bugün
- arda güler9
- jaws filmindeki sikko balik16
- yetkisi alınan yetkili8
- iltica20
- 3000 yıldır uyuyan mumyayı uyandırmak6
- atatürk ün hataları6
- haftanın gammazlarında birinci olan user7
- yemene asker gönderilme meselesi5
- hintliler zenci midir3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı24
- 26 ekim 2026 rizespor trabzonspor maçı4
- asansörde konuşmama kuralı4
- nadia komanaçi2
- irana gelin gitmek4
- şirketlere çöküp niye para gelmiyor diye ağlamak2
- sözlüğü kurtaracak tek yazar2
- yunanistan'ın savunma bütçesini 5 kat artırması3
- ritmik cimnastik yarışması2
- evlenmek4
- moralin çok bozuk olması6
- gammaz çetesini çökerten yazar2
- sinek as'ın sözlüğe vedası23
- sabah 05 00 06 00 arası sex2
- sözlüğün kralı8
- doğru don seçimi5
- yaşlıların folklifte portif demesi9
- gs fb derbisinde biletler 1 lira olsa olacaklar3
- yalnız yaşamak6
- fetöcü ünlüler3
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak12
- sabahları americano içmeyince gerilen adam2
- insan sevmemek4
- sabahın köründe arayıp uyuyor muydun diyen tip3
- rakı içen kadına hayran olan lavuk3
- fon vurgunu49
- uzaylılar tavuk döner yiyor mu4
- betray me7
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek11
- nev ölmüş başımız sağ olsun3
- kabine'nin beştepe de toplanması3
- aç uyumak10
- uludağ sözlük bacıları geleneksel kongresi5
- oktay saral6
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak21
- sevgi vs aşk9
- metamfetamin7
- forma7
- galatasaray fenerbahçe derbisi2
- sözlüğün kraliçesi5
- salçalı makarna10
Bir elif şafak klasiği.
üzerine neler neler yazılıyor. türlü güzellemeler yapılıyor.
fakat çoğu insan bir noktayı atlıyor. aşkın temeli beyninizin size oynadığı oyundur. bir kişiyi, canlıyı, nesneyi sanki sizden bir parçaymışçasına kabul etmenizin nedeni dopamin isimli hormonda yatar.
siz ne kadar bilinçli karar veriyorum sansanız da deneylerle ispatlanmış bir şekilde beyniniz daha siz düşünmeden ne yapacağınıza karar vermiş oluyor. bunun sonucunda da beden belirli nörotransmitterleri salgılıyor. siz de karşınızdaki bireye aşık oluyorsunuz. bu işlem de sizi ona bağlamak amacıyla yürütülür. örneğin karşı cinsiyetten birisine aşık olmanız sizin(bedeninizin) üreme hedefinize bağlıdır. bir nesneye aşık olmanız ona duyulan ihtiyaç ile bağlantılıdır. ki aşık olma aşamasında noradrenalin de pompalanır. bu da sizin heyecan duymanıza, sanki çok önemli bir iş yapıyormuş gibi hissetmenize sebep olur. ardında da bahsi geçen dopamin salınır ve o heyecana bağımlı olursunuz. olmadan yapamaz, rahat edemezsiniz. aşk, bir nevi zihinsel uyuşturucudur.
ve tüm bunlar altı(6) saniyede gerçekleşir.
cinsel iliski sırasında da bunlara ek olarak oksitosin etki gösterir. böylelikle farkında olmadan o bireye içten samimiyet de beslemeye başlarsınız. özellikle kadınlarda bu daha belirgindir. bağlılık daha sık gözlenir. emzirme esnasında da anneyi bebeğe bağlamak için yine oksitosin salgılanır. erkekler ise daha çok dopamin etkinliğinde olaya yaklaşır. seks sırasında tatmin önceliklidir.
yani, toplamda sizin üremenize, soyunuzu devam ettirmenize ve sonrasında da yavru erişkin hale gelene kadar bakımı üstlenmenize yardım etmek için aşk vardır. ki masallarda bahsi edildiği gibi senelerce sürmez. ortalama 2 senede aşk biter. sevgi yerini alır. çünkü 2 senede üremiş, çocuğunuzu büyütmüş olmanız gerekmektedir. genetiğinizi farklı bireylere aktarmanız bedeninizin birincil önceliğidir. bu sebeple sonradan başka kişilere aşık olabilirsiniz.
not: aşk acısı da noksanlık sendromu gibidir. beyin ödül mekanizmasını çalıştıramadığı zaman sizi aşık olduğunuz bireye yönlendirir. nasıl ki diyet yaptığınızda canınız fena şekilde tatlı çeker, sigarayı bırakırken sinirli olursunuz, bu da ona bir örnektir.
not2: bu entryde aşkın biyokimyasal süreci anlatılmış olup, her şeyin de bu bağlam temelinde gerçekleştiğinden dem vurulmuştur. kimse aşka yok hükmündedir dememiştir. iyi okumak, sonra özümsemek gerekir.
nefes alıp vermek de biyolojik bir süreçtir lakin kimse nefes almak yoktur demez. basit bir örnek.
hah illa olay farklı noktalara çekilecek ise yahut değişik argumanlar ile mesele karıştırılacak ise en özünde her şey birer kimyasal tepkimeden ibarettir. yalnız böyle olması onların farazi kavramlar olduğu anlamına gelmez.
sanırım yeterli.
fakat çoğu insan bir noktayı atlıyor. aşkın temeli beyninizin size oynadığı oyundur. bir kişiyi, canlıyı, nesneyi sanki sizden bir parçaymışçasına kabul etmenizin nedeni dopamin isimli hormonda yatar.
siz ne kadar bilinçli karar veriyorum sansanız da deneylerle ispatlanmış bir şekilde beyniniz daha siz düşünmeden ne yapacağınıza karar vermiş oluyor. bunun sonucunda da beden belirli nörotransmitterleri salgılıyor. siz de karşınızdaki bireye aşık oluyorsunuz. bu işlem de sizi ona bağlamak amacıyla yürütülür. örneğin karşı cinsiyetten birisine aşık olmanız sizin(bedeninizin) üreme hedefinize bağlıdır. bir nesneye aşık olmanız ona duyulan ihtiyaç ile bağlantılıdır. ki aşık olma aşamasında noradrenalin de pompalanır. bu da sizin heyecan duymanıza, sanki çok önemli bir iş yapıyormuş gibi hissetmenize sebep olur. ardında da bahsi geçen dopamin salınır ve o heyecana bağımlı olursunuz. olmadan yapamaz, rahat edemezsiniz. aşk, bir nevi zihinsel uyuşturucudur.
ve tüm bunlar altı(6) saniyede gerçekleşir.
cinsel iliski sırasında da bunlara ek olarak oksitosin etki gösterir. böylelikle farkında olmadan o bireye içten samimiyet de beslemeye başlarsınız. özellikle kadınlarda bu daha belirgindir. bağlılık daha sık gözlenir. emzirme esnasında da anneyi bebeğe bağlamak için yine oksitosin salgılanır. erkekler ise daha çok dopamin etkinliğinde olaya yaklaşır. seks sırasında tatmin önceliklidir.
yani, toplamda sizin üremenize, soyunuzu devam ettirmenize ve sonrasında da yavru erişkin hale gelene kadar bakımı üstlenmenize yardım etmek için aşk vardır. ki masallarda bahsi edildiği gibi senelerce sürmez. ortalama 2 senede aşk biter. sevgi yerini alır. çünkü 2 senede üremiş, çocuğunuzu büyütmüş olmanız gerekmektedir. genetiğinizi farklı bireylere aktarmanız bedeninizin birincil önceliğidir. bu sebeple sonradan başka kişilere aşık olabilirsiniz.
not: aşk acısı da noksanlık sendromu gibidir. beyin ödül mekanizmasını çalıştıramadığı zaman sizi aşık olduğunuz bireye yönlendirir. nasıl ki diyet yaptığınızda canınız fena şekilde tatlı çeker, sigarayı bırakırken sinirli olursunuz, bu da ona bir örnektir.
not2: bu entryde aşkın biyokimyasal süreci anlatılmış olup, her şeyin de bu bağlam temelinde gerçekleştiğinden dem vurulmuştur. kimse aşka yok hükmündedir dememiştir. iyi okumak, sonra özümsemek gerekir.
nefes alıp vermek de biyolojik bir süreçtir lakin kimse nefes almak yoktur demez. basit bir örnek.
hah illa olay farklı noktalara çekilecek ise yahut değişik argumanlar ile mesele karıştırılacak ise en özünde her şey birer kimyasal tepkimeden ibarettir. yalnız böyle olması onların farazi kavramlar olduğu anlamına gelmez.
sanırım yeterli.
insanin gerceklik algisini degistiren en buyuk ruhsal hastalik turu.
Bencillik falan değil. Karşıdaki seni seviyorsa hiç bir şey ona ağır gelmez yani senin derdin hastalıkların vs. insan herşeyini onunla paylaşarak hafifletir yükünü ama demekki o güveni vermemiş Size. Zor bir durum . Ama ne diyelim inşallah iyi olursun.
(bkz: tek hece)
Kendinden vazgeçip bașkası için yașamaktır.
Arapça kökenli aşeka. Aşekâ ise, bir ağacı saran,besinini ağaçtan alan ve zaman içinde ağacı kurutarak öldüren sarmaşık...
Bu tanım sözlüğün anasını siken ergenlere gelsin..
Bu tanım sözlüğün anasını siken ergenlere gelsin..
heves ile sıkça karıştırılır. birisiyle hiç konuşmadan veya fazla vakit geçirmeden ona aşık olduğunuzu düşünüyorsanız hevestir. geçicidir.
günümüzde ergenlerin diline pelesenk olmuş, ucuz bir kelimeden ibaret hale gelmiştir.
aşk = Atatürk
annem bana Atatürk'ü anlattığında beri aşığım.
annem bana Atatürk'ü anlattığında beri aşığım.
Ask yoktur hormon vardir.
aşk dendiğinde aklıma düşen cemal süreya'nın aşk şiirindeki ilk dizeler, ne de güzeldir.
AŞK
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
AŞK
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Aşkından ölenler falan var sözde. Şahsen çok gülüyorum. Millet karaktersizliğine kılıf uydurmak için basiretsizliğini aşk diye yedirmeye çalışıyor. Sana aşığım diyen kimseye de inanmadım bugüne kadar.
Kimse için kendimden ödün vermeyecek biri olduğumdan; bugün kötü dediğime yarın aşkından ölüyorum, lütfen beni affet diye yalvaramam.
Tam omurgasızlık.
Kimse için kendimden ödün vermeyecek biri olduğumdan; bugün kötü dediğime yarın aşkından ölüyorum, lütfen beni affet diye yalvaramam.
Tam omurgasızlık.
. . . yok öyle bir şey kardeş kalıyor. idareli kullanacaksın. Sen savurgansan o senin sorunun.
Mesela bir insana değer vermek onu istemek aşk mı?
Ya da bir insanın yanında kendini rahat hissetmek?
Yoksa midede kelebeklerin uçuşması mı aşk?
Sanırım hepsinin toplamı ve ben onu bulamıyorum.
Ya da bir insanın yanında kendini rahat hissetmek?
Yoksa midede kelebeklerin uçuşması mı aşk?
Sanırım hepsinin toplamı ve ben onu bulamıyorum.
Bazen karanlığı aydınlığa çevirir, Bazense Dünya'nı tersine dönderip hayatı zehir eder aşk. güzel şeydir aşk, eğer doğru yerdeyse.
Olay aşık olmak değil. Kime sorsan hepsi aşık zaten. Mesele aşık kalabileceğin birini bulmak. Güvenmek, sadakat, saygı, dürüstlük ve tescillenmesi gereken bir çok sıfatı barındıran birini bulmak.
'aşk iki kişinin birbirinden ayrı kalma korkusudur.''
bir gün er ya da geç hatta öbür tarafta olsa bile yaşamayı beklediğim his mi olay mı diyeyim neyse işte artık.
iki ruhun bir beden olup kendini sevmesi. Kusurlarıyla, huyuyla, dertleriyle.
dünyanın en güzel duygusu be.
ikinin bir ve bazen biri paramparça olmasıdır.
3 harfe bir ömür sığdırmaktır.
Hem ruhen hem bedenen hemhal olmaktır.
zordur. acı verir. girilirken yüzlerce kez düsünülmesi gereken bir yoldur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar