bugün
- yeni evli çift aktiviteleri9
- sözlük kızlarına hallenen erkek yazarlar7
- sözlüğün kezban yazarı5
- nervio'ya evlenme teklif etmek30
- yarragi olan adam7
- from gold from dust37
- 2026'nın yaşayan en seksi erkeği6
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı5
- kış gelince kısa etek ince çorap modası7
- okumuş kültürlü insandan nefret eden tip6
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı77
- yarımşar metre arayla bırakılmış kedi maması4
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak3
- çinliler alevi mi5
- bir sözlük erkeğine patik hediye etmek8
- havalım3
- seks hikayesi yazan trajedi yazarı5
- ıspartalıları sevmemek6
- sözlükte götü çok kaldırılmış kızlar8
- bir sözlük kızının çoraplarını hediye olarak almak8
- sözlük kızlarının çorapları8
- nervio'nun peşinden koşan yazarlar9
- rusyada neden kızlar şımarık değil sorunsalı8
- leon the professional vs pulp fiction3
- mutlu günleri beklemek5
- muslettin amca ile edirne genelevine gidiyoruz3
- yerde para bulmak2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı9
- binyamin netanyahu6
- para kazanmak3
- en son ne aldınız13
- insanın kendiyle geçireceği zamana ihtiyacı olması2
- 2026 yılında kitap oku falan diyen tip3
- profdrekremculfa2
- nervio abla13
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar17
- instagram da artan erotizm sebebi10
- kitapçıda dakikalarca vakit geçiren dallama7
- onunla ben hep sevişecek gibi baktık birbirimize2
- sözlükten arada sırada sıkılmak2
- güzel bir kadının giydiği çorap2
- evlenecek 35 40 yaşlarında kadın aramak4
- sözlükteki gizli geyi ifşalıyorum13
- sinemada yiyişen sevgililer9
- ümit kocasakal20
- ayak sevecek kadar abaza olmak10
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı9
- okuduğu kitaplardan bilgiler vermek4
- ismail kartal22
- vajinaya dil atmak11
hem yara bandı hem yara...
birine, bir şeye duyulan azıcık hastalıklı bağlanma hali; hastalık bölümüyle şizofreniye varabilen, uzayın boşluğuna uçup kaybolan ya da derinleşip sevgiye de dönüşebilen, kurallarla arası pek hoş olmayan bir etkileme, etkilenme durumu;
karşıdaki kişiye duyulan aşkta biraz kimyasallarımızın da rolü vardır; hormon sistemlerimizin çalışması, duygulardaki elektriklenme dediğimiz olayın derindeki açıklamasıdır; bu hormonlar beynin kimi işlevlerini tetikler kimini de geçici olarak etkisiz kılar; karşıdaki kişiyi o an bunların etkisiyle kusursuz görürüz, eksiklerini gözardı ederiz, bu yönüyle aşk, kimi virüslerin etkisiyle beliren bir çeşit hastalık olarak da yorumlanabilir; virüsün etkileri ortadan kalktığında -ki bunun kişilere göre değişmekle birlikte belirli bir süresi vardır- aşık olduğumuz kişiyi hatalarıyla birlikte yeniden görmeye başlarız ve bir dönem ona duyduğumuz bu korkunç bağlılık duygusunun nasıl olabildiğine aklımız ermez. bu durum genç yaşlarda daha etkin olsa da, ileri dönemlerde de ortaya çıkabilir.
ancak aşk her şeye rağmen hormonlardan da, bir hastalıktan da azıcık öte bir şeydir. ne büyüleyip ne de büyülenmek gerek bu dönemlerde, ya da her ikisini de olup, iki adımda bir uyanmak gerek.
aşkı şiirler daha iyi anlatabilir. "Doğa diyor ki, yaşamın anlamı: AŞK". aşk üzerine yazılmış bu ilginç şiire ulaşmak için tıklayınız: http://www.izmirizmir.net...lari/yazi.php?yazi_no=182
karşıdaki kişiye duyulan aşkta biraz kimyasallarımızın da rolü vardır; hormon sistemlerimizin çalışması, duygulardaki elektriklenme dediğimiz olayın derindeki açıklamasıdır; bu hormonlar beynin kimi işlevlerini tetikler kimini de geçici olarak etkisiz kılar; karşıdaki kişiyi o an bunların etkisiyle kusursuz görürüz, eksiklerini gözardı ederiz, bu yönüyle aşk, kimi virüslerin etkisiyle beliren bir çeşit hastalık olarak da yorumlanabilir; virüsün etkileri ortadan kalktığında -ki bunun kişilere göre değişmekle birlikte belirli bir süresi vardır- aşık olduğumuz kişiyi hatalarıyla birlikte yeniden görmeye başlarız ve bir dönem ona duyduğumuz bu korkunç bağlılık duygusunun nasıl olabildiğine aklımız ermez. bu durum genç yaşlarda daha etkin olsa da, ileri dönemlerde de ortaya çıkabilir.
ancak aşk her şeye rağmen hormonlardan da, bir hastalıktan da azıcık öte bir şeydir. ne büyüleyip ne de büyülenmek gerek bu dönemlerde, ya da her ikisini de olup, iki adımda bir uyanmak gerek.
aşkı şiirler daha iyi anlatabilir. "Doğa diyor ki, yaşamın anlamı: AŞK". aşk üzerine yazılmış bu ilginç şiire ulaşmak için tıklayınız: http://www.izmirizmir.net...lari/yazi.php?yazi_no=182
sevdiğinin seni aldatmasına rağmen sevebilmek tüm aksiliklerine rağmen tahammül edebilmek ve herşeyin sevdaya dahil olduğunu bilmek aşktır veya enayilik..
öyle hissiyatsızım, bilmiyorum varlığını. bir yanımda biri ağlıyor, bir kız ona sarılan kollardan bahsediyor.
öyle hissiyatsızım, göremiyorum seni. çekmecemde sakladığım tüm o kağıtlar varlığına dair kanıt gibi duruyorlar. "vardım ben" diyorsun, inanmıyorum sana. peki ya o kelimeler? o harfler bana ait değil diyorum, benim yazım böyle değil.. "a" harfini böyle yazmam ben.. "y" hiç tanıdık gelmiyor..
öyle hissiyatsızım ki, dokunmuyor bana ne rüzgar, ne güneş.. ne deniz ıslatıyor beni, ne kumlar yakıyor çölün kardeşiymiş gibi.
insanlar geçiyor önümden, yanımdan.. kimi kolumdan tutup "gel" diyor, kimi saçlarımı çekiştiriyor.
öyle hissiyatsız kaldım ki "biriniz yüreğimi koparabilir mi acaba?" diye yalvarıyorum. "biriniz yüreğimi söküp çıkarsın, görmek istiyorum hala atıyor mu?".. ve insanlar, hepsi teker teker kayboluyor.
yoksun.
ateşten zincirlerinle yakıp gittin.
"ağlama, bak ben ne kadar neşeliyim" dedin, gittin.
bir erkeğin kolları oldun, bir kaç satır ah oldun, kan oldun, mürekkep oldun ve ziyan olmuş bir kaç kağıt parçası anı niyetine ve gittin.
öyle dokundun ki yüreğime sırça kesildim. berrak diyorlar bana şimdi senin yüzünden, nefretim gibi sevgimi de donmaya mahkum ettin.
ve bak, sayfalar süren maceralarımın gölgelerine bile sahip değilim artık. kelimelerin sahibi değilim. harfler artık hizmet vermiyor bana.
büyümü çalıp, gittin.
yoksun artık.
ne acınla, ne neşenle, ne hatıralarınla.
tadını hatırlamıyorum.
kokunu hatırlamıyorum.
rengin silindi zihnimden.
varlığına dair her adımın izi teker teker yitip gitti bu çölde.
yazamıyorum artık eskisi gibi.
düşünemiyorum.
hislerim kayıp.
deliremiyorum, sakinleşemiyorum.
araf..
toprakların ne acı..
aşk.. seni tanıyamam artık. yüzünü hatırlamıyorum. sesini hatırlamıyorum. gecelerin yok, gündüzlerim zaten insan kaynıyor. tamir olamıyorum..
aşk..
yüreğimi öldürüp gittin. ateşi ve suyu alıp gittin.
artık yoksun aşk.. adından haberdarım ama, bana sayfalar dolusu yazılar bırakmışsın ama, seni hiç hatırlamıyorum.
"iki sene onceydi hatırlamıyor musun?" diyor bana kağıtlar.. cevap veremiyorum.
benim için, bu yazı kadar dağınık, odam kadar eski, rengim gibi soluk ve çocukluğumdan kalma büyüm gibi hayal meyalsin.
yüreğim kadar cansız, ruhum gibi kayıpsın.
yoksun aşk... artık yoksun.
öyle hissiyatsızım, göremiyorum seni. çekmecemde sakladığım tüm o kağıtlar varlığına dair kanıt gibi duruyorlar. "vardım ben" diyorsun, inanmıyorum sana. peki ya o kelimeler? o harfler bana ait değil diyorum, benim yazım böyle değil.. "a" harfini böyle yazmam ben.. "y" hiç tanıdık gelmiyor..
öyle hissiyatsızım ki, dokunmuyor bana ne rüzgar, ne güneş.. ne deniz ıslatıyor beni, ne kumlar yakıyor çölün kardeşiymiş gibi.
insanlar geçiyor önümden, yanımdan.. kimi kolumdan tutup "gel" diyor, kimi saçlarımı çekiştiriyor.
öyle hissiyatsız kaldım ki "biriniz yüreğimi koparabilir mi acaba?" diye yalvarıyorum. "biriniz yüreğimi söküp çıkarsın, görmek istiyorum hala atıyor mu?".. ve insanlar, hepsi teker teker kayboluyor.
yoksun.
ateşten zincirlerinle yakıp gittin.
"ağlama, bak ben ne kadar neşeliyim" dedin, gittin.
bir erkeğin kolları oldun, bir kaç satır ah oldun, kan oldun, mürekkep oldun ve ziyan olmuş bir kaç kağıt parçası anı niyetine ve gittin.
öyle dokundun ki yüreğime sırça kesildim. berrak diyorlar bana şimdi senin yüzünden, nefretim gibi sevgimi de donmaya mahkum ettin.
ve bak, sayfalar süren maceralarımın gölgelerine bile sahip değilim artık. kelimelerin sahibi değilim. harfler artık hizmet vermiyor bana.
büyümü çalıp, gittin.
yoksun artık.
ne acınla, ne neşenle, ne hatıralarınla.
tadını hatırlamıyorum.
kokunu hatırlamıyorum.
rengin silindi zihnimden.
varlığına dair her adımın izi teker teker yitip gitti bu çölde.
yazamıyorum artık eskisi gibi.
düşünemiyorum.
hislerim kayıp.
deliremiyorum, sakinleşemiyorum.
araf..
toprakların ne acı..
aşk.. seni tanıyamam artık. yüzünü hatırlamıyorum. sesini hatırlamıyorum. gecelerin yok, gündüzlerim zaten insan kaynıyor. tamir olamıyorum..
aşk..
yüreğimi öldürüp gittin. ateşi ve suyu alıp gittin.
artık yoksun aşk.. adından haberdarım ama, bana sayfalar dolusu yazılar bırakmışsın ama, seni hiç hatırlamıyorum.
"iki sene onceydi hatırlamıyor musun?" diyor bana kağıtlar.. cevap veremiyorum.
benim için, bu yazı kadar dağınık, odam kadar eski, rengim gibi soluk ve çocukluğumdan kalma büyüm gibi hayal meyalsin.
yüreğim kadar cansız, ruhum gibi kayıpsın.
yoksun aşk... artık yoksun.
kaltağın tekidir...
tüm cevapları oznel olan bir soru cumlesi.
ask başlığına yönlendirilecek soru cümlesidir. ayrıca aşk; dünyada olmayıpta olduguna en çok inanılan şeydir.
aşık veysel' in soruya yanıtı,
''seversin,kavuşamazsın,aşk olur.''
''seversin,kavuşamazsın,aşk olur.''
Aşk hayatın bize hazırladığı en güzel sürprizdir, bu yüzden de kalpleri ne zaman ele geçireceği hiç belli değildir. Daha ne olduğunu bile anlayamadan onun hükümdarlığına giriverirsiniz. Aşk; en yalın biçimde anlatılan tek kavramdır o, adı kendisidir zaten. Onu anlatmak için sonu gelmez cümleler kurmanıza gerek yoktur, "Aşık oldum" dediğiniz an akan sular durur, küçücük çocuk bile sizi rahatlıkla anlayabilir, çünkü aşkın dili tektir.
dünyanın çoktan unuttuğudur.
Yıllardır şiirlere ve şarkılara konu olmuş , hep anlamı ve gerçekliği üzerine tartışılmış , her insanın hayatında mutlaka bi kere tattığı sonunda da hüsrana uğradığı bir duygudur.
bilinmeyenin ulaşılmaz balıdır..
sınırları dudaklarda olandır.
dudaklarda başlar dudaklarda biter.
ask başlar, düşünce biter,
koyu bir dumandır;
akciğerlerde dolaşan...
kalbi sıkıştırıp,
beyni kurcalayan.
dudaklarda başlar dudaklarda biter.
ask başlar, düşünce biter,
koyu bir dumandır;
akciğerlerde dolaşan...
kalbi sıkıştırıp,
beyni kurcalayan.
fazla yüceltilmemesi gereken üç harfli kelime unutmayalım ki b.k ta üç harli bir kelimedir.
somutluktan soyutluğa giden uzun ince bir yoldur..
denizin içindeyken denizi anlayamam. ben de artık deniz olmuşumdur çünkü. denizin dışını da, içini de anlayamam.
aşk denizdir.
aşk denizdir.
almanya türkiye maçının en önemli pozisyonu sırasında çalan telefona cevap vermektir bazen..
ağlaması henüz bitmiş ve aniden gülmeye başlamış bir çocuğun yanağındaki gözyaşıdır..
aşk 6.hissin tam vardiya çalışmasıdır.
görmeden, konuşmadan, gözlerine bakmadan ruhunu okumaktır maşuğun...
görmeden, konuşmadan, gözlerine bakmadan ruhunu okumaktır maşuğun...
eğer inanılırsa gerçek olduğuna ayrıldıktan sonra bile hala aynı şeyleri yaşayacağımı bilsem yine severdim demek. pişmanlık yaşamamaktır
olana kadar nefret edilen, tiksinilen.. olduktan sonra ise tapılan fakat lanet edilen hadise.
Hayatımdaki vazgeçilmez olan insanın adı...
her şekilde yanıtı olabılecek soru. çünkü bilinmemesi en nadir olan şeylerden biridir. hiç bir şekilde göz ardı edilemez. en zıt karakterde bile...
ama niye böyle? ne oldu da, bu duygu silsilesi insanlığın başlangıcından beri bu kadar tuttu? sırrı neydi?
aşk şudur, aşk budur" değil olay.
her bünyenin değişik bir stili var ve aslında olay, sizin onu nasıl yaşadığınızdan ibaret. şimdi. *
ama niye böyle? ne oldu da, bu duygu silsilesi insanlığın başlangıcından beri bu kadar tuttu? sırrı neydi?
aşk şudur, aşk budur" değil olay.
her bünyenin değişik bir stili var ve aslında olay, sizin onu nasıl yaşadığınızdan ibaret. şimdi. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar