bugün
- arkadaşlar sizce bu etek nasıl12
- en kibirli yuzır9
- karşısından gelen güzel kıza bakmayan erkek12
- türklerden nefret etme nedenleri5
- kibirden kimse kaçamaz4
- velvet47
- hamburger kırmızı çizgimiz10
- fahişelerin en fazla para kazandığı ülke4
- sabah bi kalktın kadınsın napardın2
- sabah uyndığında kemal kılıçdaroğlu olarak kalktın2
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması4
- en merak ettiğin ulu yazarı12
- halkın arasında sadece chp dolaşabiliyor3
- sinemaya gitmek2
- chp seçmenindeki öğrenilmiş çaresizlik psikolojisi3
- merak ediyorsan yaz7
- türkiye2
- arjantin ve messi'ye yapılan linç kampanyası3
- diyetteyiz uludağ sözlük12
- nervio19
- düşün ki o bunu okuyor7
- hırsızların evdeki altını bulamamasını sağlamak5
- türk rock tarihinin kıymeti anlaşılamamış grupları4
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması15
- iş arkadaşlarıyla muhabbetin sarmaması2
- ece erken2
- surilerin arap olmaması2
- kemalistlerin rakıyı çok sevmesi4
- ya sevgilisi varsa3
- friedrich hegel la bi cay icek5
- yeni parti25
- ciddi ciddi mehdi gelecek diyen insan10
- faik öztrak2
- habire1239
- erkeklerin genç kadınlara ilgi duymasının sebebi6
- marc cucurella11
- tekneden denize balıklama atlamak4
- g'i l d'e d l'i l y16
- adolf hitlerin adamın dibi olması9
- kaçak elektrik tüketimi yüzde 94 olan bölge9
- rizeli bir gürcü denince ilk akla gelen isim2
- mehdiyet chp ile gelecek2
- haluk levent15
- puura10
- deve sidiği bitmiş şeriatçı davranışı3
- kemoş3
- uludağ sözlük gazozu8
- sivrisinekten şikayet etmek2
- cumhuriyet halk partisi12
- kürt devleti8
sırpça "beyazşehir" anlamına gelir. ( beo-beyaz, grad-şehir )
(bkz: ovo je balkan) da beograd beograd diye bağırırken bir anda sempatimi kazanan şehir. *
Geniş caddeler, gri sokaklar, heybetli ve eski binalar. Tam anlamıyla sonbahar şehri ve her yer gri. Komün düzen sonrası nasıl olur sorusunun cevabını yollarda görebilirsiniz: Tito döneminden kalma arabalar, yeni arabalardan daha fazla. Daha aracımızdan inip şehre ayak basmadan kendimizi yakın çağın kollarında buluyoruz. Belgrad için mimari anlamda Doğu Avrupa'nın en önemli şehri diyebiliriz. Merkezde NATO uçakları tarafından vurulan birkaç büyük bina var. Neredeyse yıkılmak üzereler. Şehrin araç park sistemi oldukça farklı. Kapalı otopark dışında her park yerinin SMS numarası var. Aracı park edip mesaj atıyorsunuz ve park ücreti telefon faturasına yansıtılıyor. Belgrad halkı oldukça kültürlü. Hemen her yerde kitap evi, sanat evi ya da kültürel etkinliklerin organize edildiği alanlar var. Parklar, kafeteryalar ellerinde kitap olan insanlarla dolu. Bosna Hersek içindeki Sırp Özerk Bölgesi'nde gördüğümüz suratsız, iletişime kapalı, gözünü nefret bürümüş insan fotoğrafını pek görmüyoruz. Başkonsolosluğumuz şehrin merkezinde, biz de kendilerini ziyaret ediyoruz. Konsolosluk görevlilerinden aldığımız bilgiye göre iki milyon nüfuslu bu şehirde yüz seksen Türk yaşıyormuş. Bir Türk dönercisi, dil kursu ve baklavacı var. Türklerin önemli kısmını Belgrad Üniversitesi'nde okuyan öğrenciler ve iş adamları oluşturuyormuş. Üç işletmeyi de ziyaret ediyoruz. Baklavacıda Türk'e rastlamadık. Dönerci Nihat Bey Bursa'dan beş yıl önce gelip buraya yerleşmiş. işletmesi konsolosluğumuza oldukça yakın. Burada yaşayan bütün Türkler birbirini tanır diyor ve bizi dil kursu öğretmeni Fatih Bey ile tanıştırıyor. Fatih Bey de iki yıl önce gelmiş. Türk Okulu açmak için girişimleri olan idealist bir öğretmen. Bizi Bayraklı Camii'ne götürüyor. Belgrad'da yıkılmamış tek Camii. Hemen arkasında da Şeyh Mustafa Türbesi var. Fatih Beye “Yıkılan eserlerimiz ne oldu, şimdi yerlerinde ne var, birinin yerini gösterir misiniz?” diye sorduğumuzda şu cevabı veriyor: “Bu şehirde yaşıyorum, yaşamak için sevmek zorundayım. Sorularınızın cevapları kalbimi acıtıyor, siz yarın gideceksiniz, ben burada o izlerle baş başa kalacağım. Sadece yıkılmış diyeyim, tekrar kalbimizi kanatmayalım.” Biz de yarayı deşmeden Fatih Bey ile vedalaşıp Sırpların Kalemegdan dediği Kale Meydanı'na gidiyoruz. Kale Meydanı, Belgrad Kalesi'nin üzerine yapılmış, içinde Damat Ali Paşa Türbesi de dâhil çeşitli heykel ve anıtları barındıran, Tuna ile Sava Nehri'nin birleştiği yere kurulmuş; festival, önemli gün ve gecelerin tertiplendiği, girişinde iki dünya savaşında da kullanılmış teçhizatların bulunduğu etkileyici bir yer. Stambol (istanbul) Kapısı'ndan içeri girerek iki nehrin birleştiği yere hâkim tepede, kalenin taş kemerine oturup, insanların garip bakışlarına aldırmadan Osman Paşa marşı olarak da bilinen “Tuna Nehri akmam diyor. Etrafımı yıkmam diyor. Şanı büyük Osman Paşa, Plevne'den çıkmam diyor.” marşını yüksek sesle söylüyoruz. Kimse duymasa da nehrin bize eşlik ettiğini düşünerek, nehirlerin birleştiği yerde hoş bir sadâ bırakıp meydandan ayrılıyoruz.
http://www.on5yirmi5.com/...llar-bize-memleket-4.html
http://www.on5yirmi5.com/...llar-bize-memleket-4.html
Osmanli'nin bozamadigi mukemmel sehir. Yapilariyla, yardalariyla ve genis caddeleriyle guzellerin sehri.
sırbistan'ın belgrad şehrinin tabelalarda yazılışı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar