bugün
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı74
- kiraz cicegi kolonyasi20
- futbolla zerre ilgilenmeyen erkek15
- okan buruk9
- dm yazarlığı9
- okan buruk'un hakeme ana avrat küfür etmesi8
- silvermist'in mutfağına konuk olmak12
- bir yazara küfredilen entryyi artılayan yazarlar8
- dünya ya gelmeme gibi şansınız olsaydı4
- recep tayyip erdoğan14
- bakarız diyen erkek18
- galatahahahahahaha7
- çok eşliliğin iğrenç bir şey olması8
- gece gece bamya yenir mi5
- galatasaray'ın ülke puanının anasını bellemesi7
- ne kadar paranız var10
- mansur yavaş'ın akp'ye geçmesi10
- yalnızlıktan kafayı yiyen insan2
- 0 0 710
- galatasaray'a lizbon da skandal kararlar5
- galatasaray'ın aslında osimhensaray olması4
- bütün entryleri futboldan ibaret yazar4
- cübbeli ahmet hoca9
- gta 78
- kendinle alakalı ilginç bir bilgi ver6
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı14
- uğurcan çakır4
- dereden altın bulmak5
- hala açılacak başlık bulunması4
- insanoğlu çalışmak ile lanetlenmiştir10
- deplasmanda atılan golün bir ağırlığının olmaması4
- iş görüşmesine çağrılınca telefonda maaş soran tip12
- sırlar denizi5
- sözlüğün sarması13
- sonra konuşuruz diyen sevgili13
- tacettin libosoglu3
- arkadaşlar ben gudubet miyim3
- maaş yüz yüze görüşülecektir12
- sözlüğün en kültürlü yazarı14
- 6 saattir mesaj atmayan sevgili8
- çin tayvan gerilimi türkiye'yi etkilemez4
- dünyada en güzel kadınların yaşadığı ülke9
- uykusuz kedi ile soba çayı içip dedikodu yapmak8
- fransız devrimi3
- avrupa fatihahahahaha3
- arkadaşlar lütfen uyur musunuz3
- aziz yıldırım13
- ruhi çenet10
- çine neden bir şey olmuyor4
- sinek yanımda hiç hareket etmeden duruyor2
senegalin başkenti.
(bkz: dakar rallisi)
afrika'nın en kalabalık şehirlerinden biri olmakla birlikte, şehir nüfusunun büyük bir bölümü müslümandır.
uzun bir süre fransa sömürgesinde kalan sehir 20 mayis 1960 dan itibaren senegalin baskentidir. ayrica dakar ankara, bakü, Washington, Ann Arbor, Cezayir ve Rosario ile kardes sehirdir.
82.5 kilometrekare büyüklügündeki sehirde 2004 deki verilere göre yaklasik 1 milyon kisi yasamaktadir.
sehirdeki özel radyo istasyonlari SUd FM, Nostalgie, Rfm, Walf FM ve Sept FM dir. dakardaki günlük gazeteler ise Le Soleil, Sud Quotidien, Wal Fadjri, Le Quotidien ve Le Matin.
sehir ayrica 1957 den bu yana Universite Cheikh Anta Diop de Dakar isimli üniversiteye ev sahipligi yapmaktadir.
82.5 kilometrekare büyüklügündeki sehirde 2004 deki verilere göre yaklasik 1 milyon kisi yasamaktadir.
sehirdeki özel radyo istasyonlari SUd FM, Nostalgie, Rfm, Walf FM ve Sept FM dir. dakardaki günlük gazeteler ise Le Soleil, Sud Quotidien, Wal Fadjri, Le Quotidien ve Le Matin.
sehir ayrica 1957 den bu yana Universite Cheikh Anta Diop de Dakar isimli üniversiteye ev sahipligi yapmaktadir.
afrika kıtasının en batı ucudur.
iletinin amacı bundan sonra gidecek dostlara yardım olmasıdır. malum nadide şehirlerden biri olduğu için az bulunuyor tecrübe eden.
thy de yaklaşık 7 saat kadar süren bir hava yolculuğu var dakardan önce moritanyaya inip yolcu alıp bırakıyor ve sonra bir saat daha devam ediyorsunuz.
bizden vize istiyorlar. vizeleri de pasaportunuza vurdukları matbu kaşenin üzerine el yazısı ile vizenizi işliyorlar. havalimanına indiğinizde parmak izi ve kamera gibi bir prosedürleri var. bundan öncesinde uçakta verilen ve aynısını çıkışta da dolduracağınız bir form var ve nedense meslek vs gibi kısımları detaylı doldurmanızı istiyorlar. sonuç itibariyle kontrolden geçiyorsunuz.
havalimanı zaten şehrin geri kalanını size anlatıyor heryer pislik içinde. enteresan bir yapı var. ortada bir denetleme mekanizması varmış gibi ama yok. çıkışta valizlerinizi x rayden geçirirlerken sizi ve el bagajlarınız sormuyorlar hatta valizinize bile baktırmaadan çaktırmadan geçebilirsiniz.
bu şehirde yoğun bir hat satma merakı var daha iner inmez size yapışan dakarlılarla seyahatinizin sonuna kadar sürecek birlikteliğiniz burada başlıyor.
ingilizce onlarda yok bizde de sadece no fğanse ve mersi var* * otellerden muhtemelen en düzgünü radisson hem yeni hem temiz. diğerleri dakara göre lüks de olsa kendine has kokusuyla bütünleşik. okyanusun nemi binaların eskiliği ve bakımsızlığı insanlarında fakirliğe alışmaktan kaynaklı kirli elbiselerle gezmeye alışkanlıklarından olsa gerek o koku sizi hiç yalnız bırakmıyor.
gitmeden aşınızı mutlaka olun aşı kartınızı da unutmayın. ilaçları ben kullanmadım ama sivrisineklerle hiç münasebetim olmadı. ama etrafta sivrisinek çok biz gittiğimizde serin zamanlarıydı hava 25 30 arasıydı sivrisinekler vardı oldukça.
gitmeden yanınıza sinkov unuzu anti bakteriyelinizi alın yine de.
görülecek yerler meşhur köle adası gore adası, afrikanın yeniden doğuşu heykeli rönesans heykeli ve deniz feneri olarak 3 başlıkta toplanabilir.
yeme içme konusunda naturel ve without sos lu cümlelerinizle gayet güzel balıklar yiyebilirsiniz. bunun dışında kaliteli yerlerde güzel yemekleri mevcut. müslüman oldukları için helal kesim olduğuna güvendik ama temizliği konusunda bir tereddütümüz vardı hep ama sonuç değişmedi. yedik. *
insanları genel olarak sıcakkanlı ama fakirliğin etkisiyle çarşıda pazarda size birşeyler satmak için yapışa tipler dilenen küçük çocuklar ve genelinde fakirliğin her türlüsünü göreceksiniz.
sendega market diye bilinen bizim karaköy yada itfaiye meydanına benzeyen bir pazarları var mümkünse gitmeyin.biz 3 erkek bir tarafımızı kollayarak gezdik. ve bir süre sonra etrafımızda 8 kişi vardı onlarla beraber geziyorduk.
taksilerde taksimetre yok heryerde pazarlık var ölümüne pazarlık. 20000 cfa dan başlar sen ne veriyorsun diye sorar kesinlikle 1000 deyin. sonra 3000 e anlaşırsınız. dönüşte de havalimanları berbat. bekleme salonunda sıcak ve kirden telef oluyorduk.
giderken ve oradayken mümkün olduğunca uzun kollu şeyler tercih edin svirisineklere karşı.
küresel dünya orada da size orjinal şeyler bırakmıyor ama ağaç işlemeleri afrika kumaşları ve boynuzlara işlenmiş biblolar alabilirsiniz.
şu belgesellerde minibüsün arkasına asılı giden afrikalıları izlediğiniz şehir burası. minibüslerde cam yok bol süslü ve etrafında sarkan insanlarla dolu.
burada beni en çok şaşırtan çılgıncasına spor yapan insanlar. kumsallarda yol kenarlarında günün her saatinde insanlar deli gibi spor yapıyorlar.
giderken yanınıza euro almaya çalışın dolardan daha geçerli.
sörfden anlıyorsanız okyanusun hırçın dalgalarıyla savaşabilirsiniz. *
aklıma gelenler bunlardır.
thy de yaklaşık 7 saat kadar süren bir hava yolculuğu var dakardan önce moritanyaya inip yolcu alıp bırakıyor ve sonra bir saat daha devam ediyorsunuz.
bizden vize istiyorlar. vizeleri de pasaportunuza vurdukları matbu kaşenin üzerine el yazısı ile vizenizi işliyorlar. havalimanına indiğinizde parmak izi ve kamera gibi bir prosedürleri var. bundan öncesinde uçakta verilen ve aynısını çıkışta da dolduracağınız bir form var ve nedense meslek vs gibi kısımları detaylı doldurmanızı istiyorlar. sonuç itibariyle kontrolden geçiyorsunuz.
havalimanı zaten şehrin geri kalanını size anlatıyor heryer pislik içinde. enteresan bir yapı var. ortada bir denetleme mekanizması varmış gibi ama yok. çıkışta valizlerinizi x rayden geçirirlerken sizi ve el bagajlarınız sormuyorlar hatta valizinize bile baktırmaadan çaktırmadan geçebilirsiniz.
bu şehirde yoğun bir hat satma merakı var daha iner inmez size yapışan dakarlılarla seyahatinizin sonuna kadar sürecek birlikteliğiniz burada başlıyor.
ingilizce onlarda yok bizde de sadece no fğanse ve mersi var* * otellerden muhtemelen en düzgünü radisson hem yeni hem temiz. diğerleri dakara göre lüks de olsa kendine has kokusuyla bütünleşik. okyanusun nemi binaların eskiliği ve bakımsızlığı insanlarında fakirliğe alışmaktan kaynaklı kirli elbiselerle gezmeye alışkanlıklarından olsa gerek o koku sizi hiç yalnız bırakmıyor.
gitmeden aşınızı mutlaka olun aşı kartınızı da unutmayın. ilaçları ben kullanmadım ama sivrisineklerle hiç münasebetim olmadı. ama etrafta sivrisinek çok biz gittiğimizde serin zamanlarıydı hava 25 30 arasıydı sivrisinekler vardı oldukça.
gitmeden yanınıza sinkov unuzu anti bakteriyelinizi alın yine de.
görülecek yerler meşhur köle adası gore adası, afrikanın yeniden doğuşu heykeli rönesans heykeli ve deniz feneri olarak 3 başlıkta toplanabilir.
yeme içme konusunda naturel ve without sos lu cümlelerinizle gayet güzel balıklar yiyebilirsiniz. bunun dışında kaliteli yerlerde güzel yemekleri mevcut. müslüman oldukları için helal kesim olduğuna güvendik ama temizliği konusunda bir tereddütümüz vardı hep ama sonuç değişmedi. yedik. *
insanları genel olarak sıcakkanlı ama fakirliğin etkisiyle çarşıda pazarda size birşeyler satmak için yapışa tipler dilenen küçük çocuklar ve genelinde fakirliğin her türlüsünü göreceksiniz.
sendega market diye bilinen bizim karaköy yada itfaiye meydanına benzeyen bir pazarları var mümkünse gitmeyin.biz 3 erkek bir tarafımızı kollayarak gezdik. ve bir süre sonra etrafımızda 8 kişi vardı onlarla beraber geziyorduk.
taksilerde taksimetre yok heryerde pazarlık var ölümüne pazarlık. 20000 cfa dan başlar sen ne veriyorsun diye sorar kesinlikle 1000 deyin. sonra 3000 e anlaşırsınız. dönüşte de havalimanları berbat. bekleme salonunda sıcak ve kirden telef oluyorduk.
giderken ve oradayken mümkün olduğunca uzun kollu şeyler tercih edin svirisineklere karşı.
küresel dünya orada da size orjinal şeyler bırakmıyor ama ağaç işlemeleri afrika kumaşları ve boynuzlara işlenmiş biblolar alabilirsiniz.
şu belgesellerde minibüsün arkasına asılı giden afrikalıları izlediğiniz şehir burası. minibüslerde cam yok bol süslü ve etrafında sarkan insanlarla dolu.
burada beni en çok şaşırtan çılgıncasına spor yapan insanlar. kumsallarda yol kenarlarında günün her saatinde insanlar deli gibi spor yapıyorlar.
giderken yanınıza euro almaya çalışın dolardan daha geçerli.
sörfden anlıyorsanız okyanusun hırçın dalgalarıyla savaşabilirsiniz. *
aklıma gelenler bunlardır.
türk hava yolları nın, nouakchott aktarmalı direkt seferlerinin olduğu, nemini ve pisliğini vücudunuzun her yerinde hissedebileceğiniz senegal'in başkenti. her ne kadar müslüman bir ülkenin başkenti gibi dursa da, diğer afrika başkentlerine göre daha modern bir yapısı var gibi. ama o nemle yaşamak da çok zor olsa gerek. halkın çoğunluğu müslüman ve belirli bir zaman sonra muhabbete girdikten sonra size sempati besleyebiliyorlar, ama eğer ki bir şey satın alacaksanız kesinlikle pazarlık yapın. bir de, ''ne diyo la bu?'' diye dik dik bakmanıza rağmen ısrarla fransızca ya da, oranın yerel dili ile konuşan adamları sallamayın. bu arada leş havalimanı için;
(bkz: leopold sedar senghor uluslararası havalimanı)
(bkz: leopold sedar senghor uluslararası havalimanı)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar