bugün
- sözlük yazarlarının salatalıkları13
- özledim mesajına verilecek cevaplar10
- sözlükte herkesin avcı olması12
- takı takmayı çok seven kız7
- hangi renksiniz4
- sürekli ilgi bekleyen erkek9
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu17
- sözlükteki zorbalar12
- sözlükteki şer çetesi9
- izmirbeyefendisi13
- sivaslılar6
- menzil terör örgütü metö3
- 05 09 2026 silvermist'e ciğer ısmarlamam5
- sinoplular nasıl insanlardır7
- islamcı entelektüeller3
- gocu50
- bıçak kemiğe dayandı6
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı32
- ağzıyla içemeyen insan6
- sözlükteki büyücüler5
- yobaz kudurtma yolları2
- sözlükte içki fotoğrafı paylaşan tip6
- sözlüğe farklı bir kimlik ile sızmak5
- zeki demirkubuz4
- tarihin en kötü psg si2
- deccalin sözlükte olma ihtimali5
- sokaktan kız geçerken kurt gibi uluyan tipler2
- kış gelince karışık turşu yapan kız2
- berhan şimşek'in kadına şiddet görüntüsü10
- kılıçlar çekildi bu bir düello5
- kuzukulağı3
- anın görüntüsü23
- hayatın vura vura öğrettiği gerçekler2
- alkolün beyin hücreleri üzerindeki etkileri4
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı17
- isa mesih'in ikinci kez geleceği gerçeği4
- sinoplu diyojen4
- paris saint germain8
- ayak bileğini emojiyle kapatan türbanlı2
- şeyhinin kapısında havlayan çomar2
- yerin 2 bin 900 km altında 6 gizemli yapı keşfi3
- sözlükte kavga çıkarsa gocunun kini tutuyoruz9
- 5 eylül 2026 köprülerin özelleştirilmesi13
- 5 eylül 2026 türkiye sırbistan voleybol maçı6
- kıyamet alametleri3
- çıplak gösteren gözlük5
- online listesi nereye gitti3
- hoşlandığın kızın komünist çıkması11
- iyilik vs fedakarlık5
- 1 kötünü 40 iyiye zararı3
ayriligin zorlastigi yerdeyim ve dalginligim
bir mülteci hüznüne dönüyor artik bu kentte
mısralarıyla vuran şiir
bir mülteci hüznüne dönüyor artik bu kentte
mısralarıyla vuran şiir
büyüdüğünü sananların,büyümediklerini itiraf edenlere ve bunun tadını çıkaranlara en çok söyledikleri laf...
hayatinin en güzel evresini yasayan insandir.
fil yutmus boga yilanini sapkaya benzetenler, bir kisinin milyonlarca yildiz arasinda sadece bir tane bulunan bir cicegi sevmesini, ona baktiginda mutlu olmasini önemsiz bir is sayanlar elbette cocuklugu anlayamazlar..
onlar sadece ciddi seylerle ugrasirlar; bir evin güzelligini fiyatla ölcerler mesela, bir gezegenin adinin cicek böcek olmasindansa b 612 olmasini tercih ederler..
cocukluk denen seyin büyülü bir durak oldugunun farkina varmadan belkide durakta inmeyi unutup gecmislerdir bu sözü hakaret sayanlar..
(bkz: kücük prens)
fil yutmus boga yilanini sapkaya benzetenler, bir kisinin milyonlarca yildiz arasinda sadece bir tane bulunan bir cicegi sevmesini, ona baktiginda mutlu olmasini önemsiz bir is sayanlar elbette cocuklugu anlayamazlar..
onlar sadece ciddi seylerle ugrasirlar; bir evin güzelligini fiyatla ölcerler mesela, bir gezegenin adinin cicek böcek olmasindansa b 612 olmasini tercih ederler..
cocukluk denen seyin büyülü bir durak oldugunun farkina varmadan belkide durakta inmeyi unutup gecmislerdir bu sözü hakaret sayanlar..
(bkz: kücük prens)
ahmet telli şiiri.. en güzellerinden biri...
akıllara burak güven'in sarkı sözlerini getirebilecek kelimeler.
"keşke sen de biraz çocuk olabilsen" diye cevaplanası, söyleyenlerin iğneleyici sandıkları, söylenen kişinin içten içe mutlu olmasını sağlayan cümle.
yaşıyla konuştukları tutmayan, dengesiz kişiliğe söylenecek sözdür. büyümesi ve akıllanması için annesine tembih edilir.
ÇOCUKSUN SEN II
Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüm
Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hâlâ
Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
Zaman benim işte, nesneleşiyor tüm anlar
Dursam ölürüm paramparça olur dünya
Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüğüm
Uçurum diyordun bir aşk uçurum özlemidir
Bırakıyorum öyleyse kendimi sesinin boşluğuna
Tutunabileceğim tüm umutları görmiyeyim için
Gözlerimi bağlıyorum geceyi mendil yaparak
(Gözlerim bir yerlerde daha bağlanmıştı, bunu
Unutmuyorum unutmuyorum unutmuyorum hiç)
Bir rüzgâr esse ellerin fesleğen kokuyor
Kırlangıçlar konuyor alnına akşamüstleri
Bu yüzden bir kanat sesiyim yamaçlarda
Üzgün bir erguvan ağacıyla konuşuyorum
Ayrılığın zorlaştığı yerdeyim ve dalgınlığım
Bir mülteci hüznüne dönüyor artık bu kentte
Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan
Bir bulutun peşine takılıp gittiğimiz yer
Okyanus diyelim istersen ya da sen söyle
Batık bir gemiyim orda, seni bekliyorum
Upuzun bir sessizliğim fırtınalar patlarken
Gövdem köle tacirlerinin barut yanıkları içinde
Ve gittikçe acıtıyor yaralarımı tuzlu su
Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç
Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı
(Soluğunun elma kokması bundandı belki)
Bir elma kokusuna tutundum düşerken
Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
Çocuksun sen, çocuğumsun
Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüm
Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hâlâ
Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
Zaman benim işte, nesneleşiyor tüm anlar
Dursam ölürüm paramparça olur dünya
Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüğüm
Uçurum diyordun bir aşk uçurum özlemidir
Bırakıyorum öyleyse kendimi sesinin boşluğuna
Tutunabileceğim tüm umutları görmiyeyim için
Gözlerimi bağlıyorum geceyi mendil yaparak
(Gözlerim bir yerlerde daha bağlanmıştı, bunu
Unutmuyorum unutmuyorum unutmuyorum hiç)
Bir rüzgâr esse ellerin fesleğen kokuyor
Kırlangıçlar konuyor alnına akşamüstleri
Bu yüzden bir kanat sesiyim yamaçlarda
Üzgün bir erguvan ağacıyla konuşuyorum
Ayrılığın zorlaştığı yerdeyim ve dalgınlığım
Bir mülteci hüznüne dönüyor artık bu kentte
Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan
Bir bulutun peşine takılıp gittiğimiz yer
Okyanus diyelim istersen ya da sen söyle
Batık bir gemiyim orda, seni bekliyorum
Upuzun bir sessizliğim fırtınalar patlarken
Gövdem köle tacirlerinin barut yanıkları içinde
Ve gittikçe acıtıyor yaralarımı tuzlu su
Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç
Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı
(Soluğunun elma kokması bundandı belki)
Bir elma kokusuna tutundum düşerken
Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
Çocuksun sen, çocuğumsun
okuduğum ilk ahmet telli şiiri. her sözcüğünde onu bulduğum, her dizesini ezbere bildiğim, onu okurcasına. ben şiir sevmezdim oysa ki.. sesini her duyuşumda kulaklarımda yankılandı "Çocuksun sen sesindeki tipiye tutuldugum.." dizesi. sen tipiydin, bense avuçlarından dökülen bir kum tanesi. ya kayıp gittiğimi farkedemeyecek kadar önemsizdim, ya da küçüktüm. küçük olan bendim ama çocuk hep sendin. beraber çıkmıştık yola, üstümüze kar yağıyordu. kaç güneş batırdık, kaç dönemeç döndük, hangi taşa takıldık, saymadım. sözümüz vardı, uçurumlar bile durduramazdı bizi hani ? olmadı. uçurumları dolduran sesinmiş. o gidince ayağımın altı bomboş kaldı. bir adım atsam yitip gideceğim varışsızlığımda, sonsuzluğunda. sabret, parmaklarım dışarda benim. kirpiklerime düşen son çiy damlası da kuruduğunda düşeceğim.
ben o sonsuz uykuya dalmıştım. uyandırmadın.
çocuk büyüdü..
ve öldü. *
ben o sonsuz uykuya dalmıştım. uyandırmadın.
çocuk büyüdü..
ve öldü. *
çocuk olduğun için korkuyorsun benden,
çocuk olduğun için kaçıyorsun benden,
çocuk olduğun için kırgınsın bana hep,
çocuk olduğun için kustun bana hep,
çocuk olduğun için asla büyüyemiyorsun,
çocuk olduğun için bir kere bile konuşmuyorsun,
çocuk olduğun için yüzüme bakacak cesaretin yok,
çocuk olduğun için saklambaç oynuyorsun benimle,
çocuk olduğun için golgede kalmayı seçiyorsun,
sanırım hep çocuksun sen...
çocuk olduğun için kaçıyorsun benden,
çocuk olduğun için kırgınsın bana hep,
çocuk olduğun için kustun bana hep,
çocuk olduğun için asla büyüyemiyorsun,
çocuk olduğun için bir kere bile konuşmuyorsun,
çocuk olduğun için yüzüme bakacak cesaretin yok,
çocuk olduğun için saklambaç oynuyorsun benimle,
çocuk olduğun için golgede kalmayı seçiyorsun,
sanırım hep çocuksun sen...
"bir çiçege tutundum düserken, ordayim hâlâ"
benden iyi olmasın pek tatlı imiş
belki badem gozlu, belki dünya tatlısı
isterse, kısmetse bir evlilik
nasıl naif, nasıl sakin, nasıl bilgin dünya.
şaka sandımdı, bir filmde gordumdu; inanamadığım.
"gözlerimi bagliyorum geceyi mendil yaparak
(gözlerim bir yerlerde daha baglanmisti, bunu
unutmuyorum unutmuyorum unutmuyorum hiç)"
bir zamanlar -diğerleri- gibi olmamaktan bahsederdi insanlar
sonra geceden..sonra düşüşlerden.. sonra onarmak için nasıl çaba sarf edildiğinden.
şimdi hangi merhem iyi eder ziyadesiyle solanı?
saksıları kaldır at, eller artık toprak kokmuyor.
halbuki narindi onlar.
"üzgün bir erguvan agaciyla konusuyorum
ayriligin zorlastigi yerdeyim ve dalginligim
bir mülteci hüznüne dönüyor artik bu kentte"
bir yol düşle,bildiğin; bir koku anımsa, elmaya çalan. belki de - en güzel günlerimizden biri-
her kaldırımda ayak izleri, biri büyük biri küçük.
gozlerini al ellerine, bir şey kalmış mı dünden; sadece izle.
"bir bulutun pesine takilip gittigimiz yer
okyanus diyelim istersen ya da sen söyle "
sonra bir şarkı tutturup dem vuralım geçmişten..belki de tek gerçek yanımızdan?
en yalın haliyle bir kadın hırıldıyor içimde, utangaç şarkıları.
sabaha bir kuş uçacak bu şehirden, yanaklarında yaşla karışık kanat sesleri.
kabahattir inanmak için çabalamak. kabahat, pek mühim kabahat.
"(solugunun elma kokmasi bundandi belki)"
parantezler kalsın, gece kalsın, ayrıntılar kalsın, şarap kalsın.
birileri giderken olmadık şeyler kalsın, kalsın ki surata çarpılan bir tokat olsun yaşananlar. papatyalar solar elbet bir bir.
içi boşaltılmış bir küfür dilimde -güven-
şimdi bir yol geçiyor içimden, içinde kimsenin olmadığı
sessiz, sakin, dürüst..
benden iyi olmasın pek tatlı imiş
belki badem gozlu, belki dünya tatlısı
isterse, kısmetse bir evlilik
nasıl naif, nasıl sakin, nasıl bilgin dünya.
şaka sandımdı, bir filmde gordumdu; inanamadığım.
"gözlerimi bagliyorum geceyi mendil yaparak
(gözlerim bir yerlerde daha baglanmisti, bunu
unutmuyorum unutmuyorum unutmuyorum hiç)"
bir zamanlar -diğerleri- gibi olmamaktan bahsederdi insanlar
sonra geceden..sonra düşüşlerden.. sonra onarmak için nasıl çaba sarf edildiğinden.
şimdi hangi merhem iyi eder ziyadesiyle solanı?
saksıları kaldır at, eller artık toprak kokmuyor.
halbuki narindi onlar.
"üzgün bir erguvan agaciyla konusuyorum
ayriligin zorlastigi yerdeyim ve dalginligim
bir mülteci hüznüne dönüyor artik bu kentte"
bir yol düşle,bildiğin; bir koku anımsa, elmaya çalan. belki de - en güzel günlerimizden biri-
her kaldırımda ayak izleri, biri büyük biri küçük.
gozlerini al ellerine, bir şey kalmış mı dünden; sadece izle.
"bir bulutun pesine takilip gittigimiz yer
okyanus diyelim istersen ya da sen söyle "
sonra bir şarkı tutturup dem vuralım geçmişten..belki de tek gerçek yanımızdan?
en yalın haliyle bir kadın hırıldıyor içimde, utangaç şarkıları.
sabaha bir kuş uçacak bu şehirden, yanaklarında yaşla karışık kanat sesleri.
kabahattir inanmak için çabalamak. kabahat, pek mühim kabahat.
"(solugunun elma kokmasi bundandi belki)"
parantezler kalsın, gece kalsın, ayrıntılar kalsın, şarap kalsın.
birileri giderken olmadık şeyler kalsın, kalsın ki surata çarpılan bir tokat olsun yaşananlar. papatyalar solar elbet bir bir.
içi boşaltılmış bir küfür dilimde -güven-
şimdi bir yol geçiyor içimden, içinde kimsenin olmadığı
sessiz, sakin, dürüst..
tamamen karsi tarafin bu sozu soylerkenki vurgusuna ve o an icinde bulunulan sohbetin gidisatina gore olumlu ya da olumsuz algilanabilecek hitap, yargi.
gelgelelim son derece notr bir soylem olmasina, hatta cocuk kavraminin icinde barindirdigi bir cok olumlu ozellige (masumiyet, sevimlilik vb.) sahip olmasina ragmen, olumsuz bir kosulda, deger verilen birisi tarafindan soylendiginde, ana avrat sovulmesinden daha agir gelir insana. isin icinde 'saflik' boyutu var tabi, sen safsin dedigin zaman birisine karsindaki 'hmm evet saf, katiksiz, ici disi, ozu sozu bir bi insan evladiyim ne mutlu bana' demiyor, "aha bu bana enayi dedi" diyor. isin b.ktan tarafi sen de zaten cocuksun demiyorsun ona aslinda, enayisin diyorsun, e ne oluyo sonunda, iki yanlis bi dogruyu goturuyo, olan el kadar cocuga oluyo.
gelgelelim son derece notr bir soylem olmasina, hatta cocuk kavraminin icinde barindirdigi bir cok olumlu ozellige (masumiyet, sevimlilik vb.) sahip olmasina ragmen, olumsuz bir kosulda, deger verilen birisi tarafindan soylendiginde, ana avrat sovulmesinden daha agir gelir insana. isin icinde 'saflik' boyutu var tabi, sen safsin dedigin zaman birisine karsindaki 'hmm evet saf, katiksiz, ici disi, ozu sozu bir bi insan evladiyim ne mutlu bana' demiyor, "aha bu bana enayi dedi" diyor. isin b.ktan tarafi sen de zaten cocuksun demiyorsun ona aslinda, enayisin diyorsun, e ne oluyo sonunda, iki yanlis bi dogruyu goturuyo, olan el kadar cocuga oluyo.
ahmet telli'nin insanı kendinden geçiren şiiri.ilk okunduğunda bir aşk şiiri izlenimi uyandırmasına rağmen savaştaki çocuklar için yazıldığını öğrendiğimde farklı anlamlara büründü şiir.taşlar yerine oturdu tabiri caizse.
duyulması durumuna göre kişiye hem hoşnutluk hem de hoşnutsuzluk verebilecek olan cümledir. bir başkasına eleştiri olarak söylemek ise yürek ister.
şairin sesinden çocuğu:
https://www.youtube.com/watch?v=0_2huE4qIGM
https://www.youtube.com/watch?v=0_2huE4qIGM
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar