bugün

ancak paradoks kavramını "ikilem gibi bir şey" sanan zihniyetten beklenebilecek sığlıkta bir tespite konu olan devrimcidir bu.

bahsedilenler paradoks değildir. ha zaten devrimci sandığınız da "devrimci özentisi"dir. bilginiz olsun.

edit:

(bkz: başlığın başa kalması)
kendi paradoksunu devrimcilere yamama girisiminde bulunan yazar $eysi. halbuki kendini bilmeli insan evvela degil mi mualla?
Dogs dogs dogs para para paradoks şarkısı eşliğinde entari giren insan-i beşerin uydurmasıdır. Tez zamanda porno filmlerde oynayarak neo-marksizmakımına kapağı atacağını düşündüren kişinin devrim tarihihinin üç-beş terimi ve karakterleriyle kurduğu bir monodiyalog. Allah taksiratını affetsin yavrum , amen! *
olmamş denilen ve kendi içinde bilgi eksikliklerini ileri düzeyde olduğu önerme, boş fikir kümesi.
mesela marxist diyalektiktir. daha acik olmak gerekirse sinifsal duzeni alt-üst edip,yerine hiyerarsinin altindaki sinifin egemen oldugu bir duzen getirmek. ama mesela yani! her devrimci marxist degildir. her devrimci bizim degildir.
(bkz: hede diyeyim derken hödö demek)
ikilemde pardon ''paradoksta'' kalmış yazar haykırışı.
son paragraf çok ilginç, bakunin enternasyonel derken röntgen ve ülkü ocakları..bunları iki satırlık bir paragrafta birleştirebilmesi ayrı bi yetenek, paradoksta kaldım yane, şey pardon ikilem mi demeli? *
(bkz: nasıl ayar fetişi oldum)
içinden bir türlü çıkamıyorum, mengene gibi sıkıştırıyor beni , şizofren olucam yakında. ama şimdi buldum acınacak halimin nedenini , teşhisim konuldu, hastalığım devrimci paradoksu. Örümcek ağı gibi sarmış dörtbir yanımı , diyorum ki bu düzen adaletsiz, uçurumlar var insanlar arasında, diyorum ki sağlık eğitim ücretsiz olmalı, diyorum ki emeğe saygı, paralı köleliğe hayır, diyorum ki dogmalara hayır, bilime evet. diyorum ki savaşa , abd emperayalizmine hayır. işte buna paradoks teşhisi konuldu, üzerinede kaymak sürünce devrimci paradoksu oldu. prozac kullansam geçer mi.
Tanım: yıllardır , boğuştuğum sonunda teşhisi konulan hastalığım.
çelişkilerin birlikteliğidir devrim . böyle bakınca tam paradoks...
soyle diyelim o zaman, baslik acarken yazi tura atip kazanmaktir.

fakat devrimci olmayan zihniyet mutlaka ulkucu mudur? veyahut tersi, ulkucu olmayan illa vatan haini midir? kavramlarini eyleme dokmek isteyen insanlar aydinger kagidi ile mi sokaklara dokulurler? sadece devrimciler mi tezat dogururlar?
ortalarda biryerde toplum bilimi denen birsey yok mudur? taraf almadan tespit yapamaz miyiz?

son iki sorunun cevaplari, artik bir zahmet, su goturmezler: vardir, yapabiliriz. demek istedigim sudur ki biz bu cevaplar isiginda analize vurunca kendimizi, vardigimiz sonuclar iki tarafi da memnun etmiyorlar. militan paradoks, ikilem, tezat anlamaz. yola bas koymustur. e siz cikip ta "hele bi dur, garip olmus surasi!" derseniz adam sen zaten devrimcisin, ulkucusun der rengine gore. davama tas koymak icin ortalarda saliniyorsun der. ve bu durum katiksiz ideoloji mantigina aykiri degildir. militanizmin ta kendisidir. biz bu tespiti yaparken de tarafsiz olmaya calisiyoruzdur.

bu noktadan sonra devrimci arkadaslar (ulkucu olsun, sosyalist olsun, anarsist olsun -cunku mevcut duzeni sorgulayip kalkmasina kanaat getiren her turlu ideoloji devrimciliktir-) esitlik isterken (ulkucusu soyunun, iscisi sinifinin daha iyisini hak ettigini savunur, mevcut duzen onlar icin esitsizliktir) unutmasinlar ki en buyuk esitsizlik politikadan, soydan soptan degil dogumla birlikte gelir. insan dogdugunda bir takim degismez toplumsal iliskiler icine girer. ebeveyn/evlat, baba/ogul, abi/kardes gibi.

iste bu noktada total esitlik nidalari her turlu devrimci soylemin dilinde tezata donusurler. esitlik istemeyen devrimci beri gelsin! ona lafim yok, onun tezati yok. anliyacaginiz anadan dogma degil klonlanmis, bolunerek cogalmis, kardes degil de arkadas veya ikiz toplumlar baslangicta yuzde yuz bir esitlikten bahsedebilirler ki dedigimiz gibi daha yolun baslangicidir.
© copyright 2005 - 2026