bugün

kendimden bile saklıyorum,
susuyorum.
simdi yalnızlığıma mı yoksa, sana mı şiirler yazıyorum,
bilmiyorum.
hasretin mi daha uzak?
masun gözlerin mi ?
saçlarını okşamak, dokunmak istiyorum.
hasretliğim nerdesin?
bak yok işte,
ellerini tutamıyorum.
karanlık gecelerde ben,
sana susuyorum.
yalnızlığıma mı ağlıyorum?
yoksa cevapsız sorulara mı?
görmüyorum... duymuyorum...
şimdi sen mi bana yasak?
sensizlik mi?
bilmiyorum.
selçuk avcı
bir keresinde mesaj atmıştı bana 'ölüyorum ben ya' diye. görmemişim napıyım ? sonra farkettim, aradan dört saat geçmiş, -koskoca 4 saat- aradım aradım cevap vermedi önce baya bi süre. sonra cevap verdi, hastanedeyim dedi. iyi misin falan dedim, ya serum, hortum falan var kan kusmuşum dedi. koşarak gittim hastaneye. o kadar kendimi kaybetmiştim ki, taksi tutmayı bile akıl edememiştim lan siz düşünün. 30 dakika koştum. koşarken 3 tane sigara bitirdim hatta o şekilde koştum. acile girdim yatıyodu öyle. hiç görünmedim ona. hemşireye sordum, serumu bitince çıkaracağız hastaneden gidebilir evine dedi. rahatladım. daha beni görmemişti baktım biraz ona. çok koşmuştum, terlemiştim ve nefes nefeseydim. koşarak geldiğimi, panik yaptığmı anlasın istemedim. biraz dinlendikten sonra yanına gittim, keşke gelmeseydin dedi. saçmalama ya olur mu öyle şey dedim, bir yandan da umursamaz davranmaya çalışıyorum. gitmen lazım dedi. niye dedim. o gelecek birazdan dedi. bana neden haber verdin o zaman dedim biraz sitemli bi şekilde. bilmiyorum dedi.

hiç bi zaman bilmiyodu zaten. giderken de, neden diye sorduğumda bilmiyorum demişti. ne zaman gelecek dedim, bilmiyorum birazdan gelir. git dedi. öptüm, gittim. sonra bi daha da aramadım. nedenini bilmiyorum. o da beni aramadı. muhtemelen o da bilmiyor.

öyle işte.
Onu gercekten seviyor muyum,
ondan vazgecebılır mıyım,
ona aşık mıyım,
ve bunların otesınde hazırlıgı ılk senede gecemeyıp unıversıteye 6 sene katlanabılır mıyım hiç ama hiç bilmiyorum. .
hayat beni nereye götürür?
daha ne gibi zorluklar çıkar karşıma?
nasıl mücadele ederim?
ve benim içinde olduğum bedenim ne kadar taşıyabilir ruhumu?
bende bilmiyorum.....
(bkz: kanguru)
bu kelime hayatımızda olmasaydı ne yapardık bilmiyorum.
bilemiyorum kelimesiyle aynı değildir mesela. bi gerçekten bilmemek var bide isteyipte bilememek var bazı şeyleri.
boğazımı yakan sigara mı yoksa hayatın kahpeliğinden mi
bilmiyorum
artık bu dünyadan göçüp gitmek istemek
varlığımı inkar etmek mi demek
bilmiyorum
tek bildiğim bir şey var ki
bilinmezliğin dipsiz çukurunda çürümem...
ısrarla bilmiyorum dersen o zaman kötü. "öğren" demezler mi adama?
söyleyeni yerine göre ilahlaştıran kelime.
Gittiğin yerlerden zehirli masallar getirdi rüzgar bana. Dudakların benim dudaklarıma değdiği an güzeldi, yalan dolan tenlerde kirlendi. Kirlendik.
Öyle aşklar yaşadımki hepsi senden bir parça. Zamana yalvardı acılar, ben hep sakıncalıyı seçtim. Susarak, yıpratarak, acıtarak, çıldırarak büyüttüm umarsız gözlerimde sevdanı. Sersem rüzgarlara aldanmama sebep sensin. Tanımadığım tenle terlememe sebep sen!
Saf alkol içeriyor ruhum, hiç olmazsa bugün ölmüyorum senin için... gül desenli gecelerimize açılan müzik kutuları uzaklarda çalıyor, duymuyoruz sesini... elimdeki son mürekkebi içiyor kağıtlar... saçlarımda yağmur, avuçlarımda gece... hiç yaşlanmasak, hiç ölmesek derdik... öldürdük bizi bizde, köşebaşında tanıdığım adam gençleşti benle... ben hep sakıncalıyı seçtim, hep yanlışı... fazla mesaiye kalmış olmalı yüreğimin doğrulukları...
Nereye gider, nerde susup beklerim bilmiyorum... yıllardır aradığım neydi, fazla mı durağandı hayat ya da durağan mıydım ben hayata bilmiyorum... Kabullenemedim paslanmış yağ tenekeleri sıradanlığında bir aşkı ve ben üç yanlışın götürdüğü tek bir doğru olmayı seçtim...
Gittiğin yerlerden zehirli masallar getirdi rüzgar bana... ellerin benimken güzeldi... benim ellerim kimde? Bilmiyorum.
Ararsan yokum... günahlar işliyorum ve sana yalanlar hazırlıyorum... gidişimi öperek uyandır koynunda... gidiyorum...
Ben bu günahları sen yoksun diye işledim, taş yapar mı allah beni bilmiyorum...
magandalığın sınırlarını zorlayan şarkısı ile angaralı coskun...

lokasyon da genclik parkı filan olabilir.. eryaman'daki yapay gol olabilir.. bilemiyorum tam.

http://www.metacafe.com/w...nkaral_co_kun_bilmiyorum/
(bkz: bilmiyorum ne olacak)
(bkz: biz daha bu konulara geçmedik)
DEVEKUŞU YÜKE GELINCE, KUŞUM, UÇMAYA GELINCE, DEVEYIM DER.

bilmiyorumun tam manası budur işte. kendisine verilecek bir sorumluluğu hisseden birey, sorulan sorulara "bilmiyorum" der kolayca.
öğrenebilmek de insana özgüdür. onu da bilmezler.
cinayete sebebiyet verebilecek cevaptır. zira insan bünyesi ardarda aynı cevabı alınca su kaynatmaktadır.
" ah şu genç kızların bu "bilmiyorum"ları... öyle severim ki. en kesin biilgilerini "bilmiyorum"larının altına gizlediklerini sandıkları zaman alımları nasıl bir kat artar!"
bu aralar çok duyduğum ve anlamına bir de sözlükten bakayım dediğim kelime ve cevaptır.
o da bir marifet.
her konu hakkında -hiç bilmediği yada yeterince kavrayamadığı- yorum yapan insanların çoğaldığı zamanlarda söylenmesi erdem niteliği kazanmış kelime.
canı sıkkın, bezgin, yorgun bir haldeki kişinin, bildiği şeyler için dahi kullandığı kelimedir. alttan alttan "beni rahat bırak" mesajı içerir.
fransızcası 'je ne sais pas' dır.
(bkz: merak ediyorum)
köşe var ya hani onun kenarı..
© copyright 2005 - 2026