bugün
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması18
- erken uyanmak4
- kuzey buz denizi3
- 33 ülkenin stok yapın çağrısı2
- abd arabuluculuğunda ukrayna rusya müzakereleri2
- boşandığı eşine araba alan adam6
- nar tanelemek2
- sözlük kürdü54
- millette manyak para var18
- 6 yaşındaki kızını satan anne10
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
- insan olmaya çeyrek kala tarzı entry girmek10
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar13
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması13
- 30 liraya satılan tavuk döner13
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil14
- ben tevratı da okudum incili de12
- papatya çayı içen erkek10
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek8
- ananı mı dinlersin karıyı mı11
- volkswagen passat10
- 007 tarzı entry girmek4
- pankek yiyen erkek6
- yaşıyor musunuz uludağ sözlük7
- traş olmaya üşenmek7
- kale3112'deki 3112'nin anlamı nedir sorunsalı5
- 20075
- türkiyeli kahvesi8
- ismail kartal19
- sevilmeyen iş arkadaşıyla başa çıkma yöntemi5
- anın görüntüsü28
- osman pamukoğlu14
- sınavlar bittikten sonra oluşan boşluk hissi6
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- kemal sunal'ın en kötü filmi8
- devlet bahçeli'nin il olmasını önerdiği 19 ilçe10
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
- simko323
- escort ile para kavgası5
- etnik köken20
- karton toplayan cocuk 15 temmuzda ne yapıyordu10
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı8
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması3
- kavga edenleri auuuwww diye gaza getirmek5
- cam açık uyumak8
- kefiye2
- herkesin hayatına kimse karışamaz5
- enses ilişkiyi savunan tc erkeği11
- cadılar bayramı kutlayan kız9
1999 yılında çıkan erkin koray albümü ve şiiri.. albüm kadrosunda ahmet güvenç ve alpay şalt bulunmaktadır.
çın çın
çınlıyor kafamda
kurbağaların sesi
yok!
kurbağaların değil,
bu devlerin nefesi
çın çın
çınlıyor kafamda
kurbağaların sesi
doğmuyor içime ötesi
şiir
devlerin işi
benim gibi bir cüce kişi
yeltenmesin sakın
devlerle boy ölçüşmeye
ne o?
nedir o?
birden bire karşımda beliren...
arka ayakları üstünde duran
garip yaratık?
nasıl da bakıyor
toparlak gözleriyle
hiç kıpırdamadan bana...
bak...!
titremeye başladı şimdi
bu cumcuma...
o titredikçe,
görünmez teller havada
çarpıyor suratıma...
dur diyorum sana!
ne oluyor bu titremek?
dinlemiyorsun,
dinlemek istemiyorsun demek
öyleyse seni
gebertmek gerek..!
uzatarak elimi yanımda yanan muma,
ateşini tuttum yaratığın başına...
ve ateş...
büyüdü
büyüdü
ıkiye bölündü
bir parçası
top top
uçtu havaya
ve bu ateşten top havalarda dolaştı
geldi,
yuvarlandı,
düştü önüme...
erimiş demirden sıcak,
cam gibi parlaktı bu yuvarlak...
yaratığın başındaki ateş ise
yandı
yandı
ve söndü...
yaratığı deliye döndürdü
başladı sıçramaya
yüzünü yerelere sürüp
öteye beriye koşuşmaya...
ağzı burnu şişmişti
gelip tam karşıma dikildi
parlak gözlerini gözlerime dikti
ve bekledi...
bak..!
şimdi karşımda
bir şair de belirdi
şair bağırıyor,çağırıyor
"kalem! kalem!"
diye haykırıyor...
doğdu demek içine..!
kalem arıyorsun demek
döktürmek için kağıdın üzerine...
kalem ha..!
yazacaksın
yazacaksın da,
yazılarımı bir yana atarak
yazılarını okuyacaklar
bana cüce deyip
seni dev sanacaklar...
yok sana kalem!
yok..!
nafile yere bağırıp çağırma
kim koşar imdadına..?
ne o?
karşımdaki yaratık sallandı
bir o yana
bir bu yana...
ve bir kalem atarak
şairin kucağına
sessiz bir kahkaha salıverdi
bakarak suratıma...
çın çın
çınlıyor kafamda
kurbağaların sesi
yok!
kurbağaların değil,
bu devlerin nefesi
çın çın
çınlıyor kafamda
kurbağaların sesi
yok!
kurbağaların değil,
bu devlerin nefesi
çın çın
çınlıyor kafamda
kurbağaların sesi
doğmuyor içime ötesi
şiir
devlerin işi
benim gibi bir cüce kişi
yeltenmesin sakın
devlerle boy ölçüşmeye
ne o?
nedir o?
birden bire karşımda beliren...
arka ayakları üstünde duran
garip yaratık?
nasıl da bakıyor
toparlak gözleriyle
hiç kıpırdamadan bana...
bak...!
titremeye başladı şimdi
bu cumcuma...
o titredikçe,
görünmez teller havada
çarpıyor suratıma...
dur diyorum sana!
ne oluyor bu titremek?
dinlemiyorsun,
dinlemek istemiyorsun demek
öyleyse seni
gebertmek gerek..!
uzatarak elimi yanımda yanan muma,
ateşini tuttum yaratığın başına...
ve ateş...
büyüdü
büyüdü
ıkiye bölündü
bir parçası
top top
uçtu havaya
ve bu ateşten top havalarda dolaştı
geldi,
yuvarlandı,
düştü önüme...
erimiş demirden sıcak,
cam gibi parlaktı bu yuvarlak...
yaratığın başındaki ateş ise
yandı
yandı
ve söndü...
yaratığı deliye döndürdü
başladı sıçramaya
yüzünü yerelere sürüp
öteye beriye koşuşmaya...
ağzı burnu şişmişti
gelip tam karşıma dikildi
parlak gözlerini gözlerime dikti
ve bekledi...
bak..!
şimdi karşımda
bir şair de belirdi
şair bağırıyor,çağırıyor
"kalem! kalem!"
diye haykırıyor...
doğdu demek içine..!
kalem arıyorsun demek
döktürmek için kağıdın üzerine...
kalem ha..!
yazacaksın
yazacaksın da,
yazılarımı bir yana atarak
yazılarını okuyacaklar
bana cüce deyip
seni dev sanacaklar...
yok sana kalem!
yok..!
nafile yere bağırıp çağırma
kim koşar imdadına..?
ne o?
karşımdaki yaratık sallandı
bir o yana
bir bu yana...
ve bir kalem atarak
şairin kucağına
sessiz bir kahkaha salıverdi
bakarak suratıma...
çın çın
çınlıyor kafamda
kurbağaların sesi
yok!
kurbağaların değil,
bu devlerin nefesi
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar