/638
Bir elif şafak klasiği.
üzerine neler neler yazılıyor. türlü güzellemeler yapılıyor.

fakat çoğu insan bir noktayı atlıyor. aşkın temeli beyninizin size oynadığı oyundur. bir kişiyi, canlıyı, nesneyi sanki sizden bir parçaymışçasına kabul etmenizin nedeni dopamin isimli hormonda yatar.
siz ne kadar bilinçli karar veriyorum sansanız da deneylerle ispatlanmış bir şekilde beyniniz daha siz düşünmeden ne yapacağınıza karar vermiş oluyor. bunun sonucunda da beden belirli nörotransmitterleri salgılıyor. siz de karşınızdaki bireye aşık oluyorsunuz. bu işlem de sizi ona bağlamak amacıyla yürütülür. örneğin karşı cinsiyetten birisine aşık olmanız sizin(bedeninizin) üreme hedefinize bağlıdır. bir nesneye aşık olmanız ona duyulan ihtiyaç ile bağlantılıdır. ki aşık olma aşamasında noradrenalin de pompalanır. bu da sizin heyecan duymanıza, sanki çok önemli bir iş yapıyormuş gibi hissetmenize sebep olur. ardında da bahsi geçen dopamin salınır ve o heyecana bağımlı olursunuz. olmadan yapamaz, rahat edemezsiniz. aşk, bir nevi zihinsel uyuşturucudur.
ve tüm bunlar altı(6) saniyede gerçekleşir.

cinsel iliski sırasında da bunlara ek olarak oksitosin etki gösterir. böylelikle farkında olmadan o bireye içten samimiyet de beslemeye başlarsınız. özellikle kadınlarda bu daha belirgindir. bağlılık daha sık gözlenir. emzirme esnasında da anneyi bebeğe bağlamak için yine oksitosin salgılanır. erkekler ise daha çok dopamin etkinliğinde olaya yaklaşır. seks sırasında tatmin önceliklidir.

yani, toplamda sizin üremenize, soyunuzu devam ettirmenize ve sonrasında da yavru erişkin hale gelene kadar bakımı üstlenmenize yardım etmek için aşk vardır. ki masallarda bahsi edildiği gibi senelerce sürmez. ortalama 2 senede aşk biter. sevgi yerini alır. çünkü 2 senede üremiş, çocuğunuzu büyütmüş olmanız gerekmektedir. genetiğinizi farklı bireylere aktarmanız bedeninizin birincil önceliğidir. bu sebeple sonradan başka kişilere aşık olabilirsiniz.

not: aşk acısı da noksanlık sendromu gibidir. beyin ödül mekanizmasını çalıştıramadığı zaman sizi aşık olduğunuz bireye yönlendirir. nasıl ki diyet yaptığınızda canınız fena şekilde tatlı çeker, sigarayı bırakırken sinirli olursunuz, bu da ona bir örnektir.

not2: bu entryde aşkın biyokimyasal süreci anlatılmış olup, her şeyin de bu bağlam temelinde gerçekleştiğinden dem vurulmuştur. kimse aşka yok hükmündedir dememiştir. iyi okumak, sonra özümsemek gerekir.
nefes alıp vermek de biyolojik bir süreçtir lakin kimse nefes almak yoktur demez. basit bir örnek.

hah illa olay farklı noktalara çekilecek ise yahut değişik argumanlar ile mesele karıştırılacak ise en özünde her şey birer kimyasal tepkimeden ibarettir. yalnız böyle olması onların farazi kavramlar olduğu anlamına gelmez.
sanırım yeterli.
insanin gerceklik algisini degistiren en buyuk ruhsal hastalik turu.
Bencillik falan değil. Karşıdaki seni seviyorsa hiç bir şey ona ağır gelmez yani senin derdin hastalıkların vs. insan herşeyini onunla paylaşarak hafifletir yükünü ama demekki o güveni vermemiş Size. Zor bir durum . Ama ne diyelim inşallah iyi olursun.
(bkz: tek hece)
Kendinden vazgeçip bașkası için yașamaktır.
Arapça kökenli aşeka. Aşekâ ise, bir ağacı saran,besinini ağaçtan alan ve zaman içinde ağacı kurutarak öldüren sarmaşık...

Bu tanım sözlüğün anasını siken ergenlere gelsin..
heves ile sıkça karıştırılır. birisiyle hiç konuşmadan veya fazla vakit geçirmeden ona aşık olduğunuzu düşünüyorsanız hevestir. geçicidir.
günümüzde ergenlerin diline pelesenk olmuş, ucuz bir kelimeden ibaret hale gelmiştir.
aşk = Atatürk
annem bana Atatürk'ü anlattığında beri aşığım.
Ask yoktur hormon vardir.
aşk dendiğinde aklıma düşen cemal süreya'nın aşk şiirindeki ilk dizeler, ne de güzeldir.

AŞK

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Aşkından ölenler falan var sözde. Şahsen çok gülüyorum. Millet karaktersizliğine kılıf uydurmak için basiretsizliğini aşk diye yedirmeye çalışıyor. Sana aşığım diyen kimseye de inanmadım bugüne kadar.

Kimse için kendimden ödün vermeyecek biri olduğumdan; bugün kötü dediğime yarın aşkından ölüyorum, lütfen beni affet diye yalvaramam.

Tam omurgasızlık.
. . . yok öyle bir şey kardeş kalıyor. idareli kullanacaksın. Sen savurgansan o senin sorunun.
Mesela bir insana değer vermek onu istemek aşk mı?

Ya da bir insanın yanında kendini rahat hissetmek?

Yoksa midede kelebeklerin uçuşması mı aşk?

Sanırım hepsinin toplamı ve ben onu bulamıyorum.
Bazen karanlığı aydınlığa çevirir, Bazense Dünya'nı tersine dönderip hayatı zehir eder aşk. güzel şeydir aşk, eğer doğru yerdeyse.
Olay aşık olmak değil. Kime sorsan hepsi aşık zaten. Mesele aşık kalabileceğin birini bulmak. Güvenmek, sadakat, saygı, dürüstlük ve tescillenmesi gereken bir çok sıfatı barındıran birini bulmak.
'aşk iki kişinin birbirinden ayrı kalma korkusudur.''
bir gün er ya da geç hatta öbür tarafta olsa bile yaşamayı beklediğim his mi olay mı diyeyim neyse işte artık.
iki ruhun bir beden olup kendini sevmesi. Kusurlarıyla, huyuyla, dertleriyle.
dünyanın en güzel duygusu be.
ikinin bir ve bazen biri paramparça olmasıdır.
3 harfe bir ömür sığdırmaktır.
Hem ruhen hem bedenen hemhal olmaktır.
zordur. acı verir. girilirken yüzlerce kez düsünülmesi gereken bir yoldur.
© copyright 2005 - 2026