bugün

devrimci paradoksu

soyle diyelim o zaman, baslik acarken yazi tura atip kazanmaktir.

fakat devrimci olmayan zihniyet mutlaka ulkucu mudur? veyahut tersi, ulkucu olmayan illa vatan haini midir? kavramlarini eyleme dokmek isteyen insanlar aydinger kagidi ile mi sokaklara dokulurler? sadece devrimciler mi tezat dogururlar?
ortalarda biryerde toplum bilimi denen birsey yok mudur? taraf almadan tespit yapamaz miyiz?

son iki sorunun cevaplari, artik bir zahmet, su goturmezler: vardir, yapabiliriz. demek istedigim sudur ki biz bu cevaplar isiginda analize vurunca kendimizi, vardigimiz sonuclar iki tarafi da memnun etmiyorlar. militan paradoks, ikilem, tezat anlamaz. yola bas koymustur. e siz cikip ta "hele bi dur, garip olmus surasi!" derseniz adam sen zaten devrimcisin, ulkucusun der rengine gore. davama tas koymak icin ortalarda saliniyorsun der. ve bu durum katiksiz ideoloji mantigina aykiri degildir. militanizmin ta kendisidir. biz bu tespiti yaparken de tarafsiz olmaya calisiyoruzdur.

bu noktadan sonra devrimci arkadaslar (ulkucu olsun, sosyalist olsun, anarsist olsun -cunku mevcut duzeni sorgulayip kalkmasina kanaat getiren her turlu ideoloji devrimciliktir-) esitlik isterken (ulkucusu soyunun, iscisi sinifinin daha iyisini hak ettigini savunur, mevcut duzen onlar icin esitsizliktir) unutmasinlar ki en buyuk esitsizlik politikadan, soydan soptan degil dogumla birlikte gelir. insan dogdugunda bir takim degismez toplumsal iliskiler icine girer. ebeveyn/evlat, baba/ogul, abi/kardes gibi.

iste bu noktada total esitlik nidalari her turlu devrimci soylemin dilinde tezata donusurler. esitlik istemeyen devrimci beri gelsin! ona lafim yok, onun tezati yok. anliyacaginiz anadan dogma degil klonlanmis, bolunerek cogalmis, kardes degil de arkadas veya ikiz toplumlar baslangicta yuzde yuz bir esitlikten bahsedebilirler ki dedigimiz gibi daha yolun baslangicidir.
© copyright 2005 - 2026