bugün
- sözlükler arası savaş çıksa11
- ütü13
- taşaklardan birinin kayıp olması4
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri2
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- çay içen kız9
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- mutsuz olmak3
- galatasaray6
- en tehlikeli insan tipleri2
- galatasaray 3 rennes 33
- 2 ağustos 2026 galatasaray rennes maçı3
- duyulan en ilginç isim5
- oralet içen erkek5
- aklınıza gelen şarkı sözü4
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek3
- rennes2
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- anın fotoğrafı14
- çaya şeker atan erkek5
- uludağ sözlük çeteleri9
- kalem4
- veda mesajları hep yanlış yazılır2
- 45 defa kürtaj oldum bebek öldürmeyi seviyorum2
- erdal beşikçioğlu8
- yerinde dur3
- yıkık yazarlar4
- eğleniyormuş gibi yapan kadın2
- latte içen erkek4
- yelpaze3
- smallville'deki konuk oyuncular3
- patates kızartması4
- en boktan on yıl7
- dolma kalem3
- doa otomatı3
- ona bir şey söyle13
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- telefona cevap vermeyen kız3
- gocu bak bi5
- gece ormanda birisi tarafından takip edilmek3
- oturunca göbeği kat kat olan kız3
- selam sözlük2
- ayrılık8
- mehdi nereye inecek sorunsalı3
- düşün ki o bunu okuyor4
- kasa daima kazanır2
- en gey özelliğiniz3
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- red flag erkek listesi9
kapitalizm vurgusu üzerinden dikkat çekici bir ferzan özpetek filmi.
konusunu sonsuz sahip olma ve kapitalizm ekseninde değerlersek filmi daha iyi masaya yatırmış oluruz. zira din ve maneviyat gibi konuların ışığında yapıyor bunu. ırene hırsıyla, açık arttırmaların tamamını kazanmaya kendisini endekslemiş bir iş kadınıyken benny'nin hayatına girmesiyle dönüşüm yaşıyor. konu hamam'dakine benzer annesinin anılarıyla kaplı evin satılması üzerinden ilerliyor. sonuçta bu dönüşümle annesinin evi topluma hizmet odağında bir yer haline getiriliyor.
maddi düşüncenin zamanla manevi düşünceye evrilmesi güzel bir argüman olsa da film içinde benny'le ırene'nin tanışmalarının az biraz inandırıcılıktan uzak ve zorlama sahneler yarattığını düşünenlerdenim. buna takılmadan kapitalizm eleştirisine uzanırsak güzelleşiyor kutsal yürek.
özellikle ırene'in finalde yürürken sahip olma olgusunu yerin dibine soktuğu üst baş çıkarma sahnesi ve bunların dağıtımı unutulur gibi değildi. özpetek filmlerinin içinde en maneviyat temelli olanı buydu kuşkusuz.
takıldığım noktaları saymazsam beğendiğim bir film oldu. nitekim şu cüzdanını çalan benny'nin poşetlerini o statüdeki bir kadının tanımadığı insanlara servis yapabilme eşiğini mantıklı bulmadım. hala daha bulmuyorum ama inanılan değerler açısından anıların yaşatılması ve para içinde yüzerken evin bir ticarethaneye dönüştürülmesi gereksizliği sağlam bir alt metin olarak ilgimi çekiyor.
herkesin beğeneceği tarz da bir film değil kutsal yürek. kişiye özel. külliyat içinde cahil periler, karşı pencere ve serseri mayınlar kadar ön planda değil.
10 üzerinden 7!
zorunlu edit: ekşisözlük 'te bir arkadaş yazmış, yazı yazmadan önce okumama alışkanlığı edindiğimden şimdi göz atarken ilgimi çekti mutlaka katıldığım bir önerme filme binaen. ''fakirliği gösterip, bunun yardımlarla halledilemiyecek bir sorun olduğunu sistemli bir kuvvet gerektiğini söylüyor.'' yani işin diğer kısmı don kişotluğa uzanıyor değil mi? ırene don kişotluk yapıyor ve işin sonunda maalesef yalnız.
konusunu sonsuz sahip olma ve kapitalizm ekseninde değerlersek filmi daha iyi masaya yatırmış oluruz. zira din ve maneviyat gibi konuların ışığında yapıyor bunu. ırene hırsıyla, açık arttırmaların tamamını kazanmaya kendisini endekslemiş bir iş kadınıyken benny'nin hayatına girmesiyle dönüşüm yaşıyor. konu hamam'dakine benzer annesinin anılarıyla kaplı evin satılması üzerinden ilerliyor. sonuçta bu dönüşümle annesinin evi topluma hizmet odağında bir yer haline getiriliyor.
maddi düşüncenin zamanla manevi düşünceye evrilmesi güzel bir argüman olsa da film içinde benny'le ırene'nin tanışmalarının az biraz inandırıcılıktan uzak ve zorlama sahneler yarattığını düşünenlerdenim. buna takılmadan kapitalizm eleştirisine uzanırsak güzelleşiyor kutsal yürek.
özellikle ırene'in finalde yürürken sahip olma olgusunu yerin dibine soktuğu üst baş çıkarma sahnesi ve bunların dağıtımı unutulur gibi değildi. özpetek filmlerinin içinde en maneviyat temelli olanı buydu kuşkusuz.
takıldığım noktaları saymazsam beğendiğim bir film oldu. nitekim şu cüzdanını çalan benny'nin poşetlerini o statüdeki bir kadının tanımadığı insanlara servis yapabilme eşiğini mantıklı bulmadım. hala daha bulmuyorum ama inanılan değerler açısından anıların yaşatılması ve para içinde yüzerken evin bir ticarethaneye dönüştürülmesi gereksizliği sağlam bir alt metin olarak ilgimi çekiyor.
herkesin beğeneceği tarz da bir film değil kutsal yürek. kişiye özel. külliyat içinde cahil periler, karşı pencere ve serseri mayınlar kadar ön planda değil.
10 üzerinden 7!
zorunlu edit: ekşisözlük 'te bir arkadaş yazmış, yazı yazmadan önce okumama alışkanlığı edindiğimden şimdi göz atarken ilgimi çekti mutlaka katıldığım bir önerme filme binaen. ''fakirliği gösterip, bunun yardımlarla halledilemiyecek bir sorun olduğunu sistemli bir kuvvet gerektiğini söylüyor.'' yani işin diğer kısmı don kişotluğa uzanıyor değil mi? ırene don kişotluk yapıyor ve işin sonunda maalesef yalnız.
filmdir.
sığ kalmış, çiğ kalmış sanki.
semboller semboller...
sığ kalmış, çiğ kalmış sanki.
semboller semboller...
ferzan özpetek in diğer filmleriyle karşılaştırılmasına gerek olmayan; yönetmenini referans almadan bir bütün olarak değerlendirildiğinde dahi kalitesini ortaya koyan film...
müzikleri, görüntüleri, muhteşem kurgusu ve öyküsüyle içe en çok dokunan Ferzan Özpetek filmlerindendir. Bırak herşeyi de git dedirtir insana ama ne bırakmak mümkündür ne de çekip gitmek...
(bkz: kutsal yürek)
bir ferzan ozpetekfilmi.kasım 2005te vizyona girmişti.la finestra di fronte gibi birçok insanın kalbinde ayrı bir yere dokunmuştur.müzikleri her ne kadar la finestra di fronteye benzese de şahanedir..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar