bugün
- antipanik'in sözlüğe vedası16
- clemence baptista14
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak13
- defin işlemi sırasında mezarlıkta yemek servisi11
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası33
- s'i l v'e r m'i s t15
- öğle yemeğinde 3 lahmacun yiyip 2 büyük ayrn içmek3
- ojeli el fotoğrafı3
- fake hesaplara göz yuman uludağ sözlük moderasyonu5
- gençlere tavsiyelerim4
- kahvaltım güzel mi7
- ismet gurbuz 20249
- mermerin edepsiz yarığı3
- refah'ın vakti geldi3
- siz neden böylesiniz2
- kale3112 ifşa9
- gocu karton toplayan cocuk true sari renkli seker4
- sinek as5
- mısır daki haladan miras kalması6
- arkadaşlar kavga etmeyin3
- sabah kahve demleyip müzik açarak güne başlamak2
- arkadaşlar slm falıma bakın4
- masklavi ile çay içmek5
- iltica27
- 15 yaş altına sosyal ağ yasağı2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı9
- yaşar ustanın olayları biraz fazla ajite etmesi4
- eve jobs4
- bir erkeğin yapabileceği en büyük hata18
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı20
- zorda kalsanız penguen siker miydiniz3
- kolye140
- cüneyt arkın'ın bizans ta savaş suçu işlemesi3
- felsefe dersinin zorunluluğu2
- trabzonspor4
- cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi4
- kötü adamın kahkaha atarak suçunu itiraf etmesi3
- kötü adamın iyi adamı öldürmek yerine konuşması3
- 40 yaş üstü erkekleri sözlükten tahliye ediyoruz19
- karton toplayan cocuk'un gerçek yüzü18
- fon vurgunu29
- fakirliğin kuşaktan kuşağa aktarılması2
- saçını topuz yapan erkek3
- zenginlerin de geçinemiyoruz demeye başlaması2
- kim jong'un bir türlü ölmemesi4
- bizanslılıktan soğumak2
- ayak3
- murat ağırel2
- pasifik okyanusuna gay demek2
- yol yemek ssk sağlayan mafya babası2
konuşmaları eleştirilse de daima kulak ve önem verilmelidir. bi' deftere ya da kâğıda not edilmelidir muhakkak.
totaliterizmin, militarizmin, islamofobik fikirlerin ve ateizmin en radikal, en ateşli savunucularından biri olsa da bilim adamı kimliğine daima saygı duyduğumuz ve daima saygı duymaya devam edeceğimiz akıllı bir insandır; jeologdur. birçok güzel eleştirisi vardır, ateist kimliği dolasıyla bunu abartabilir; ama bir insanın kendi inancını, felsefesini savunmasını da çok görmemek gerek. gayet normal bir şey... sonuçta bilim insanlarına saygı duymamızın sebebi ortaya koydukları bilimsel bilgilerdir; onların inanç ya da felsefelerini değil, bilimlerini alıyoruz.
Esprili bir ateizm savunucusu jeoligdur. Bana gorede adamin dibidir.
evrimsel biyoloji ile ilgilenmiş olan, jeoloji profesörü.
takibe başladık kendisini.
takibe başladık kendisini.
tesadüf adıyla hazırlanan videosunu buradan izleyebileceğiniz bilim adamı: https://www.youtube.com/w...MbI&fb_source=message
--spoiler--
Ya bilimi adam gibi öğreneceksin, ya bilimden gelen adamlara saygı göstereceksin.
Şimdi bir kere bu aminoasitler içinde DNA'inin özellikle, diy mi? Şimdi bunun içerisinde uzun moleküller var. Ve bunlar bir araya gelerek genetik kod oluşturuyorlar, diy mi? Şimdi bunların içerisinde tek bir parçanın değişmesi canlılık özelliğini kaldırır laf,ı bir kere doğru değil. Bunlar değişirse değişik canlılar yaratır. Canlı üretiminde hata yapılır; mesela üç ayaklı inek olur, efendim iki kafalı adam olur veyahut Einstein olur. Dolayısıyla o bir yanlış bilgi.
Yani elimizdeki aminoasitler çok mükemmel şeyler değildir. Bunların içerisinde bir sürü hata var. Bütün canlılar aleminde o kadar çok hata var ki... Bu hatalar yüzünden zaten, bakıyorsunuz döllerin çok küçük bir kısmı hayatta kalabiliyor. Birbirini yiyor canlılar alemi. Diy mi? Bertrand Russel diyor ki: "Ya bu din adamları bize diyorlar ki müthiş bir ahenk var bu ne ahenktir ki herkes birbirini yiyor." Böyle eğer bir kanun varsa siz bir balıktan milyonlarca yumurta üretip bunun içinden sadece bir kaç tanesi yaşıyabiliyorsa bu tesadüftür. Hiçbir düzen yok demektir. Eğer bir düzen olsaydı bu kadar yaygın döl üretilmez ve bu döller içinde bu kadar çok hata yapılmaz.
Biz bütün gezegenlerin fevkalade düzenli hareket ettiğini zannediyoruz. Etmiyorlar, kaotik... Biz bugün zannediyoruz ki bizim bildiğimiz deterministik kurallar, fizik kuralları falan fevkalade çalışır. Hayır çalışmıyorlar, kaotik... Yani bütün kainat bir keşmekeş. Bakın bu 19. yy fiziğinin en büyük keşiflerinden biri. Dolayısıyla bilim sürekli olarak kendini düzelterek gelişiyor, daha çok öğreniyoruz. Dolayısıyla şunu varsayıyor bilim: Hiç kimse her şeyi bilemez.
Eğer biz bu dünyada rahat yaşamak istiyorsak; öğrenmek zorundayız. Onun için Marx efendinin dediği yanlış. Ama onun için de, bu kadar peygamber geldiği halde insanlığın halini görüyorsunuz. Çünkü söylenilenler doğru değil. Burada benim demek istediğim şu; bizim elimizde bir tek silah var o da beynimiz. Öğrenme yetimiz.
Benim dediğim tek şey; gelin öğrenelim...
--spoiler--
--spoiler--
Ya bilimi adam gibi öğreneceksin, ya bilimden gelen adamlara saygı göstereceksin.
Şimdi bir kere bu aminoasitler içinde DNA'inin özellikle, diy mi? Şimdi bunun içerisinde uzun moleküller var. Ve bunlar bir araya gelerek genetik kod oluşturuyorlar, diy mi? Şimdi bunların içerisinde tek bir parçanın değişmesi canlılık özelliğini kaldırır laf,ı bir kere doğru değil. Bunlar değişirse değişik canlılar yaratır. Canlı üretiminde hata yapılır; mesela üç ayaklı inek olur, efendim iki kafalı adam olur veyahut Einstein olur. Dolayısıyla o bir yanlış bilgi.
Yani elimizdeki aminoasitler çok mükemmel şeyler değildir. Bunların içerisinde bir sürü hata var. Bütün canlılar aleminde o kadar çok hata var ki... Bu hatalar yüzünden zaten, bakıyorsunuz döllerin çok küçük bir kısmı hayatta kalabiliyor. Birbirini yiyor canlılar alemi. Diy mi? Bertrand Russel diyor ki: "Ya bu din adamları bize diyorlar ki müthiş bir ahenk var bu ne ahenktir ki herkes birbirini yiyor." Böyle eğer bir kanun varsa siz bir balıktan milyonlarca yumurta üretip bunun içinden sadece bir kaç tanesi yaşıyabiliyorsa bu tesadüftür. Hiçbir düzen yok demektir. Eğer bir düzen olsaydı bu kadar yaygın döl üretilmez ve bu döller içinde bu kadar çok hata yapılmaz.
Biz bütün gezegenlerin fevkalade düzenli hareket ettiğini zannediyoruz. Etmiyorlar, kaotik... Biz bugün zannediyoruz ki bizim bildiğimiz deterministik kurallar, fizik kuralları falan fevkalade çalışır. Hayır çalışmıyorlar, kaotik... Yani bütün kainat bir keşmekeş. Bakın bu 19. yy fiziğinin en büyük keşiflerinden biri. Dolayısıyla bilim sürekli olarak kendini düzelterek gelişiyor, daha çok öğreniyoruz. Dolayısıyla şunu varsayıyor bilim: Hiç kimse her şeyi bilemez.
Eğer biz bu dünyada rahat yaşamak istiyorsak; öğrenmek zorundayız. Onun için Marx efendinin dediği yanlış. Ama onun için de, bu kadar peygamber geldiği halde insanlığın halini görüyorsunuz. Çünkü söylenilenler doğru değil. Burada benim demek istediğim şu; bizim elimizde bir tek silah var o da beynimiz. Öğrenme yetimiz.
Benim dediğim tek şey; gelin öğrenelim...
--spoiler--
Hayatını Bilime adamış insandır.
popper hakkında agnostiktir dedikten bir kaç saniye sonra allah inancı yoktur diyen adam. Agnostiklik ile ateizmi bir tutan düşünce şarlatanı, akademik çirkef, ukalalıkta yüksek ihtisas yapmış kibir kumkuması.
Ancak bizim gibi havalı olacağım diye ateist takılan embesillerin kol gezdiği bir ülkede değerli bir bilimadamı muamelesi görür bu tuhaf organizma...
Ancak bizim gibi havalı olacağım diye ateist takılan embesillerin kol gezdiği bir ülkede değerli bir bilimadamı muamelesi görür bu tuhaf organizma...
nadide insan.
Sabaha kadar konuşsun da adam dinleyelim be arkadaş.
--spoiler--
Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji Dergisi
28.06.2013
Felaketin Gerekli Kıldığı Yazı
Sevgili okuyucularım, geçen yazımda size bu yazlık veda etmiştim.
Ancak Taksimden sonra tüm yurda yayılan olaylar ve bilhassa Sayın Başbakanın bunlar karşısında takındığı tavır öyle bir hal aldı ki, tüm bunlar karşısında köşeme çekilip sadece kendi bilimimi yapmak, öncelikle öğretmenlik ve bilim insanlığı vasıflarına yakışmazdı. Onun için fırsat bulduğum küçük bir arada gene yazı başına oturdum.
Bu yazının konusu Tayyip Beyin tüm milletine karşı gerçekleri bırakın çarpıtmayı, artık kırıp dökmesinin yarattığı felakettir.
Sayın Başbakanın asabi durumu, kendisinin tamamen kontrolden çıktığını göstermekte ve bu haliyle ülke yönetiminde tek karar verici olmasının ülkemizi ve milletimizi fevkalade ciddi bir tehlikeye attığını ortaya koymaktadır. Sayın Başbakanın dile getirdiği gerçekdışı olgular artık o hale gelmiştir ki, uygar dünya bunlara gülmektedir.
Söylenenler doğrudan ülkemizin insanlarını etkilemese, herhalde ülkemizdeki uygar insanlar da bunlara kasıklarını tuta tuta gülerlerdi.
Şu en son söylediğine bir bakın: Doğum kontrolüyle halkımızı kısırlaştırdılar.
insan böyle bir zırvalığı, böylesine insanlık düşmanı, böylesine gerçekdışı bir ifadeyi dile getirmeden iki saniye düşünse bunun ne kadar saçma sapan bir laf olduğunu görür. Doğum kontrolü, bütün uygar dünyanın önce kendisine uyguladığı bir tedbirdir çünkü, bu kontrol yapılmazsa, fazla değil, bir yüzyıl sonra bu gezegende insanlar açlıktan birbirlerini yiyeceklerdir.
Düşününüz ki daha dedelerinizin neslinin dünyaya geldiği yıllarda dünya nüfusu bugünkünün üçte biriydi. Geometrik artışla bu bugün 6 milyardır ve yüzyıl sonunu beklemeden 9 milyara çıkacağı hesaplanmıştır.
Tayyip Bey gibi saçma sapan bir ithamı yapan bir insana sorarlar, Beyefendi, acaba bizi kısırlaştıranlar önce kendilerini kısırlaştırmadılar mı? Bunun sebebini acaba lûtfedip düşündünüz mü?
Sonra aslında ortada kısırlaştırma falan değil, sadece kontrol vardır. Ama kısırlaştırmayla kontrolü birbirinden ayıramayan, kontrolün neden gerekli olduğunu elbet bilemez.
Acep Tayyip Bey Malthusu duymuş mudur?
Dan Brownın son kısmı istanbulda geçen son romanı Inferno (Cehennem) ingilizcesi ile birlikte aynı anda Türkçe olarak da yayımlandı.
Bir hayırsever şu kitaptan bir tane alıp Tayyip Beye hediye etsin. Belki en azından o romanda Tayyip Bey dünyada nüfus patlaması diye ölümcül bir sorun olduğunu öğrenir. Öğrenir de, anlar mı?
Sanıyor ki kendisine karşı olanlar solculardır ve hiç sıkılmadan ülkemizin genç ve yetenekli sanatçısı Mehmet Ali Alaborayı hedef gösteriyor.
Haydi, diyelim Mehmet Ali Alabora solcudur; herhalde hiç kimse beni solculukla itham edemez: Okuyup yazmaya başladığımdan beri hep sol düşünceye karşı olmuşumdur.
Sayın Başbakan, ben de size de, temsil ettiğiniz düşüncelere de, partinize de karşıyım.
Hem öyle karşıyım ki, sizlerin bu memleketin yönetiminde bulunmanızın Cumhuriyet tarihinin en büyük felaketi olduğunu Taksim olaylarından çok önce, sizler iktidara geldiğinizden beri yazıp çiziyorum.
Biraz düşünün neden? Üniversiteleri, arkadaşınız Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Bey ile birlikte, başlarına en bilimden uzak insanları getirerek, sayılarını eldeki imkânların karşılamasına mümkün olmayacak kadar artırarak perişan ettiniz.
Tek hedefiniz kendinizden yana rektör üreterek Üniversitelerarası Kurulu ele geçirmekti.
Bunu yüz binlerce öğrenciye kıymak pahasına yaptınız. TÜBiTAKı beş paralık ederek, bu mümtaz kurumumuzu bilim düşmanı insanların eline terk ettiniz.
YÖKün başına arkadaşınız, eline geçen ilk fırsatta bilimsel olarak herhangi bir varlığı olmayan ve YÖK başkanlığı esnasında ahlâki değerleri tüm milletimizce dehşet içinde öğrenilmiş olan bir zatı getirdi.
YÖK Başkanı olarak o kurumumuzu istediğiniz gibi çökerttikten sonra onu taltif ederek bir de ülkemizi temsil edecek bir makama getirdiniz.
On kurucusundan biri olduğum Türkiye Bilimler Akademisini paçavraya çevirerek genç bilimcilerin şevkini kırmakla kalmadınız, dünyaya da bizleri rezil ettiniz.
Dünyanın en önemli bilim dergileri bunları sahife sahife yazdı. Hiç ders almadınız.
Yerim olsa daha da yazacağım, ama aynen iktidara geldiğiniz andan beri gerek yetiştiğiniz ortam, gerekse de tahsilinizden beklediğim gibi, sonunda kendinizi de dünyaya rezil ettiniz.
Siz hâlâ Taksimdeki iyi niyetli insanların tek dertlerinin üç ağaç olduğu sözünü dünyaya anlatmaya çalışın.
Anlayacağınız dilde yazayım:
Yemezler Sayın Başbakanım.
--spoiler--
Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji Dergisi
28.06.2013
Felaketin Gerekli Kıldığı Yazı
Sevgili okuyucularım, geçen yazımda size bu yazlık veda etmiştim.
Ancak Taksimden sonra tüm yurda yayılan olaylar ve bilhassa Sayın Başbakanın bunlar karşısında takındığı tavır öyle bir hal aldı ki, tüm bunlar karşısında köşeme çekilip sadece kendi bilimimi yapmak, öncelikle öğretmenlik ve bilim insanlığı vasıflarına yakışmazdı. Onun için fırsat bulduğum küçük bir arada gene yazı başına oturdum.
Bu yazının konusu Tayyip Beyin tüm milletine karşı gerçekleri bırakın çarpıtmayı, artık kırıp dökmesinin yarattığı felakettir.
Sayın Başbakanın asabi durumu, kendisinin tamamen kontrolden çıktığını göstermekte ve bu haliyle ülke yönetiminde tek karar verici olmasının ülkemizi ve milletimizi fevkalade ciddi bir tehlikeye attığını ortaya koymaktadır. Sayın Başbakanın dile getirdiği gerçekdışı olgular artık o hale gelmiştir ki, uygar dünya bunlara gülmektedir.
Söylenenler doğrudan ülkemizin insanlarını etkilemese, herhalde ülkemizdeki uygar insanlar da bunlara kasıklarını tuta tuta gülerlerdi.
Şu en son söylediğine bir bakın: Doğum kontrolüyle halkımızı kısırlaştırdılar.
insan böyle bir zırvalığı, böylesine insanlık düşmanı, böylesine gerçekdışı bir ifadeyi dile getirmeden iki saniye düşünse bunun ne kadar saçma sapan bir laf olduğunu görür. Doğum kontrolü, bütün uygar dünyanın önce kendisine uyguladığı bir tedbirdir çünkü, bu kontrol yapılmazsa, fazla değil, bir yüzyıl sonra bu gezegende insanlar açlıktan birbirlerini yiyeceklerdir.
Düşününüz ki daha dedelerinizin neslinin dünyaya geldiği yıllarda dünya nüfusu bugünkünün üçte biriydi. Geometrik artışla bu bugün 6 milyardır ve yüzyıl sonunu beklemeden 9 milyara çıkacağı hesaplanmıştır.
Tayyip Bey gibi saçma sapan bir ithamı yapan bir insana sorarlar, Beyefendi, acaba bizi kısırlaştıranlar önce kendilerini kısırlaştırmadılar mı? Bunun sebebini acaba lûtfedip düşündünüz mü?
Sonra aslında ortada kısırlaştırma falan değil, sadece kontrol vardır. Ama kısırlaştırmayla kontrolü birbirinden ayıramayan, kontrolün neden gerekli olduğunu elbet bilemez.
Acep Tayyip Bey Malthusu duymuş mudur?
Dan Brownın son kısmı istanbulda geçen son romanı Inferno (Cehennem) ingilizcesi ile birlikte aynı anda Türkçe olarak da yayımlandı.
Bir hayırsever şu kitaptan bir tane alıp Tayyip Beye hediye etsin. Belki en azından o romanda Tayyip Bey dünyada nüfus patlaması diye ölümcül bir sorun olduğunu öğrenir. Öğrenir de, anlar mı?
Sanıyor ki kendisine karşı olanlar solculardır ve hiç sıkılmadan ülkemizin genç ve yetenekli sanatçısı Mehmet Ali Alaborayı hedef gösteriyor.
Haydi, diyelim Mehmet Ali Alabora solcudur; herhalde hiç kimse beni solculukla itham edemez: Okuyup yazmaya başladığımdan beri hep sol düşünceye karşı olmuşumdur.
Sayın Başbakan, ben de size de, temsil ettiğiniz düşüncelere de, partinize de karşıyım.
Hem öyle karşıyım ki, sizlerin bu memleketin yönetiminde bulunmanızın Cumhuriyet tarihinin en büyük felaketi olduğunu Taksim olaylarından çok önce, sizler iktidara geldiğinizden beri yazıp çiziyorum.
Biraz düşünün neden? Üniversiteleri, arkadaşınız Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Bey ile birlikte, başlarına en bilimden uzak insanları getirerek, sayılarını eldeki imkânların karşılamasına mümkün olmayacak kadar artırarak perişan ettiniz.
Tek hedefiniz kendinizden yana rektör üreterek Üniversitelerarası Kurulu ele geçirmekti.
Bunu yüz binlerce öğrenciye kıymak pahasına yaptınız. TÜBiTAKı beş paralık ederek, bu mümtaz kurumumuzu bilim düşmanı insanların eline terk ettiniz.
YÖKün başına arkadaşınız, eline geçen ilk fırsatta bilimsel olarak herhangi bir varlığı olmayan ve YÖK başkanlığı esnasında ahlâki değerleri tüm milletimizce dehşet içinde öğrenilmiş olan bir zatı getirdi.
YÖK Başkanı olarak o kurumumuzu istediğiniz gibi çökerttikten sonra onu taltif ederek bir de ülkemizi temsil edecek bir makama getirdiniz.
On kurucusundan biri olduğum Türkiye Bilimler Akademisini paçavraya çevirerek genç bilimcilerin şevkini kırmakla kalmadınız, dünyaya da bizleri rezil ettiniz.
Dünyanın en önemli bilim dergileri bunları sahife sahife yazdı. Hiç ders almadınız.
Yerim olsa daha da yazacağım, ama aynen iktidara geldiğiniz andan beri gerek yetiştiğiniz ortam, gerekse de tahsilinizden beklediğim gibi, sonunda kendinizi de dünyaya rezil ettiniz.
Siz hâlâ Taksimdeki iyi niyetli insanların tek dertlerinin üç ağaç olduğu sözünü dünyaya anlatmaya çalışın.
Anlayacağınız dilde yazayım:
Yemezler Sayın Başbakanım.
--spoiler--
vaazı versin her hafta cumaya gidip en önde saf tutacağım yüce insan.
--spoiler--
Mafya mı, devlet mi?
DÜNKÜ Hürriyette Sayın Başbakanın şu korkunç sözlerini okudum: Bizim de bildiklerimiz var, kaybedersiniz.
Bu ancak suç örgütleri, çeteler veya haydutlar arasında geçebilecek bir konuşmada söylenir, çünkü şantajdır. Açık anlamı da şudur:
Sizin de suçlarınız var. Bak biz bunları açıklamıyoruz. Ama siz bizim suçlarımızı açıklarsanız, biz de sizinkileri açıklarız.
Bunu söyleyen kişi, sorumlulukları arasında ülkedeki suçluları yakalatıp adalete teslim etmek, adaletin adam gibi çalışmasını sağlamak da olan ülkenin başbakanıdır, bir mafya ailesinin reisi değil. Başbakan bildiği bir suçu nasıl açıklamaz; o suçu işleyenin derhal adalete teslimini nasıl sağlamaz?
Nasıl böyle bir bilgiyi Gün gelir kullanırım diye saklar? Sırf şu sözledikleri, sanırım Cumhuriyet savcılarının Sayın Başbakanı savcılığa çağırıp sorgulamaları için yeterlidir. Tabii uyumuyorlarsa veya onlar hakkında da Başbakanın bildikleri yoksa. Veya savcılar, suç delillerinin artık nasıl kolay üretilebildiklerini görüp ürkmemişlerse.
Hukukun ürkütülebildiği, bu sözlerin ülkenin başbakanı tarafından söylendiği bir ülke sıfırı tüketmiştir. Bu durumun devamı halinde Türkiyenin günleri sayılıdır. Bu şartlarda yaşamayı kabullenen bir millet de, yok olmaya müstehaktır.
A. M. Celâl ŞENGÖR
--spoiler--
Mafya mı, devlet mi?
DÜNKÜ Hürriyette Sayın Başbakanın şu korkunç sözlerini okudum: Bizim de bildiklerimiz var, kaybedersiniz.
Bu ancak suç örgütleri, çeteler veya haydutlar arasında geçebilecek bir konuşmada söylenir, çünkü şantajdır. Açık anlamı da şudur:
Sizin de suçlarınız var. Bak biz bunları açıklamıyoruz. Ama siz bizim suçlarımızı açıklarsanız, biz de sizinkileri açıklarız.
Bunu söyleyen kişi, sorumlulukları arasında ülkedeki suçluları yakalatıp adalete teslim etmek, adaletin adam gibi çalışmasını sağlamak da olan ülkenin başbakanıdır, bir mafya ailesinin reisi değil. Başbakan bildiği bir suçu nasıl açıklamaz; o suçu işleyenin derhal adalete teslimini nasıl sağlamaz?
Nasıl böyle bir bilgiyi Gün gelir kullanırım diye saklar? Sırf şu sözledikleri, sanırım Cumhuriyet savcılarının Sayın Başbakanı savcılığa çağırıp sorgulamaları için yeterlidir. Tabii uyumuyorlarsa veya onlar hakkında da Başbakanın bildikleri yoksa. Veya savcılar, suç delillerinin artık nasıl kolay üretilebildiklerini görüp ürkmemişlerse.
Hukukun ürkütülebildiği, bu sözlerin ülkenin başbakanı tarafından söylendiği bir ülke sıfırı tüketmiştir. Bu durumun devamı halinde Türkiyenin günleri sayılıdır. Bu şartlarda yaşamayı kabullenen bir millet de, yok olmaya müstehaktır.
A. M. Celâl ŞENGÖR
--spoiler--
hayat görüşü ateizm olan ama islam kökenli kelimeleri günlük yaşamında çoğu türk müslümandan daha çok kullanan kültürel müslüman yaşayan nadir türk bilim insanı.
jeoloji profesörü olmasına rağmen her alanda bilgi sahibi olması hayranlık uyandırıcıdır. keşke celal şengör gibi türkler daha fazla olsa.
bu da 3 kasım tarihli tv programının videosu: http://www.youtube.com/watch?v=4Yo2ldwETK0
--spoiler--
o değilde adam direk türkiye'de üniversite okumak 4 seneyi boşa harcamaktır dedi. pek haksız da değil sanki.
--spoiler--
http://www.youtube.com/watch?v=RB95e1ZiVQk
marmaray projesinin depreme dayanıklı olduğunu onaylamış. bu adamın bu yanı da harika zira kendisinin tamamen muhalif olduğu hükümetin oy topladığı projeyi sırf hükümete karşı olmak için yermemiştir olanı söylemiştir ve depreme dayanıklı olduğunu düşündüğünü dile getirmiştir.
önyargıları zannedildiğinden çok daha az bence bu müthiş adamın.
jeoloji profesörü olmasına rağmen her alanda bilgi sahibi olması hayranlık uyandırıcıdır. keşke celal şengör gibi türkler daha fazla olsa.
bu da 3 kasım tarihli tv programının videosu: http://www.youtube.com/watch?v=4Yo2ldwETK0
--spoiler--
o değilde adam direk türkiye'de üniversite okumak 4 seneyi boşa harcamaktır dedi. pek haksız da değil sanki.
--spoiler--
http://www.youtube.com/watch?v=RB95e1ZiVQk
marmaray projesinin depreme dayanıklı olduğunu onaylamış. bu adamın bu yanı da harika zira kendisinin tamamen muhalif olduğu hükümetin oy topladığı projeyi sırf hükümete karşı olmak için yermemiştir olanı söylemiştir ve depreme dayanıklı olduğunu düşündüğünü dile getirmiştir.
önyargıları zannedildiğinden çok daha az bence bu müthiş adamın.
altay dağlarında jeolojik çalışma yaparken yahu bu türk dili nasıl oluştu diye merak edip o konuda da çalışmış kişi.
bir çok görüşünü sevmem lakin bir ateist olmasına rağmen kültürel olarak müslümandır belki kendisi de kabul etmez ama dün gece programda bol bol "vallahi, billahi" dedi.
bir çok görüşünü sevmem lakin bir ateist olmasına rağmen kültürel olarak müslümandır belki kendisi de kabul etmez ama dün gece programda bol bol "vallahi, billahi" dedi.
ateist..
hiç bir bilimsel tez hipotez ortaya koymamış biri.
misal ibni sina astronomi fizik kimya tıp felsefe alanlarında dünya'ya gelmiş 3-5 adamdan biridir ve ortaya koydukları yüzlerce yıl kaynak olmuştur. tek sorum celal şengör'ün kaynak olarak ortaya koyulacak bir şeyi var mıdır?
bilimi çok sever fatih'in haritacılık hakkında hazırlattığı bir kitabın düzenlenmesi için cebinden para öder böyle bir adamdır ama şahsi olarak bilim dünyasına kattığı bir şey yoktur.
misal ibni sina astronomi fizik kimya tıp felsefe alanlarında dünya'ya gelmiş 3-5 adamdan biridir ve ortaya koydukları yüzlerce yıl kaynak olmuştur. tek sorum celal şengör'ün kaynak olarak ortaya koyulacak bir şeyi var mıdır?
bilimi çok sever fatih'in haritacılık hakkında hazırlattığı bir kitabın düzenlenmesi için cebinden para öder böyle bir adamdır ama şahsi olarak bilim dünyasına kattığı bir şey yoktur.
Bilim insanidir. Sokaktaki adamla bir olmamasi normal.
Aman cok elitist gorunmusuzdur bir de bunu soylerken!..
Vay bana vaylar bana..
Aman cok elitist gorunmusuzdur bir de bunu soylerken!..
Vay bana vaylar bana..
bilim adamlıgı kendisinden menkul askerden profluk almış bir ateist misyoneri, ismini biliyor olmak zul onurlu bir insana, bir insan olarak ona da insan denmesinden rahatsızız, malum maymundan gelmiş oldugunu kendisi itiraf etti, biz tahmin ediyorduk, konusmalarına baktıgımız zaman insan olma onuru taşımadıgını anlamıştık zaten...
gerek donanımı gerekse kullandığı dil ile kendine hayran bırakan, birçok kesimin tabulaştırdığı fikirleri çekinmeden tenkit eden, zannımca son derece açık sözlü ve lafını esirgemeyen birisidir. bilim adamlığını tartışanlar ya da memlekete ne faydası olmuş diyenler akademik çalışmalarına ve makalelerine biraz göz atsınlar diyeceğim. amerikan bilimler akademisine seçilmek her babayiğidin harcı değil. bilimsel çalışmalarının çoğunu anlayamayacak kişiler sürekli olarak celal şengör\'ü ateist oluşuyla veya tsk ile sıkı bağları bulunmasıyla itham ediyor. biliniz ki celal hocanın hiçbirinize ihtiyacı yok, kendini yeteri kadar kanıtlamış birisi. ama tv\'lerdeki cesur açıklamalarının ülkede bazılarının zoruna gittiği çok bariz. zira yeri geldiği zaman yobazlara yeri geldiği zaman marksistlere, liberallere çok iyi giydiren bir adamdır. kendi bakış açımdan; ülkemizde ender yetişen ve her zaman ihtiyaç duyacağımız birkaç isimden birisidir, gerçek bir aydındır.
sıf ateist olduğu için bu iktidar tarafından çalıştığı üniversiteden kovulmak istenen dünyaca ünlü bilim insanımızdır.
Bilimdeki başarılarından çok vukuatlarıyla ve tartışmalarıyla gözönüne gelen kişidir.
Tam tersi olarak
(bkz: ömer özkan)
Tam tersi olarak
(bkz: ömer özkan)
türkiye'nin büyük değerlerinden biridir. çok önemli bir bilim adamı ve alanında en yetkin ve donanımlı uzamanlardan biridir.
ama gel görki akp karşıtı olması ve din ile pek alakası olmaması birde bunların üstüne biraz ulusalcı oluşu eklenince hemen; faşist, postalcı vs. diye yaftalanır...
kendisinin 12 eylül hakkındaki görüşlerine katılmasam da, net duruşuna saygı duyarım. dün darbeyi alkışlayıp bugün mağdur edebiyatı yapan hıyarlara laf etmeyen, allah için şengör'e postalcı demeye kalkmasın...
derya gibi adamlardandır. böyle adamların sayısı hep artsa ve siyasi görüşleri ve inançları nedeniyle değerlendirilmeseler keşke. unutulmamalıdır ki bu adamlar bilim alanında dahi emir kulu konumundalar...
ama gel görki akp karşıtı olması ve din ile pek alakası olmaması birde bunların üstüne biraz ulusalcı oluşu eklenince hemen; faşist, postalcı vs. diye yaftalanır...
kendisinin 12 eylül hakkındaki görüşlerine katılmasam da, net duruşuna saygı duyarım. dün darbeyi alkışlayıp bugün mağdur edebiyatı yapan hıyarlara laf etmeyen, allah için şengör'e postalcı demeye kalkmasın...
derya gibi adamlardandır. böyle adamların sayısı hep artsa ve siyasi görüşleri ve inançları nedeniyle değerlendirilmeseler keşke. unutulmamalıdır ki bu adamlar bilim alanında dahi emir kulu konumundalar...
(bkz: maymun)
edit: ne eksiliyorsun kardeş, kendi öyle buyuruyor.
edit: ne eksiliyorsun kardeş, kendi öyle buyuruyor.
çok geniş bir bilgi birikimine sahip bir bilim insanıdır. ateisttir ve bunu söylemekten hiç çekinmez. eğer tartışma ortamlarına denk gelirseniz veya izlerseniz "tartışacağın konuyu önce adam gibi öğrenin, ondan sonra gelin" tavrını görecek ve hatta duyacaksınız. bu tavrı eleştirilse de bence doğru ve haklı bir tavırdır. dünya çapındaki bilim insanlığı mevzusuna hiç girmiyorum. hemen herkes duymuştur bir şeyler.
türkiye ortalamasına iki gömlek üstün bilim adamı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar