bugün
- kolye54
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı16
- evi ev yapan şeyler10
- bileklik19
- galatasaray19
- bu ekonomide hala kadın çalışmamalı diyen tip6
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı6
- beşiktaş17
- kedi9
- karısı çalıştıran erkek gitsin vurdursun9
- fenerbahçe16
- kadınların çalışması2
- benim de devletim olsun diyen kürt11
- mabel matiz2
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek12
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- ataerkillikten tiksinmek2
- uludağ sözlük yapay zeka moderatör prompt'u8
- jeffrey epstein2
- anadolu çomarları3
- gençlerbirliği 0 galatasaray 14
- kim kimi neden sevmiyor14
- tır şoförü olmayı istemek12
- yogartiksen40
- saat4
- beko2
- timsah7
- türkiye17
- zebra4
- irfan can eğribayat2
- sevgiliye cartier hediye etmek6
- papağan4
- 6 ayda bir yıkanmak5
- mustafa kemal atatürk2
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- her şeye neden diye sormanın yan etkileri3
- ismet gürbüz3
- ölen kediyi çöpe atmak vs gömmek4
- ona bir şey söyle7
- fuhuş yaparken yakalanan sözlük yazarı2
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- fuhuş yaparken yakalanan travesti polis memuru2
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- azerilerce tokatlanan akpli8
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- osmanlı6
- güneşli sıcıcık bir edirne günü6
- nervio adlı yazara uyarı11
- queen ravenna büyücülük okulu20
- 17 ekim 2026 erzurumspor eyüpspor maçı5
--spoiler--
Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji Dergisi
28.06.2013
Felaketin Gerekli Kıldığı Yazı
Sevgili okuyucularım, geçen yazımda size bu yazlık veda etmiştim.
Ancak Taksimden sonra tüm yurda yayılan olaylar ve bilhassa Sayın Başbakanın bunlar karşısında takındığı tavır öyle bir hal aldı ki, tüm bunlar karşısında köşeme çekilip sadece kendi bilimimi yapmak, öncelikle öğretmenlik ve bilim insanlığı vasıflarına yakışmazdı. Onun için fırsat bulduğum küçük bir arada gene yazı başına oturdum.
Bu yazının konusu Tayyip Beyin tüm milletine karşı gerçekleri bırakın çarpıtmayı, artık kırıp dökmesinin yarattığı felakettir.
Sayın Başbakanın asabi durumu, kendisinin tamamen kontrolden çıktığını göstermekte ve bu haliyle ülke yönetiminde tek karar verici olmasının ülkemizi ve milletimizi fevkalade ciddi bir tehlikeye attığını ortaya koymaktadır. Sayın Başbakanın dile getirdiği gerçekdışı olgular artık o hale gelmiştir ki, uygar dünya bunlara gülmektedir.
Söylenenler doğrudan ülkemizin insanlarını etkilemese, herhalde ülkemizdeki uygar insanlar da bunlara kasıklarını tuta tuta gülerlerdi.
Şu en son söylediğine bir bakın: Doğum kontrolüyle halkımızı kısırlaştırdılar.
insan böyle bir zırvalığı, böylesine insanlık düşmanı, böylesine gerçekdışı bir ifadeyi dile getirmeden iki saniye düşünse bunun ne kadar saçma sapan bir laf olduğunu görür. Doğum kontrolü, bütün uygar dünyanın önce kendisine uyguladığı bir tedbirdir çünkü, bu kontrol yapılmazsa, fazla değil, bir yüzyıl sonra bu gezegende insanlar açlıktan birbirlerini yiyeceklerdir.
Düşününüz ki daha dedelerinizin neslinin dünyaya geldiği yıllarda dünya nüfusu bugünkünün üçte biriydi. Geometrik artışla bu bugün 6 milyardır ve yüzyıl sonunu beklemeden 9 milyara çıkacağı hesaplanmıştır.
Tayyip Bey gibi saçma sapan bir ithamı yapan bir insana sorarlar, Beyefendi, acaba bizi kısırlaştıranlar önce kendilerini kısırlaştırmadılar mı? Bunun sebebini acaba lûtfedip düşündünüz mü?
Sonra aslında ortada kısırlaştırma falan değil, sadece kontrol vardır. Ama kısırlaştırmayla kontrolü birbirinden ayıramayan, kontrolün neden gerekli olduğunu elbet bilemez.
Acep Tayyip Bey Malthusu duymuş mudur?
Dan Brownın son kısmı istanbulda geçen son romanı Inferno (Cehennem) ingilizcesi ile birlikte aynı anda Türkçe olarak da yayımlandı.
Bir hayırsever şu kitaptan bir tane alıp Tayyip Beye hediye etsin. Belki en azından o romanda Tayyip Bey dünyada nüfus patlaması diye ölümcül bir sorun olduğunu öğrenir. Öğrenir de, anlar mı?
Sanıyor ki kendisine karşı olanlar solculardır ve hiç sıkılmadan ülkemizin genç ve yetenekli sanatçısı Mehmet Ali Alaborayı hedef gösteriyor.
Haydi, diyelim Mehmet Ali Alabora solcudur; herhalde hiç kimse beni solculukla itham edemez: Okuyup yazmaya başladığımdan beri hep sol düşünceye karşı olmuşumdur.
Sayın Başbakan, ben de size de, temsil ettiğiniz düşüncelere de, partinize de karşıyım.
Hem öyle karşıyım ki, sizlerin bu memleketin yönetiminde bulunmanızın Cumhuriyet tarihinin en büyük felaketi olduğunu Taksim olaylarından çok önce, sizler iktidara geldiğinizden beri yazıp çiziyorum.
Biraz düşünün neden? Üniversiteleri, arkadaşınız Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Bey ile birlikte, başlarına en bilimden uzak insanları getirerek, sayılarını eldeki imkânların karşılamasına mümkün olmayacak kadar artırarak perişan ettiniz.
Tek hedefiniz kendinizden yana rektör üreterek Üniversitelerarası Kurulu ele geçirmekti.
Bunu yüz binlerce öğrenciye kıymak pahasına yaptınız. TÜBiTAKı beş paralık ederek, bu mümtaz kurumumuzu bilim düşmanı insanların eline terk ettiniz.
YÖKün başına arkadaşınız, eline geçen ilk fırsatta bilimsel olarak herhangi bir varlığı olmayan ve YÖK başkanlığı esnasında ahlâki değerleri tüm milletimizce dehşet içinde öğrenilmiş olan bir zatı getirdi.
YÖK Başkanı olarak o kurumumuzu istediğiniz gibi çökerttikten sonra onu taltif ederek bir de ülkemizi temsil edecek bir makama getirdiniz.
On kurucusundan biri olduğum Türkiye Bilimler Akademisini paçavraya çevirerek genç bilimcilerin şevkini kırmakla kalmadınız, dünyaya da bizleri rezil ettiniz.
Dünyanın en önemli bilim dergileri bunları sahife sahife yazdı. Hiç ders almadınız.
Yerim olsa daha da yazacağım, ama aynen iktidara geldiğiniz andan beri gerek yetiştiğiniz ortam, gerekse de tahsilinizden beklediğim gibi, sonunda kendinizi de dünyaya rezil ettiniz.
Siz hâlâ Taksimdeki iyi niyetli insanların tek dertlerinin üç ağaç olduğu sözünü dünyaya anlatmaya çalışın.
Anlayacağınız dilde yazayım:
Yemezler Sayın Başbakanım.
--spoiler--
Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji Dergisi
28.06.2013
Felaketin Gerekli Kıldığı Yazı
Sevgili okuyucularım, geçen yazımda size bu yazlık veda etmiştim.
Ancak Taksimden sonra tüm yurda yayılan olaylar ve bilhassa Sayın Başbakanın bunlar karşısında takındığı tavır öyle bir hal aldı ki, tüm bunlar karşısında köşeme çekilip sadece kendi bilimimi yapmak, öncelikle öğretmenlik ve bilim insanlığı vasıflarına yakışmazdı. Onun için fırsat bulduğum küçük bir arada gene yazı başına oturdum.
Bu yazının konusu Tayyip Beyin tüm milletine karşı gerçekleri bırakın çarpıtmayı, artık kırıp dökmesinin yarattığı felakettir.
Sayın Başbakanın asabi durumu, kendisinin tamamen kontrolden çıktığını göstermekte ve bu haliyle ülke yönetiminde tek karar verici olmasının ülkemizi ve milletimizi fevkalade ciddi bir tehlikeye attığını ortaya koymaktadır. Sayın Başbakanın dile getirdiği gerçekdışı olgular artık o hale gelmiştir ki, uygar dünya bunlara gülmektedir.
Söylenenler doğrudan ülkemizin insanlarını etkilemese, herhalde ülkemizdeki uygar insanlar da bunlara kasıklarını tuta tuta gülerlerdi.
Şu en son söylediğine bir bakın: Doğum kontrolüyle halkımızı kısırlaştırdılar.
insan böyle bir zırvalığı, böylesine insanlık düşmanı, böylesine gerçekdışı bir ifadeyi dile getirmeden iki saniye düşünse bunun ne kadar saçma sapan bir laf olduğunu görür. Doğum kontrolü, bütün uygar dünyanın önce kendisine uyguladığı bir tedbirdir çünkü, bu kontrol yapılmazsa, fazla değil, bir yüzyıl sonra bu gezegende insanlar açlıktan birbirlerini yiyeceklerdir.
Düşününüz ki daha dedelerinizin neslinin dünyaya geldiği yıllarda dünya nüfusu bugünkünün üçte biriydi. Geometrik artışla bu bugün 6 milyardır ve yüzyıl sonunu beklemeden 9 milyara çıkacağı hesaplanmıştır.
Tayyip Bey gibi saçma sapan bir ithamı yapan bir insana sorarlar, Beyefendi, acaba bizi kısırlaştıranlar önce kendilerini kısırlaştırmadılar mı? Bunun sebebini acaba lûtfedip düşündünüz mü?
Sonra aslında ortada kısırlaştırma falan değil, sadece kontrol vardır. Ama kısırlaştırmayla kontrolü birbirinden ayıramayan, kontrolün neden gerekli olduğunu elbet bilemez.
Acep Tayyip Bey Malthusu duymuş mudur?
Dan Brownın son kısmı istanbulda geçen son romanı Inferno (Cehennem) ingilizcesi ile birlikte aynı anda Türkçe olarak da yayımlandı.
Bir hayırsever şu kitaptan bir tane alıp Tayyip Beye hediye etsin. Belki en azından o romanda Tayyip Bey dünyada nüfus patlaması diye ölümcül bir sorun olduğunu öğrenir. Öğrenir de, anlar mı?
Sanıyor ki kendisine karşı olanlar solculardır ve hiç sıkılmadan ülkemizin genç ve yetenekli sanatçısı Mehmet Ali Alaborayı hedef gösteriyor.
Haydi, diyelim Mehmet Ali Alabora solcudur; herhalde hiç kimse beni solculukla itham edemez: Okuyup yazmaya başladığımdan beri hep sol düşünceye karşı olmuşumdur.
Sayın Başbakan, ben de size de, temsil ettiğiniz düşüncelere de, partinize de karşıyım.
Hem öyle karşıyım ki, sizlerin bu memleketin yönetiminde bulunmanızın Cumhuriyet tarihinin en büyük felaketi olduğunu Taksim olaylarından çok önce, sizler iktidara geldiğinizden beri yazıp çiziyorum.
Biraz düşünün neden? Üniversiteleri, arkadaşınız Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Bey ile birlikte, başlarına en bilimden uzak insanları getirerek, sayılarını eldeki imkânların karşılamasına mümkün olmayacak kadar artırarak perişan ettiniz.
Tek hedefiniz kendinizden yana rektör üreterek Üniversitelerarası Kurulu ele geçirmekti.
Bunu yüz binlerce öğrenciye kıymak pahasına yaptınız. TÜBiTAKı beş paralık ederek, bu mümtaz kurumumuzu bilim düşmanı insanların eline terk ettiniz.
YÖKün başına arkadaşınız, eline geçen ilk fırsatta bilimsel olarak herhangi bir varlığı olmayan ve YÖK başkanlığı esnasında ahlâki değerleri tüm milletimizce dehşet içinde öğrenilmiş olan bir zatı getirdi.
YÖK Başkanı olarak o kurumumuzu istediğiniz gibi çökerttikten sonra onu taltif ederek bir de ülkemizi temsil edecek bir makama getirdiniz.
On kurucusundan biri olduğum Türkiye Bilimler Akademisini paçavraya çevirerek genç bilimcilerin şevkini kırmakla kalmadınız, dünyaya da bizleri rezil ettiniz.
Dünyanın en önemli bilim dergileri bunları sahife sahife yazdı. Hiç ders almadınız.
Yerim olsa daha da yazacağım, ama aynen iktidara geldiğiniz andan beri gerek yetiştiğiniz ortam, gerekse de tahsilinizden beklediğim gibi, sonunda kendinizi de dünyaya rezil ettiniz.
Siz hâlâ Taksimdeki iyi niyetli insanların tek dertlerinin üç ağaç olduğu sözünü dünyaya anlatmaya çalışın.
Anlayacağınız dilde yazayım:
Yemezler Sayın Başbakanım.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar