bugün
- babam ve oğlum filmindeki saçma duygusallık7
- sonradan severim diyerek ilişkiye başlamak12
- kimseye borç vermeyen insan11
- bir kadını sarhoş edip onunla birlikte olan erkek18
- en sevdiğiniz müzik türü10
- başbiraderin profilinin halen gizli olması3
- chp'nin hali ne olacak33
- 9 haziran 2026 akit tv'ye el hareketi yapan dayı7
- önemli olan eğitim mi yoksa karakter mi6
- kadınların kadınlarda kıskandığı şeyler6
- yeni tanışılan birine nerelisin diye sormak2
- ateşi siz bulsaydınız ilk neyi yakardınız3
- sözlük erkeklerinin evlenme şartları5
- zayıflamanın en güzel yanı5
- uysaljakoben buraya bak aslanım5
- mobbingi meşrulaştıran felsefi argümanlar2
- quantum bilgisayarlar3
- m r e r e c t o20
- true nun çaylak olması4
- taciz ve tecavüzde kadın beyanı esastır2
- başkalarının söyledikleri2
- 5 mart 19982
- satrançtaki en güçsüz taş2
- hitlerin akciğerleri2
- yeminimi bozuyorum ulan3
- hoşlanılan kızın ittihatçı çıkması5
- satranç haram yasaklansın18
- uludağ sözlük kolektif kafalar birliği2
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri8
- üç dil bilen alman kurdu2
- arapça bilen yazarlar3
- bu memeler kimin2
- ağız boşluğu sirk sahnesine benzeyen kezo3
- arda güler7
- ödünç alınan dil2
- melahat ileri2
- sedat pekmez karakteri3
- stanley termos almanın mantıklı açıklaması5
- 35 yaşında şort giyen erkeklerin olması4
- sedat pekmez24
- mhp li yazarlar5
- el sıkıştığında ne hissediyorsun7
- diamond bosphoruss denen yazar22
- başarılı sigara bırakma teknikleri5
- sigara dumanı üfleme çeşnili sırıtan kezo2
- hürmüz boğazı nda abd helikopteri düştü4
- mecnun bir am için çöllere düşmesi3
- ilk buluşmada yodeling söyleyen kezo2
- togg t10f4
- aşırı kilolu işletmeci tip2
Geniş caddeler, gri sokaklar, heybetli ve eski binalar. Tam anlamıyla sonbahar şehri ve her yer gri. Komün düzen sonrası nasıl olur sorusunun cevabını yollarda görebilirsiniz: Tito döneminden kalma arabalar, yeni arabalardan daha fazla. Daha aracımızdan inip şehre ayak basmadan kendimizi yakın çağın kollarında buluyoruz. Belgrad için mimari anlamda Doğu Avrupa'nın en önemli şehri diyebiliriz. Merkezde NATO uçakları tarafından vurulan birkaç büyük bina var. Neredeyse yıkılmak üzereler. Şehrin araç park sistemi oldukça farklı. Kapalı otopark dışında her park yerinin SMS numarası var. Aracı park edip mesaj atıyorsunuz ve park ücreti telefon faturasına yansıtılıyor. Belgrad halkı oldukça kültürlü. Hemen her yerde kitap evi, sanat evi ya da kültürel etkinliklerin organize edildiği alanlar var. Parklar, kafeteryalar ellerinde kitap olan insanlarla dolu. Bosna Hersek içindeki Sırp Özerk Bölgesi'nde gördüğümüz suratsız, iletişime kapalı, gözünü nefret bürümüş insan fotoğrafını pek görmüyoruz. Başkonsolosluğumuz şehrin merkezinde, biz de kendilerini ziyaret ediyoruz. Konsolosluk görevlilerinden aldığımız bilgiye göre iki milyon nüfuslu bu şehirde yüz seksen Türk yaşıyormuş. Bir Türk dönercisi, dil kursu ve baklavacı var. Türklerin önemli kısmını Belgrad Üniversitesi'nde okuyan öğrenciler ve iş adamları oluşturuyormuş. Üç işletmeyi de ziyaret ediyoruz. Baklavacıda Türk'e rastlamadık. Dönerci Nihat Bey Bursa'dan beş yıl önce gelip buraya yerleşmiş. işletmesi konsolosluğumuza oldukça yakın. Burada yaşayan bütün Türkler birbirini tanır diyor ve bizi dil kursu öğretmeni Fatih Bey ile tanıştırıyor. Fatih Bey de iki yıl önce gelmiş. Türk Okulu açmak için girişimleri olan idealist bir öğretmen. Bizi Bayraklı Camii'ne götürüyor. Belgrad'da yıkılmamış tek Camii. Hemen arkasında da Şeyh Mustafa Türbesi var. Fatih Beye “Yıkılan eserlerimiz ne oldu, şimdi yerlerinde ne var, birinin yerini gösterir misiniz?” diye sorduğumuzda şu cevabı veriyor: “Bu şehirde yaşıyorum, yaşamak için sevmek zorundayım. Sorularınızın cevapları kalbimi acıtıyor, siz yarın gideceksiniz, ben burada o izlerle baş başa kalacağım. Sadece yıkılmış diyeyim, tekrar kalbimizi kanatmayalım.” Biz de yarayı deşmeden Fatih Bey ile vedalaşıp Sırpların Kalemegdan dediği Kale Meydanı'na gidiyoruz. Kale Meydanı, Belgrad Kalesi'nin üzerine yapılmış, içinde Damat Ali Paşa Türbesi de dâhil çeşitli heykel ve anıtları barındıran, Tuna ile Sava Nehri'nin birleştiği yere kurulmuş; festival, önemli gün ve gecelerin tertiplendiği, girişinde iki dünya savaşında da kullanılmış teçhizatların bulunduğu etkileyici bir yer. Stambol (istanbul) Kapısı'ndan içeri girerek iki nehrin birleştiği yere hâkim tepede, kalenin taş kemerine oturup, insanların garip bakışlarına aldırmadan Osman Paşa marşı olarak da bilinen “Tuna Nehri akmam diyor. Etrafımı yıkmam diyor. Şanı büyük Osman Paşa, Plevne'den çıkmam diyor.” marşını yüksek sesle söylüyoruz. Kimse duymasa da nehrin bize eşlik ettiğini düşünerek, nehirlerin birleştiği yerde hoş bir sadâ bırakıp meydandan ayrılıyoruz.
http://www.on5yirmi5.com/...llar-bize-memleket-4.html
http://www.on5yirmi5.com/...llar-bize-memleket-4.html
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
