bugün
- eşitlik mi özgürlük mü8
- yeni partinin çerçeve yasa kararı15
- tarım3
- hayatı stressiz ve huzurlu yaşamak için gerekenler2
- arabayla almanya'dan türkiye'ye gitmek10
- sözlük yazarlarının hayatını değiştirecek şey4
- kartoncu birader vs erecto bey3
- yaşlandığının farkına varmak9
- orospu çocuğu gördüm de böylesini hiç görmedim3
- namaz5
- müzik dinlemek5
- kedi5
- yahudi olmak için anneniz yahudi olması gerekiyor3
- yahudilere sallayan kitaplar3
- eva mendes2
- 11 ağustos 20262
- ekşi sözlük referans17
- asosyal ve çirkin olmak4
- dağ evi olmayan erkek5
- sözlük yazarlarının kekleri5
- ahududu5
- sözlüğün çok durgun olması6
- sigara içmeyen erkek4
- clean girl akımı4
- adavet2
- şapka ve scream maskesi takıp dolaşmak2
- evlenmeme nedenleri5
- sözlük kızları çirkin oldukları için buradalar4
- mekke anlaşması20
- sıcak hava vs soğuk hava6
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler5
- 11 ağustos 2026 sturm graz fenerbahçe maçı5
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- 80 yaşında sözlük yazarı olmaz2
- hutiler suudlara saldırdı ne olacak4
- eline kız götü değmemiş sözlük erkekleri2
- iki arada bir derede kalmak2
- 2000 doğumlu kızlar6
- özgür özel7
- ekonomi16
- ev almak isteyenlere tavsiye7
- geleceğe yolculuk vs geçmişe yolculuk4
- yaşlı izlenimi veren isimler3
- baliye balayına gitme ezikliği4
- ulu parti5
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde11
- türkiye11
- arkadaşlar bi bakar mısınız3
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- hem sosyal hem sözlük yazarı olunmaz2
hacmi bu kadar büyük olmasına rağmen koku almakta güçlük çekiyor olmama şaşırdığım egzotik organ'ım'.
gogol un "bir delinin hatıra defteri" kitabından bir hikayedir. adamın burnu kaybolur falan.
insan yüzündeki en önemli güzellik belirleyiciymiş.
Çorum iline bağlı küçük güzel bir köydür. Çorum merkezine 25 km dir. Yalnızca tarım vardır wikipedia da yazdığı gibi hayvancılık felan yoktur hatta köpek ve kuş dışında hayvanda yoktur. Köy genelde akrabaların bulunduğu bir köydür ve sürekli göç verdiği için nüfusu devamlı azalmaktadır. Artık yalnızca yazın haftasonları temiz hava almak için gidilicek bir yer olmasına az kalmıştır.
(bkz: nose)
insanın nefes almasını sağlayan faktörlerden biri. burnuyla insan tavlanıyanı görmedim ama geçen gördüm birisi nefes alıyodu. hmm evet doğru olabilir mi?-> (bkz: nefes alsın yeter)
insanı güzelleştirebilen ya da çirkinleştirebilen en önemli faktörlerden biri..
Karakteristik olduğu söylenen organ.Fakat herkesin burnu vardır ama karakteri yoktur.
dış dekorasyonu kolaydır. dekoratif bir burna sahip olmak bir cüzdan açımı ve karara bakar. iç tasarımı ise can alıcı bir koku alıcılığa yeteneklidir. biraz koklayınca kötü kokudan eser kalmaz. bu devamsızlık harikadır. bir de gideni geriye getirir. içine çekersen.
(bkz: burnunda tütmek)
(bkz: burnunda tütmek)
şiirlere bile unsur olmuş organımızdır.*
ah burnum, hain burnum;
gözyaşlarıma yol idin, ıslak idin.
nasıl aldattın beni...?
aldattın...
nasıl alıştın sigarama,
ben bile alışamazken;
nasıl unuttun hemen?
beni babama yakalattın;
atılan tokatta sen de vardın,
üstüme sinen nefreti
sen de kokladın
ve şimdi
hiçbir şey olmamış gibi
tekrar yol oldun
gözyaşlarıma...*
ah burnum, hain burnum;
gözyaşlarıma yol idin, ıslak idin.
nasıl aldattın beni...?
aldattın...
nasıl alıştın sigarama,
ben bile alışamazken;
nasıl unuttun hemen?
beni babama yakalattın;
atılan tokatta sen de vardın,
üstüme sinen nefreti
sen de kokladın
ve şimdi
hiçbir şey olmamış gibi
tekrar yol oldun
gözyaşlarıma...*
burun kadar çirkin bir organ adı, burun. burnum, burnun, burnu, burnumuz, burnunuz, burunları. "burun" ne yaa!?
cinlerde bizimki gibi uzun olmayıp, bazı filipinli erkek ve kadınlarda olduğu gibi değirmidir ama bizimki gibi ortada yer alır.
bir nikolay vasilyevic gogol öyküsü.*
edit: burun adlı yeni bir kitap çıkmış. kitabın yazım hikayesi ilginç:
http://www.radikal.com.tr...p?ek=ktp&haberno=6713
edit: burun adlı yeni bir kitap çıkmış. kitabın yazım hikayesi ilginç:
http://www.radikal.com.tr...p?ek=ktp&haberno=6713
'Dil" karaktersiz ve kaypaktır. Yılan gibi sokacak kadar sivrilebilir ve tükürdüğünü yalayacak kadar paçavralaşabilir.
Bazen onu, suratlara fırlatılan hakaretlerle tükürüklerin mancınıklığını yaparken; bazen de, iki kat olmuş yalvarır ve en süfli yerleri yalarken görürüz.
Sıkıştığı zaman nerelere kadar girebileceği, halk deyimlerinde belirtilmiştir. Atalar bile onun karakter zaafını bir anatomi teşhisiyle ortaya koyarak:
- Dilin kemiği yoktur, demişler...
***
Dudak ise dişlerin dengeci başısıdır. Biri sadece ısırır, öteki sadece öper.
***
Ama burun; o, ne kemiksizliğiyle iftihar eden dil, ne arkasındaki dişleri gizleyen yumuşak dudak, ne öpüşlerin arkasında pusuya yatmış sinsi diştir.
O, insan yüzünde ezilip bükülmeden, maskeye tenezzül etmeden, olduğu gibi duran bir gurur abidesi; zekânın, meçhullere uzattığı bir merak öncüsüdür.
***
"Dil"i daha bundan 2500 yıl önce, edebiyata rahatça sokuvermiş Esope.
Burun ise, bütün merakına rağmen; eğilip bükülemediği için, uzun zaman bekledi. Ancak Gogol'ün aracılığıyla, geçen yüzyıl girebildi yazı dünyasına, o da bir hayalet olarak...
Edmond Rostand'ın gönlü, bu haysiyetli varlığın sanat âlemi ortasında bir kâbus gibi dolaşmasına razı gelmemiş olacak ki; onu, şiir ve romanlardaki dil, dudak, diş bolluğuna inat, ebediyen yıkılmayacak haşmetli bir tahtın üzerine oturtmuş Cyrano'da...
Artık burun, kendine ait bir tiradın, sürü sepet teşbihleri ortasında mesut; şahsına dil uzatan Vicomte'un mağlubiyetini seyretmektedir.
***
Burnun bir kusuru vardır, bazen fazla büyür. Daha doğrusu o büyümez de; insan olma gururunun, "azamet ve kibirden" çok daha yüksek bulunduğunu kavrayamayanlar; onun tabii boyuyla yetinemez, koltuklara tırmanıp, kalplerini cüzdanlarla değiştirdikçe; onu da, büyütürler.
Hani o büyüdükçe, insanlıkları da büyürmüş gibi...
***
Onun için halk indinde burun, mevkilerin barometresi olmuştur. Burunlar, kendileri kadarken; selamlar kantarlıdır. Büyümeye başladıkları zaman, selamlar gramlaşır. Ve halk, Ankara ufuklarını süzen gözlerle:
- Ne olacak, der, büyüdü burunları...
***
Büyüyen burunlar olduğu gibi, küçülen burunlar da vardır. insanlık vakarını taşıyacak güçte olmadığı için, gitgide küçülüp erimiş burunlar...
Bu ezikliğin acısıyla kavrulanlar; genç nesillerin aşınmamış haysiyetine kinlerini gıcırdatarak, biraz da temenni yollu bir falcılıkla bakarlar:
- Hayat kırar onların da burnunu...
***
Fakat en hazini, kader mengenesinin, kulaklarından tutup yere sürttüğü burunlardır. Ne kadar çok büyürlerse, o kadar kolay sürtülürler yere...
Hele burnu Kafdağı'na çıkanlar için, hemen hemen hiç kurtuluş yoktur.
***
Burnun bir felaketi de, meraklı olmasıdır; her işe sokulmak ister... Bu yüzden herkes sık sık uyarır birbirini:
- Burnunu fazla sokma!
***
Ama ne yapacaksınız ki, burundur bu; koku aldı mı sokulmadan yapamaz. Ve burnun her koku aldığı yere sokulması, çokçası başın da belaya sokulması demektir.
***
Burun buruna vermek, yakınlık işaretidir. Bunlardan biri kadın, biri de erkekse, zevkine doyum olmaz.
Parfümeri endüstrisi, kadınlarla burun buruna vermeyi seven erkekler sayesinde kurulmuştur.
Burun buruna verenler iki kadın ise, mutlaka bir üçüncü kadının başına çorap örülüyordur.
Yok, iki erkek burun buruna vermişse ve bunlar da siyasi ise; başına çorap örülen, doğrudan doğruya memlekettir.
***
Bazen burnumuzun direği sızlar. Türkiye'de gazete okurken olur bu. Küçücük kızını terbiye etmek için, gece kapı önünde bırakan babanın; kurtların yediği çocuktan, sabahleyin sadece bir el parçası bulduğu, havadisini okurken mesela...
***
Bazen de burnumuzun direği kırılır. Mesela, Yoğurtçu Deresi'nden geçerken...
Burnumuzun direğinin sızlamasını memleketin durumuna, kırılmasını ise belediyemizin koku sevgisine borçluyuzdur.
***
Burnu havada gezenler, böyle sızılardan ve acılardan muaftırlar. Ve daha çok onlar idare ettiği için her şeyi, vatandaşlara kala kala bir tek şey kalır: Üzüle, dertlene durmadan burunlarını çekmek...
çetin altan
Bazen onu, suratlara fırlatılan hakaretlerle tükürüklerin mancınıklığını yaparken; bazen de, iki kat olmuş yalvarır ve en süfli yerleri yalarken görürüz.
Sıkıştığı zaman nerelere kadar girebileceği, halk deyimlerinde belirtilmiştir. Atalar bile onun karakter zaafını bir anatomi teşhisiyle ortaya koyarak:
- Dilin kemiği yoktur, demişler...
***
Dudak ise dişlerin dengeci başısıdır. Biri sadece ısırır, öteki sadece öper.
***
Ama burun; o, ne kemiksizliğiyle iftihar eden dil, ne arkasındaki dişleri gizleyen yumuşak dudak, ne öpüşlerin arkasında pusuya yatmış sinsi diştir.
O, insan yüzünde ezilip bükülmeden, maskeye tenezzül etmeden, olduğu gibi duran bir gurur abidesi; zekânın, meçhullere uzattığı bir merak öncüsüdür.
***
"Dil"i daha bundan 2500 yıl önce, edebiyata rahatça sokuvermiş Esope.
Burun ise, bütün merakına rağmen; eğilip bükülemediği için, uzun zaman bekledi. Ancak Gogol'ün aracılığıyla, geçen yüzyıl girebildi yazı dünyasına, o da bir hayalet olarak...
Edmond Rostand'ın gönlü, bu haysiyetli varlığın sanat âlemi ortasında bir kâbus gibi dolaşmasına razı gelmemiş olacak ki; onu, şiir ve romanlardaki dil, dudak, diş bolluğuna inat, ebediyen yıkılmayacak haşmetli bir tahtın üzerine oturtmuş Cyrano'da...
Artık burun, kendine ait bir tiradın, sürü sepet teşbihleri ortasında mesut; şahsına dil uzatan Vicomte'un mağlubiyetini seyretmektedir.
***
Burnun bir kusuru vardır, bazen fazla büyür. Daha doğrusu o büyümez de; insan olma gururunun, "azamet ve kibirden" çok daha yüksek bulunduğunu kavrayamayanlar; onun tabii boyuyla yetinemez, koltuklara tırmanıp, kalplerini cüzdanlarla değiştirdikçe; onu da, büyütürler.
Hani o büyüdükçe, insanlıkları da büyürmüş gibi...
***
Onun için halk indinde burun, mevkilerin barometresi olmuştur. Burunlar, kendileri kadarken; selamlar kantarlıdır. Büyümeye başladıkları zaman, selamlar gramlaşır. Ve halk, Ankara ufuklarını süzen gözlerle:
- Ne olacak, der, büyüdü burunları...
***
Büyüyen burunlar olduğu gibi, küçülen burunlar da vardır. insanlık vakarını taşıyacak güçte olmadığı için, gitgide küçülüp erimiş burunlar...
Bu ezikliğin acısıyla kavrulanlar; genç nesillerin aşınmamış haysiyetine kinlerini gıcırdatarak, biraz da temenni yollu bir falcılıkla bakarlar:
- Hayat kırar onların da burnunu...
***
Fakat en hazini, kader mengenesinin, kulaklarından tutup yere sürttüğü burunlardır. Ne kadar çok büyürlerse, o kadar kolay sürtülürler yere...
Hele burnu Kafdağı'na çıkanlar için, hemen hemen hiç kurtuluş yoktur.
***
Burnun bir felaketi de, meraklı olmasıdır; her işe sokulmak ister... Bu yüzden herkes sık sık uyarır birbirini:
- Burnunu fazla sokma!
***
Ama ne yapacaksınız ki, burundur bu; koku aldı mı sokulmadan yapamaz. Ve burnun her koku aldığı yere sokulması, çokçası başın da belaya sokulması demektir.
***
Burun buruna vermek, yakınlık işaretidir. Bunlardan biri kadın, biri de erkekse, zevkine doyum olmaz.
Parfümeri endüstrisi, kadınlarla burun buruna vermeyi seven erkekler sayesinde kurulmuştur.
Burun buruna verenler iki kadın ise, mutlaka bir üçüncü kadının başına çorap örülüyordur.
Yok, iki erkek burun buruna vermişse ve bunlar da siyasi ise; başına çorap örülen, doğrudan doğruya memlekettir.
***
Bazen burnumuzun direği sızlar. Türkiye'de gazete okurken olur bu. Küçücük kızını terbiye etmek için, gece kapı önünde bırakan babanın; kurtların yediği çocuktan, sabahleyin sadece bir el parçası bulduğu, havadisini okurken mesela...
***
Bazen de burnumuzun direği kırılır. Mesela, Yoğurtçu Deresi'nden geçerken...
Burnumuzun direğinin sızlamasını memleketin durumuna, kırılmasını ise belediyemizin koku sevgisine borçluyuzdur.
***
Burnu havada gezenler, böyle sızılardan ve acılardan muaftırlar. Ve daha çok onlar idare ettiği için her şeyi, vatandaşlara kala kala bir tek şey kalır: Üzüle, dertlene durmadan burunlarını çekmek...
çetin altan
karadenizliler için simgedir, imajdır. belki törpülüktür, profilden dikkat çekebilir. lakin sempatiyle bakılmalıdır. nasıl bakarsak öyle görürürüz değil mi ulusözlük?
genelde pek kusursuzuna rastlanmayan organdır. bi yeri güzel olsa başka taraftan kaybeder. hep kusurludur. ama tabi mükemmel olanlar da azda olsa vardır. herkese nasip olmuyo tabi. kıymetlidir.
vücudumuzda en çabuk yorulan organmış..
kullanılmayınca düşenlerden falan. *
kullanılmayınca düşenlerden falan. *
organ, her yer güzeldir ama bi o çirkindir, güzel burunlularada ayrıca belirtilir, dışlanmış bi organ zaman zaman üstünde kıl bile çıkar.
sümük adlı bir sıvı salgılayan ve bunu vücudumuzu dış etkilerden korumak için yapan organ.
arapçada enf demek olan burun,
enfiye kelimesinin de kökünü olusturmaktadır.
enfiye kelimesinin de kökünü olusturmaktadır.
içinde gogo oluşabilen organımız.
karanin, denize uzanmis kismina verilen isimdir. *
koku alma organı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar