bugün
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek19
- son 20 yılın en gıcık lafı9
- sadece bayan entrylerini okumak3
- pizzanın kenarını yememek3
- true'ya arkadan sahip olmak17
- dandik üniversite mezunlarının ortak özellikleri3
- eşek sucuğu3
- bornova2
- çekyat kanepe kaplatma2
- hayatımın özeti3
- havalar da ısındı2
- kahvede muhabbet etmek3
- iyi bakalım2
- okun düştüğü yere kamp'ya da şehir kurmak2
- modern hayaletli ev2
- ona bir şey söyle15
- evlenmeyi başaramamış erkek5
- 14 haziran 2026 hollanda japonya maçı8
- varoşluk göstergesi küçük detaylar5
- 16 haziran 2026 iran yeni zelanda maçı10
- bi kulağımızın arkası kaldı2
- diamond bosphoruss denen yazar5
- suudi arabistan uruguay maçı saat 1 de trt 1 de2
- belçika 1 mısır 12
- işyerinde oyun oynamak2
- avutan düşünceler2
- yalnız yaşamak7
- kısa saçlı hatun çekiciliği7
- 15 haziran 2026 ispanya yeşil burun adaları maçı11
- kadınların romantik sözleri pek sallamaması3
- 15 haziran 2026 belçika mısır maçı9
- 0850 ile başlayan numaraları cevaplamayan tip2
- en son ne aldınız4
- ali güven2
- 16 haziran 2026 suudi arabistan uruguay maçı3
- kadın olsaydım çok açık giyerdim22
- sohbet edilen kişinin sürekli telefonla uğraşması8
- bir limon yarım dolar avrupadan pahalı3
- yazarların kabusları2
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- özgür özel ve ekibinin tip'e katılma ihtimali2
- 40 yaşında bekar kadın7
- tanga neden giyilir11
- unicef çocukların yarısı iklim tehlikesi altında2
- bizim düşündüğümüz de bizi düşünüyor mudur sorgusu2
- namus takıntısı olan erkek17
- 15 haziran 2026 iran abd barış anlaşması3
- birgün gazetesi'nin namaza düşmanlık etmesi8
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi20
- kimsesizlerin kimsesi zall'a açık mektuptur15
islamiyet'i kabul edip burada oturmaya başlayan Pontus Prensinden ya da "Bey Oğlu" diye anılan Venedik Prensi'nin burada oturmasından kaynaklı bu ismi aldığı rivayetleri vardır.
istanbul'un can damarı.
herkesin kısaca taksim diye bildiği ama istiklal caddesi sıraselviler ve karaköye kadar uzanan tüneli kapsayan bir taksim ilçesidir tek başına.
bir ilçe düşünün ki bir tarafta zenginler otursun aynı tarz binalarda bir tarafında uyuşturucu satıcıları, romanlar oturusun aynı tarz binalarda. işte bu görüntü tek beyoğlundadır. cihangir de zengin ve entel tipleri görürken tarlabaşına indiğinzde korku filmlerinden fırlama karakterleri görürsünüz.
varoşla modernizmin ahenksizce seviştiği kültürel salata tabağıdır.
burası dingonun ahırı mı deyiminin çıktığı yer.
anlatiyim:eskiden tramvayları atlar çekerdi lakin şişhane yokuşunda 2 at yetmez azapkapıdan takviye 2 at daha alırlarmış.taksime varınca takviye atlar bu gün fransız konsolosluğunun taksim meydan tarafındaki sokaktan girerseniz görebileceğiniz tramvay bakım istasyonunun bulunduğu yerde bir ahırda dinlendirilir sonra da boş bir şekilde azapkapıya götürürürlermiş.bu ahırı dingo isimli bir rum vatandaş işlettiği ve gün boyu paldır küldür atlar girip çıktığı için bu deyim ortaya çıkmış.
anlatiyim:eskiden tramvayları atlar çekerdi lakin şişhane yokuşunda 2 at yetmez azapkapıdan takviye 2 at daha alırlarmış.taksime varınca takviye atlar bu gün fransız konsolosluğunun taksim meydan tarafındaki sokaktan girerseniz görebileceğiniz tramvay bakım istasyonunun bulunduğu yerde bir ahırda dinlendirilir sonra da boş bir şekilde azapkapıya götürürürlermiş.bu ahırı dingo isimli bir rum vatandaş işlettiği ve gün boyu paldır küldür atlar girip çıktığı için bu deyim ortaya çıkmış.
beyoğlu istanbul un ruhudur. başka bir sehire gittiğiniz zaman bile beyoğlu na benzer yerler arar gözleriniz ama hiç biyer de yoktur eşi. hayat beyoğlu nda 24 saat durmaksızın devam eder. her sokağın da ayrı bir tat, farklı bi tarz vardır. belirli bir kesime ait değildir beyoğlu. enteli, rockcısı, metalcisi, yazarı, şairi, koministi, ülkücüsü, krosu, tikkysi.. hepsini kucaklayan yer beyoğlu.
adalar bisiklet, arnavutköy piknik, bakırköy kaos, beşiktaş candır.
kumkapı rakıdır, kadıköy dershanedir.
nişantaşı pahalı bir kahve ve vitrin, bebek sahildir.
üsküdar ezan, beykoz ağaç, avcılar deprem, şile güneştir.
levent takım elbise ve gökdelen, fenerbahçe sükûnet ve köpektir.
çatalca uzaktan olan ama sevilen bir akraba, eyüp açlıktan ağzı kokmuş bir sokak çocuğudur.
ve hepsi bir yana beyoğlu istanbuldur.
kumkapı rakıdır, kadıköy dershanedir.
nişantaşı pahalı bir kahve ve vitrin, bebek sahildir.
üsküdar ezan, beykoz ağaç, avcılar deprem, şile güneştir.
levent takım elbise ve gökdelen, fenerbahçe sükûnet ve köpektir.
çatalca uzaktan olan ama sevilen bir akraba, eyüp açlıktan ağzı kokmuş bir sokak çocuğudur.
ve hepsi bir yana beyoğlu istanbuldur.
istanbul'un kalbidir.
(bkz: beyoğlu rapsodisi)
(bkz: beyoğlu rapsodisi)
türkiye'nin cennet ve cehennem şubesi. bazı bölgelerinde sizi cennette gibi hissettirebilecekken, bazı bölgelerinde ise cehennem azabını hat safhada yaşabileceğiniz ilçe.
son zamanlarda boku çıkarılsa da ipini koparan gelse de yine de vazgeçemediğim nişantaşı cihangir gibi sevdiğim diğer semtlere yakınlığı ile benim için merkez konumuna oturan gece hayatının eğlencenin kaçınılmaz adresidir. tamamen piyasa olmuş mekanlarının yanısıra nev-i şahsına münhasır kafeleri barları da vardır.burda reklam yapmamak için isim vermeyeceğim. beyoğlu aynı anda sanat cümbüşüdür benim için. sokak müzisyenleri çalgıcılar grafiti ustaları ressamlar grublar daha nice sanatçı eserleri ile görücüye çıkar burada. cadde üstündeki galerilerden dışarı taşar çağdaş sanat. son kertede beyoğlu beyoğludur işte. bir beyoğlu düşüdür yaşadığımız bunu da en güzel atıf yılmaz sineması ve demir özlü kitabı anlatmıştır. her yer pera ile dolup taşar pera oteli pera lokantası pera müzesi... beyoğlunu anlatmaya sözlükler yetmez anlayacağınız. kısacası beyoğlu dostluklar ve kutu kutu bira...hayat bunlardan ibarettir orada...ha bana bir de teomanı anımsatır hep.
istanbul'un şık takım elbisesinde emsalsiz bir kravata benzettiğim bir semttir.
sefil ara sokakları , giderek bozulan mimari dokusu, unutulan incelikleri, lümpenliğe yenik düşen eğlence atmosferiyle kanserli bir hücre gibi günden güne ölüme yaklaşan, Bizans'ın bağlık bahçelik Pera'sı.
Şehir olması gereken ilçedir. Içinde bulunduğum ilçedir de ayrıca. Beyoğlu denince akla (bkz: istiklal caddesi) gelir. Istiklal caddesinin kardeşi ise (bkz: taksim) dir. Ayrıca (bkz: haliç) de beyoğlunun semti olan (bkz: kasımpaşa) nın yakınlarındadir. Bunların hepsini içine alan ilçedir beyoğlu.
şöyle başlar. metrodan çıkılır ya da otobüsten inilir meydanda. sonra etraftaki insanların içinden bazen onları inceleyerek istiklal'in girişine gelinir. önce karşıdan gelen büyük bi insan topluluğuna bakılır derin bi nefes alınır ve caddeye dalınır. caddede yürümek zor değildir aslında o alır götürür çünkü seni. güzel bi senkronizasyon vardır insanlar arasında. yavaşça yürünür ve kitapçılardan birine gelindiğinde içeri girilir. yeni çıkanlara, çok satılanlara falan bakılır müzik eşliğinde. ha bu arada kulaklık olmazsa olmazınız unutmayın. gerçi ben beyoğlunun sesini dinlemeyi daha çok seviyorum ama olsun. yürümeye devam edilir. atlas pasajına girilir. belki gözümüze bir şey çarpar da alırız diye beklenir. belki bi fular belki bi yüzük alınır bir yerden. küpe de olabilir. sonra tekrar caddeye çıkılır. ara sokaklar candır. ara sokaklardan birinde güzel bi antikacı bulunabilir ya da ikinci elci. 60lardan 70lerden kalma eşyalar vardır elinde. yaşanmışlığı yüzünden okunan bi adamla gramofon mu pikap mı muhabbeti yapılır. size farklarını anlatır. plaklardan bahsedilir. sonra tekrar caddeye çıkılır galatasaray lisesine gelindiğinde sağ tarafa dönülür. aslıhan pasajı vardır az ilerde. içeri girilir ve kitapların kokusuna bırakılır bünye. bir kaç kitap alınır. belki ikinci el hoş bi anı bulunur. sonra caddeden devam edilir. bi portakal suyu alınır. tünele doğru vitrinler incelene incelene gidilir. bi iki sokak çalgıcısı dinlenir. tünele gelindiğinde geri mi dönsem tünele mi binsem yoksa yürüsem mi üçleminde yürümek tercih edilir genelde ve galata'ya doğru yürünür. oradaki dükkanlar biraz daha farklıdır. çok güzel el yapımı kıyafetler çantalar bulunur müthiş ayakkabılar vardır. galata'nın olağanüstü görkeminin yanında geçilir ve karaköy'e doğru baş aşağı koyverilir.
beyoğlu budur. candır.
beyoğlu budur. candır.
istanbul'dur.
geldiğinizde her türlü insanı görebileceğiniz, ilk buluşmaların ana mekanı olan, amma velakin içine sıçılmış ilçe. cumartesi gecesi gelmeyiniz efendim.
" Yüz yıllık kitapevleri, kamu yararı muğlak denilerek kapı önüne koyuluyor
Beyoğlunun tüm tarihi mekanlarıyla birlikte kitapçıları da mutenalaşmanın kurbanı
image
Robinson Crusoe
istanbulun en iyi kitapçılarından biri, Robinson Crusoe, maddi sıkıntılar nedeniyle kapanma tehlikesiyle karşı karşıya Robinson, akıllıca bir çözüm yarattı ve önce öde sonra al kampanyasıyla müdavimlerini yardıma çağırdı.
Robinsonumuzu yalnız bırakmayacağız elbet. Peki Beyoğlundaki diğer kitapçıların hali ne olacak? Pandora, Kelepir Kitap, Bengi ve Ana Kitabevinin de bulunduğu bina el değiştirmiş, otel olacakmış Müdavimleri koşsa bile kurtaramayacak onları.
Korsan kitapla, e-kitapla mücadele eden kitapevleri, kentsel dönüşüm furyasıyla baş edemez. Mutenalaşma harekatının sonuçları bunlar: Her yer AVM, her yer otel! Beyoğlu öylesine pahalandı, öylesine hızlı el değiştiriyor ki, butik kitapevlerinin bile yaşama şansı kalmadı.
Kamu yararı muğlakmış
image
Libraire de Pera
Beyoğlunda kitapçılar için bir dönemin sonunun geldiği, Libraire de Peranın kapandığı haberiyle tescillendi Radikalin haberinde, 1900larda kurulan Libraire de Peranın, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile mücadelesinin sürdüğünü öğreniyoruz.
Kitapevinin sahibi Uğur Güracar, restorasyonu üstlenip yerinde kalmayı ve kamu yararının gözetilmesini talep etmiş. Cevap, aslında her şeyi anlatıyor: Kamu yararı muğlak bir şeydir!
Oysa devletimiz için kamu yararının ne olduğu muğlak filan değil. Zira kamu yararı rantla aynı anlama tarif ediliyor artık. Misal, verimli tarım alanlarının yapılaşmaya açılmasının gerekçesi de kamu yararı! Ormanların talanı da kamu yararına yapılıyor Ve elbette, Taksim meydanı da kamu yararı için yeniden düzenleniyor.
Belediye kitapçıya sahip çık!
Kitapçısız, sokakları masasız, tarihi sinemasız bir Beyoğlunun, turistler için de uzun vadede ilginç olmaktan çıkacağını kimse düşünemiyor. Beyoğlunu Beyoğlu yapan her rengini yavaş yavaş yitirmesine aldırmıyorlar.
Turistlerin metrekarelerce uzanan beton bir meydanda dolaşıp, lüks otellerde kalacağını ve bunlarla zenginleşebileceğimizi düşünüyorlar.
Beyoğlu Belediyesi her yıl sahaf festivali yaparak, yayıncılık kültürüne güzel bir katkıda bulunuyor. Varolan kitapevlerini astronomik kiralara karşı koruyan, onları destekleyen bir çözüm bulması çok mu zor?
Özendiğimiz, yarışa girdiğimiz Avrupa kentlerinin hiçbirinde yüz yıllık kitapçılar yüksek kira nedeniyle tahliye edilmez. Yüz yıllık sinemalar acımasızca yerle bir edilmez. Kentin tarihi merkezinin dokusu, kültürü bu kadar hunharca talan edilmez.
image
BiREY HAKKININ GASPI
Anayasanın birçok yerinde "kamu yararı" ifadesi kullanılıyor. Bu maddelerin çoğunda kamu yararı kavramı, birey haklarının devlet tarafından gasp edilebileceği anlamını taşıyor.
Kamu yararının ne olduğuna dair bir görüş birliği yok. Hukukçu Levent Korkut, bu soyut kavramı bir makalesinde ele almış.(Kaynak: ozgurtoplumundegerleri.com)
TÜRKiYEDE KAÇ KiTAPEVi VAR?
Bu yazıyı yazarken, Türkiye ve istanbulda kaç kitapçının olduğunu merak ettim. Tuhaftır, her şeyin dijitalleştiği, rakama dökülebildiği bir çağda, kitapevlerine dair bilgi yok.
Bırakın kitapevini, yayınevlerinin sayısı bile net değil. En son yedi yıl önce, Akademik Yayıncılar Birliği bu soruyla yola çıkmış.
Türkiye ISBN (International Standart Book Number / Uluslararası Standart Kitap Numarası) Ajansının 2006daki beyanına göre, kendilerine kayıtlı 12.704 yayınevi var. Bunlar, yayın dünyasının ancak yüzde 70ini temsil ediyor. "
görsel
görsel
image
Robinson Crusoe
istanbulun en iyi kitapçılarından biri, Robinson Crusoe, maddi sıkıntılar nedeniyle kapanma tehlikesiyle karşı karşıya Robinson, akıllıca bir çözüm yarattı ve önce öde sonra al kampanyasıyla müdavimlerini yardıma çağırdı.
Robinsonumuzu yalnız bırakmayacağız elbet. Peki Beyoğlundaki diğer kitapçıların hali ne olacak? Pandora, Kelepir Kitap, Bengi ve Ana Kitabevinin de bulunduğu bina el değiştirmiş, otel olacakmış Müdavimleri koşsa bile kurtaramayacak onları.
Korsan kitapla, e-kitapla mücadele eden kitapevleri, kentsel dönüşüm furyasıyla baş edemez. Mutenalaşma harekatının sonuçları bunlar: Her yer AVM, her yer otel! Beyoğlu öylesine pahalandı, öylesine hızlı el değiştiriyor ki, butik kitapevlerinin bile yaşama şansı kalmadı.
Kamu yararı muğlakmış
image
Libraire de Pera
Beyoğlunda kitapçılar için bir dönemin sonunun geldiği, Libraire de Peranın kapandığı haberiyle tescillendi Radikalin haberinde, 1900larda kurulan Libraire de Peranın, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile mücadelesinin sürdüğünü öğreniyoruz.
Kitapevinin sahibi Uğur Güracar, restorasyonu üstlenip yerinde kalmayı ve kamu yararının gözetilmesini talep etmiş. Cevap, aslında her şeyi anlatıyor: Kamu yararı muğlak bir şeydir!
Oysa devletimiz için kamu yararının ne olduğu muğlak filan değil. Zira kamu yararı rantla aynı anlama tarif ediliyor artık. Misal, verimli tarım alanlarının yapılaşmaya açılmasının gerekçesi de kamu yararı! Ormanların talanı da kamu yararına yapılıyor Ve elbette, Taksim meydanı da kamu yararı için yeniden düzenleniyor.
Belediye kitapçıya sahip çık!
Kitapçısız, sokakları masasız, tarihi sinemasız bir Beyoğlunun, turistler için de uzun vadede ilginç olmaktan çıkacağını kimse düşünemiyor. Beyoğlunu Beyoğlu yapan her rengini yavaş yavaş yitirmesine aldırmıyorlar.
Turistlerin metrekarelerce uzanan beton bir meydanda dolaşıp, lüks otellerde kalacağını ve bunlarla zenginleşebileceğimizi düşünüyorlar.
Beyoğlu Belediyesi her yıl sahaf festivali yaparak, yayıncılık kültürüne güzel bir katkıda bulunuyor. Varolan kitapevlerini astronomik kiralara karşı koruyan, onları destekleyen bir çözüm bulması çok mu zor?
Özendiğimiz, yarışa girdiğimiz Avrupa kentlerinin hiçbirinde yüz yıllık kitapçılar yüksek kira nedeniyle tahliye edilmez. Yüz yıllık sinemalar acımasızca yerle bir edilmez. Kentin tarihi merkezinin dokusu, kültürü bu kadar hunharca talan edilmez.
image
BiREY HAKKININ GASPI
Anayasanın birçok yerinde "kamu yararı" ifadesi kullanılıyor. Bu maddelerin çoğunda kamu yararı kavramı, birey haklarının devlet tarafından gasp edilebileceği anlamını taşıyor.
Kamu yararının ne olduğuna dair bir görüş birliği yok. Hukukçu Levent Korkut, bu soyut kavramı bir makalesinde ele almış.(Kaynak: ozgurtoplumundegerleri.com)
TÜRKiYEDE KAÇ KiTAPEVi VAR?
Bu yazıyı yazarken, Türkiye ve istanbulda kaç kitapçının olduğunu merak ettim. Tuhaftır, her şeyin dijitalleştiği, rakama dökülebildiği bir çağda, kitapevlerine dair bilgi yok.
Bırakın kitapevini, yayınevlerinin sayısı bile net değil. En son yedi yıl önce, Akademik Yayıncılar Birliği bu soruyla yola çıkmış.
Türkiye ISBN (International Standart Book Number / Uluslararası Standart Kitap Numarası) Ajansının 2006daki beyanına göre, kendilerine kayıtlı 12.704 yayınevi var. Bunlar, yayın dünyasının ancak yüzde 70ini temsil ediyor. "
görsel
görsel
athena'nın her şey yolunda albümünde yer alan muhteşem cover.
https://www.youtube.com/watch?v=ywLtQ1zzGQo
Beyoğlunda gezersin
Gözlerini süzersin
Sevdiceğim yavrucağım
Niçin niçin beni üzersin
Ah ah fıkır fıkır fıkırdama
Gel bana gel
Ah ah şıkır şıkır şıkırdama
Gel bana gel
Mavi boncuk takarsın
Çok canları yakarsın
Sevdiceğim yavrucağım
Niçin niçin benden kaçarsın
https://www.youtube.com/watch?v=ywLtQ1zzGQo
Beyoğlunda gezersin
Gözlerini süzersin
Sevdiceğim yavrucağım
Niçin niçin beni üzersin
Ah ah fıkır fıkır fıkırdama
Gel bana gel
Ah ah şıkır şıkır şıkırdama
Gel bana gel
Mavi boncuk takarsın
Çok canları yakarsın
Sevdiceğim yavrucağım
Niçin niçin benden kaçarsın
Arka sokaklarında otobüsten dışarı adımınızı attığınız anda ayağınızın dibinde soda şişesi kırarak size hoşgeldin eden apaçiler vardır.
Orjinal istanbul ambiyanslarından biridir. Gece ayrı gündüz ayrıdır bu ambiyans. Gece üniversiteli barlarına, Jazz bara, irish puba, rock bara vb. Uzayarak giden liste oluşturulup gidilmelidir. Tıpkı şu anda sezonun son erasmus partisi için benim beate gittiğim gibi.
Artık hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak olamayacak olan semttir.
http://ekonomi.haberturk....-beyoglunda-yaprak-dokumu
http://ekonomi.haberturk....-beyoglunda-yaprak-dokumu
bir ahmet misbah demircan'a bakıyorum, bir aylin kotil'e. yeterlilik, liyakât falan bir kenara da duruşlarda bile fark var. şu ikisi arasında seçim yapması gereken bir insanın ahmet misbah demircan'a oy vermesinin olası iki nedeni vardır.
1- kişi misojinisttir.
2- kişi takım tutar gibi parti tutuyordur.
1- kişi misojinisttir.
2- kişi takım tutar gibi parti tutuyordur.
özlenendir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar