bugün
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı20
- claudian clouds33
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri23
- okan çık hesap ver5
- gözünde büyüttüğün insanın çok da şey olmaması4
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız6
- meriç dükalığı8
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- tai lung12
- kadir inanır'ın mirası4
- şemsiyeli benim4
- fusya semsiyeli yabanci22
- hoşlanılan kızın gel beni bubamdan iste demesi3
- sevdiğiniz yazarlar8
- dualarımız bu akşam trabzonspor ile3
- etli biber dolması5
- ölmek2
- insanları birbirine düşürmek4
- kim koyarsa koysun gs'ye koyandan allah razı olsun2
- kıçını yırtsan sonu tabut3
- trabzonspor5
- bana onu sormayin8
- sözlüğün ölü gibi olması5
- azerice bir not bırak2
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği2
- sözlük kızlarının kekleri24
- 18 eylül 2026 bayern münih union berlin maçı2
- galatasaray9
- galatahahahahahaha2
- şemsiyeli lavuk5
- bildiğiniz sure sayısı4
- kürdistan10
- islamda namaz yoktur32
- katatespizartmasi2
- beşiktaş5
- kamudaki torpil durumları3
- ağzı kokan insan5
- sıcak havada çay içmek2
- neden güneşli havada şemsiyeyle dolaşmıyoruz2
- dantelli sütyen takan erkek12
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- ekşi sözlükteki entrymin 4256 artı oy alması7
- günün sözü16
- yalancıyı sikmiyorlar2
- hayat kalitesini düşüren şeyler3
- nervio15
- futbol10
- anın görüntüsü23
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- ölümden korkuyor musunuz17
Hiç bir şey için "benimdir" deme!
Sadece de ki;
"YANIMDADIR"...
Çünkü...
ne altın,
ne toprak,
ne sevgili,
ne hayat,
ne ölüm,
ne huzur,
ne de keder
daima seninle kalmaz.
H. Lawrence
Sadece de ki;
"YANIMDADIR"...
Çünkü...
ne altın,
ne toprak,
ne sevgili,
ne hayat,
ne ölüm,
ne huzur,
ne de keder
daima seninle kalmaz.
H. Lawrence
1885 yılında, Eastwood, Nottinghamshire'da doğdu. Madenci bir ailenin çocuğuydu. ingiliz romancı,yazar,şair,eleştirmen,ressam. Roman, şiir, tiyatro oyunları, denemeler, gezi kitapları, edebiyat eleştirileri yazdı ve çeviriler yaptı. 1915 yılında, yayımlanan The Rainbow (Gökkuşağı)adlı eseri açık saçık bulunarak toplatılınca, kendi isteğiyle ülkesinden ayrıldı. Karısıyla birlikte önce italya, sonra Seylan ve Avustralya'ya gitti. 1922 yılında, New Mexico'ya yerleştiler, 1925 yılında, sağlığı bozulmaya başlayınca italya'ya geri döndüler. 1930 yılında, Fransa'da verem hastalığından öldü.
lovely lady,virgin and gipsy gibi fevkalade öykülerin yazarıdır.başyapıtı ise sons and lovers dır.okunması tavsiye edilir(hemde şiddetle).
" lady chattarley'in aşığı" romanının yazarı, " birine pornografik gibi görünen, bir başkası için dehanın kahkahasıdır. " ... sözünün sahibidir.
bir freud kokuyor halile belki bu yüzden yakın geldi bana bilmiyorum ama varoluş ve aşk gibi ultra soyut şeyleri ete kemiğe bürüyüp somutlaştırabilmiş.
Seninki huysuz bir acı,
Oysa benim de yüzüm kara;
Sevgin köklüydü, eksiksizdi senin,
Benimki güneşe doğru büyüyen
Tutkusuydu çiçeğin.
Beni araştırıp tanıyacak güçteydin,
Tomurcuklarımı bir bir açacak;
Çektin uykulardan aldın ruhumu,
Acıyı duyar ettin
O zaman tökezledim?
Koyun koyuna sevemedim seni,
Sevmeyi istediysem de.
Öpüştük, belki de öpüşmemeliydik.
Boyun eğdin, kendimizi son bir denedik,
Beceremedik.
Sen yalnız dayandın, böylece
Çökerttin usta direncimi.
Okşamamla titremedi hiç tenin;
Bu yüzden gereken son ince acıyı da
Sana çektiremedim.
Güzelsin, alımlısın
Ama donuk ve tutuksun etinde;
içine işleyebilseydim eğer
O dikenli acının olanca şiddetiyle,
Işıyan bir ağ çıkardı belki
Renkli bir pencere gibi; tenini
Yakıp geçti en güzel ateş,
Kurtardı çürümekten, arıtıp
Kutsadı onu yeni bir duyarlıkla.
Ama kim alır şimdi seni yeniden?
Kim yakıp kurtarabilir seni
Etinin ölümünden, çürümesinden?
Artık söndüğüne göre benim de içimin ateşi,
Hangi erkek eğilir sürüp çıkarmak için
Etinde haykıran çarmıhı şimdi?
Sessiz, neredeyse güzel bir şey yüzün,
Baktıkça utanıyorum,
Seni bütün yalımların içinden
Kurtarıp çıkaracak kadar
Amansız olmalıydım.
Seninki huysuz bir acı,
Oysa benim de yüzüm kara;
Sevgin köklüydü, eksiksizdi senin,
Benimki güneşe doğru büyüyen
Tutkusuydu çiçeğin.
Beni araştırıp tanıyacak güçteydin,
Tomurcuklarımı bir bir açacak;
Çektin uykulardan aldın ruhumu,
Acıyı duyar ettin
O zaman tökezledim?
Koyun koyuna sevemedim seni,
Sevmeyi istediysem de.
Öpüştük, belki de öpüşmemeliydik.
Boyun eğdin, kendimizi son bir denedik,
Beceremedik.
Sen yalnız dayandın, böylece
Çökerttin usta direncimi.
Okşamamla titremedi hiç tenin;
Bu yüzden gereken son ince acıyı da
Sana çektiremedim.
Güzelsin, alımlısın
Ama donuk ve tutuksun etinde;
içine işleyebilseydim eğer
O dikenli acının olanca şiddetiyle,
Işıyan bir ağ çıkardı belki
Renkli bir pencere gibi; tenini
Yakıp geçti en güzel ateş,
Kurtardı çürümekten, arıtıp
Kutsadı onu yeni bir duyarlıkla.
Ama kim alır şimdi seni yeniden?
Kim yakıp kurtarabilir seni
Etinin ölümünden, çürümesinden?
Artık söndüğüne göre benim de içimin ateşi,
Hangi erkek eğilir sürüp çıkarmak için
Etinde haykıran çarmıhı şimdi?
Sessiz, neredeyse güzel bir şey yüzün,
Baktıkça utanıyorum,
Seni bütün yalımların içinden
Kurtarıp çıkaracak kadar
Amansız olmalıydım.
(bkz: self pity)
"Yıkıcı güçler birçok bitkiyi yok eder, ama bitkiler yine de yeşermeye devam eder. Piramitler bir papatyanın dayanıklılığına asla ulaşamaz. Bülbüller Buddha'nın ya da isa'nın sözlerinden önce de ötüyorlardı, onların sözlerinin unutulmaya yüz tutmasından nice sonra da ötmeye devam edecekler. Çünkü bu, ne vaazdır, ne öğreti, ne emir ne de baskı. Bu yalnızca şarkıdır. Ve başlangıçta Kelime yoktu, cıvıltılar vardı. "
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar