bugün
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı43
- milyonlarca insan deccal'in peşinden gidecek15
- sözlükteki cinconluların göt olması5
- 6667
- jennifer lawrance9
- sözlük sapıkları12
- hayatını garantiye almak isteyenlere tavsiyeler12
- doğaüstüyle dinle kafayı bozan kitle4
- dünya iyi midir8
- deccal'in şu an yeryüzünde olma ihtimali6
- birden akla gelen sözlüğü bırakma düşüncesi8
- silvermist'in mutfağına konuk olmak17
- isa mesih'in gelişini sevgiyle kucaklamak4
- yaşlılık3
- abd iran savaşı2
- kalbiniz mesih'in adına tepki veriyor mu2
- sözlük teletabileri4
- özgür özel'e yurttaştan yumuşak muhalefet tepkisi3
- am meme ve göt üçgenindeki favori organınız9
- üçüncü gözü açık yazarlar2
- kızılay avm11
- yahudilerin hepsi iyi insan değil9
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- uzun adam2
- kiraz cicegi kolonyasi30
- ağır müslüm gürses sözleri9
- flört10
- arkadaşlar bakar mısınız2
- sözlükte kavga olmayacak hissi13
- hükümet şu olaya da el atsa3
- allah her şeyi kuşatmıştır7
- slipknot5
- focus film2
- gocu32
- kitap okumak6
- milf seven erkek2
- çerçioğlu ailesinin togg tedarikçisi olması5
- fenerbahçe biraz sert biraz katı16
- yandaş akademisyen3
- baş abaza4
- iphone duo4
- kendini çok önemli sanan yazar14
- sözlüğe ben geldikten sonra2
- naruto dayı denen yarım akıllı2
- fenerbahçe18
- marilyn manson2
- ağırlık kaldıramayan erkek8
- sözlük şizofrenleri2
- parcalandim toparlanamiyorum32
- kıymalı üzümlü börek5
Böyle kısrağa bindim ki kanser
Dört nala gidiyoruz
Gidiyoruz yapraklarla, ağaçlarla
Nazım'ın ormanına...
Çatal yüreğimle türkülü yollara
Düştüm ki o kadar olur...
Seke seke ben geldim...
S.ke s.ke gidiyorum.
can yücel
Dört nala gidiyoruz
Gidiyoruz yapraklarla, ağaçlarla
Nazım'ın ormanına...
Çatal yüreğimle türkülü yollara
Düştüm ki o kadar olur...
Seke seke ben geldim...
S.ke s.ke gidiyorum.
can yücel
william shakespeare'in sonnet no 66'sını çevirmemiş her zaman belirttiği gibi türkçe söylemiştir. 66 sone orijinali:
tired with all these, for restful death i cry,
as, to behold desert a beggar born,
and needy nothing trimm'd in jollity,
and purest faith unhappily forsworn,
and guilded honour shamefully misplaced,
and maiden virtue rudely strumpeted,
and right perfection wrongfully disgraced,
and strength by limping sway disabled,
and art made tongue-tied by authority,
and folly doctor-like controlling skill,
and simple truth miscall'd simplicity,
and captive good attending captain ill:
tired with all these, from these would i be gone,
save that, to die, i leave my love alone.
şimdi bu sonenin talat sait halman tarafından hazırlanmış bir çevirisi:
biktim artik dünyadan, bari ölüp kurtulsam
bakin, gönlü ganiler sokakta dileniyor.
iste kirtipillerde bir süs, bir giyim kusam.
iste en temiz inanç kallesçe çigneniyor.
iste utanmazlikla post kapmis yaldikli san.
iste zorla satmislar kiz oglan kiz namusu.
iste gadra ugradi dört basi madur olan.
iste kuvet kör-topal, devrilmis boyu bosu.
iste zorba sanatin agzina tikaç tikmis.
iste hüküm sürüyor, çilginlik bilgiçlikle.
iste en saf gerçegin adi safliga çikmis.
iste kötü bey olmus, iyi kötüye köle.
biktim artik dünyadan ben kalici degilim.
gel gör ki ölüp gitsem, yalniz kalir sevgilim.
bu da can yücel'in "çeviri değil" dediği türkçe söyleyişi:
vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
o kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru,
ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
değil mi ki kötüler kadı olmuş yemen' e
vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
seni yalnız komak var, o koyuyor adama.
budur...
tired with all these, for restful death i cry,
as, to behold desert a beggar born,
and needy nothing trimm'd in jollity,
and purest faith unhappily forsworn,
and guilded honour shamefully misplaced,
and maiden virtue rudely strumpeted,
and right perfection wrongfully disgraced,
and strength by limping sway disabled,
and art made tongue-tied by authority,
and folly doctor-like controlling skill,
and simple truth miscall'd simplicity,
and captive good attending captain ill:
tired with all these, from these would i be gone,
save that, to die, i leave my love alone.
şimdi bu sonenin talat sait halman tarafından hazırlanmış bir çevirisi:
biktim artik dünyadan, bari ölüp kurtulsam
bakin, gönlü ganiler sokakta dileniyor.
iste kirtipillerde bir süs, bir giyim kusam.
iste en temiz inanç kallesçe çigneniyor.
iste utanmazlikla post kapmis yaldikli san.
iste zorla satmislar kiz oglan kiz namusu.
iste gadra ugradi dört basi madur olan.
iste kuvet kör-topal, devrilmis boyu bosu.
iste zorba sanatin agzina tikaç tikmis.
iste hüküm sürüyor, çilginlik bilgiçlikle.
iste en saf gerçegin adi safliga çikmis.
iste kötü bey olmus, iyi kötüye köle.
biktim artik dünyadan ben kalici degilim.
gel gör ki ölüp gitsem, yalniz kalir sevgilim.
bu da can yücel'in "çeviri değil" dediği türkçe söyleyişi:
vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
o kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru,
ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
değil mi ki kötüler kadı olmuş yemen' e
vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
seni yalnız komak var, o koyuyor adama.
budur...
(bkz: türkçe söyleyen can yücel)
flaş isimli şiirinde şöyle buyurur can baba;
Gökgürültüsünden korkup yamacıma sokulan sevgilime
Sarıl bana, sarıl öp, öp, öp, öp beni, dedim
Baksana Allah yıldırımlarıyla resmimizi çekiyor!
Gökgürültüsünden korkup yamacıma sokulan sevgilime
Sarıl bana, sarıl öp, öp, öp, öp beni, dedim
Baksana Allah yıldırımlarıyla resmimizi çekiyor!
bir şiirinde* "sünnet değil, farzdır cumhuriyet" demiş usta şair.
ipne devrimcilerle ilgili;
'Götüne sahip olamayan davasına nasıl sahip olsun' dediği rivayet olunan dobra kişilik.
'Götüne sahip olamayan davasına nasıl sahip olsun' dediği rivayet olunan dobra kişilik.
mao ve che guevera kitapları çevirdiği için mahkum edildi ayrıca 1709 tarihli türkçe bir dil bilgisi kitabını londrada buldu.
28-29 nisan'da izmir'de Can şenlikleri kendisini anmak amaçlı yapılmaktadır. Konak belediyesi ve izmir büyükşehir belediyesi işbirliği yapmış. Gidip görmek gereklidir.
kadınlar doğurdular beni bağıra bağıra
yine onlar öldürecekler beni aşktan
bağırta bağırta
can yücel
fazla söze ne hacet.
yine onlar öldürecekler beni aşktan
bağırta bağırta
can yücel
fazla söze ne hacet.
babamızdır.
ağzımıza sürer akşamdan kalma bir küfrü.
rezil oluruz.
pis kokarız.
çöpçülerin elleriyle okşarız seni...
yine de yalansız yaşarız..
yine de
yaşarız...
ağzımıza sürer akşamdan kalma bir küfrü.
rezil oluruz.
pis kokarız.
çöpçülerin elleriyle okşarız seni...
yine de yalansız yaşarız..
yine de
yaşarız...
aşağıda yazılı olan şiiriyle dile olan hakimiyetini gösteren yazar.
MARTILAR Ki
Günlerdir körköstebek nefsimle öyle hırlı
Ve öylesine harlı ki
esrik nefesim
Bir kibrit tutsam parlayacak.
Bir sarnıç gemisi diyecekler alev almış
Boğazın iki yakasından
Oysa bir gaz tenekesiyle bir şişe mavi
Gelişi güzel mi güzel bir ocak
Suların ortasında sevgili öfkemle benim
Yanacak bahar erişinceye değin
Soğuktan morarmış kanatlarını
ısıtsın diye martılar
Martılar ki sokak çocuklarıdır denizin
MARTILAR Ki
Günlerdir körköstebek nefsimle öyle hırlı
Ve öylesine harlı ki
esrik nefesim
Bir kibrit tutsam parlayacak.
Bir sarnıç gemisi diyecekler alev almış
Boğazın iki yakasından
Oysa bir gaz tenekesiyle bir şişe mavi
Gelişi güzel mi güzel bir ocak
Suların ortasında sevgili öfkemle benim
Yanacak bahar erişinceye değin
Soğuktan morarmış kanatlarını
ısıtsın diye martılar
Martılar ki sokak çocuklarıdır denizin
bir insanın ağzına o kadar mı yakışır küfür, bitmeyen şaraplar gibi, şiirleri de ayrı bir renk ayrı bir doz. Dynissos'u selamlıyor sanki Can Baba mezarından belki de kıçıyla gülüyor bize ama şunu biliyorum ki hayatında kimseyi miklemedi ve şimdi de miklemiyor...
kim diyebilir sizce onca kalabalığa şiirini okuduktan sonra:
"kusura bakmayın kafanızı miktim"
kim diyebilir sizce onca kalabalığa şiirini okuduktan sonra:
"kusura bakmayın kafanızı miktim"
dünyanın en güzel küfür eden adamı..
(bkz: bize de sövsene can baba)
(bkz: bize de sövsene can baba)
http://www.geocities.com/...s/downloads/downloads.htm adresinden kendi sesinden şiirleri indirilebilecek üstat şair.
otuzbirinci nesil
yeniden yaşamaya başlamadan önce
yapılacak işlerim var
görülecek hesaplarım
kötü kişi oldum kendimle
kendimden özür dilemeliyim
sırf aynı şehirde yaşıyoruz diye
yakışır mı onca sokağın ırzına geçmek
hem ne akla uydum da yazdım o mektubu
hadi yazdım neyse, ne bok yemeğe yolladım.*
yeniden yaşamağa başlamadan önce
iyice bir yıkanmalıyım
bir çivit mavisinde çitilemeli günlerimi gecelerimi
tırnaklarımı kesmeliyim
sokağa çıkınca ilk iş bir maden suyu içeceğim
istanbul'da olsam istanbul'da olsam
çocuklu bir dostum var kalkar onun evine giderdim
daha olmazsa metin'i buludrum.
şu ağaca yalvarayım en iyisi
diyeyim ki bre ağaç
ömrün uykuyla geçiyor nasıl olsa
bir sefer de ben gireyim düşüne.
bi de o türlü yaşıyayım
bakın işte yeniden yaşamağa başlamadan önce
böyle palavraları bırakmalıyım
kafama bir çeki-düzen verip
dayayıp döşemeliyim içimi
paraya kıyıp bi de kilim almalı
bağdaş kurup çökmeli üstüne
otura otura belki ben de o kilime dönerim
yeşili mavisi uslu.
yeniden yaşamağa başlamadan önce
adam olmanın çaresine bakmalıyım
bu haytalığın sonu yok
bişeyler yapmalıyım
kahvecilik ederim hiç değilse
avazım çıktığı kadar "şekerli biiiiir" diye haykırırım
bana varmayacaklarını bile bile
kızlara evlenme teklif eder gönüllerini alırım
o da mı olmadı tutar çocuklara masal anlatırım
ben de bir işe yararım elbet
değil mi ya ben de insanım
yalnız işte yeniden yaşamaya başlamadan önce
abaza çekmeyi bırakmalıyım.
can baba
yeniden yaşamaya başlamadan önce
yapılacak işlerim var
görülecek hesaplarım
kötü kişi oldum kendimle
kendimden özür dilemeliyim
sırf aynı şehirde yaşıyoruz diye
yakışır mı onca sokağın ırzına geçmek
hem ne akla uydum da yazdım o mektubu
hadi yazdım neyse, ne bok yemeğe yolladım.*
yeniden yaşamağa başlamadan önce
iyice bir yıkanmalıyım
bir çivit mavisinde çitilemeli günlerimi gecelerimi
tırnaklarımı kesmeliyim
sokağa çıkınca ilk iş bir maden suyu içeceğim
istanbul'da olsam istanbul'da olsam
çocuklu bir dostum var kalkar onun evine giderdim
daha olmazsa metin'i buludrum.
şu ağaca yalvarayım en iyisi
diyeyim ki bre ağaç
ömrün uykuyla geçiyor nasıl olsa
bir sefer de ben gireyim düşüne.
bi de o türlü yaşıyayım
bakın işte yeniden yaşamağa başlamadan önce
böyle palavraları bırakmalıyım
kafama bir çeki-düzen verip
dayayıp döşemeliyim içimi
paraya kıyıp bi de kilim almalı
bağdaş kurup çökmeli üstüne
otura otura belki ben de o kilime dönerim
yeşili mavisi uslu.
yeniden yaşamağa başlamadan önce
adam olmanın çaresine bakmalıyım
bu haytalığın sonu yok
bişeyler yapmalıyım
kahvecilik ederim hiç değilse
avazım çıktığı kadar "şekerli biiiiir" diye haykırırım
bana varmayacaklarını bile bile
kızlara evlenme teklif eder gönüllerini alırım
o da mı olmadı tutar çocuklara masal anlatırım
ben de bir işe yararım elbet
değil mi ya ben de insanım
yalnız işte yeniden yaşamaya başlamadan önce
abaza çekmeyi bırakmalıyım.
can baba
"birden bire uyuyacağım.
bunca uykulu uykusuzluktan sonra,
sanki papatyalar açacak balkonun önünde
kediler gelip içine sıçacaklar
gübre...
uyuyacağım, herkesi uyutmak için değil
uyandırmak için
ben hep böyle yaşadım
herkesi uyandırmak için
vakti saati değildi belki
belki de ben
beceremedim..."
bunca uykulu uykusuzluktan sonra,
sanki papatyalar açacak balkonun önünde
kediler gelip içine sıçacaklar
gübre...
uyuyacağım, herkesi uyutmak için değil
uyandırmak için
ben hep böyle yaşadım
herkesi uyandırmak için
vakti saati değildi belki
belki de ben
beceremedim..."
eşi de kendisi gibi küfürbaz bir insan olan edebiyatçı.
bir tv programı esnasında can yucel ve duygu asena arasında ki bir diyalog :
duygu asena :
-nazım hikmet bir kartpostal şairidir.
can yücel :
-kart sensin postalda sana ...sin.
duygu asena biraz afallar gerilir büzülür süzülür .
can yücel :
-kızdınız mı?
duygu asena alınmamış gibi davranır
-hayır
can yücel :
-öyleyse bir daha ...sin.
ortam gerilir iyice;
ağğ iğğ hoo
Kısa bir reklam arasından sonra tekrar birlikteyiz.
duygu asena :
-nazım hikmet bir kartpostal şairidir.
can yücel :
-kart sensin postalda sana ...sin.
duygu asena biraz afallar gerilir büzülür süzülür .
can yücel :
-kızdınız mı?
duygu asena alınmamış gibi davranır
-hayır
can yücel :
-öyleyse bir daha ...sin.
ortam gerilir iyice;
ağğ iğğ hoo
Kısa bir reklam arasından sonra tekrar birlikteyiz.
batı yakası hikayesini de türkçeye çevirmiştir.
göte göt diyebilen delikanlı şair.
duygu asena - nazım hikmet artık kart postal şairi olmuştur.
can yücel - kart sensin postalda sana girsin....
can yücel - kart sensin postalda sana girsin....
ünlü beyin cerrahı gazi yaşargil hocanın eski arkadaşıdır.Hatta Gazi Hoca,Can Yücel'in babası,eski bakanlarımızdan Hasan Ali Yücel'in sayesinde aldığı burs ile yurtdışına ilk defa okumaya çıkmıştır.
bi tartışma programında, MHP' li eski bakanlardan biri şöyle der Nazım Hikmet için: "Nazım, annesi babasını bir sagcıyla aldattığı için solcu olmuştur".
Bunun üzerine Can Yücel sazı eline alır: "Peki senin ananı hangi solcu sikti de sen sağcı oldun?"
Bunun üzerine Can Yücel sazı eline alır: "Peki senin ananı hangi solcu sikti de sen sağcı oldun?"
Buket diye bahçeli bir meyhane vardı,
Yenişehir'de
Yıkıldı çoktan GiMA var şimdi yerinde
Kenarı küpelerle çevrili o küçücük havuzun
Yamacında bir masa
Cahit Ağabey'le otururduk yaz gecelerinde
Fıskiyenin serpintisiyle sırılsıklamdı muşamba
Zaten Cahit'in gözleri daim yaşlı
Şunu siliver; derse garsona
Ne Cahit kaldı, ne Buket, ne fıskiye
Yine bu bahar öğlesinde
Fıskiyenin üstündeki o kırmızı top gibi ;ister kalpten olsun, isterse-
Hop hop ediyor ya yüreğim bidüziye.
şiirini yazan ve beni derinden sarsan hakikatçi şair.
Yenişehir'de
Yıkıldı çoktan GiMA var şimdi yerinde
Kenarı küpelerle çevrili o küçücük havuzun
Yamacında bir masa
Cahit Ağabey'le otururduk yaz gecelerinde
Fıskiyenin serpintisiyle sırılsıklamdı muşamba
Zaten Cahit'in gözleri daim yaşlı
Şunu siliver; derse garsona
Ne Cahit kaldı, ne Buket, ne fıskiye
Yine bu bahar öğlesinde
Fıskiyenin üstündeki o kırmızı top gibi ;ister kalpten olsun, isterse-
Hop hop ediyor ya yüreğim bidüziye.
şiirini yazan ve beni derinden sarsan hakikatçi şair.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar