/18
Herbir şiiri kendine has güzel olan , türk edebiyatında adı her anıldığında zarif olarak hatırlanan güzel adam.
görsel

her aklıma geldiğinde...
" kendimden yorulduğum günlerdeyim."
Öyle ya insanı en çok yoran kendisidir... Bir cümlesiyle birçok şeyi daha iyi anlamama sebep olan, Soyadı gibi zarif olan şair. Hassas kalbini dizelere ince ince işlemiş. Öyle sade, öyle asil.
“Düştümse eğer sana bakarken düştüm” dizesinin sahibi şair. Saygı duymamak elde değil.
Düşmeye doyamadığım dipsiz kuyumsun sözlerinin sahibi üstad aleyna tilki yi de demeden geçmeyelim.
Dizelerinde zarafet bulunan, soyundan zarif, isminden cahit, zarafetle söz dizen şair. Ne kadar acz demişse de kendine, biz acz'i zarif diye okuyoruz.
Toydun cesurdun
Gençtin atıldıın
Bilmezdin atıldın
Kabuğu oydun oydun
Kabukta kaldın.

cahit Zarifoğlu.
içim;
Ey içim, bu yolculuk nereye?
Yine bir şehrin ölümünü başlatır gibisin…

Cahit Zarifoğlu.
"kavuşmalarımız ağır aksak, ayrılıklarımız koşar adım.."
Aynı dağın zirvelerine göz koymadık, aynı çitlere takılıp düşmedik belki ama düştükçe aynı şeyleri hissetmiş olduğumuzu düşünüyorum bazen.

ikimizin de düştüğünde dizindeki yaralara bakmadan dağın zirvesine bakıp gözyaşlarıyla yüzünü toprağa gömdüğünü.

48 yaşında ölüme adım adım yürüyen şair, Yaşamak için savaşmadan
Acz ( abdurahman cahit zarifoğlu).
Ve gördük ki;
mekan değildir,
zamandır önemli olan.
Ve lakin o da değildir,
eylemdir önemli olan.

Ve o dahi değildir kalp olmadıkça..
"Bakıyorsunuz kuşlar
Hazır
Sokak lambaları yanık unutulmuş
Bir kadıköy vapuru hınca hınç insan
Çok geçmeyecek
Martılar beyhude turlar atacak
Kıyılar lağım konserve kutuları
Mısır koçanları
Sevgi aranabilir yine
Korkusuzca say koskoca kederlerini
Bir kuyu bulunabilir
Aklımdan çıkmıyorsun
Sen hala dizüstü
Bunca anıyı besleyerek
Sokaklarda avaz avaz konuşarak kendi kendinle
Mektupları öpebilirsin kırmızı dudaklarınla
Görür gibi olarak açıp baktığımı
Bense şöyle diyorum:
Buradan bir acı kanamış boyun
Kuşlar hazır
Öncü havalanmak üzre
Şehri gelen bir mevsime bırakıyorlar
O vapur hala hınca hınç
Kimbilir herbiri hangi dünyaya sağır
Çok geçmez aradan
Kadınlar kapı önlerinde
Ellerinde meşalelerle
Aydınlatırlar gelip geçen erkek suratları
Yorgun bir sarıyla ben de
Geçeceğim önlerinden
Aklımdan çıkmıyorsun dedim
Başka türlüsünü yorgunum anlatmaya
Telefonlar yan hücrede çalışıyor
Bende kurşuni bir dere
Ağaçlar hayvanlar bile kaygılı
Onu bir mersedesten indirdi kalçasına kadar
açılarak
Yapayaşlı bir rum kadın
Herşeyde yanıp sönen bir kıyamet algısı
Haydi koşayım diyorum belki dağılır
Koşuyorum
Sancağımda kendi rüzgarımla ölgün kıpırtılar
Hayır daha sevgili daha sevimli değil
Ne başka bir gün ne başka bir zaman
Çok geçmeyecek aradan
Şöyle diyeceğim:
Bulutlar açmadı
Mavi gök orda mı?"
"Gerçek şu ki: otogarlar düğün salonlarından daha samimi sarılmalar görmüştür. Ve hastane duvarları da cami duvarlarından daha fazla inanan."

ACZ tutuyor...
"Ve giderek bütün gençleri saran bir gırgır dünyası, bir gevezelik, malayanilik, bir seviyesizlik..."

Bu adama güzel insan denmesinin bir sebebi var.
Açık Açık Çağırır Aşkını

 

Çabuk akan tez giden 
ilk geyik avında ölenler 
çarpıntı başlarıdır insanlığın 
Uzakta, ta burada 
Ünlü bir can sıkıntısını 
Ufalar bir zümrüt sakal 
Yeldeğirmeni 
ve uçuşan leylekler 
beyaz saçlı atın 
kar yıllığını rüzgar hallerini 
kahraman atın 
madalya anına bitişik 
dört nala koşan sesi 
oradan uzaktan ta buradan 
siyah 
çatık kaşlı gelincik tohumlarına 
benzer sezişleriyle 
gelişir yapılı kaygılar 

 

bir ayıp giyotin 
çün ağaç sağa dönmez 
soldan kuşatılır 
çün ağaç şaşırır 
ağaç ölür 
Ama sapına kadar 
Bilhassa büyük 
Erkek 
Tam erkek bir el 
Yani kolun ucuna kadar gelmiş de 
Yumruk bile olmuş 
ve bilhassa bu büyük bir el 
beynelmilel büküp yapma çelikleri 
gündelik insanı kaldırıp 
bir de tanrıya şarkısını söylerse 
Belirli bir yapısı 
belli bir geçmişi olan 
nereye değdiğini bilen 
düğün yapısı fırçasıyla 
toprak ve topraktan sonrasını 
aynı çığlığı atan 
ve karalar içinde 

 

haydi 
şu kaçar su durur mu 
gök içimizden bir zenci çağırır 
zenci zenci 
bir büyük geniş başlı 
şikayet mi ne olur 
açık açık çağırır aşkını 
burda mı daha mı uzakta 
bütün bir geceye 
dayar alnını 
öyle ki alın 
mübarek bir şeydir

Cahit Zarifoğlu.
Bana hissettirdiklerini seviyorum,
Sanki her şey mümkünmüş gibi,
Sanki, yaşamaya değermiş gibi.

Cahit Zarifoğlu.
"bir acı mı ne gerek
öyle uykum var ki
öyle istiyorum ki"
"bir incelik gösterin, incinmesin yüreğim."

dizelerinin sahibi ince ruhlu bir insandır.
tüm avrupa'yı otostopla gezdiği söylenir.
görsel
orhan veli oğuz atay sabahattin ali gibi erken kaybedilen bir değerdir.
görsel
iyi ki kalbimi tanıyanlar yok. Ağırlıksız duran bedenimi küçümseyeceklerdi. Sonra da birbirlerine dürterek, ya da ilerideki arkadaşlarına göz işareti vererek beni gösterecekler, "kalbini yok etmişin haline bakın, hınzır pek de pratik, belli etmiyor hiç" diyeceklerdi. Ama iyi ki yoklar.
Aynı şiiri 350 kez başlığı altında paylaşılan şairdir. Adam bilse şiirlerinin böyle izbe bi yerde duygusal ergen triplerine kurban gideceğini klozete atar sifonu çekerdi amk yether yaa.
“Halk aşksızsa sokaklar banka dükkanlarıyla doludur.” demiş şair. Severiz kendisini.
© copyright 2005 - 2026