bugün
- uykusuz kedi ile soba çayı içip dedikodu yapmak3
- felsefe mezunu öğretmen olmak3
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- eski sevgilinin aylar sonra yazması17
- beni kaybettin diyen erkek14
- tecrübe edilen en korkunç şey6
- arkadaşlar yeni işe başladım16
- yazarların yapmayı düşündükleri çocuk sayısı15
- bir sevgiliden beklenen şeyler11
- ekşiye gidiyorum ben10
- arkadaşlar bir şey danışacağım10
- mazotun litresi 101 lira35
- iç sıkıntısı5
- sevilen hitap şekilleri3
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler26
- sadece filistin'i önemsemek15
- mia khalifa denince akla gelen ilk şey3
- kahvaltıda kaç zeytin yersiniz16
- witcher 32
- 17 eylül 2026 beşiktaş marsilya maçı12
- kahve falı bakabilen muhteşem fevkalade yazarlar8
- sevgiliyi kediye onaylatmak7
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek21
- gocu38
- bir erkeğin wp aile grubuna alınma kriterleri6
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- iblis'in sesini duymak11
- çanakkale kumandanı mustafa kemal paşa7
- güne almanca bir cümle bırak3
- gecenin korkunç yaratıkları3
- 28 bine çalışmak8
- hangi şehrin erkeği meşhurdur5
- avrupa'nın en ucuz akaryakıt fiyatları34
- kürdü sevin10
- kadikoy psikolog4
- israil11
- aslan burcu3
- arkadaşlar bir şey soracağım13
- beşiktaş'ın marsilya'yı gol manyağı yapması5
- yaşlılığı kabullenemeyen insan10
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz45
- anın görüntüsü24
- öcalan'ın kira vermeden villada oturması12
- tavuk kanadı ne işe yarıyor sorunsalı7
- g i l d e d l i l y27
- bir erkeğe objektif bakma yetisini kaybetmek5
- arkadaşlar bakar mısınız16
- ona bir şarkı gönder4
- 2019 da doğmak nedir4
- allah6
1999 yılında çıkan erkin koray albümü ve şiiri.. albüm kadrosunda ahmet güvenç ve alpay şalt bulunmaktadır.
çın çın
çınlıyor kafamda
kurbağaların sesi
yok!
kurbağaların değil,
bu devlerin nefesi
çın çın
çınlıyor kafamda
kurbağaların sesi
doğmuyor içime ötesi
şiir
devlerin işi
benim gibi bir cüce kişi
yeltenmesin sakın
devlerle boy ölçüşmeye
ne o?
nedir o?
birden bire karşımda beliren...
arka ayakları üstünde duran
garip yaratık?
nasıl da bakıyor
toparlak gözleriyle
hiç kıpırdamadan bana...
bak...!
titremeye başladı şimdi
bu cumcuma...
o titredikçe,
görünmez teller havada
çarpıyor suratıma...
dur diyorum sana!
ne oluyor bu titremek?
dinlemiyorsun,
dinlemek istemiyorsun demek
öyleyse seni
gebertmek gerek..!
uzatarak elimi yanımda yanan muma,
ateşini tuttum yaratığın başına...
ve ateş...
büyüdü
büyüdü
ıkiye bölündü
bir parçası
top top
uçtu havaya
ve bu ateşten top havalarda dolaştı
geldi,
yuvarlandı,
düştü önüme...
erimiş demirden sıcak,
cam gibi parlaktı bu yuvarlak...
yaratığın başındaki ateş ise
yandı
yandı
ve söndü...
yaratığı deliye döndürdü
başladı sıçramaya
yüzünü yerelere sürüp
öteye beriye koşuşmaya...
ağzı burnu şişmişti
gelip tam karşıma dikildi
parlak gözlerini gözlerime dikti
ve bekledi...
bak..!
şimdi karşımda
bir şair de belirdi
şair bağırıyor,çağırıyor
"kalem! kalem!"
diye haykırıyor...
doğdu demek içine..!
kalem arıyorsun demek
döktürmek için kağıdın üzerine...
kalem ha..!
yazacaksın
yazacaksın da,
yazılarımı bir yana atarak
yazılarını okuyacaklar
bana cüce deyip
seni dev sanacaklar...
yok sana kalem!
yok..!
nafile yere bağırıp çağırma
kim koşar imdadına..?
ne o?
karşımdaki yaratık sallandı
bir o yana
bir bu yana...
ve bir kalem atarak
şairin kucağına
sessiz bir kahkaha salıverdi
bakarak suratıma...
çın çın
çınlıyor kafamda
kurbağaların sesi
yok!
kurbağaların değil,
bu devlerin nefesi
çın çın
çınlıyor kafamda
kurbağaların sesi
yok!
kurbağaların değil,
bu devlerin nefesi
çın çın
çınlıyor kafamda
kurbağaların sesi
doğmuyor içime ötesi
şiir
devlerin işi
benim gibi bir cüce kişi
yeltenmesin sakın
devlerle boy ölçüşmeye
ne o?
nedir o?
birden bire karşımda beliren...
arka ayakları üstünde duran
garip yaratık?
nasıl da bakıyor
toparlak gözleriyle
hiç kıpırdamadan bana...
bak...!
titremeye başladı şimdi
bu cumcuma...
o titredikçe,
görünmez teller havada
çarpıyor suratıma...
dur diyorum sana!
ne oluyor bu titremek?
dinlemiyorsun,
dinlemek istemiyorsun demek
öyleyse seni
gebertmek gerek..!
uzatarak elimi yanımda yanan muma,
ateşini tuttum yaratığın başına...
ve ateş...
büyüdü
büyüdü
ıkiye bölündü
bir parçası
top top
uçtu havaya
ve bu ateşten top havalarda dolaştı
geldi,
yuvarlandı,
düştü önüme...
erimiş demirden sıcak,
cam gibi parlaktı bu yuvarlak...
yaratığın başındaki ateş ise
yandı
yandı
ve söndü...
yaratığı deliye döndürdü
başladı sıçramaya
yüzünü yerelere sürüp
öteye beriye koşuşmaya...
ağzı burnu şişmişti
gelip tam karşıma dikildi
parlak gözlerini gözlerime dikti
ve bekledi...
bak..!
şimdi karşımda
bir şair de belirdi
şair bağırıyor,çağırıyor
"kalem! kalem!"
diye haykırıyor...
doğdu demek içine..!
kalem arıyorsun demek
döktürmek için kağıdın üzerine...
kalem ha..!
yazacaksın
yazacaksın da,
yazılarımı bir yana atarak
yazılarını okuyacaklar
bana cüce deyip
seni dev sanacaklar...
yok sana kalem!
yok..!
nafile yere bağırıp çağırma
kim koşar imdadına..?
ne o?
karşımdaki yaratık sallandı
bir o yana
bir bu yana...
ve bir kalem atarak
şairin kucağına
sessiz bir kahkaha salıverdi
bakarak suratıma...
çın çın
çınlıyor kafamda
kurbağaların sesi
yok!
kurbağaların değil,
bu devlerin nefesi
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar