bugün
- altı ok'a ihanet edip mührü başka yere vurmak7
- 500 ve 1000 tl lik banknotların çıkmama nedeni7
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması18
- velvet48
- sabah bi kalktın kadınsın napardın20
- kadına sahip olmak2
- kasiyer kıza nasıl açılırım11
- arkadaşlar sizce bu etek nasıl17
- kız arkadaşa gökyüzünü hediye etmek14
- şehre inen domuzları besleyen kadın2
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması13
- true'nin hiç sevgilisi olmasın mı12
- amerika ve israil ordularının birleşmesi2
- en kibirli yuzır10
- habire1239
- yaşlı kadın yuzırlar8
- karşısından gelen güzel kıza bakmayan erkek11
- sinagog tavanına çiğ köfte yapıştırmak7
- gaylik alametleri7
- en merak ettiğin ulu yazarı12
- yeni parti25
- friedrich hegel la bi cay icek10
- hamburger kırmızı çizgimiz10
- nervio19
- diyetteyiz uludağ sözlük12
- hırsızların evdeki altını bulamamasını sağlamak8
- velvet vs nervio24
- sözlük abilerinden genç yazarlara tavsiyeler6
- ulaşamadığı kadına mundar demek5
- freddy krueger ı oynayabilecek türk aktör2
- muslettin amca ile sinagoga gidiyoruz zirvesi5
- g'i l d'e d l'i l y15
- ciddi ciddi mehdi gelecek diyen insan10
- çekingen nazik saygılı erkek sevilir mi sorusu13
- uludağ sözlük magazin servisi5
- hoşlanılan kızın buluşmaya opel tigra ile gelmesi4
- 40 yaş üzeri insanlar mesajlaşıyor mu sorunsalı2
- her kadının hoşuna gidecek şey4
- bıyığımı alsam ben var'ya diyen kız4
- puura10
- merak ediyorsan yaz7
- ruh hastası sapık yazarlar5
- adolf hitlerin adamın dibi olması9
- kızların keko erkek seviyoruz demesi13
- true vs yagmurcu12
- ben geldim kerkenezler18
- kaçak elektrik tüketimi yüzde 94 olan bölge9
- anadolu insanının anlatıldığı kadar saf olmaması5
- true yahudi mi10
- cumhuriyet halk partisi12
sırbistan'ın belgrad şehrinin tabelalarda yazılışı.
Osmanli'nin bozamadigi mukemmel sehir. Yapilariyla, yardalariyla ve genis caddeleriyle guzellerin sehri.
Geniş caddeler, gri sokaklar, heybetli ve eski binalar. Tam anlamıyla sonbahar şehri ve her yer gri. Komün düzen sonrası nasıl olur sorusunun cevabını yollarda görebilirsiniz: Tito döneminden kalma arabalar, yeni arabalardan daha fazla. Daha aracımızdan inip şehre ayak basmadan kendimizi yakın çağın kollarında buluyoruz. Belgrad için mimari anlamda Doğu Avrupa'nın en önemli şehri diyebiliriz. Merkezde NATO uçakları tarafından vurulan birkaç büyük bina var. Neredeyse yıkılmak üzereler. Şehrin araç park sistemi oldukça farklı. Kapalı otopark dışında her park yerinin SMS numarası var. Aracı park edip mesaj atıyorsunuz ve park ücreti telefon faturasına yansıtılıyor. Belgrad halkı oldukça kültürlü. Hemen her yerde kitap evi, sanat evi ya da kültürel etkinliklerin organize edildiği alanlar var. Parklar, kafeteryalar ellerinde kitap olan insanlarla dolu. Bosna Hersek içindeki Sırp Özerk Bölgesi'nde gördüğümüz suratsız, iletişime kapalı, gözünü nefret bürümüş insan fotoğrafını pek görmüyoruz. Başkonsolosluğumuz şehrin merkezinde, biz de kendilerini ziyaret ediyoruz. Konsolosluk görevlilerinden aldığımız bilgiye göre iki milyon nüfuslu bu şehirde yüz seksen Türk yaşıyormuş. Bir Türk dönercisi, dil kursu ve baklavacı var. Türklerin önemli kısmını Belgrad Üniversitesi'nde okuyan öğrenciler ve iş adamları oluşturuyormuş. Üç işletmeyi de ziyaret ediyoruz. Baklavacıda Türk'e rastlamadık. Dönerci Nihat Bey Bursa'dan beş yıl önce gelip buraya yerleşmiş. işletmesi konsolosluğumuza oldukça yakın. Burada yaşayan bütün Türkler birbirini tanır diyor ve bizi dil kursu öğretmeni Fatih Bey ile tanıştırıyor. Fatih Bey de iki yıl önce gelmiş. Türk Okulu açmak için girişimleri olan idealist bir öğretmen. Bizi Bayraklı Camii'ne götürüyor. Belgrad'da yıkılmamış tek Camii. Hemen arkasında da Şeyh Mustafa Türbesi var. Fatih Beye “Yıkılan eserlerimiz ne oldu, şimdi yerlerinde ne var, birinin yerini gösterir misiniz?” diye sorduğumuzda şu cevabı veriyor: “Bu şehirde yaşıyorum, yaşamak için sevmek zorundayım. Sorularınızın cevapları kalbimi acıtıyor, siz yarın gideceksiniz, ben burada o izlerle baş başa kalacağım. Sadece yıkılmış diyeyim, tekrar kalbimizi kanatmayalım.” Biz de yarayı deşmeden Fatih Bey ile vedalaşıp Sırpların Kalemegdan dediği Kale Meydanı'na gidiyoruz. Kale Meydanı, Belgrad Kalesi'nin üzerine yapılmış, içinde Damat Ali Paşa Türbesi de dâhil çeşitli heykel ve anıtları barındıran, Tuna ile Sava Nehri'nin birleştiği yere kurulmuş; festival, önemli gün ve gecelerin tertiplendiği, girişinde iki dünya savaşında da kullanılmış teçhizatların bulunduğu etkileyici bir yer. Stambol (istanbul) Kapısı'ndan içeri girerek iki nehrin birleştiği yere hâkim tepede, kalenin taş kemerine oturup, insanların garip bakışlarına aldırmadan Osman Paşa marşı olarak da bilinen “Tuna Nehri akmam diyor. Etrafımı yıkmam diyor. Şanı büyük Osman Paşa, Plevne'den çıkmam diyor.” marşını yüksek sesle söylüyoruz. Kimse duymasa da nehrin bize eşlik ettiğini düşünerek, nehirlerin birleştiği yerde hoş bir sadâ bırakıp meydandan ayrılıyoruz.
http://www.on5yirmi5.com/...llar-bize-memleket-4.html
http://www.on5yirmi5.com/...llar-bize-memleket-4.html
(bkz: ovo je balkan) da beograd beograd diye bağırırken bir anda sempatimi kazanan şehir. *
sırpça "beyazşehir" anlamına gelir. ( beo-beyaz, grad-şehir )
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar