bugün
- sonra konuşuruz diyen sevgili14
- sözlüğün sarması13
- koreli erkek seven muhafazakar kız8
- dünyanın en güzel kadınları sivaslılardır5
- maaş yüz yüze görüşülecektir12
- kaygılı bağlanma6
- gocu34
- arkadaşlar çok sormuşsunuz5
- sözlüğün en kültürlü yazarı14
- ben olmasam burası batar insanı7
- akp liler yargılansaydı6
- iş görüşmesine çağrılınca telefonda maaş soran tip5
- yapay zekanın testlerde hile yapması3
- sözlüğün en kütür kütür yazarı6
- çirkin kadınların olduğu ülkeler2
- somalili kadın2
- koreli erkeklerin türk kızlarından güzel olması6
- iskandinav kızları2
- arkadaşlar yogaya başlayalım mı10
- otobüste açamadığı camı kıran erkek13
- recete8
- misafir gelecek diye temizlik yapmak5
- nohut cipsi2
- galatasaray10
- gökçeklere üzülmek3
- kiraz cicegi kolonyasi6
- iltica7
- yanlışlıkla cappuccino içen erkek4
- biz bu aptallık ile nasıl mücadele edeceğiz ya7
- yahudi aklı3
- bülent ortaçgil dinlerken hüngür hüngür ağlamak3
- raw fotoğraf çekmek2
- sibel can'ın kıyafetinin azizliğine uğraması4
- yazarlara çaylakken neler oluyor5
- dinci mağduriyeti2
- ayak fetişisti erkekle evlenir misiniz3
- gocu geldi gocu geldi6
- inna2
- yagmurcu12
- ekşisözlük çaylaklık sırası2
- dinamik güler yüzlü takım çalışmasına yatkın6
- zall'a çaylak atan ai moderatör4
- darkthrone2
- çaylaklar cennete mi gidiyor cehenneme mi5
- taze fasulye yiyen erkek3
- kıymalı kaşarlı pide3
- ayak fetişizmine sapıklık diyen yobazlar3
- hiç çaylak olmamış sözlük yazarı4
- vexillarius the slayer8
- nervio'nun çok büyük konuşması2
guillermo del torro'nun yeni gizem&gerilim filmidir. daha önce seyretmezsek türkiyede ekimde vizyona gireceği görülüyor.
umarım fragmanı kadar güzeldir, gotik eve bayıldım.
https://www.youtube.com/watch?v=4zBlG8Lv01k
umarım fragmanı kadar güzeldir, gotik eve bayıldım.
https://www.youtube.com/watch?v=4zBlG8Lv01k
gorsellik ve anlatim saheseri. muzikleri de oyle.
Dandik film boşuna para vermeyin.
--spoiler--
kızın o iğrenç evden ve lucille'den başta hiç işkillenmemesi, hayalet görünce normal tepkiler vermesi son derece saçmaydı. hayalet ulan! az ötenden karaltı geçiyor, bayılsana! yok, iki nefesi hızlanıyor, sonra normale dönüyor. saçma. birilerinin ona boyuna çay içirmesi, kocasının gece yatağında olmaması, lucille'in cani lafları... hiçbirinden mi şüphelenmez insan! bu gibi nedenlerle filmin anlatıcısı ve başrolü olan sarışın kızı sevmedim.
loki'ye gelince, onun motivasyonu tutku değildi, aşk değildi. gözü sevdiği kadından başkasını görmeyen bir adam yoktu. beyni yıkanmış, bir kadının tutkusuna alet edilmiş, gözü kör olmuş sönük bir karakter vardı. tüm o cinayetleri lucille'i sakinleştirmek için işliyordu. hayatında belki ilk kez aşık oluyordu, onda da öldü gitti. tamamen sönük bir karakter olarak gitti.
lucille'e gelince. aslında baştan sona onun hikayesi anlatılıyordu. ilk sahneden son beş dakikaya kadar onu düşman olarak tanıdık. iç dünyasına inmemize izin verilmedi. insani tarafları gösterilmedi. hep koyu renk giyiniyordu ve hiç gülmüyordu. son beş dakikada ise, artık öldüreceğine emin olduğu kurbanından gerçekleri saklama gereği duymadı. sorulan her soruya büyük bir dürüstlükle yanıt verdi. laf sokmadı, yüzündeki gölgeler kalktı. aşık olduğu adam için yapıyordu. onu kaybettiğini anlayınca vahşeti sürdürmesine gerek kalmamıştı. düşmanının onu öldürmesine izin verdi ve gitti.
tüm bu kan, tutkuyla seven bir kadının eseriydi. tutunu olduğu kişiyi kaybettiği an oyununu sonlandırdı.
--spoiler--
şahsen loki'ye bu dekoru ve bu dekor içerisinde zarif, genç ve yakışıklı aşık rolünü çok yakıştırdım. dilerim tez zamanda benzer bir rolde oynar tekrar, bu kez sönük olmamak şartıyla.
kızın o iğrenç evden ve lucille'den başta hiç işkillenmemesi, hayalet görünce normal tepkiler vermesi son derece saçmaydı. hayalet ulan! az ötenden karaltı geçiyor, bayılsana! yok, iki nefesi hızlanıyor, sonra normale dönüyor. saçma. birilerinin ona boyuna çay içirmesi, kocasının gece yatağında olmaması, lucille'in cani lafları... hiçbirinden mi şüphelenmez insan! bu gibi nedenlerle filmin anlatıcısı ve başrolü olan sarışın kızı sevmedim.
loki'ye gelince, onun motivasyonu tutku değildi, aşk değildi. gözü sevdiği kadından başkasını görmeyen bir adam yoktu. beyni yıkanmış, bir kadının tutkusuna alet edilmiş, gözü kör olmuş sönük bir karakter vardı. tüm o cinayetleri lucille'i sakinleştirmek için işliyordu. hayatında belki ilk kez aşık oluyordu, onda da öldü gitti. tamamen sönük bir karakter olarak gitti.
lucille'e gelince. aslında baştan sona onun hikayesi anlatılıyordu. ilk sahneden son beş dakikaya kadar onu düşman olarak tanıdık. iç dünyasına inmemize izin verilmedi. insani tarafları gösterilmedi. hep koyu renk giyiniyordu ve hiç gülmüyordu. son beş dakikada ise, artık öldüreceğine emin olduğu kurbanından gerçekleri saklama gereği duymadı. sorulan her soruya büyük bir dürüstlükle yanıt verdi. laf sokmadı, yüzündeki gölgeler kalktı. aşık olduğu adam için yapıyordu. onu kaybettiğini anlayınca vahşeti sürdürmesine gerek kalmamıştı. düşmanının onu öldürmesine izin verdi ve gitti.
tüm bu kan, tutkuyla seven bir kadının eseriydi. tutunu olduğu kişiyi kaybettiği an oyununu sonlandırdı.
--spoiler--
şahsen loki'ye bu dekoru ve bu dekor içerisinde zarif, genç ve yakışıklı aşık rolünü çok yakıştırdım. dilerim tez zamanda benzer bir rolde oynar tekrar, bu kez sönük olmamak şartıyla.
del toro'nun merak ettiğim filmidir. gotik tarzda bir evde filan geçiyor, oh oh severiz muhabbetini...
Del toro'nun izlediğim en kötü filmi.
bir hayalet ve polisiye öyküsü olmuş diyebiliriz. jane austen değil de marry shelley olmak isteyen amerikalı bir bayan yazar adayı ki, kendisi hayaletleri görebiliyor ve onlardan geçmişten kalan anılar olarak bahsediyor, karşısında da para avcısı ingiliz soylusu ve çılgınlığın ötesinde dolanan kardeşler. sanki del torro kendi tarzında bir poe, usher'ların evi öyküsü çekmek istemiş gibi geldi bana.
kısacası senaryo ve filmdeki gelişmeler bir sinefil için çok da öngörülebilir olsa da, del toro'nun varlığı epeyce klasik konulu bir gerilim filmini bir tık öteye taşımış. bir de ben eski dönemlerde geçen bu tür filmleri daha bir seviyorum. kızıl tepedeki her tarafı içindekilerin ruhuyla birlikte çürüyen malikanenin tasarımı da başarılı geldi bana. 10 üstünden 7 puan yeterlidir. ha unutmadan jessica chastain'i de ilk defa böyle bir rolde gördük ama rolünün hakkını ziyadesiyle vermiş. erkek kardeşi rolünde ise gözler johnny depp'i aradı böyle bir rol için, ha ama bu tim burton filmi değildi tabii...
kısacası senaryo ve filmdeki gelişmeler bir sinefil için çok da öngörülebilir olsa da, del toro'nun varlığı epeyce klasik konulu bir gerilim filmini bir tık öteye taşımış. bir de ben eski dönemlerde geçen bu tür filmleri daha bir seviyorum. kızıl tepedeki her tarafı içindekilerin ruhuyla birlikte çürüyen malikanenin tasarımı da başarılı geldi bana. 10 üstünden 7 puan yeterlidir. ha unutmadan jessica chastain'i de ilk defa böyle bir rolde gördük ama rolünün hakkını ziyadesiyle vermiş. erkek kardeşi rolünde ise gözler johnny depp'i aradı böyle bir rol için, ha ama bu tim burton filmi değildi tabii...
Film yine de germiştir. Efektleri görmezden gelirseniz sizde şirinleri görebilirsiniz.
del toro 'nun 2015 yapımı gizem/gerilim/fantastik ve gotik filmi. gdt'yu severim ama gerilim filmlerinden hazetmem, yine de görsellik ve tom hiddleston hatrına izlemeye karar verdim.
senaryoda boşluklar olsa da, her şeyi en başından belli etse de, mekan/görsellik/kıyafetler ve tom çok güzeldi. çatısından kar yağan şato, bembeyaz karın üzerinde kırmızı kil..
--spoiler--
genel olarak filmi beğendim. mumla yapılan dans olsun, thomas'ın derin bakan hüzünlü mavi gözleri olsun, ince detayları ve gotik havası oldukça iyiydi.
filmin eksileri, zayıf senaryosu ve baştan maksadını belli edişiydi. böyle olunca merak uyandırmıyor, o kadar şeye rağmen sıradanlaşıyor. mesela thomas ve ablasının enesest ilişkide oldukları, ablasının cadının teki olduğu gözümüze sokuldu. ama edith hala salağa yatıp bi bok çakmıyor, ulan kimsesiz korkunç bir şatoda yaşıyorsun. kocan yatağında yok, habire mumu alıp koridorlarda dolanıp türlü ruhlar görüyorsun. ödün bokuna karışmış ama yok bişey sözüne kanıyorsun, bu yüzden hiç acımadım edith'e oh olsun. her şeyi thomasla yatınca kavradı, galiba o devirde çıplak sevişmek yasakdı. ya da giyinmesi zor olduğundan zahmet edip çıkarmadı *
sonu kötü bağlanmış, edith ölseydi ve thomas tek başına kalsaydı daha tatmin edici olurdu.
--spoiler--
görsel
senaryoda boşluklar olsa da, her şeyi en başından belli etse de, mekan/görsellik/kıyafetler ve tom çok güzeldi. çatısından kar yağan şato, bembeyaz karın üzerinde kırmızı kil..
--spoiler--
genel olarak filmi beğendim. mumla yapılan dans olsun, thomas'ın derin bakan hüzünlü mavi gözleri olsun, ince detayları ve gotik havası oldukça iyiydi.
filmin eksileri, zayıf senaryosu ve baştan maksadını belli edişiydi. böyle olunca merak uyandırmıyor, o kadar şeye rağmen sıradanlaşıyor. mesela thomas ve ablasının enesest ilişkide oldukları, ablasının cadının teki olduğu gözümüze sokuldu. ama edith hala salağa yatıp bi bok çakmıyor, ulan kimsesiz korkunç bir şatoda yaşıyorsun. kocan yatağında yok, habire mumu alıp koridorlarda dolanıp türlü ruhlar görüyorsun. ödün bokuna karışmış ama yok bişey sözüne kanıyorsun, bu yüzden hiç acımadım edith'e oh olsun. her şeyi thomasla yatınca kavradı, galiba o devirde çıplak sevişmek yasakdı. ya da giyinmesi zor olduğundan zahmet edip çıkarmadı *
sonu kötü bağlanmış, edith ölseydi ve thomas tek başına kalsaydı daha tatmin edici olurdu.
--spoiler--
görsel
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar