bugün
- yakıştırdığım çiftler serisi 129
- sözlük çiftleştirme servisi11
- whatsapp telegram discord grupları sözlüğü bitirdi16
- ya bi siktirin gidin15
- sözlükte sevgili yazar eksikliği9
- nick vermeden bir yazara seslen13
- hangi yazarla çift olursunuz6
- sözlük yazarlarının eski sevgiliyi unutma süresi11
- ulu sözlük telegram grubu12
- uludağ sözlük sertleşme veritabanı5
- arkadaşlar ben de hesabımı siliyorum11
- şapka takar mısınız13
- 2026 lisans kpss sonuçları8
- istanbul12
- sinek as5
- karton toblayan cocuga arkadan sımsıkı sarılmak5
- sümüklü böcek çiftleşmesi6
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- sarapci koala hatayi12
- erkeklerin sohbet muhabbet edememesi3
- ne sağcıyım sen solcu kartoncuyum kartoncu3
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun19
- aslan burcu erkeği aslan burcu kadını ilişkisi10
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır18
- rüzgarlı havaları seven tip4
- diğer sözlük4
- kartoncunun halil güneşli olması3
- bakalım erkeğim beni kıskanacak mı ergensiliği2
- 8 ekim 2026 afyon vali yardımcısının vurulması2
- aşıksan vur gaza şoförsen bas saza2
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
- bir kadına hatunum demek3
- bakıp bakıp adım atmayan erkek17
- karton toplayan bambi2
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı7
- tanıdık mod arkadası olan yazarlar3
- arkadaşlar sizce neyimi düşüreyim14
- bipolar bozukluk3
- roman karakteri olsaydınız hangisi olurdunuz16
- yemek yedikten sonra kusmak9
- sezen taş6
- ucan tekme atan hipopotam43
- kosta rika3
- özelden aktifim ben diyen yazar4
- sevilme duygusu3
- 2200 yılında nasıl görünürdüm2
- nervionun beni engellemesi10
- friedrich hegel la bi cay icek6
- sözlük çiftleri2
- mehdilik iddiasında bulunanların ortak özelliği3
burası fena karışacak siper alın. aşk, entrika, yalan.. ne ararsan var burda. mısırı kapan gelsin.
bir yazar.
bir yazar.
uzun zamandır kimsenin saçına sakız yapıştırmadım.
kimsenin yemek takımının en sevdiği parçasını kırmadım.
uzun zamandır kimsenin kara sineklerini eti puf kutusunda hapsetmedim.
kimsenin ağacından meyve çalmadım.
balkondan aşağıdan geçenleri de ıslatmayalı çok oluyor.
kimsenin barbie bebeğinin kolunu da koparmadım.
hiç iftira atmayın, iyi bir çocuk olalı çok oluyor. hakkımda söylenenlere itibar etmeyiniz. *
kimsenin yemek takımının en sevdiği parçasını kırmadım.
uzun zamandır kimsenin kara sineklerini eti puf kutusunda hapsetmedim.
kimsenin ağacından meyve çalmadım.
balkondan aşağıdan geçenleri de ıslatmayalı çok oluyor.
kimsenin barbie bebeğinin kolunu da koparmadım.
hiç iftira atmayın, iyi bir çocuk olalı çok oluyor. hakkımda söylenenlere itibar etmeyiniz. *
hayatta gerçekten değişik şeyler yaşanıyor. ak kara çıkabiliyor, kara ise bir bakıyorsun ak çıkıyor.
anlatmak istediğim o kadar çok şey var ki ama gerek duymuyorum.
anlatacaklarım o kadar gereksiz ki ama bir taraftan da deli gibi anlatmak istiyorum.
ama şöyle bir gerçek var, insanın dilinde erdem, ahlak ve inanç süslenmiş ve parlatılmış bir mücevher gibi söz olup aksa da, ilahi aşkla bezenmiş, paylaşmak ve yanında olmak gibi güzel davranışlarda bulunmanın sevabı kıssalarla anlatılsa da, içinizdeki bencillik ve eziklik elbet bir gün sahte insaniyetinizi bir lütufmuş gibi sunar ve sizin gerçek yüzünüz ortaya çıkar.
fikirler, kültürler ve mevkiler yükselebilir ama erdem sahibi olmayan kişilerde ezikliğin egosu her zaman baş gösterir.
anlatmak istediğim o kadar çok şey var ki ama gerek duymuyorum.
anlatacaklarım o kadar gereksiz ki ama bir taraftan da deli gibi anlatmak istiyorum.
ama şöyle bir gerçek var, insanın dilinde erdem, ahlak ve inanç süslenmiş ve parlatılmış bir mücevher gibi söz olup aksa da, ilahi aşkla bezenmiş, paylaşmak ve yanında olmak gibi güzel davranışlarda bulunmanın sevabı kıssalarla anlatılsa da, içinizdeki bencillik ve eziklik elbet bir gün sahte insaniyetinizi bir lütufmuş gibi sunar ve sizin gerçek yüzünüz ortaya çıkar.
fikirler, kültürler ve mevkiler yükselebilir ama erdem sahibi olmayan kişilerde ezikliğin egosu her zaman baş gösterir.
Kendisine abla hırsızın hiç mi suçu yok diye sormak istiyom.
Uzun zaman sonra aramıza dönmüş sanırım. Bir zamanlar biraz sohbet şansı bulmuştum, değerli bir yazardır.
Kendisini öğüt verecek kadar yetkin ve pişmiş olarak gören abla yazardır. Umarım ben bu yaşlara eriştiğimde aynı cüreti göstermem.
Profiline Şöylee bir bakınca bile dişedokunur( aklım fikrim dişimde) entrylere sahip olduğunu görebildiğiniz yazar.
üstteki entry doğru ise eğer, taziye dileklerimi buradan ilettiğim yazar. allah yardımcısı olsun.
Açı doyurduğumda,
hakareti affettiğimde,
düşmanımı sevdiğimde,
bunlar güzel erdemler.
Fakat ya dilencilerin en fakirinin,
suçluların en gaddarının da
kendi içimde olduğunu fark edersem.
Ya şefkatime en muhtaç kişinin,
sevilmeye en muhtaç düşmanımın
kendim olduğunu fark edersem
o zaman ne olacak?
hakareti affettiğimde,
düşmanımı sevdiğimde,
bunlar güzel erdemler.
Fakat ya dilencilerin en fakirinin,
suçluların en gaddarının da
kendi içimde olduğunu fark edersem.
Ya şefkatime en muhtaç kişinin,
sevilmeye en muhtaç düşmanımın
kendim olduğunu fark edersem
o zaman ne olacak?
müdür nikini de değişmiş epeydir yoktun. oojj geldin bea.
bitaneciktir. çok tatlıştır ehehehe. tamam tamam değişiyorum hemen, sayın yazar uçağımız kalkmak üzeredir. lütfen telefonunuzu kapatın ve arama geçmişinizi silin. *
Her entrysi birbirinden harika yazarı. Bu zamana kadar nasıl keşfetmemişim.
duygusal biri
inadında mükemmel
mutluluğu isteyen
bembeyaz bir yürek
istanbul gibi masmavi
rüya gibi tertemiz
eser miktarda mutsuz
koskocaman yürekli kadın.
al sana akrostiş.
inadında mükemmel
mutluluğu isteyen
bembeyaz bir yürek
istanbul gibi masmavi
rüya gibi tertemiz
eser miktarda mutsuz
koskocaman yürekli kadın.
al sana akrostiş.
(bkz: fadime)
(bkz: Gülten)
iyi insan, herkese karşı saygılı insan, sözlükte bir beyne sahip olan nadir insanlardan.
Uğraşacak iş bulamayınca yazarlara saran yazar.Dertleşmeyi beceremiyormuş,kıyamam...
sözlükte en çok merak edilen yazar.
hakkında başka denecek bi şey yok sanırım.
hakkında başka denecek bi şey yok sanırım.
insanlara çabuk bağlanıyorum sözlük.
çayı, her zaman çay getiren çaycımız getirmediğinde mesela içemiyorum. aynı durakta her sabah benimle birlikte otobüs bekleyen amca gelmediğinde endişeleniyorum. Kısacası alışkanlıklarımdan kolay vazgeçemiyorum. alıştıklarımı kaybetmekten korkuyorum.
“Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra.” diyor Salinger Çavdar tarlasında çocuklar kitabında. Sanırım anlattıklarım ve alıştıklarım yüzünden içimdeki bu kocaman boşluk, ve sanırım gerçekten bazılarını hala özlüyorum.
Tüm bunlara karşılık, gitmek isteyeni yolundan döndürme gibi bir çaba içerisinde olmuyorum. Konuyu uzatmadan, üzerine milyon tane anlam yüklemeden ve gereksiz kelimeler seçmeden açıkça gitmek istediğini söyleyenlerin yani ne istediğini bilenlerin hayata ve insanlara karşı net duruşunu seviyorum.
ve gideceksem susarak gidiyorum. Konuyu uzatmıyorum. geri dönüşüm de olmuyor.
Bazen çok uyumlu, çok kültürlü, çok eğlenceli, çok iyi niyetli biriyle tanışıyorum... Aklınıza gelen her güzel şeyden çok çok olan. Hani bazı videolar vardır, sakin bir müzik, çayır çimenler, tam gevşeyip teslim olacakken müziğe, ekrana korkunçlu bir şey çıkar da ödünüz patlar ya. Ben de iyi insanlarla takılırken bir türlü kendimi olaya veremiyorum. En güzel yerinde korkunçlu kadın/adam olacaklar diye ödüm patlıyor. Genelde de oluyorlar, hiç sektirmiyorlar. Bu nedenle hayattan öğrendiğim şeyi şöyle özet geçebilirim. Bir insanda aklımıza gelen her güzel şeyden çok çok olamaz.
ilginçtir, son zamanlarda yakın olduğumu sandığım birçok insanın aslında beni uzak gördüğünü fark ediyorum. seviyorsunuz sanıyorum beni bazen, aldanıyorum, sonra çok kızıyorum içten içe size söyleyemiyorum.
yeni tanıştığım birinin yanlışlarını da bir türlü göremiyorum. kalbimi kırdığında, çoğu zaman kendi kendime onun aslında öyle yapmak istemediğini telkin ederek konuyu kapatıyorum. hal böyle olunca, insanlar daha çok kırmaya, bense daha çok üzülmeye başlıyorum.
eğer birine kızdığımda esip gürlersem az, susarsam çok kızmış oluyorum, ama karşımdaki bu farkı anlayamıyor.
şu zamana kadar mutluluğun sadece ve sadece başkalarının mutluluğunda gizli olduğunu düşünürdüm. ta ki çevremdeki herkes mutluyken mutsuz olduğumu anlayana kadar. o yüzden birkaç zamandır, benden yüksek beklentiler içerisinde olan ve benim her daim mutlu etmeye çalıştığım insanları mutlu etme çabasında değilim. beni sevenlerin mutluluğumla mutlu olacaklarına inanıyorum ve herkesten önce kendi mutluluğum için çalışıyorum.
dertleşmeyi hiç beceremiyorum. üzgün olduğum zaman, sadece birinin yanında susmak istiyorum. iyi niyetle olduğunu bildiğim halde, birinin bana ısrarla ne oldu demesine gıcık oluyorum. sıkıntılarımı ancak ve ancak o haleti ruhiyeden kurtulduğum zaman anlatabiliyorum. Yine de bazen hiç tanımadığım ve sonrasında da hiç görüşmeyeceğim birine kendimi uzun uzun anlatmak istiyorum.
biriyle gelecek düşündüğümde, flash tv’nin yaşlandırma tekniğini kendisine uyguluyorum. ama karşımdakine bunu söylemiyorum. eğer aksi, huysuz bir ihtiyar olacağını düşünüyorsam asla devam etmiyorum. hadi gençken çekerim de yaşlandığımda uğraşamam öylesiyle diye düşünüyorum.
sahip olunan tüm kredileri, büyük ihtimalle hiç hak etmeyen ve hiçbir zaman kıymetini bilmeyecek birinde tükettiğimi fark edeli çok olmadı. Ve hak edene yeteri kadar kalmadığımı anlayalı. Neden hak eden insanla karşılaşana kadar tüm sevgi sözcüklerinin tüketiyoruz da bizim kadar masum olmayanların eline teslim ediyoruz sevgimizi bilmiyorum. Neden hor kullanıyorlar onlar da, çaba sarf etmeden elde ettiklerinin kıymetini bilemiyorlar.
Fiziksel bir kullanılmışlık değil kastım, ruhumuzu eskitiyorlar, gülen gözlerimizi, heyecanlı sesimizi tüketiyorlar, umutla seven kalbimizi anlamıyorum.
Sözlük üzerinde tanışıp, konuşup, durup dururken bozuştuğum kimseye sözlükte yazdığım yazılarla mesaj göndermiyorum. O ergenlik seviyesini geçeli çok oluyor. O nedenle bana sonrasında mesaj atıp bunu bana mı yazdın, burada beni mi kastettin diyen arkadaşlara gülüyorum. insanın kendisini bu kadar önemsemesine ne yazık ki anlam veremiyorum.
Bu yazdıklarım bir sabah trajedisi aslında. Mutlu uyanılan bir sabahtan sonra, unutmaya çalıştıklarımızı hatırlayınca büründüğüm enteresan ruh halim.
Ve son olarak şair’in dediği gibi...
bana bitmeyen bir tek şey söyle, söyle sonsuza inanayım!
https://www.youtube.com/watch?v=vxp8zUzc1IM
çayı, her zaman çay getiren çaycımız getirmediğinde mesela içemiyorum. aynı durakta her sabah benimle birlikte otobüs bekleyen amca gelmediğinde endişeleniyorum. Kısacası alışkanlıklarımdan kolay vazgeçemiyorum. alıştıklarımı kaybetmekten korkuyorum.
“Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra.” diyor Salinger Çavdar tarlasında çocuklar kitabında. Sanırım anlattıklarım ve alıştıklarım yüzünden içimdeki bu kocaman boşluk, ve sanırım gerçekten bazılarını hala özlüyorum.
Tüm bunlara karşılık, gitmek isteyeni yolundan döndürme gibi bir çaba içerisinde olmuyorum. Konuyu uzatmadan, üzerine milyon tane anlam yüklemeden ve gereksiz kelimeler seçmeden açıkça gitmek istediğini söyleyenlerin yani ne istediğini bilenlerin hayata ve insanlara karşı net duruşunu seviyorum.
ve gideceksem susarak gidiyorum. Konuyu uzatmıyorum. geri dönüşüm de olmuyor.
Bazen çok uyumlu, çok kültürlü, çok eğlenceli, çok iyi niyetli biriyle tanışıyorum... Aklınıza gelen her güzel şeyden çok çok olan. Hani bazı videolar vardır, sakin bir müzik, çayır çimenler, tam gevşeyip teslim olacakken müziğe, ekrana korkunçlu bir şey çıkar da ödünüz patlar ya. Ben de iyi insanlarla takılırken bir türlü kendimi olaya veremiyorum. En güzel yerinde korkunçlu kadın/adam olacaklar diye ödüm patlıyor. Genelde de oluyorlar, hiç sektirmiyorlar. Bu nedenle hayattan öğrendiğim şeyi şöyle özet geçebilirim. Bir insanda aklımıza gelen her güzel şeyden çok çok olamaz.
ilginçtir, son zamanlarda yakın olduğumu sandığım birçok insanın aslında beni uzak gördüğünü fark ediyorum. seviyorsunuz sanıyorum beni bazen, aldanıyorum, sonra çok kızıyorum içten içe size söyleyemiyorum.
yeni tanıştığım birinin yanlışlarını da bir türlü göremiyorum. kalbimi kırdığında, çoğu zaman kendi kendime onun aslında öyle yapmak istemediğini telkin ederek konuyu kapatıyorum. hal böyle olunca, insanlar daha çok kırmaya, bense daha çok üzülmeye başlıyorum.
eğer birine kızdığımda esip gürlersem az, susarsam çok kızmış oluyorum, ama karşımdaki bu farkı anlayamıyor.
şu zamana kadar mutluluğun sadece ve sadece başkalarının mutluluğunda gizli olduğunu düşünürdüm. ta ki çevremdeki herkes mutluyken mutsuz olduğumu anlayana kadar. o yüzden birkaç zamandır, benden yüksek beklentiler içerisinde olan ve benim her daim mutlu etmeye çalıştığım insanları mutlu etme çabasında değilim. beni sevenlerin mutluluğumla mutlu olacaklarına inanıyorum ve herkesten önce kendi mutluluğum için çalışıyorum.
dertleşmeyi hiç beceremiyorum. üzgün olduğum zaman, sadece birinin yanında susmak istiyorum. iyi niyetle olduğunu bildiğim halde, birinin bana ısrarla ne oldu demesine gıcık oluyorum. sıkıntılarımı ancak ve ancak o haleti ruhiyeden kurtulduğum zaman anlatabiliyorum. Yine de bazen hiç tanımadığım ve sonrasında da hiç görüşmeyeceğim birine kendimi uzun uzun anlatmak istiyorum.
biriyle gelecek düşündüğümde, flash tv’nin yaşlandırma tekniğini kendisine uyguluyorum. ama karşımdakine bunu söylemiyorum. eğer aksi, huysuz bir ihtiyar olacağını düşünüyorsam asla devam etmiyorum. hadi gençken çekerim de yaşlandığımda uğraşamam öylesiyle diye düşünüyorum.
sahip olunan tüm kredileri, büyük ihtimalle hiç hak etmeyen ve hiçbir zaman kıymetini bilmeyecek birinde tükettiğimi fark edeli çok olmadı. Ve hak edene yeteri kadar kalmadığımı anlayalı. Neden hak eden insanla karşılaşana kadar tüm sevgi sözcüklerinin tüketiyoruz da bizim kadar masum olmayanların eline teslim ediyoruz sevgimizi bilmiyorum. Neden hor kullanıyorlar onlar da, çaba sarf etmeden elde ettiklerinin kıymetini bilemiyorlar.
Fiziksel bir kullanılmışlık değil kastım, ruhumuzu eskitiyorlar, gülen gözlerimizi, heyecanlı sesimizi tüketiyorlar, umutla seven kalbimizi anlamıyorum.
Sözlük üzerinde tanışıp, konuşup, durup dururken bozuştuğum kimseye sözlükte yazdığım yazılarla mesaj göndermiyorum. O ergenlik seviyesini geçeli çok oluyor. O nedenle bana sonrasında mesaj atıp bunu bana mı yazdın, burada beni mi kastettin diyen arkadaşlara gülüyorum. insanın kendisini bu kadar önemsemesine ne yazık ki anlam veremiyorum.
Bu yazdıklarım bir sabah trajedisi aslında. Mutlu uyanılan bir sabahtan sonra, unutmaya çalıştıklarımızı hatırlayınca büründüğüm enteresan ruh halim.
Ve son olarak şair’in dediği gibi...
bana bitmeyen bir tek şey söyle, söyle sonsuza inanayım!
https://www.youtube.com/watch?v=vxp8zUzc1IM
Hz isa'nın çarmıha gerilmesiyle meryem ananın çektiği çileye takmış suser. Açtığı başlıklarda gördüm olm.
Kaygalı olmasam on numara sohbetiyle yoğrulurdum. inatçı mk, keçiden beter. En yakında ölmesi temennisiyle. *
Bir suser.
Kaygalı olmasam on numara sohbetiyle yoğrulurdum. inatçı mk, keçiden beter. En yakında ölmesi temennisiyle. *
Bir suser.
göçtü..
hem sanırım casper gibi bir şey. olsun ama casper hep çocuk kaldı.
''Biraz çocuk kalsaydım
Elinden su içseydim.''
hem sanırım casper gibi bir şey. olsun ama casper hep çocuk kaldı.
''Biraz çocuk kalsaydım
Elinden su içseydim.''
(bkz: ulaşılması imkansız yazarlar)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar