bugün
- herzevekil19
- kendinle aran nasıl2
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak15
- sabahın şiiri3
- türkler ırkçı mıdır10
- 12 temmuz 2026 norveç ingiltere maçı21
- geri zekalı demek hakaret mi21
- gençler iş beğenmiyor13
- türk kızlarının keko adam sevmesi20
- seni onaracağım diyen kadın16
- üstteki yazarı öv6
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız30
- yakışıklı olduğunun farkında olan erkek8
- ta ki seni görene kadar6
- asla dolandırılmayan insanların sırrı15
- norveç11
- geniş omuzlu kadınlar5
- yapay zekanın bilinçlenip bir dini kabul etmesi18
- bir kadının ensemi okşaması10
- galiba sözlükte şu an kavga var5
- bir gün son kez entry girecek olmamız4
- penis boyu takıntısı14
- 2026 dünya kupası29
- şişman kızla sevgili olan erkek16
- sözlükte sizi kim tanıyor27
- biraderlere laf edenler5
- sabah dörtte kalkmak5
- her şeye sarımsak koyan insan11
- futbol22
- hayatın anlamsız olduğu gerçeği4
- sigarayı azaltmak4
- hayat kalitesini düşüren şeyler12
- evlenilecek insanın önce ailesine bakmak9
- alexander sörloth3
- çekici kadının tüm çekiciliğini götüren şeyler14
- bu devirde herkes deli gibi vajina arıyor6
- geceye bi şarkı bırak5
- herkes ronaldinho'nun yarrağını yesin6
- evlenmek için para biriktirmek9
- kiraz cicegi kolonyasi45
- marmaris datça yolu10
- hayatında ilk defa kendini akışa teslim etmek2
- izlanda başbakanına türklerden takip patlaması4
- israil basınından türkiye itirafı5
- arjantin milli futbol takımı7
- sözlüğün mal dolması3
- sevgilinin sürekli eski sevgiliyi anlatması7
- birleşik krallık4
- birader beylerin birader yazarlar olmaları4
- köyden kente göçün görünen etkileri5
üzerine neler neler yazılıyor. türlü güzellemeler yapılıyor.
fakat çoğu insan bir noktayı atlıyor. aşkın temeli beyninizin size oynadığı oyundur. bir kişiyi, canlıyı, nesneyi sanki sizden bir parçaymışçasına kabul etmenizin nedeni dopamin isimli hormonda yatar.
siz ne kadar bilinçli karar veriyorum sansanız da deneylerle ispatlanmış bir şekilde beyniniz daha siz düşünmeden ne yapacağınıza karar vermiş oluyor. bunun sonucunda da beden belirli nörotransmitterleri salgılıyor. siz de karşınızdaki bireye aşık oluyorsunuz. bu işlem de sizi ona bağlamak amacıyla yürütülür. örneğin karşı cinsiyetten birisine aşık olmanız sizin(bedeninizin) üreme hedefinize bağlıdır. bir nesneye aşık olmanız ona duyulan ihtiyaç ile bağlantılıdır. ki aşık olma aşamasında noradrenalin de pompalanır. bu da sizin heyecan duymanıza, sanki çok önemli bir iş yapıyormuş gibi hissetmenize sebep olur. ardında da bahsi geçen dopamin salınır ve o heyecana bağımlı olursunuz. olmadan yapamaz, rahat edemezsiniz. aşk, bir nevi zihinsel uyuşturucudur.
ve tüm bunlar altı(6) saniyede gerçekleşir.
cinsel iliski sırasında da bunlara ek olarak oksitosin etki gösterir. böylelikle farkında olmadan o bireye içten samimiyet de beslemeye başlarsınız. özellikle kadınlarda bu daha belirgindir. bağlılık daha sık gözlenir. emzirme esnasında da anneyi bebeğe bağlamak için yine oksitosin salgılanır. erkekler ise daha çok dopamin etkinliğinde olaya yaklaşır. seks sırasında tatmin önceliklidir.
yani, toplamda sizin üremenize, soyunuzu devam ettirmenize ve sonrasında da yavru erişkin hale gelene kadar bakımı üstlenmenize yardım etmek için aşk vardır. ki masallarda bahsi edildiği gibi senelerce sürmez. ortalama 2 senede aşk biter. sevgi yerini alır. çünkü 2 senede üremiş, çocuğunuzu büyütmüş olmanız gerekmektedir. genetiğinizi farklı bireylere aktarmanız bedeninizin birincil önceliğidir. bu sebeple sonradan başka kişilere aşık olabilirsiniz.
not: aşk acısı da noksanlık sendromu gibidir. beyin ödül mekanizmasını çalıştıramadığı zaman sizi aşık olduğunuz bireye yönlendirir. nasıl ki diyet yaptığınızda canınız fena şekilde tatlı çeker, sigarayı bırakırken sinirli olursunuz, bu da ona bir örnektir.
not2: bu entryde aşkın biyokimyasal süreci anlatılmış olup, her şeyin de bu bağlam temelinde gerçekleştiğinden dem vurulmuştur. kimse aşka yok hükmündedir dememiştir. iyi okumak, sonra özümsemek gerekir.
nefes alıp vermek de biyolojik bir süreçtir lakin kimse nefes almak yoktur demez. basit bir örnek.
hah illa olay farklı noktalara çekilecek ise yahut değişik argumanlar ile mesele karıştırılacak ise en özünde her şey birer kimyasal tepkimeden ibarettir. yalnız böyle olması onların farazi kavramlar olduğu anlamına gelmez.
sanırım yeterli.
fakat çoğu insan bir noktayı atlıyor. aşkın temeli beyninizin size oynadığı oyundur. bir kişiyi, canlıyı, nesneyi sanki sizden bir parçaymışçasına kabul etmenizin nedeni dopamin isimli hormonda yatar.
siz ne kadar bilinçli karar veriyorum sansanız da deneylerle ispatlanmış bir şekilde beyniniz daha siz düşünmeden ne yapacağınıza karar vermiş oluyor. bunun sonucunda da beden belirli nörotransmitterleri salgılıyor. siz de karşınızdaki bireye aşık oluyorsunuz. bu işlem de sizi ona bağlamak amacıyla yürütülür. örneğin karşı cinsiyetten birisine aşık olmanız sizin(bedeninizin) üreme hedefinize bağlıdır. bir nesneye aşık olmanız ona duyulan ihtiyaç ile bağlantılıdır. ki aşık olma aşamasında noradrenalin de pompalanır. bu da sizin heyecan duymanıza, sanki çok önemli bir iş yapıyormuş gibi hissetmenize sebep olur. ardında da bahsi geçen dopamin salınır ve o heyecana bağımlı olursunuz. olmadan yapamaz, rahat edemezsiniz. aşk, bir nevi zihinsel uyuşturucudur.
ve tüm bunlar altı(6) saniyede gerçekleşir.
cinsel iliski sırasında da bunlara ek olarak oksitosin etki gösterir. böylelikle farkında olmadan o bireye içten samimiyet de beslemeye başlarsınız. özellikle kadınlarda bu daha belirgindir. bağlılık daha sık gözlenir. emzirme esnasında da anneyi bebeğe bağlamak için yine oksitosin salgılanır. erkekler ise daha çok dopamin etkinliğinde olaya yaklaşır. seks sırasında tatmin önceliklidir.
yani, toplamda sizin üremenize, soyunuzu devam ettirmenize ve sonrasında da yavru erişkin hale gelene kadar bakımı üstlenmenize yardım etmek için aşk vardır. ki masallarda bahsi edildiği gibi senelerce sürmez. ortalama 2 senede aşk biter. sevgi yerini alır. çünkü 2 senede üremiş, çocuğunuzu büyütmüş olmanız gerekmektedir. genetiğinizi farklı bireylere aktarmanız bedeninizin birincil önceliğidir. bu sebeple sonradan başka kişilere aşık olabilirsiniz.
not: aşk acısı da noksanlık sendromu gibidir. beyin ödül mekanizmasını çalıştıramadığı zaman sizi aşık olduğunuz bireye yönlendirir. nasıl ki diyet yaptığınızda canınız fena şekilde tatlı çeker, sigarayı bırakırken sinirli olursunuz, bu da ona bir örnektir.
not2: bu entryde aşkın biyokimyasal süreci anlatılmış olup, her şeyin de bu bağlam temelinde gerçekleştiğinden dem vurulmuştur. kimse aşka yok hükmündedir dememiştir. iyi okumak, sonra özümsemek gerekir.
nefes alıp vermek de biyolojik bir süreçtir lakin kimse nefes almak yoktur demez. basit bir örnek.
hah illa olay farklı noktalara çekilecek ise yahut değişik argumanlar ile mesele karıştırılacak ise en özünde her şey birer kimyasal tepkimeden ibarettir. yalnız böyle olması onların farazi kavramlar olduğu anlamına gelmez.
sanırım yeterli.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar