bugün
- sözlükler arası savaş çıksa11
- mutsuz olmak3
- ütü13
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- çay içen kız10
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- veda mesajları hep yanlış yazılır2
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek3
- 45 defa kürtaj oldum bebek öldürmeyi seviyorum2
- taşaklardan birinin kayıp olması3
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- duyulan en ilginç isim5
- aklınıza gelen şarkı sözü4
- oralet içen erkek5
- erdal beşikçioğlu8
- eğleniyormuş gibi yapan kadın2
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- kalem4
- çaya şeker atan erkek5
- düşün ki o bunu okuyor5
- yerinde dur3
- yelpaze3
- uludağ sözlük çeteleri9
- anın fotoğrafı14
- kasa daima kazanır2
- smallville'deki konuk oyuncular3
- yıkık yazarlar4
- dolma kalem3
- doa otomatı3
- latte içen erkek4
- patates kızartması4
- selam sözlük2
- ona bir şey söyle13
- telefona cevap vermeyen kız3
- en boktan on yıl7
- gece ormanda birisi tarafından takip edilmek3
- oturunca göbeği kat kat olan kız3
- akraba evliliği2
- mehdi nereye inecek sorunsalı3
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- köpektapar2
- gocu bak bi5
- en gey özelliğiniz3
- bik bik bik bik bik bik diye öten horoz2
- ayrılık8
- iq düşüren şeyler3
- siyah2
- sözlü kızları cinsel ihtiyacını nasıl karşılıyor3
- galatasaray5
- sözlük yazarları nerede sorunsalı4
kapitalizm vurgusu üzerinden dikkat çekici bir ferzan özpetek filmi.
konusunu sonsuz sahip olma ve kapitalizm ekseninde değerlersek filmi daha iyi masaya yatırmış oluruz. zira din ve maneviyat gibi konuların ışığında yapıyor bunu. ırene hırsıyla, açık arttırmaların tamamını kazanmaya kendisini endekslemiş bir iş kadınıyken benny'nin hayatına girmesiyle dönüşüm yaşıyor. konu hamam'dakine benzer annesinin anılarıyla kaplı evin satılması üzerinden ilerliyor. sonuçta bu dönüşümle annesinin evi topluma hizmet odağında bir yer haline getiriliyor.
maddi düşüncenin zamanla manevi düşünceye evrilmesi güzel bir argüman olsa da film içinde benny'le ırene'nin tanışmalarının az biraz inandırıcılıktan uzak ve zorlama sahneler yarattığını düşünenlerdenim. buna takılmadan kapitalizm eleştirisine uzanırsak güzelleşiyor kutsal yürek.
özellikle ırene'in finalde yürürken sahip olma olgusunu yerin dibine soktuğu üst baş çıkarma sahnesi ve bunların dağıtımı unutulur gibi değildi. özpetek filmlerinin içinde en maneviyat temelli olanı buydu kuşkusuz.
takıldığım noktaları saymazsam beğendiğim bir film oldu. nitekim şu cüzdanını çalan benny'nin poşetlerini o statüdeki bir kadının tanımadığı insanlara servis yapabilme eşiğini mantıklı bulmadım. hala daha bulmuyorum ama inanılan değerler açısından anıların yaşatılması ve para içinde yüzerken evin bir ticarethaneye dönüştürülmesi gereksizliği sağlam bir alt metin olarak ilgimi çekiyor.
herkesin beğeneceği tarz da bir film değil kutsal yürek. kişiye özel. külliyat içinde cahil periler, karşı pencere ve serseri mayınlar kadar ön planda değil.
10 üzerinden 7!
zorunlu edit: ekşisözlük 'te bir arkadaş yazmış, yazı yazmadan önce okumama alışkanlığı edindiğimden şimdi göz atarken ilgimi çekti mutlaka katıldığım bir önerme filme binaen. ''fakirliği gösterip, bunun yardımlarla halledilemiyecek bir sorun olduğunu sistemli bir kuvvet gerektiğini söylüyor.'' yani işin diğer kısmı don kişotluğa uzanıyor değil mi? ırene don kişotluk yapıyor ve işin sonunda maalesef yalnız.
konusunu sonsuz sahip olma ve kapitalizm ekseninde değerlersek filmi daha iyi masaya yatırmış oluruz. zira din ve maneviyat gibi konuların ışığında yapıyor bunu. ırene hırsıyla, açık arttırmaların tamamını kazanmaya kendisini endekslemiş bir iş kadınıyken benny'nin hayatına girmesiyle dönüşüm yaşıyor. konu hamam'dakine benzer annesinin anılarıyla kaplı evin satılması üzerinden ilerliyor. sonuçta bu dönüşümle annesinin evi topluma hizmet odağında bir yer haline getiriliyor.
maddi düşüncenin zamanla manevi düşünceye evrilmesi güzel bir argüman olsa da film içinde benny'le ırene'nin tanışmalarının az biraz inandırıcılıktan uzak ve zorlama sahneler yarattığını düşünenlerdenim. buna takılmadan kapitalizm eleştirisine uzanırsak güzelleşiyor kutsal yürek.
özellikle ırene'in finalde yürürken sahip olma olgusunu yerin dibine soktuğu üst baş çıkarma sahnesi ve bunların dağıtımı unutulur gibi değildi. özpetek filmlerinin içinde en maneviyat temelli olanı buydu kuşkusuz.
takıldığım noktaları saymazsam beğendiğim bir film oldu. nitekim şu cüzdanını çalan benny'nin poşetlerini o statüdeki bir kadının tanımadığı insanlara servis yapabilme eşiğini mantıklı bulmadım. hala daha bulmuyorum ama inanılan değerler açısından anıların yaşatılması ve para içinde yüzerken evin bir ticarethaneye dönüştürülmesi gereksizliği sağlam bir alt metin olarak ilgimi çekiyor.
herkesin beğeneceği tarz da bir film değil kutsal yürek. kişiye özel. külliyat içinde cahil periler, karşı pencere ve serseri mayınlar kadar ön planda değil.
10 üzerinden 7!
zorunlu edit: ekşisözlük 'te bir arkadaş yazmış, yazı yazmadan önce okumama alışkanlığı edindiğimden şimdi göz atarken ilgimi çekti mutlaka katıldığım bir önerme filme binaen. ''fakirliği gösterip, bunun yardımlarla halledilemiyecek bir sorun olduğunu sistemli bir kuvvet gerektiğini söylüyor.'' yani işin diğer kısmı don kişotluğa uzanıyor değil mi? ırene don kişotluk yapıyor ve işin sonunda maalesef yalnız.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar