bugün
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle17
- arkadaşlar uyudunuz mu7
- almanya7
- danimarka5
- coca cola zero gerçekten zararlı mı8
- bugün farklı bi gün değil aslında4
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri17
- gece denize girmek20
- kızların sürekli laf sokmaya çalışması3
- yazarların 3 dilek hakkı olsa dileyecekleri 3 şey2
- gürcistan2
- içi ve dışı farklı olan insan7
- bülent ersoy2
- termosa bira koymak2
- biz olduğumuz sürece manifest çorum'a giremez21
- luks araba almak6
- bir insanın arkasından konuşmak6
- sibel can2
- mehdiye inanıyor musunuz10
- manifest grubu vs tarkan16
- trakya'nın çok süper bir yer olması3
- nükleer santralin süper bir şey olduğu gerçeği18
- kaş rengini açma2
- yoran insanların ortak özellikleri3
- islam düşmanlarına bir soru9
- japon arabaları iyi arabalar mıdır sorunsalı8
- yeni parti51
- dolunayı seyretmek4
- eren kaşıkçı6
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri13
- bmw3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak15
- hikayeyi devam ettir52
- everest e çıkıp leğenle aşağı kaymak11
- film izlerken kendini filmin içinde zannetmek2
- 29 temmuz 2026 gornik zarbze fenerbahçe maçı5
- araba2
- cennetten düşerken canın yandı mı6
- fenerbahçe5
- duygusal olarak var olan bir babaya sahip olmak3
- ankara3
- gelecek partisi4
- cherry tiggo4
- turkiye musluman bir ulkedir musluman kalacaktir3
- adem ile havva'nın siyahi olması3
- z kuşağı2
- yukarı kattan gelen ahh sesi3
- elmas bey birader yazar2
- liyakat nedir ve liyakatsızlık sonuçları nelerdir8
- sözlük kızlarının kekleri11
Hiç bir şey için "benimdir" deme!
Sadece de ki;
"YANIMDADIR"...
Çünkü...
ne altın,
ne toprak,
ne sevgili,
ne hayat,
ne ölüm,
ne huzur,
ne de keder
daima seninle kalmaz.
H. Lawrence
Sadece de ki;
"YANIMDADIR"...
Çünkü...
ne altın,
ne toprak,
ne sevgili,
ne hayat,
ne ölüm,
ne huzur,
ne de keder
daima seninle kalmaz.
H. Lawrence
1885 yılında, Eastwood, Nottinghamshire'da doğdu. Madenci bir ailenin çocuğuydu. ingiliz romancı,yazar,şair,eleştirmen,ressam. Roman, şiir, tiyatro oyunları, denemeler, gezi kitapları, edebiyat eleştirileri yazdı ve çeviriler yaptı. 1915 yılında, yayımlanan The Rainbow (Gökkuşağı)adlı eseri açık saçık bulunarak toplatılınca, kendi isteğiyle ülkesinden ayrıldı. Karısıyla birlikte önce italya, sonra Seylan ve Avustralya'ya gitti. 1922 yılında, New Mexico'ya yerleştiler, 1925 yılında, sağlığı bozulmaya başlayınca italya'ya geri döndüler. 1930 yılında, Fransa'da verem hastalığından öldü.
lovely lady,virgin and gipsy gibi fevkalade öykülerin yazarıdır.başyapıtı ise sons and lovers dır.okunması tavsiye edilir(hemde şiddetle).
" lady chattarley'in aşığı" romanının yazarı, " birine pornografik gibi görünen, bir başkası için dehanın kahkahasıdır. " ... sözünün sahibidir.
bir freud kokuyor halile belki bu yüzden yakın geldi bana bilmiyorum ama varoluş ve aşk gibi ultra soyut şeyleri ete kemiğe bürüyüp somutlaştırabilmiş.
Seninki huysuz bir acı,
Oysa benim de yüzüm kara;
Sevgin köklüydü, eksiksizdi senin,
Benimki güneşe doğru büyüyen
Tutkusuydu çiçeğin.
Beni araştırıp tanıyacak güçteydin,
Tomurcuklarımı bir bir açacak;
Çektin uykulardan aldın ruhumu,
Acıyı duyar ettin
O zaman tökezledim?
Koyun koyuna sevemedim seni,
Sevmeyi istediysem de.
Öpüştük, belki de öpüşmemeliydik.
Boyun eğdin, kendimizi son bir denedik,
Beceremedik.
Sen yalnız dayandın, böylece
Çökerttin usta direncimi.
Okşamamla titremedi hiç tenin;
Bu yüzden gereken son ince acıyı da
Sana çektiremedim.
Güzelsin, alımlısın
Ama donuk ve tutuksun etinde;
içine işleyebilseydim eğer
O dikenli acının olanca şiddetiyle,
Işıyan bir ağ çıkardı belki
Renkli bir pencere gibi; tenini
Yakıp geçti en güzel ateş,
Kurtardı çürümekten, arıtıp
Kutsadı onu yeni bir duyarlıkla.
Ama kim alır şimdi seni yeniden?
Kim yakıp kurtarabilir seni
Etinin ölümünden, çürümesinden?
Artık söndüğüne göre benim de içimin ateşi,
Hangi erkek eğilir sürüp çıkarmak için
Etinde haykıran çarmıhı şimdi?
Sessiz, neredeyse güzel bir şey yüzün,
Baktıkça utanıyorum,
Seni bütün yalımların içinden
Kurtarıp çıkaracak kadar
Amansız olmalıydım.
Seninki huysuz bir acı,
Oysa benim de yüzüm kara;
Sevgin köklüydü, eksiksizdi senin,
Benimki güneşe doğru büyüyen
Tutkusuydu çiçeğin.
Beni araştırıp tanıyacak güçteydin,
Tomurcuklarımı bir bir açacak;
Çektin uykulardan aldın ruhumu,
Acıyı duyar ettin
O zaman tökezledim?
Koyun koyuna sevemedim seni,
Sevmeyi istediysem de.
Öpüştük, belki de öpüşmemeliydik.
Boyun eğdin, kendimizi son bir denedik,
Beceremedik.
Sen yalnız dayandın, böylece
Çökerttin usta direncimi.
Okşamamla titremedi hiç tenin;
Bu yüzden gereken son ince acıyı da
Sana çektiremedim.
Güzelsin, alımlısın
Ama donuk ve tutuksun etinde;
içine işleyebilseydim eğer
O dikenli acının olanca şiddetiyle,
Işıyan bir ağ çıkardı belki
Renkli bir pencere gibi; tenini
Yakıp geçti en güzel ateş,
Kurtardı çürümekten, arıtıp
Kutsadı onu yeni bir duyarlıkla.
Ama kim alır şimdi seni yeniden?
Kim yakıp kurtarabilir seni
Etinin ölümünden, çürümesinden?
Artık söndüğüne göre benim de içimin ateşi,
Hangi erkek eğilir sürüp çıkarmak için
Etinde haykıran çarmıhı şimdi?
Sessiz, neredeyse güzel bir şey yüzün,
Baktıkça utanıyorum,
Seni bütün yalımların içinden
Kurtarıp çıkaracak kadar
Amansız olmalıydım.
(bkz: self pity)
"Yıkıcı güçler birçok bitkiyi yok eder, ama bitkiler yine de yeşermeye devam eder. Piramitler bir papatyanın dayanıklılığına asla ulaşamaz. Bülbüller Buddha'nın ya da isa'nın sözlerinden önce de ötüyorlardı, onların sözlerinin unutulmaya yüz tutmasından nice sonra da ötmeye devam edecekler. Çünkü bu, ne vaazdır, ne öğreti, ne emir ne de baskı. Bu yalnızca şarkıdır. Ve başlangıçta Kelime yoktu, cıvıltılar vardı. "
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar