bugün

/782
Ulan 25 bin kişi koşmuş stada, boğazlarını parçalıyorlar, QUARESMA MAÇın başında didiniyor, pas atmayınca ikinci yarı oyundan düşüyor,

necip gelişeceğine her gün daha geri gidiyor, olumlu özelliklerini kaybediyor, ernst gibi Ha bire geri pas yapıyor,

veli attığı topları kaLEYe yetiştiremiyor,

egemen 5-6 maçtır bomba gibi sürekli Hata yapıyor,

hilbert eskisi gibi orta yapaMıyor,

cenk rakipten çok bize korku salıyor, güven vermiyor,

almeida iki metre boyla altıpastan topu ağlara yollayamıyorsa söyleyecek bi şey yoktur zaten.

Edu, ekrem, holosko'ya bir şey söylemeye hakkımız yok. Suç onları bu kuLÜBÜN kapısından içeri alanlarda.
Ama yazık. Okul harçlığından artırıp, çocuğunun boğazından kesip tribüne koşan, boğazını parçalayan o büyük taraftara yazık.

Ama yönetim bizi kandırmasın. Eğer paralarını ödeyemeyecekse Fernandes, QUARESMA ve ernst dahil hepsi satılsın. Fakat " Biz Gelecek sene

umut

tanju - egemen - atınç - ismail

veli - necip - muHAmmed - burak

MEHMET AKYÜZ - Pektemek

şeklinde kadroyla oynayacağız, bu yıl böyle idare edeceğiz, taraftarımız bizi desteklesin, bütçeyi düzeltip Sonraki yıl için şampiyonluk amacımız olsun" derse biz yönetimi sonuna kadar destekleyelim. Ama bu takımda Gelecek yılda ekrem dağ ve filip holosko gibi oyuncular olacaksa boşuna q7 ve ferdiyi yollamasınlar.
Ama öncelikle ekrem'e, ernst'e, holosko'ya, Hatta gerekirse rüştü ve toraman'a da teşekkür edip kendilerine takım bulmaları istenmeli. Eğer avrupa şampiyonasında iyi bir performans sergilerlerse, almeida, QUARESMA ve Fernandes satılabilir. Ama Eğer Gelecek yılda şampiyonluğa oynayacaksak Fernandes veya q7 den biri kalmalıdır. ( q7 takımın tek yıldızı olabilirse geçen senenin ilk yarısındaki gibi takımi sırtlayabilir) simao'yla ise iyi bir yedek olarak sözleşmesinin bitmesi beklenebilir. Son olarak da kulübün istediği fiyatta anlaşılırsa bobo takıma geri kazandırabilir.

e bu kadar uzun bir entryi sonlandırmadan önce BurAYA kadar okuyan yazarlarımıza teşekkür edip tanım yapalım.
kendisini Uğruna ölecek kadar seven,puan kaybetti diye Ona sırtını dönmeyecek olan büyük taraftara sahip kulüp.
bu sevdadan vazgeçersek allah belamızı versin.
beşiktaşlı olduğum günden beri bu kadar utandığım ve nefret ettiğim bir sezona asla rastlamadığım güzel takımım.

nefretin, utancın ve sinirin başlıca kaynakları:
(bkz: yıldırım demirören)
(bkz: carlos carvalhal)
(bkz: edu)
(bkz: ekrem dağ)
(bkz: veli kavlak)
eğer play-off maçlarına carvalhal ile girerse hiç galip gelemeyebilecek takım. tayfur havutçu'da iyi hoca değil ama en azından şampiyonlar ligini hedefliyorsak değişik bir hava gerek takıma. hatta takımın başında roland koch olsa şu ankinden daha kötü olamayız.
varlığını aldığı değerlerden uzaklaştırılan takımdır.
lig tv' nin verdiği habere göre pfdk tarafından iki maç seyircisiz oynama cezası alacak olan takım. Ulan dün ne yaptık stadda, taşkınlık yok, hakaret yok, götveren dediğimiz için mi bu ceza. Derbilerden önce yıldızlarımızı doğradınız hakettiler diye ses çıkarmadık Ama play off derbilerinden önce böyle bir şey yaparsanız ne federasyon dinleriz ne pfdk. Ha hepiniz götverensiniz o ayrı.
pfdk ceza verirse beşiktaş playoff a katılmamalıdır.
sir mustafa denizli ile yeni bir yapılanmaya girmesi gereken takım. tayfurla devam edilirse ne yeni sezonu ne de geleceği garantiye alabiliriz. yeni sezondan bi beklentimiz yok diyelim hadi, küçülme, maddi toparlanma adına. lakin tayfur ile geleceğe dönük hamleler yapabileceğimizi hiç sanmıyorum. bu tarz işleri tecrübeli, kurt teknik adamlar yapar.
bu sezonun sonunda 'gidecekler' listesi çok kabarık olacak takım. belki de tarihini en büyük satış listesini açıklayacak.

şunu hepimiz acı bir şekilde anladık ki; futbolcu kolay, istediğin kadar istediğin kalibrede futbolcu bulursun, ucuz pahalı olması da önemli değil. eğer bu gün grosicki sudan ucuza alınan bir adam ve quaresma'dan daha verimliyse gerçekten futbolcunun zerre önemi yok. önemli olan tek şey var o da hoca. beşiktaş'ın gerçekten iyi bir hoca bulması lazım. o hocanın istediği futbolcuların takıma alınması lazım. kenarda dursun lazım olur diye futbolcu alırsan 16 maçta 3 galibiyet alırsın.

şu an beşiktaş için adı geçen hocalar van gaal ve slaven bilic. benim şahsi görüşüm, isteğim ve buna bağlı nedenlerim şu şekilde: (bkz: ertuğrul sağlam/#14971652)

beşiktaş'a avrupadan hoca gelmemeli. beşiktaş'ta son yıllarda en başarılı olmuş hoca lucescu. çünkü romen futbolu ile türk futbolu bnzer özellikteler. eğer lucescu alman olsa tutmazdı. takımın başına van gaal gelse çıldırır, bilic kapalı kutu, büyük risk.

beşiktaş'ın başına ya türk futboluyla benzer özellikler taşıyan bir ülkeden ve şampiyonluk yaşamış bir hoca getirilmeli ya da ertuğrul sağlam. başka çare yok, yoksa bu kemoterapi 10 yıl daha sürer.
istediği kadar yenilsin, istediği kadar oynamasın.

onsuz biz hiç bir şeyiz. her şey beşiktaş'tır biz de.
bir beşiktaşlı olarak ne teknık direktör içime siniyor ne de yonetim bir an once patlamak soledıklerımı yutmak istiyorum.
taraftarı olduğum takımdır. türk futbolunun heyecan kaynağıdır. hiçbir maçı koparamaz, maç bitene kadar öldürür öldürür gene öldürür bizleri ah canım! ha bir de beşiktaşa karşı galipseniz maçın son düdüğüne kadar beklemeniz gerekir sevinç nidalarınız için. "her dönem en az bir sorunlu futbolcusu olması gerekir" cümlesi sanki kulüp tüzüğünde geçmektedir. bir önceki kulüp başkanı Yeter Yıldırım Demirörendir. Yeter Bey artık federasyon başkanı olmuştur. (sanırım beşiktaşı başarılı bir şekilde yönettiğinden kaynaklandı, biraz da federasyonu geliştirsin dendi, derin dövlet işleri.)
karabük deplasmanında oynayamayacağı açıklanan q7nin yarın forma giyebileceği, aynı zamanda son maçlarda döktüren cenk'in kadroda bulunmadığı takımım. vakit ayağa kalkıp güneşe yürüme vaktidir kartalım.
aşkların en beyazıdır, bir eşi kendisidir.
sevgilim.

(#15108017)
https://www.youtube.com/watch?v=lwwI6_r_y0I
bu sene şampiyon olamasa da şampiyonu belirleyecektir.
bu başlık ağlayan renkliler tarafından işgal edilecek.
'onlara şöyle oynadılar bize böyle oynadılar' tadında ağlak entryler döşenecekler.
Başına yüzlerce yıldırım düşen takım.
kim ne derse desin, aşkın tarifidir.
küçüklüğümnde beşiktaş jokey klubü diye bildiğim daha sonra jimnastik(jimlastik) hangisi doğruysa öğrendiğim spor klübü.

bende küçük diğer çocuklar gibi totomdan uydurduğum şeylere inanırdım işte.
buGÜN yine her zaman maçları izlediğim yerdeyim. Takım lige havlu atmış, umutlar bitmiş. Haliyle orada da her maça gelen biz kemik kadro yine beşiktaş aşkı için düşmüşüz yola. Geçmişiz ekran başına.
Maç içine fazla girmiyorum. Her şey aynı. Ekrem ekseni etrafında dönmeye, rüştü degajları taca atmaya, hilbert uzun pasları ayağının altından kaçırmaya devam ediyordu.
Devre arasında ben düşünceli şekilde ekrana bakarken, tıpkı benim gibi her maça gelip aynı yerde oturan, 25ini aşmış olan abi bana bir süre bakıp sordu.
- kaç yaşındasın?
+19 abi.
- bırak bence.
+neyi abi? Beşiktaşı mı?
- Evet. Yol yakınken geri dön. Heba etme gençliğini.
+ olsun be abi. Rahat maç izlemeden çocukluğum bitti. Gençliğimde öyle gider gibi. Ama olsun.
Muhtemelen bu SÖZLER onun da hayatını özetlediği için gülDÜ..
Sonra maç bitti. Durağa doğru yürümeye başladım. Ama 10 metre Sonra durdum. Biletim yoktu ve son paramı da maça vermiştim. Yarım saatlik bir yol yürüyecektim. Ama kafamı dağıtmış olurum moralim düzelir diye düşünüp yürümeye koyuldum.
Saat 10 olmuş. Şehirde herkes kendi kabuğuna çekilmiş. Kafamı yukarıya kaldırdım. Gökyüzünde tek bulut yok. Dolunay simsiyah Gökyüzünde bembeyaz. Geceyi aydınlatıyor.
O simsiyah Gökyüzünde ayın bembeyaz parlaması bana umut kelimesini hatırlattı. Beşiktaşlılık umut demekti. Kaybedilen bir maçtan Sonra bile bir şekilde o güzel günlerin geleceğine inanmaktı. sevinmek için sevmemekti.
O anlarda düşündüm ki bu karanlık günlerin sonunda mutlaka bi intikam alacağız. Futbolun ve hayatın adaleti işleyecek. 89da malatyanın, 93teki ankaragücünün, 2004 çocukluğum Gençliğimin hayallerini çalan o emek hırsızları cezalarını hukuktan olmasa da hayattan ve ilahi adalet tarafından alacak.
Büyüklerimiz nasıl 15 yıl bekleyip takımı ta boluda karşıladıysa şampiyonluk için , biz inşallah o günleri çok daha yakında Belki de seneye yaşayacağız.

Biz BeşiKTaşLılar olarak bu toparlanma döneminde takımımıza her zamankinden daha fazla destek olalım. Stat yıkılırsa arma neredeyse orası bizim için inönü olsun. Gerekirse olimpiyata saatlerce yol tepelim, gerekirse kasımpaşa stadında tıklım tıkış destekleyelim beşiktaşı .Dünya bir kez daha taraftar görsün.
Ama vakit umutsuzluğa kapılma vakti değil, ayağa kalkıp güneşe yürüme vaktidir.

Şimdi ben bu entrye ekremi, rüştüyü, cenki, almeidayı sıkıştırırdım Ama bu ruhsuzlara değmez. Bize rakibe dirsek atan değil, ilhan mansız gibi kaybettiği için hırsından ağlayacak Adamlar lazım.

Sonuç olarak; hep dedik.
(bkz: bu sevdadan vazgeçersek allah belamızı versin)
tamanını yollayıp sıfırdan başlaması gereken aşkım. altyapıdan gençler o formayı giyip oynasa en en kötü 4. olurdu zati.

q7 imiş bilmem ne, sadece fernandes çabaladı. diğer tüm eşşekleri 3/5'e bakmadan satıp, gerekirse fernandes'e kıyıp temelden yapılanma şart.
geçen haftaki samsun mağlubiyeti ile bu hafta antalyasporun muhtemel düşüşüne neden olma ihtimali doğuran, bursasporun küme düşüşünde yaşanan olaylar gibi yeni olaylara sebebiyet vermiş güzide spor kulübü.

o sezon sonundada rezil bir performans çizmişti belki istemeden bursayı alt lige göndermekte zemin hazırlanmış suçlanmıştı şimdi antalya aynı kaderin eşiğinde bilerek oldu demiyorum ma maalesef durum bu.

edit: neyse ki herkes kendi hatalarının bedelini ödedi ve farklı çıkarımlar yapmak için imkan doğmadı korkulan olmadı.
Biz beşiktaş'ı sevdik, ilhan'ı sevdik, fernandes'i sevdik. Fener'e gidene kadar tümer'i sevdik, fener'e gidince sövdük ama yine de sevdik. Biz mustafa denizli'yi sevdik, basın toplantısıyla istifa ederken gözlerimizi ıslatan ertuğrul sağlam'ı sevdik. Kapalı'dan yükselen "kartal gol gol gol" haykırışıyla sevdik biz. Gol olmasa da sevdik. Şampiyonluk istedik ama şampiyonluğu değil, şampiyonluk coşkusunu, kenetlenmeyi sevdik.

Kimsenin anlayamadığı tarzda sevdik biz.

En kötü gününde de sevdik, en iyi gününde de. Bir kez tuttuk biz beşiktaş'ı. Hem memleket takımını tutup, hem beşiktaş'ı tutmadık. Gerekirse milli takımı bile tutmayız kıvamında sevdik beşiktaş'ı.

bizim için tektir beşiktaş. bizim için tektir siyah beyaz. Biz büyüklüğü değil, büyük diye değil, siyah diye beyaz diye sevdik. inönü'yü sevdik. Kazanmayı değil, kaybetsek de birlikte olmayı sevdik.

Günlük, sürekli, her türlü sorunumuzu beşiktaşla unuttuk biz.

Bizim için kupanın, şampiyonluğun, madalyanın, derecenin önemli olmadığını anlatamadık kimseye. bizim için çoğunluğun değil birlikteliğin önemli olduğunu anlatamadık. şöhretin değil, paranın değil, ruhun önemli olduğunu söyledik biz hep. Şampiyon olduğumuzda abartmadan havalandırdık bi tarafımızı, kararında sevindik, kararında yıktık ortalığı.

Küfrettik. Bizi anlamayanlara, önemsemeyenlere, geçiştirenlere değil. Yıllardır aksatmadan haklarımızı yiyenlere küfrettik. Adamlığı değil de şerefsizliği seçenlere küfrettik. Ceza aldık, izleyemedik. Bir daha küfrettik. dakka 85 olunca yatmaya başlayan anadolu kasaplarına küfrettik. Bizi provoke hakemi manipüle eden büyük takım topçularına sövdük.

Biz tüm bunları yapmaya devam edeceğiz.

inönü yıkılacak, yenisi yapılacak.

Quaresma gidecek, başkası gelecek.

Kış bitecek, gün dönecek.

Biz beşiktaş demeye devam edeceğiz.
yegane gerçek aşk.
postmodern şiirler yazdırtandır.

en cordoba gibi hep güven verirdin
ya da zago-ronaldo gibiydik, ben biraz kel.
deli ibrahim kadar çılgındım senin yanında
bazen yasin gibi saçmalardım bile.
her ne kadar ali eren kadar çirkin olsam da
giunti kadar yakışıklı hissederdim kendimi.
sergen gibiydin sen, biraz göbekli
vurdumduymaz , ama vazgeçilemez
pancu gibi uzaktan severdim ben.
nouma nın beşiktaş ı sevdiği gibi.
ilhan kadar yürekten.

eheh, ekiki. bunu ben yazdım .

(bkz: duygusal ergen kork hadi benden)
© copyright 2005 - 2026