bugün
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu14
- akp iktidarının yaptığı en önemli hizmet5
- mel melin palavra sıkması8
- ismet'in domuz çukulatası getirmesi8
- mantıklı mantıklı konuşup can sıkmak5
- ihtiyar yazar6
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı3
- türkiyeye gelmiş en iyi yabancı kaleci6
- herkesle iyi geçinmek8
- yazilimcilarin flort sorunu3
- çerçeve yasa18
- abdullah öcalan'ı paşa yapmak6
- en güzel reçel6
- nihoş4
- ekonomisi kötü olan ülkelerde ahlaksızlık artar3
- poğaca ile kahvaltı yapmak8
- türkiyeye gelmiş en büyük yıldız5
- game of thrones taki kerhaneci4
- gelecekten entry3
- ultravesti tiribün liderinin gözaltına alınması2
- ismail alpen vs muhammed salah2
- my name is buck2
- ulusalcı türkçü ve beton kemalist tayfa2
- romatizmaya iyi gelen şeyler2
- birikim3
- yaşlı almanın altını almak2
- anın görüntüsü12
- 80 yaşında sözlük yazarı olmaz4
- apo piçtir piç kalacak6
- çerçeve yasaya hayır diyenler askerliğe alınsın4
- özgür özel11
- adana3
- özgürlük3
- yaşlı izlenimi veren isimler5
- yalçın çakır3
- gitme isteği2
- abdullah öcalan'ın paşa olmasını isteyen akp li2
- türkiyeye gelmiş en kariyerli futbolcu2
- velvet'in fotoğrafları3
- sözlük profiline fotoğraf koyan yazarın asıl amacı2
- ümit özdağ yavuz ağıralioğlu müsavat dervişoğlu2
- 11 ağustos 20263
- kolombiya da 7 4 büyüklüğünde deprem3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları17
- canın et şiş dürüm çekmesi3
- iki arada bir derede kalmak4
- yeni partinin çerçeve yasa kararı15
- bir şeyler söyle2
- arabayla almanya'dan türkiye'ye gitmek11
- perk up coffee2
aşkın aşamalı gelişimi:
görme -> konuşma -> tanıma -> sevme -> tutulma -> onsuz yapamama -> işkillenme ->terk edilme -> böğrünüzde kilitlenme *
görme -> konuşma -> tanıma -> sevme -> tutulma -> onsuz yapamama -> işkillenme ->terk edilme -> böğrünüzde kilitlenme *
aşk bir beladır.
peygamber efendimiz (s.a.v) bir hadisinde: "Ümmetimin üstün olan kimseleri, aşk belasına maruz kalınca iffetini muhafaza edenlerdir" buyurmuştur. Allah(c.c.) resulu aşkı; bir bela olarak öğütlemiştir.
peygamber efendimiz (s.a.v) bir hadisinde: "Ümmetimin üstün olan kimseleri, aşk belasına maruz kalınca iffetini muhafaza edenlerdir" buyurmuştur. Allah(c.c.) resulu aşkı; bir bela olarak öğütlemiştir.
bir kelime bin işlem.
hem yara bandı hem yara...
birine, bir şeye duyulan azıcık hastalıklı bağlanma hali; hastalık bölümüyle şizofreniye varabilen, uzayın boşluğuna uçup kaybolan ya da derinleşip sevgiye de dönüşebilen, kurallarla arası pek hoş olmayan bir etkileme, etkilenme durumu;
karşıdaki kişiye duyulan aşkta biraz kimyasallarımızın da rolü vardır; hormon sistemlerimizin çalışması, duygulardaki elektriklenme dediğimiz olayın derindeki açıklamasıdır; bu hormonlar beynin kimi işlevlerini tetikler kimini de geçici olarak etkisiz kılar; karşıdaki kişiyi o an bunların etkisiyle kusursuz görürüz, eksiklerini gözardı ederiz, bu yönüyle aşk, kimi virüslerin etkisiyle beliren bir çeşit hastalık olarak da yorumlanabilir; virüsün etkileri ortadan kalktığında -ki bunun kişilere göre değişmekle birlikte belirli bir süresi vardır- aşık olduğumuz kişiyi hatalarıyla birlikte yeniden görmeye başlarız ve bir dönem ona duyduğumuz bu korkunç bağlılık duygusunun nasıl olabildiğine aklımız ermez. bu durum genç yaşlarda daha etkin olsa da, ileri dönemlerde de ortaya çıkabilir.
ancak aşk her şeye rağmen hormonlardan da, bir hastalıktan da azıcık öte bir şeydir. ne büyüleyip ne de büyülenmek gerek bu dönemlerde, ya da her ikisini de olup, iki adımda bir uyanmak gerek.
aşkı şiirler daha iyi anlatabilir. "Doğa diyor ki, yaşamın anlamı: AŞK". aşk üzerine yazılmış bu ilginç şiire ulaşmak için tıklayınız: http://www.izmirizmir.net...lari/yazi.php?yazi_no=182
karşıdaki kişiye duyulan aşkta biraz kimyasallarımızın da rolü vardır; hormon sistemlerimizin çalışması, duygulardaki elektriklenme dediğimiz olayın derindeki açıklamasıdır; bu hormonlar beynin kimi işlevlerini tetikler kimini de geçici olarak etkisiz kılar; karşıdaki kişiyi o an bunların etkisiyle kusursuz görürüz, eksiklerini gözardı ederiz, bu yönüyle aşk, kimi virüslerin etkisiyle beliren bir çeşit hastalık olarak da yorumlanabilir; virüsün etkileri ortadan kalktığında -ki bunun kişilere göre değişmekle birlikte belirli bir süresi vardır- aşık olduğumuz kişiyi hatalarıyla birlikte yeniden görmeye başlarız ve bir dönem ona duyduğumuz bu korkunç bağlılık duygusunun nasıl olabildiğine aklımız ermez. bu durum genç yaşlarda daha etkin olsa da, ileri dönemlerde de ortaya çıkabilir.
ancak aşk her şeye rağmen hormonlardan da, bir hastalıktan da azıcık öte bir şeydir. ne büyüleyip ne de büyülenmek gerek bu dönemlerde, ya da her ikisini de olup, iki adımda bir uyanmak gerek.
aşkı şiirler daha iyi anlatabilir. "Doğa diyor ki, yaşamın anlamı: AŞK". aşk üzerine yazılmış bu ilginç şiire ulaşmak için tıklayınız: http://www.izmirizmir.net...lari/yazi.php?yazi_no=182
sevdiğinin seni aldatmasına rağmen sevebilmek tüm aksiliklerine rağmen tahammül edebilmek ve herşeyin sevdaya dahil olduğunu bilmek aşktır veya enayilik..
öyle hissiyatsızım, bilmiyorum varlığını. bir yanımda biri ağlıyor, bir kız ona sarılan kollardan bahsediyor.
öyle hissiyatsızım, göremiyorum seni. çekmecemde sakladığım tüm o kağıtlar varlığına dair kanıt gibi duruyorlar. "vardım ben" diyorsun, inanmıyorum sana. peki ya o kelimeler? o harfler bana ait değil diyorum, benim yazım böyle değil.. "a" harfini böyle yazmam ben.. "y" hiç tanıdık gelmiyor..
öyle hissiyatsızım ki, dokunmuyor bana ne rüzgar, ne güneş.. ne deniz ıslatıyor beni, ne kumlar yakıyor çölün kardeşiymiş gibi.
insanlar geçiyor önümden, yanımdan.. kimi kolumdan tutup "gel" diyor, kimi saçlarımı çekiştiriyor.
öyle hissiyatsız kaldım ki "biriniz yüreğimi koparabilir mi acaba?" diye yalvarıyorum. "biriniz yüreğimi söküp çıkarsın, görmek istiyorum hala atıyor mu?".. ve insanlar, hepsi teker teker kayboluyor.
yoksun.
ateşten zincirlerinle yakıp gittin.
"ağlama, bak ben ne kadar neşeliyim" dedin, gittin.
bir erkeğin kolları oldun, bir kaç satır ah oldun, kan oldun, mürekkep oldun ve ziyan olmuş bir kaç kağıt parçası anı niyetine ve gittin.
öyle dokundun ki yüreğime sırça kesildim. berrak diyorlar bana şimdi senin yüzünden, nefretim gibi sevgimi de donmaya mahkum ettin.
ve bak, sayfalar süren maceralarımın gölgelerine bile sahip değilim artık. kelimelerin sahibi değilim. harfler artık hizmet vermiyor bana.
büyümü çalıp, gittin.
yoksun artık.
ne acınla, ne neşenle, ne hatıralarınla.
tadını hatırlamıyorum.
kokunu hatırlamıyorum.
rengin silindi zihnimden.
varlığına dair her adımın izi teker teker yitip gitti bu çölde.
yazamıyorum artık eskisi gibi.
düşünemiyorum.
hislerim kayıp.
deliremiyorum, sakinleşemiyorum.
araf..
toprakların ne acı..
aşk.. seni tanıyamam artık. yüzünü hatırlamıyorum. sesini hatırlamıyorum. gecelerin yok, gündüzlerim zaten insan kaynıyor. tamir olamıyorum..
aşk..
yüreğimi öldürüp gittin. ateşi ve suyu alıp gittin.
artık yoksun aşk.. adından haberdarım ama, bana sayfalar dolusu yazılar bırakmışsın ama, seni hiç hatırlamıyorum.
"iki sene onceydi hatırlamıyor musun?" diyor bana kağıtlar.. cevap veremiyorum.
benim için, bu yazı kadar dağınık, odam kadar eski, rengim gibi soluk ve çocukluğumdan kalma büyüm gibi hayal meyalsin.
yüreğim kadar cansız, ruhum gibi kayıpsın.
yoksun aşk... artık yoksun.
öyle hissiyatsızım, göremiyorum seni. çekmecemde sakladığım tüm o kağıtlar varlığına dair kanıt gibi duruyorlar. "vardım ben" diyorsun, inanmıyorum sana. peki ya o kelimeler? o harfler bana ait değil diyorum, benim yazım böyle değil.. "a" harfini böyle yazmam ben.. "y" hiç tanıdık gelmiyor..
öyle hissiyatsızım ki, dokunmuyor bana ne rüzgar, ne güneş.. ne deniz ıslatıyor beni, ne kumlar yakıyor çölün kardeşiymiş gibi.
insanlar geçiyor önümden, yanımdan.. kimi kolumdan tutup "gel" diyor, kimi saçlarımı çekiştiriyor.
öyle hissiyatsız kaldım ki "biriniz yüreğimi koparabilir mi acaba?" diye yalvarıyorum. "biriniz yüreğimi söküp çıkarsın, görmek istiyorum hala atıyor mu?".. ve insanlar, hepsi teker teker kayboluyor.
yoksun.
ateşten zincirlerinle yakıp gittin.
"ağlama, bak ben ne kadar neşeliyim" dedin, gittin.
bir erkeğin kolları oldun, bir kaç satır ah oldun, kan oldun, mürekkep oldun ve ziyan olmuş bir kaç kağıt parçası anı niyetine ve gittin.
öyle dokundun ki yüreğime sırça kesildim. berrak diyorlar bana şimdi senin yüzünden, nefretim gibi sevgimi de donmaya mahkum ettin.
ve bak, sayfalar süren maceralarımın gölgelerine bile sahip değilim artık. kelimelerin sahibi değilim. harfler artık hizmet vermiyor bana.
büyümü çalıp, gittin.
yoksun artık.
ne acınla, ne neşenle, ne hatıralarınla.
tadını hatırlamıyorum.
kokunu hatırlamıyorum.
rengin silindi zihnimden.
varlığına dair her adımın izi teker teker yitip gitti bu çölde.
yazamıyorum artık eskisi gibi.
düşünemiyorum.
hislerim kayıp.
deliremiyorum, sakinleşemiyorum.
araf..
toprakların ne acı..
aşk.. seni tanıyamam artık. yüzünü hatırlamıyorum. sesini hatırlamıyorum. gecelerin yok, gündüzlerim zaten insan kaynıyor. tamir olamıyorum..
aşk..
yüreğimi öldürüp gittin. ateşi ve suyu alıp gittin.
artık yoksun aşk.. adından haberdarım ama, bana sayfalar dolusu yazılar bırakmışsın ama, seni hiç hatırlamıyorum.
"iki sene onceydi hatırlamıyor musun?" diyor bana kağıtlar.. cevap veremiyorum.
benim için, bu yazı kadar dağınık, odam kadar eski, rengim gibi soluk ve çocukluğumdan kalma büyüm gibi hayal meyalsin.
yüreğim kadar cansız, ruhum gibi kayıpsın.
yoksun aşk... artık yoksun.
kaltağın tekidir...
tüm cevapları oznel olan bir soru cumlesi.
ask başlığına yönlendirilecek soru cümlesidir. ayrıca aşk; dünyada olmayıpta olduguna en çok inanılan şeydir.
aşık veysel' in soruya yanıtı,
''seversin,kavuşamazsın,aşk olur.''
''seversin,kavuşamazsın,aşk olur.''
Aşk hayatın bize hazırladığı en güzel sürprizdir, bu yüzden de kalpleri ne zaman ele geçireceği hiç belli değildir. Daha ne olduğunu bile anlayamadan onun hükümdarlığına giriverirsiniz. Aşk; en yalın biçimde anlatılan tek kavramdır o, adı kendisidir zaten. Onu anlatmak için sonu gelmez cümleler kurmanıza gerek yoktur, "Aşık oldum" dediğiniz an akan sular durur, küçücük çocuk bile sizi rahatlıkla anlayabilir, çünkü aşkın dili tektir.
dünyanın çoktan unuttuğudur.
Yıllardır şiirlere ve şarkılara konu olmuş , hep anlamı ve gerçekliği üzerine tartışılmış , her insanın hayatında mutlaka bi kere tattığı sonunda da hüsrana uğradığı bir duygudur.
bilinmeyenin ulaşılmaz balıdır..
sınırları dudaklarda olandır.
dudaklarda başlar dudaklarda biter.
ask başlar, düşünce biter,
koyu bir dumandır;
akciğerlerde dolaşan...
kalbi sıkıştırıp,
beyni kurcalayan.
dudaklarda başlar dudaklarda biter.
ask başlar, düşünce biter,
koyu bir dumandır;
akciğerlerde dolaşan...
kalbi sıkıştırıp,
beyni kurcalayan.
camdan dışarıya şöyle bir gözünü dikersin. onun olduğu yer kuzeydedir kuzeye bakarsın, güneydedir güneye bakarsın; düşünürsün, gitmek istersin o yöne doğru. o anda ne yapıyordur acaba, senin içinde fırtınalar koparken o ne haldedir... bu düşüncelerin hep böyle sürer gider. aşıksındır çünkü o yanında yoktur, düşüncende vardır. aşk budur...
fazla yüceltilmemesi gereken üç harfli kelime unutmayalım ki b.k ta üç harli bir kelimedir.
somutluktan soyutluğa giden uzun ince bir yoldur..
denizin içindeyken denizi anlayamam. ben de artık deniz olmuşumdur çünkü. denizin dışını da, içini de anlayamam.
aşk denizdir.
aşk denizdir.
almanya türkiye maçının en önemli pozisyonu sırasında çalan telefona cevap vermektir bazen..
ağlaması henüz bitmiş ve aniden gülmeye başlamış bir çocuğun yanağındaki gözyaşıdır..
aşk 6.hissin tam vardiya çalışmasıdır.
görmeden, konuşmadan, gözlerine bakmadan ruhunu okumaktır maşuğun...
görmeden, konuşmadan, gözlerine bakmadan ruhunu okumaktır maşuğun...
eğer inanılırsa gerçek olduğuna ayrıldıktan sonra bile hala aynı şeyleri yaşayacağımı bilsem yine severdim demek. pişmanlık yaşamamaktır
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar