bugün
- sözlüğün en sevilen yazarı22
- ateistlerin yaşama amacı18
- hiçbir ankette ismi olmayan yazarlar6
- claudian clouds ve insan olmaya ceyrek kala aşkı5
- diamond bey birader birader beydir7
- apoya küfür edince sinirlenen akpliler ve mhpliler9
- dincilerin afrika da su kuyusu açma saplantısı8
- yeter ulan artık19
- kamyon arkası sözler6
- fenerlilerin bir galibiyetle çoşması3
- biraderler biraderdirler6
- deneysel varlık ve teorik varlık4
- teröriste sövmek artık yasak14
- dindarların çoğunun fakir olması4
- demek doğruymuş diyeceksiniz5
- ofsaytımsı4
- seküler yahudi3
- fenerbahçe vs galatasaray19
- tarihin en kötü lyonu14
- fenerin sanki bizi biraz fazla rezil etmesi19
- ben geldim dağılın2
- great filter5
- mehdi sultan olacak6
- anket anketi7
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı48
- evrim2
- ellerim bos gonlum hos12
- fenerbahçe lyon maçında atıp tutan yazarlar16
- fenerbahçe24
- iblisin meleklerin hocası olması2
- kadınların askerlik yapmamasının nedenleri8
- ucl'ye girer girmez köylülüğünü gösteren köylü11
- ratko mladiç2
- youtube'u yöneten varlıkla etkileşime girdim7
- sarapci koala54
- nervio3
- ben bu dünyadan değilim evladım3
- fenerbahçe'nin cincondan daha çok para alması8
- bireysel ve kollektif bilinçaltı2
- her şey zihinde olup biter2
- zorunlu eğitim11
- parlementer sistem5
- 29 ağustos 2026 konyaspor kocaelispor maçı2
- 28 ağustos 2026 gençlerbirliği erzurumspor maçı2
- dem parti kapatılsın2
- kazakistan2
- moğolistan2
- cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde revizyon4
- k pax2
- pontus rumları10
(bkz: explosive striker teyze)
(bkz: promising teyze)
(bkz: hot prospect for future teyze)
ve yok artık
(bkz: wonderteyze)*
(bkz: promising teyze)
(bkz: hot prospect for future teyze)
ve yok artık
(bkz: wonderteyze)*
football manager hayranları zannedersem az çok anladı hangi konudan bahsedeceğimizi fakat tanımımızı yapalım yine de. futbolda savunmayı organize eden bek oyuncusu için kullanılır commanding center back tabiri. bu arkadaş genelde göbekteki çift stoperden biri olup, oyun zekası diğerlerine göre epey yüksektir. adam paylaşımı, defans derinliği gibi hususlarda arkadaşlarını uyarır. diyelim rakibi ofsayt tuzağına mı düşürecekler; ''çıkın hölölööy'' diye bağırarak savunmasını ileri çıkartır vs vs. bu savunmacı tipine fabio luciano, jes högh ve efsane kaiser franz beckenbauer'i örnek verebiliriz.
toplumsal hayatımızın en önemli figürlerinden olan teyzeler de bir orkestra şefi edasıyla bulundukları ortamdaki tüm enstrümanları kontrol ederler. bakın arkadaşlar, teyzeleri küçümseme gafletine sakın ola düşmeyin. ahiler gibi masonlar gibi teşkilatlanmışlardır lonca lonca, loca loca ve görev bölümünü de çok iyi yapmışlardır. valla ben olsam trafik polislerinin yerine trafik teyzeleri koyardım. sonra misal şimdilerde fenerbahçe taraftarı pek az bağırır oldu, takımı ateşleyemiyor. koy tribüne dört tane commanding center teyze, bak gör nasıl akıyor takım rakip kaleye. çekirdek çitleyen falan bulamazsın.
şimdi nerden çıktı böyle sikimsonik saçma bir başlık ve de teyze konusu değil mi? anlatayım da dinle cancağızım.
güneşli, pırıl pırıl ve bol nemli bir istanbul sabahında zeytinburnu'ndan çıktım yola. gideceğim mecidiyeköy'e ve orada sözlükten üç güzide arkadaşla laflayacağız. otobüs ferah, gayet tenha, kamil kamil gidiyoruz. bir durak sonra cep telefonuyla konuşan bir teyze bindi. saçlarını ensede topuz yapmış ama ne topuz, taşköprü sarmısağı gibi olmuş. uzun bir etek giymiş, üstünde de beyaz üzerine siyah çiçek desenli gömlek var. teyzenin yüksek sesle konuşmasından belaya çattığımızı anlamıştım. her an birimizin kafasına vuracakmış gibi omzunda emanet duran kocaman siyah çantasını yanımdaki koltuğa koyunca ''aha sıçtık'' dedim ''şimdi işin yoksa yol boyu bu kadının çenesini çek, çantasıyla boğuş''. kıçının sağ lobunu yerleştirdi koltuğa, çanta döşüme yavaş yavaş girmeye başladı. karşısında oturan ondört onbeş yaşlarındaki kıza ''çeksene bakiim ayaklarını'' diye bir nota yolladı ve bacaklarını uzattı güzelcene. teyzemizin '' aay ooff, çok sıcak di mi be evladım'', ''şoför bey oğlum kapıyı açsana bari'' gibi hararetle tasdik edilen ve gereği yapılan cümleleri antalya sıcağı gibi şuuruma şuuruma vururken okmeydanı'na yaklaştık. işte o anda 'organizatör-yönetici' kimliği açığa çıktı bu cumhuriyet kadınının. yaşlı ve hantal vücudundan beklenmeyen bir çeviklikle ayağa kalkıp oturuyor, bir o yana bir bu yana komutlar yağdırıyordu. aslında tavsiyede bulunuyordu ama tarzı sert olduğundan algılamamız farklı oluyordu. otobüsteki diğer kadınlar türbanlıydı ve bu sebepten commanding center teyze eşyanın tabiatı gereği onlara emretme, bağırma hakkına sahipti.
'' sen! sen, orta kapının arkasındaki; diş polikliniği için bir durak ilerde ineceksin. yolun karşısına geç, tamamdır''
teyze o mesafeden deneğin dişlerinde problem olduğunu mu gördü yoksa konuşmalarını mı duydu? her iki durumda da maaşallah, allah duyu organlarına zeval vermesin. fakat bende öyle bir intiba bıraktı ki sanırım otobüse binen hastane yolcuları sağlık karnelerini ve gidecekleri kliniği ona onaylattırıyorlardı.
+ şoför bey, dursana işte burda. inecekler onlar!
- teyze durak harici indi bindi yapamam, yasak.
+ yazık değil mi oğlum, bu sıcakta yürüyecekler...
ve tanrı teyzeyi yarattı... o da müminler hastaneye çabuk varabilsinler diye trafik kurallarını çiğnetti.
daha fazla uzatmayayım, hürriyet tepesi'nde inene kadar kâh gülümseyerek kâh sinirden bıyıklarımı çekiştirerek teyzenin eylemlerine mimiklerimle renk kattım ve çantasıyla seviştim. o da son ana kadar profesyonelce işini yaptı, hareket memuru edasıyla herkese 'şurda inecen, buna binecen' diye direktifler verdi. bazen kızdı bağırdı, bazen babacan bir gülümsemeyle, şefkatle konuştu onlarla. sonra da indi otobüsten, danny de vito gibi sallana sallana evine gitti işini yapmış insanların huzuruyla.
'lynyrd thinks, teyze organizes halkotobüsü well'
toplumsal hayatımızın en önemli figürlerinden olan teyzeler de bir orkestra şefi edasıyla bulundukları ortamdaki tüm enstrümanları kontrol ederler. bakın arkadaşlar, teyzeleri küçümseme gafletine sakın ola düşmeyin. ahiler gibi masonlar gibi teşkilatlanmışlardır lonca lonca, loca loca ve görev bölümünü de çok iyi yapmışlardır. valla ben olsam trafik polislerinin yerine trafik teyzeleri koyardım. sonra misal şimdilerde fenerbahçe taraftarı pek az bağırır oldu, takımı ateşleyemiyor. koy tribüne dört tane commanding center teyze, bak gör nasıl akıyor takım rakip kaleye. çekirdek çitleyen falan bulamazsın.
şimdi nerden çıktı böyle sikimsonik saçma bir başlık ve de teyze konusu değil mi? anlatayım da dinle cancağızım.
güneşli, pırıl pırıl ve bol nemli bir istanbul sabahında zeytinburnu'ndan çıktım yola. gideceğim mecidiyeköy'e ve orada sözlükten üç güzide arkadaşla laflayacağız. otobüs ferah, gayet tenha, kamil kamil gidiyoruz. bir durak sonra cep telefonuyla konuşan bir teyze bindi. saçlarını ensede topuz yapmış ama ne topuz, taşköprü sarmısağı gibi olmuş. uzun bir etek giymiş, üstünde de beyaz üzerine siyah çiçek desenli gömlek var. teyzenin yüksek sesle konuşmasından belaya çattığımızı anlamıştım. her an birimizin kafasına vuracakmış gibi omzunda emanet duran kocaman siyah çantasını yanımdaki koltuğa koyunca ''aha sıçtık'' dedim ''şimdi işin yoksa yol boyu bu kadının çenesini çek, çantasıyla boğuş''. kıçının sağ lobunu yerleştirdi koltuğa, çanta döşüme yavaş yavaş girmeye başladı. karşısında oturan ondört onbeş yaşlarındaki kıza ''çeksene bakiim ayaklarını'' diye bir nota yolladı ve bacaklarını uzattı güzelcene. teyzemizin '' aay ooff, çok sıcak di mi be evladım'', ''şoför bey oğlum kapıyı açsana bari'' gibi hararetle tasdik edilen ve gereği yapılan cümleleri antalya sıcağı gibi şuuruma şuuruma vururken okmeydanı'na yaklaştık. işte o anda 'organizatör-yönetici' kimliği açığa çıktı bu cumhuriyet kadınının. yaşlı ve hantal vücudundan beklenmeyen bir çeviklikle ayağa kalkıp oturuyor, bir o yana bir bu yana komutlar yağdırıyordu. aslında tavsiyede bulunuyordu ama tarzı sert olduğundan algılamamız farklı oluyordu. otobüsteki diğer kadınlar türbanlıydı ve bu sebepten commanding center teyze eşyanın tabiatı gereği onlara emretme, bağırma hakkına sahipti.
'' sen! sen, orta kapının arkasındaki; diş polikliniği için bir durak ilerde ineceksin. yolun karşısına geç, tamamdır''
teyze o mesafeden deneğin dişlerinde problem olduğunu mu gördü yoksa konuşmalarını mı duydu? her iki durumda da maaşallah, allah duyu organlarına zeval vermesin. fakat bende öyle bir intiba bıraktı ki sanırım otobüse binen hastane yolcuları sağlık karnelerini ve gidecekleri kliniği ona onaylattırıyorlardı.
+ şoför bey, dursana işte burda. inecekler onlar!
- teyze durak harici indi bindi yapamam, yasak.
+ yazık değil mi oğlum, bu sıcakta yürüyecekler...
ve tanrı teyzeyi yarattı... o da müminler hastaneye çabuk varabilsinler diye trafik kurallarını çiğnetti.
daha fazla uzatmayayım, hürriyet tepesi'nde inene kadar kâh gülümseyerek kâh sinirden bıyıklarımı çekiştirerek teyzenin eylemlerine mimiklerimle renk kattım ve çantasıyla seviştim. o da son ana kadar profesyonelce işini yaptı, hareket memuru edasıyla herkese 'şurda inecen, buna binecen' diye direktifler verdi. bazen kızdı bağırdı, bazen babacan bir gülümsemeyle, şefkatle konuştu onlarla. sonra da indi otobüsten, danny de vito gibi sallana sallana evine gitti işini yapmış insanların huzuruyla.
'lynyrd thinks, teyze organizes halkotobüsü well'
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar