bugün
- sözlüğün en kütür kütür yazarı5
- yanlışlıkla cappuccino içen erkek4
- misafir gelecek diye temizlik yapmak5
- yazarlara çaylakken neler oluyor6
- sözlüğün en kültürlü yazarı11
- sibel can'ın kıyafetinin azizliğine uğraması4
- iltica7
- maaş yüz yüze görüşülecektir3
- galatasaray10
- arkadaşlar yogaya başlayalım mı10
- kiraz cicegi kolonyasi6
- zall'a çaylak atan ai moderatör4
- recete8
- biz bu aptallık ile nasıl mücadele edeceğiz ya7
- hiç çaylak olmamış sözlük yazarı4
- gocu geldi gocu geldi6
- ayak fetişizmine sapıklık diyen yobazlar2
- çaylaklar cennete mi gidiyor cehenneme mi5
- yagmurcu12
- dinamik güler yüzlü takım çalışmasına yatkın6
- ebeveyn lafları3
- kulaklık8
- dünyada birlikler kurulmalı3
- sözlükte kavga olacak hissi4
- kıymalı kaşarlı pide2
- otobüste açamadığı camı kıran erkek12
- dinleyin ulan develer babanız galatasaray geliyor2
- gammazların gizli hesapları görebilmesi5
- ölürken dinlenecek müzik4
- serhat kılıç27
- yapay zeka 10 yıl içinde tüm insanları öldürecek4
- kadın bacağı paylaşan mehdi8
- namazın amacı12
- beklenen büyük istanbul depremi2
- diyojen3
- sol kanatta oynamak2
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı23
- sözlüğün en masum yazarları23
- libido2
- her sabah yeniden başlamak3
- 9 eylül izmir in kurtuluşu6
- ismail kartal16
- mandalina kolonyası2
- mutluluk her zaman güzel değildir2
- renault fluence2
- telefonu bırakmak isteyip asla bırakamamak4
- adana dürüm vs adana porsiyon9
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i24
- birader beylerin birader baylar olmaları2
- bütün eziklerin 80 ler paylaşımı yapması15
guillermo del torro'nun yeni gizem&gerilim filmidir. daha önce seyretmezsek türkiyede ekimde vizyona gireceği görülüyor.
umarım fragmanı kadar güzeldir, gotik eve bayıldım.
https://www.youtube.com/watch?v=4zBlG8Lv01k
umarım fragmanı kadar güzeldir, gotik eve bayıldım.
https://www.youtube.com/watch?v=4zBlG8Lv01k
gorsellik ve anlatim saheseri. muzikleri de oyle.
Dandik film boşuna para vermeyin.
--spoiler--
kızın o iğrenç evden ve lucille'den başta hiç işkillenmemesi, hayalet görünce normal tepkiler vermesi son derece saçmaydı. hayalet ulan! az ötenden karaltı geçiyor, bayılsana! yok, iki nefesi hızlanıyor, sonra normale dönüyor. saçma. birilerinin ona boyuna çay içirmesi, kocasının gece yatağında olmaması, lucille'in cani lafları... hiçbirinden mi şüphelenmez insan! bu gibi nedenlerle filmin anlatıcısı ve başrolü olan sarışın kızı sevmedim.
loki'ye gelince, onun motivasyonu tutku değildi, aşk değildi. gözü sevdiği kadından başkasını görmeyen bir adam yoktu. beyni yıkanmış, bir kadının tutkusuna alet edilmiş, gözü kör olmuş sönük bir karakter vardı. tüm o cinayetleri lucille'i sakinleştirmek için işliyordu. hayatında belki ilk kez aşık oluyordu, onda da öldü gitti. tamamen sönük bir karakter olarak gitti.
lucille'e gelince. aslında baştan sona onun hikayesi anlatılıyordu. ilk sahneden son beş dakikaya kadar onu düşman olarak tanıdık. iç dünyasına inmemize izin verilmedi. insani tarafları gösterilmedi. hep koyu renk giyiniyordu ve hiç gülmüyordu. son beş dakikada ise, artık öldüreceğine emin olduğu kurbanından gerçekleri saklama gereği duymadı. sorulan her soruya büyük bir dürüstlükle yanıt verdi. laf sokmadı, yüzündeki gölgeler kalktı. aşık olduğu adam için yapıyordu. onu kaybettiğini anlayınca vahşeti sürdürmesine gerek kalmamıştı. düşmanının onu öldürmesine izin verdi ve gitti.
tüm bu kan, tutkuyla seven bir kadının eseriydi. tutunu olduğu kişiyi kaybettiği an oyununu sonlandırdı.
--spoiler--
şahsen loki'ye bu dekoru ve bu dekor içerisinde zarif, genç ve yakışıklı aşık rolünü çok yakıştırdım. dilerim tez zamanda benzer bir rolde oynar tekrar, bu kez sönük olmamak şartıyla.
kızın o iğrenç evden ve lucille'den başta hiç işkillenmemesi, hayalet görünce normal tepkiler vermesi son derece saçmaydı. hayalet ulan! az ötenden karaltı geçiyor, bayılsana! yok, iki nefesi hızlanıyor, sonra normale dönüyor. saçma. birilerinin ona boyuna çay içirmesi, kocasının gece yatağında olmaması, lucille'in cani lafları... hiçbirinden mi şüphelenmez insan! bu gibi nedenlerle filmin anlatıcısı ve başrolü olan sarışın kızı sevmedim.
loki'ye gelince, onun motivasyonu tutku değildi, aşk değildi. gözü sevdiği kadından başkasını görmeyen bir adam yoktu. beyni yıkanmış, bir kadının tutkusuna alet edilmiş, gözü kör olmuş sönük bir karakter vardı. tüm o cinayetleri lucille'i sakinleştirmek için işliyordu. hayatında belki ilk kez aşık oluyordu, onda da öldü gitti. tamamen sönük bir karakter olarak gitti.
lucille'e gelince. aslında baştan sona onun hikayesi anlatılıyordu. ilk sahneden son beş dakikaya kadar onu düşman olarak tanıdık. iç dünyasına inmemize izin verilmedi. insani tarafları gösterilmedi. hep koyu renk giyiniyordu ve hiç gülmüyordu. son beş dakikada ise, artık öldüreceğine emin olduğu kurbanından gerçekleri saklama gereği duymadı. sorulan her soruya büyük bir dürüstlükle yanıt verdi. laf sokmadı, yüzündeki gölgeler kalktı. aşık olduğu adam için yapıyordu. onu kaybettiğini anlayınca vahşeti sürdürmesine gerek kalmamıştı. düşmanının onu öldürmesine izin verdi ve gitti.
tüm bu kan, tutkuyla seven bir kadının eseriydi. tutunu olduğu kişiyi kaybettiği an oyununu sonlandırdı.
--spoiler--
şahsen loki'ye bu dekoru ve bu dekor içerisinde zarif, genç ve yakışıklı aşık rolünü çok yakıştırdım. dilerim tez zamanda benzer bir rolde oynar tekrar, bu kez sönük olmamak şartıyla.
del toro'nun merak ettiğim filmidir. gotik tarzda bir evde filan geçiyor, oh oh severiz muhabbetini...
Del toro'nun izlediğim en kötü filmi.
bir hayalet ve polisiye öyküsü olmuş diyebiliriz. jane austen değil de marry shelley olmak isteyen amerikalı bir bayan yazar adayı ki, kendisi hayaletleri görebiliyor ve onlardan geçmişten kalan anılar olarak bahsediyor, karşısında da para avcısı ingiliz soylusu ve çılgınlığın ötesinde dolanan kardeşler. sanki del torro kendi tarzında bir poe, usher'ların evi öyküsü çekmek istemiş gibi geldi bana.
kısacası senaryo ve filmdeki gelişmeler bir sinefil için çok da öngörülebilir olsa da, del toro'nun varlığı epeyce klasik konulu bir gerilim filmini bir tık öteye taşımış. bir de ben eski dönemlerde geçen bu tür filmleri daha bir seviyorum. kızıl tepedeki her tarafı içindekilerin ruhuyla birlikte çürüyen malikanenin tasarımı da başarılı geldi bana. 10 üstünden 7 puan yeterlidir. ha unutmadan jessica chastain'i de ilk defa böyle bir rolde gördük ama rolünün hakkını ziyadesiyle vermiş. erkek kardeşi rolünde ise gözler johnny depp'i aradı böyle bir rol için, ha ama bu tim burton filmi değildi tabii...
kısacası senaryo ve filmdeki gelişmeler bir sinefil için çok da öngörülebilir olsa da, del toro'nun varlığı epeyce klasik konulu bir gerilim filmini bir tık öteye taşımış. bir de ben eski dönemlerde geçen bu tür filmleri daha bir seviyorum. kızıl tepedeki her tarafı içindekilerin ruhuyla birlikte çürüyen malikanenin tasarımı da başarılı geldi bana. 10 üstünden 7 puan yeterlidir. ha unutmadan jessica chastain'i de ilk defa böyle bir rolde gördük ama rolünün hakkını ziyadesiyle vermiş. erkek kardeşi rolünde ise gözler johnny depp'i aradı böyle bir rol için, ha ama bu tim burton filmi değildi tabii...
Film yine de germiştir. Efektleri görmezden gelirseniz sizde şirinleri görebilirsiniz.
del toro 'nun 2015 yapımı gizem/gerilim/fantastik ve gotik filmi. gdt'yu severim ama gerilim filmlerinden hazetmem, yine de görsellik ve tom hiddleston hatrına izlemeye karar verdim.
senaryoda boşluklar olsa da, her şeyi en başından belli etse de, mekan/görsellik/kıyafetler ve tom çok güzeldi. çatısından kar yağan şato, bembeyaz karın üzerinde kırmızı kil..
--spoiler--
genel olarak filmi beğendim. mumla yapılan dans olsun, thomas'ın derin bakan hüzünlü mavi gözleri olsun, ince detayları ve gotik havası oldukça iyiydi.
filmin eksileri, zayıf senaryosu ve baştan maksadını belli edişiydi. böyle olunca merak uyandırmıyor, o kadar şeye rağmen sıradanlaşıyor. mesela thomas ve ablasının enesest ilişkide oldukları, ablasının cadının teki olduğu gözümüze sokuldu. ama edith hala salağa yatıp bi bok çakmıyor, ulan kimsesiz korkunç bir şatoda yaşıyorsun. kocan yatağında yok, habire mumu alıp koridorlarda dolanıp türlü ruhlar görüyorsun. ödün bokuna karışmış ama yok bişey sözüne kanıyorsun, bu yüzden hiç acımadım edith'e oh olsun. her şeyi thomasla yatınca kavradı, galiba o devirde çıplak sevişmek yasakdı. ya da giyinmesi zor olduğundan zahmet edip çıkarmadı *
sonu kötü bağlanmış, edith ölseydi ve thomas tek başına kalsaydı daha tatmin edici olurdu.
--spoiler--
görsel
senaryoda boşluklar olsa da, her şeyi en başından belli etse de, mekan/görsellik/kıyafetler ve tom çok güzeldi. çatısından kar yağan şato, bembeyaz karın üzerinde kırmızı kil..
--spoiler--
genel olarak filmi beğendim. mumla yapılan dans olsun, thomas'ın derin bakan hüzünlü mavi gözleri olsun, ince detayları ve gotik havası oldukça iyiydi.
filmin eksileri, zayıf senaryosu ve baştan maksadını belli edişiydi. böyle olunca merak uyandırmıyor, o kadar şeye rağmen sıradanlaşıyor. mesela thomas ve ablasının enesest ilişkide oldukları, ablasının cadının teki olduğu gözümüze sokuldu. ama edith hala salağa yatıp bi bok çakmıyor, ulan kimsesiz korkunç bir şatoda yaşıyorsun. kocan yatağında yok, habire mumu alıp koridorlarda dolanıp türlü ruhlar görüyorsun. ödün bokuna karışmış ama yok bişey sözüne kanıyorsun, bu yüzden hiç acımadım edith'e oh olsun. her şeyi thomasla yatınca kavradı, galiba o devirde çıplak sevişmek yasakdı. ya da giyinmesi zor olduğundan zahmet edip çıkarmadı *
sonu kötü bağlanmış, edith ölseydi ve thomas tek başına kalsaydı daha tatmin edici olurdu.
--spoiler--
görsel
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar