bugün
- araba sürerken olmasından en çok korkulan şey5
- türk müsün türkiyeli misin11
- gecenin şarkısı3
- issız bir yerde tatil yapmak2
- ayrılık6
- türkiyeliyim doğruyum çalışkanım5
- izmirli kızların met çukuruna düşmesi3
- sırtımı kaşıyan kızlardan hoşlanmam3
- ölüm5
- rüyada nervio yu görmek8
- aylık 513 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- yazarların en son bitirdiği kitap6
- sırt kaşınması2
- favori coldplay şarkınız4
- bu ülkeye başka erdoğan gelmez3
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık14
- türkiyeliyim var mı bir sorun3
- rte'nin yürüme problemi yaşaması3
- sözlüğün canlanması için gerekenler3
- oyum ak partiye3
- korku filmi izlerken sarılacak birisinin olmaması6
- ispanya daki göçmen krizi8
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor14
- hırvatistan12
- aylık 511 bin tl iyi para mıdır sorunsalı4
- beni özleyenler elime mum diksin15
- recep tayyip erdoğana sahip çıkalım3
- puantiye modasının bokunun çıkması4
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri8
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
- her gün alkol almak4
- gecenin güzel olması2
- mutlu kalmak için öneriler6
- yeni dünya düzeni4
- arkadaşlar hangi diziye başlasam4
- akp ve mhp sol partilerdir3
- cırcır böceklerinin hala ötmesi2
- ne mutlu türküm diyene3
- kele şaplak atmanın hazzı ve dayanılmaz istek3
- insan olmaya yarim kala2
- arkadaşlar sanki sözlükte birileri kavga ediyor2
- bu haftaki gammaz listesi2
- sözlükteki derin yapılanma4
- aylık 508 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- can kolukısa2
- donuzlamak2
- yunanistan29
- gotik erkek2
- ne mutlu türkiyeliyim diyene2
- yapay zekaya entry yazdırmak5
Daha iyisi bulunana kadar kullanmak zorunda olduğumuz yönetim şeklidir.
--spoiler--
Oy kullanma hakkının bir şeyleri değiştirmesi mümkün olsaydı, çoktan yasaklanırdı .
--spoiler--
(bkz: siyon protokolleri)
Oy kullanma hakkının bir şeyleri değiştirmesi mümkün olsaydı, çoktan yasaklanırdı .
--spoiler--
(bkz: siyon protokolleri)
ayak takımının kendi kendini yönettiğini sanmasıdır.
--spoiler--
Cahil bir toplum ,özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi , hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. Sadece seçim yaptığını zanneder. Cahil toplumla seçim yapmak,okuma yazma bilmeyen adama, hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır! Böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan zalim ve madrabaz hainlerdir.
--spoiler-- *
--spoiler--
Cahil bir toplum ,özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi , hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. Sadece seçim yaptığını zanneder. Cahil toplumla seçim yapmak,okuma yazma bilmeyen adama, hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır! Böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan zalim ve madrabaz hainlerdir.
--spoiler-- *
demokrasi denince aklıma nedense hep şu fıkra gelir:
soyguncular bankaya girmiş, Bu demokratik şekilde yapılan bir soygundur demiş başlarındaki kar maskeli elebaşı paltosunun içinden otomatik bir silahı müşterilere doğrulturken Bu bankayı soymamızın doğru olduğunu düşünenler lütfen ellerini havaya kaldırsınlar!..
soyguncular bankaya girmiş, Bu demokratik şekilde yapılan bir soygundur demiş başlarındaki kar maskeli elebaşı paltosunun içinden otomatik bir silahı müşterilere doğrulturken Bu bankayı soymamızın doğru olduğunu düşünenler lütfen ellerini havaya kaldırsınlar!..
farklı görüşe tahammül demektir.
çoğunluğun despotluğudur.
çoğunluğun azınlığı ezdiği yönetim biçimidir.
(bkz: akbaba demokrasisi)
belli bir azınlık kesimin, çoğunluğun rızasıyla çoğunluğu düdüklemesidir. günümüzdeki haliyle monarşiden farkı yoktur. tek farkı, monarşide yöneten 1 kişi iken, günümüzde 1 kişi gibi düşünen ama 367 bedene bölünmüş olan yekpare bir beynin yönetmesidir. 367 burada örnektir, bizim meclisimizde bu kadarı yetiyor, başka meclislerde bu sayı değişebilir.
kesinlikle en kötü yönetim biçimisin eğer öyle olmasaydın seni çıkaranlar kendi ulusal amaçlarına hizmet etmek için rahatça kullanamazdı kesin olarak ana hatlarını çizelerdi..
ayrıca %99.9 un haklı olduğunu düşünüyorsun peki o %0.01 in hakkı ne olacak hani eşitlik vardı senin temelinde o 99 u oluşturanlarında hepsi bir birey 0.01 i oluşturanında...
olmadı demokrasi sen aslında iyi bir hale gelebilirdim ama seni yaratan emperyalist ülkeler kendi amaçları doğrultusunda seni kullandı üzgünüm artık yaşayamıyorsun sadece adın kaldı..
ayrıca %99.9 un haklı olduğunu düşünüyorsun peki o %0.01 in hakkı ne olacak hani eşitlik vardı senin temelinde o 99 u oluşturanlarında hepsi bir birey 0.01 i oluşturanında...
olmadı demokrasi sen aslında iyi bir hale gelebilirdim ama seni yaratan emperyalist ülkeler kendi amaçları doğrultusunda seni kullandı üzgünüm artık yaşayamıyorsun sadece adın kaldı..
galatasaray ın 85 dakika top kale top oynayıp, sayısız gol pozisyonuna girip yenilmesidir.
üstad güzel özetlemiş..
"Gerçek demokrasi var olabilmesi için, o kadar insanın toplayacak bir yerin olması gerekirdi.Milyonlarca insanı da bir yerde toplayamıyorsanız.Temsili demokrasi ile yetinin."
J. j. rousseau
"Gerçek demokrasi var olabilmesi için, o kadar insanın toplayacak bir yerin olması gerekirdi.Milyonlarca insanı da bir yerde toplayamıyorsanız.Temsili demokrasi ile yetinin."
J. j. rousseau
kendi diktatörlerimizi özgürce seçmemizi sağlayan bir sistemdir.
zübük zadeye göre "dadından yinmez".
farzı misal, halkın çoğunluğu memlekette saltanat veya hilafetin ya da bir sömürge rejiminin veya komünizm istibdatının kurulması için oy kullansa, "mademki demokrasi vardır ve halk böyle istiyo, o halde milli iradeye boyun eğmek lazımdır" mı denecektir?
kıça girecek şişeyi seçme özgürlüğüdür.
Sabahın köründe kapınız çalındığında "bu sütçüdür" diye içinizden geçiriyorsanız, bu demokrasi halidir.
''ne kadar insanı kandırırsan o kadar güçlüsün'' tarzındaki yönetim şekli.
insanoğlunun icad ettiği en saçma rejimdir.
akıllıların sesini kesmeye, gerizekalıları kandırmaya yarar.
*
akıllıların sesini kesmeye, gerizekalıları kandırmaya yarar.
*
--spoiler--
Demokrasi, bir yerde yaşayan halkın, yaşadığı ıstıraba son vermeye karar verip zalime baş kaldırmasıdır. Gasp edilmiş hakkını bir biçimde geri almasıdır. Ve mücadeleyi meşru zemine oturtup zalime haddini gerçek anlamda bildirmesidir. Geriye kalan, bu haklı ve şanlı mücadelenin gelecek nesillere doğru aktarılmasından ibarettir. Bu tanıma bakılacak olursa, Anadoluda yaşanmış en mükemmel demokrasi örneği aslında, 19191938 Türk Devrimidir.
Haliyle, yok efendim çok partiyle, yok efendim zırt partiyle demokrasi olur görüşü karşısında gülüp geçeriz. içi boşaltılmış lümpence tepkilere ise, Demokrat senin babandır! cevabını yapıştırmak bence vacip kaçar.
--spoiler--
*
Demokrasi, bir yerde yaşayan halkın, yaşadığı ıstıraba son vermeye karar verip zalime baş kaldırmasıdır. Gasp edilmiş hakkını bir biçimde geri almasıdır. Ve mücadeleyi meşru zemine oturtup zalime haddini gerçek anlamda bildirmesidir. Geriye kalan, bu haklı ve şanlı mücadelenin gelecek nesillere doğru aktarılmasından ibarettir. Bu tanıma bakılacak olursa, Anadoluda yaşanmış en mükemmel demokrasi örneği aslında, 19191938 Türk Devrimidir.
Haliyle, yok efendim çok partiyle, yok efendim zırt partiyle demokrasi olur görüşü karşısında gülüp geçeriz. içi boşaltılmış lümpence tepkilere ise, Demokrat senin babandır! cevabını yapıştırmak bence vacip kaçar.
--spoiler--
*
"iyi - kötü yönetim şekli yoktur
iyi - kötü yönetici vardır."
platon ağbi
iyi - kötü yönetici vardır."
platon ağbi
birlikte yaşama sanatıdır.
insanoğlunu "büyümeye", öğrenmeye ve sorumluluk sahibi olmaya/sorumluluk üstlenmeye doğru iten bir yönetim şeklidir. bu yönüyle de monarşiye ve totaliter idare tarzlarına göre biraz övgüyü hak eder herhalde.
tabii insanlar yukarıda anılan yönlerde çaba sarfetmezse, demokrasiyi kötüleyip führerlerden medet umma gibi "kolay yol" peşine düşebilirler veya demagogları, gaz vericileri baş tacı edip kendi yaşayışları hakkında söz söyleme şanslarını, daha iyi bir yaşam tarzı arama haklarını heba edebilirler, o da demokrasinin "zayıf yönü" kabul edilebilir. ama doğası itibariyle böyle zayıf bir yönü olması, onu monarşiden veya totaliter yönetimlerden daha kötü bir noktaya koymaz. özgürlük varsa, risk de vardır. kayıtsız şartsız kralın, führerin otoitesine kendinizi -üstelik de isteyerek- teslim etmişseniz, önünüze ne konursa ona razı olmak zorunda kalma noktasına kendiniz oturmuşsunuzdur.
tabii insanlar yukarıda anılan yönlerde çaba sarfetmezse, demokrasiyi kötüleyip führerlerden medet umma gibi "kolay yol" peşine düşebilirler veya demagogları, gaz vericileri baş tacı edip kendi yaşayışları hakkında söz söyleme şanslarını, daha iyi bir yaşam tarzı arama haklarını heba edebilirler, o da demokrasinin "zayıf yönü" kabul edilebilir. ama doğası itibariyle böyle zayıf bir yönü olması, onu monarşiden veya totaliter yönetimlerden daha kötü bir noktaya koymaz. özgürlük varsa, risk de vardır. kayıtsız şartsız kralın, führerin otoitesine kendinizi -üstelik de isteyerek- teslim etmişseniz, önünüze ne konursa ona razı olmak zorunda kalma noktasına kendiniz oturmuşsunuzdur.
aslına bakılırsa hakkında o kadar methiye düzülecek bir yönetim biçimi değil. hele ki muhteviyatında "yönetilmek" diye bir şey varsa, sırf bu yüzden bile "boktan" yakıştırması yapılabilir; yapan yapsın. berbat bir yönetim düzeneğinin herkesin kıçında aynı güzellikte duracağına inanmıyorum. kaldı ki bunun en net örneği; türkiye! evet, demokrasi üzerimizde çok rüküş duruyor.
bir kere en basit örneği %10 seçim barajı olan bir demokrasiden bahsediyorsak, bu yönetim biçiminin ne kadar yanlış ve farklı amaçlara hizmet ettiğini anlayabiliriz. yaklaşık 75 milyon insanın bulunduğu bu ülkede %10 demek 7,5 milyon insan demektir. tamam 75 milyonun hepsi seçmen olmayabilir ama orantısal büyüklük sabit. neyse, şimdi baktım 53 milyon seçmen varmış türkiye'de. %9,9'u 5,2 milyon civarı bir rakama tekabül ediyor. bu rakamlar: slovenya, irlanda, moldova, norveç, slovakya, danimarka, litvanya, arnavutluk, bosna hersek, hırvatistan, estonya, finlandiya ve letonya gibi ülkelerin nüfusunun ya dengi, ya da biraz fazlası. bu örneği rakamın büyüklüğünü vurgulamak için verdim. hal böyle olunca, 5 milyonun hiçe sayılıp parlamentoda temsil edilmediği bir toplumda adilce yönetimden kimse bahsedemez.
ayrıca hatırlar mısınız bilmem; bir manken "benim oyum dağdaki çobanla bir olamaz" gibi bir şey söylemişti, sonra yerden yere vurdular o mankeni. çünkü çoban kardeşimizin onuruysa mevzubahis, duyarlılık gösterip o mankene tekme tokat girişmeyi gerektirir romantizm. ama son yumruğu atmadan evvel bir daha düşünmek gerek; acaba bu ifadede mankenin bile farkında olmadığı bazı somutluklar var mı?
bakın oscar wilde ne diyor: "iyi bir demokraside herkes aristokrat olmalıdır"
türkçesi: demokrasinin sağlığı, seçmenlerinin idrak ve yorum kabiliyetiyle doğru orantılıdır.
bakınız; şimdi mankeni tokatlayanlarınızdan birisi çıkıp da "torba kömür"den dem vurursa yanlışa düşer. çünkü ülkemizdeki siyasi gelenek, böyle bir demokrasiyi yaşanır kılıyor. doğruya doğru. cahil bırakılmış bir halk varsa, bu cahiliyetten kâr eden otorite, kesinlikle bu cahiliyeti yok etmeye yönelik hareket etmez. aksine daha kendine bağımlı hale getirmeyi hedefler. bazı kesimlerin teokrasi korkusu da bundan dolayıdır.
türkiye lokasyonundan çıkıp genel bir yorum getirecek olursak; insanları bir seçim yaptığına inandırmak da apayrı bir dikta durumudur! seçim öncesi türlü propagandalarla, bölge siyasetiyle ilgilenen ülkelerin gizli servislerinin de yardımıyla yapılan seçim kampayalarıyla uyuşturulmuş halkın seçimi, ne kadar kendi seçimi olduğu tartışılır. bu noktada maalesef ya "sarhoşun mektubu okunmaz" deyişini yalanlayacağız ya da arka çıkacağız. bakın sizi de bir seçime ittim.
olayın farklı bir illüzyonu var ki; o da seçim yapmak. "seçim yapmak" insanın zaafiyeti olduğu noktalardan biridir. birbirinin aynısı iki bok kütlesini öne sürüp bir seçimde bulunulması istendiğinde, seçimi yapacak insan, iki bokun farkını ayırt edemese de birini seçecektir. işte böyle tuhaf bir hadise.
bir kere en basit örneği %10 seçim barajı olan bir demokrasiden bahsediyorsak, bu yönetim biçiminin ne kadar yanlış ve farklı amaçlara hizmet ettiğini anlayabiliriz. yaklaşık 75 milyon insanın bulunduğu bu ülkede %10 demek 7,5 milyon insan demektir. tamam 75 milyonun hepsi seçmen olmayabilir ama orantısal büyüklük sabit. neyse, şimdi baktım 53 milyon seçmen varmış türkiye'de. %9,9'u 5,2 milyon civarı bir rakama tekabül ediyor. bu rakamlar: slovenya, irlanda, moldova, norveç, slovakya, danimarka, litvanya, arnavutluk, bosna hersek, hırvatistan, estonya, finlandiya ve letonya gibi ülkelerin nüfusunun ya dengi, ya da biraz fazlası. bu örneği rakamın büyüklüğünü vurgulamak için verdim. hal böyle olunca, 5 milyonun hiçe sayılıp parlamentoda temsil edilmediği bir toplumda adilce yönetimden kimse bahsedemez.
ayrıca hatırlar mısınız bilmem; bir manken "benim oyum dağdaki çobanla bir olamaz" gibi bir şey söylemişti, sonra yerden yere vurdular o mankeni. çünkü çoban kardeşimizin onuruysa mevzubahis, duyarlılık gösterip o mankene tekme tokat girişmeyi gerektirir romantizm. ama son yumruğu atmadan evvel bir daha düşünmek gerek; acaba bu ifadede mankenin bile farkında olmadığı bazı somutluklar var mı?
bakın oscar wilde ne diyor: "iyi bir demokraside herkes aristokrat olmalıdır"
türkçesi: demokrasinin sağlığı, seçmenlerinin idrak ve yorum kabiliyetiyle doğru orantılıdır.
bakınız; şimdi mankeni tokatlayanlarınızdan birisi çıkıp da "torba kömür"den dem vurursa yanlışa düşer. çünkü ülkemizdeki siyasi gelenek, böyle bir demokrasiyi yaşanır kılıyor. doğruya doğru. cahil bırakılmış bir halk varsa, bu cahiliyetten kâr eden otorite, kesinlikle bu cahiliyeti yok etmeye yönelik hareket etmez. aksine daha kendine bağımlı hale getirmeyi hedefler. bazı kesimlerin teokrasi korkusu da bundan dolayıdır.
türkiye lokasyonundan çıkıp genel bir yorum getirecek olursak; insanları bir seçim yaptığına inandırmak da apayrı bir dikta durumudur! seçim öncesi türlü propagandalarla, bölge siyasetiyle ilgilenen ülkelerin gizli servislerinin de yardımıyla yapılan seçim kampayalarıyla uyuşturulmuş halkın seçimi, ne kadar kendi seçimi olduğu tartışılır. bu noktada maalesef ya "sarhoşun mektubu okunmaz" deyişini yalanlayacağız ya da arka çıkacağız. bakın sizi de bir seçime ittim.
olayın farklı bir illüzyonu var ki; o da seçim yapmak. "seçim yapmak" insanın zaafiyeti olduğu noktalardan biridir. birbirinin aynısı iki bok kütlesini öne sürüp bir seçimde bulunulması istendiğinde, seçimi yapacak insan, iki bokun farkını ayırt edemese de birini seçecektir. işte böyle tuhaf bir hadise.
insanların kendini özgür sandığı ama hiç bir zaman özgür olmadıklarını gösteren yönetim biçimi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar