendisi olmuşu. Ömer, her defasında büyük bir heyecanla beni dinleyip ona karşı cesaretlendirirdi. Neden böyle olmuştu? Yediğim darbeye mi yanacaktım artık hiç dostumun kalmamasına mı yanacaktım.
Gözlerime perde indiği için sonrasını hatırlamıyorum. Karanlık.
Karnemi bir buçuk ay sonra annem aldı. Notlarım iyi değildi. O yaz babam beni Hamit Abinin yanına çırak olarak verdi. Oto tamircisindeki ilk iş günümün sabahında Hamit Abi anahtar tezgahının üstündeki radyoyu açarak çayı demlememi istedi. Tezgahtaki anahtarları bir süre inceledikten sonra radyoyu açtım:
Orhan Gencebay: Sevmek çok zormuş. Diyordu.
O büyülü ses hayatımda yediğim ilk darbeyi ingiliz anahtarlarının üzerindeki tozlu bir radyonun içinden yüzüme vuruyordu.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar