bugün
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası16
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı5
- iltica27
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi3
- aykolik efendi3
- saraca096
- kolye142
- cam açık ve çıplak uyumak7
- uzaylılar selam verir mi4
- kadınların yedekte erkek tutması6
- tertemiz delirmek2
- fon vurgunu26
- 5 bin kişinin katıldığı konserde ölüm3
- saraca09'a yapılan haksızlık3
- emret komutanım sinyor seyfi2
- ofis pornosu13
- komşuya hola lopez como estas demek2
- aleyna kalaycıoğlu2
- vizyonsuzları bakan yapmak2
- moovit2
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek8
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak11
- ilişkiye ara vermek10
- uzaylılar kovalasın seni3
- asansörde konuşmama kuralı9
- marka giyinmek9
- hoşlanılan kişinin sizden hoşlanmaması9
- uzaylılar da tarım yapıyorlar mı2
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- sabah sabah 1 lt süt içip soğuk taşa oturmak2
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir9
- bu saatte yemek yemek8
- flört etmeyen insanın ilkeli duruşu2
- uzaylılar elbise giyer mi2
- uzaylıların amınakoyim2
- ölümün çözüm olduğunu düşünmek4
- fenerbahçenin yarım düzine gol yemesi5
- ısparta da kanyonda mahsur kalan ihh gönüllüleri4
- arda güler3
- pazartesilerden nefret etmek2
- siyah saçlı beyaz tenli kız7
- filistin eğitim bakanlığı ndan koruma çağrısı2
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- nervionun mavi gözleri11
- migren4
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- bik bik'in hacker'a yemek yapması18
- hayatın acı gerçekleri6
- sevgiliden ayrılamama nedenleri2
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
üzerine neler neler yazılıyor. türlü güzellemeler yapılıyor.
fakat çoğu insan bir noktayı atlıyor. aşkın temeli beyninizin size oynadığı oyundur. bir kişiyi, canlıyı, nesneyi sanki sizden bir parçaymışçasına kabul etmenizin nedeni dopamin isimli hormonda yatar.
siz ne kadar bilinçli karar veriyorum sansanız da deneylerle ispatlanmış bir şekilde beyniniz daha siz düşünmeden ne yapacağınıza karar vermiş oluyor. bunun sonucunda da beden belirli nörotransmitterleri salgılıyor. siz de karşınızdaki bireye aşık oluyorsunuz. bu işlem de sizi ona bağlamak amacıyla yürütülür. örneğin karşı cinsiyetten birisine aşık olmanız sizin(bedeninizin) üreme hedefinize bağlıdır. bir nesneye aşık olmanız ona duyulan ihtiyaç ile bağlantılıdır. ki aşık olma aşamasında noradrenalin de pompalanır. bu da sizin heyecan duymanıza, sanki çok önemli bir iş yapıyormuş gibi hissetmenize sebep olur. ardında da bahsi geçen dopamin salınır ve o heyecana bağımlı olursunuz. olmadan yapamaz, rahat edemezsiniz. aşk, bir nevi zihinsel uyuşturucudur.
ve tüm bunlar altı(6) saniyede gerçekleşir.
cinsel iliski sırasında da bunlara ek olarak oksitosin etki gösterir. böylelikle farkında olmadan o bireye içten samimiyet de beslemeye başlarsınız. özellikle kadınlarda bu daha belirgindir. bağlılık daha sık gözlenir. emzirme esnasında da anneyi bebeğe bağlamak için yine oksitosin salgılanır. erkekler ise daha çok dopamin etkinliğinde olaya yaklaşır. seks sırasında tatmin önceliklidir.
yani, toplamda sizin üremenize, soyunuzu devam ettirmenize ve sonrasında da yavru erişkin hale gelene kadar bakımı üstlenmenize yardım etmek için aşk vardır. ki masallarda bahsi edildiği gibi senelerce sürmez. ortalama 2 senede aşk biter. sevgi yerini alır. çünkü 2 senede üremiş, çocuğunuzu büyütmüş olmanız gerekmektedir. genetiğinizi farklı bireylere aktarmanız bedeninizin birincil önceliğidir. bu sebeple sonradan başka kişilere aşık olabilirsiniz.
not: aşk acısı da noksanlık sendromu gibidir. beyin ödül mekanizmasını çalıştıramadığı zaman sizi aşık olduğunuz bireye yönlendirir. nasıl ki diyet yaptığınızda canınız fena şekilde tatlı çeker, sigarayı bırakırken sinirli olursunuz, bu da ona bir örnektir.
not2: bu entryde aşkın biyokimyasal süreci anlatılmış olup, her şeyin de bu bağlam temelinde gerçekleştiğinden dem vurulmuştur. kimse aşka yok hükmündedir dememiştir. iyi okumak, sonra özümsemek gerekir.
nefes alıp vermek de biyolojik bir süreçtir lakin kimse nefes almak yoktur demez. basit bir örnek.
hah illa olay farklı noktalara çekilecek ise yahut değişik argumanlar ile mesele karıştırılacak ise en özünde her şey birer kimyasal tepkimeden ibarettir. yalnız böyle olması onların farazi kavramlar olduğu anlamına gelmez.
sanırım yeterli.
fakat çoğu insan bir noktayı atlıyor. aşkın temeli beyninizin size oynadığı oyundur. bir kişiyi, canlıyı, nesneyi sanki sizden bir parçaymışçasına kabul etmenizin nedeni dopamin isimli hormonda yatar.
siz ne kadar bilinçli karar veriyorum sansanız da deneylerle ispatlanmış bir şekilde beyniniz daha siz düşünmeden ne yapacağınıza karar vermiş oluyor. bunun sonucunda da beden belirli nörotransmitterleri salgılıyor. siz de karşınızdaki bireye aşık oluyorsunuz. bu işlem de sizi ona bağlamak amacıyla yürütülür. örneğin karşı cinsiyetten birisine aşık olmanız sizin(bedeninizin) üreme hedefinize bağlıdır. bir nesneye aşık olmanız ona duyulan ihtiyaç ile bağlantılıdır. ki aşık olma aşamasında noradrenalin de pompalanır. bu da sizin heyecan duymanıza, sanki çok önemli bir iş yapıyormuş gibi hissetmenize sebep olur. ardında da bahsi geçen dopamin salınır ve o heyecana bağımlı olursunuz. olmadan yapamaz, rahat edemezsiniz. aşk, bir nevi zihinsel uyuşturucudur.
ve tüm bunlar altı(6) saniyede gerçekleşir.
cinsel iliski sırasında da bunlara ek olarak oksitosin etki gösterir. böylelikle farkında olmadan o bireye içten samimiyet de beslemeye başlarsınız. özellikle kadınlarda bu daha belirgindir. bağlılık daha sık gözlenir. emzirme esnasında da anneyi bebeğe bağlamak için yine oksitosin salgılanır. erkekler ise daha çok dopamin etkinliğinde olaya yaklaşır. seks sırasında tatmin önceliklidir.
yani, toplamda sizin üremenize, soyunuzu devam ettirmenize ve sonrasında da yavru erişkin hale gelene kadar bakımı üstlenmenize yardım etmek için aşk vardır. ki masallarda bahsi edildiği gibi senelerce sürmez. ortalama 2 senede aşk biter. sevgi yerini alır. çünkü 2 senede üremiş, çocuğunuzu büyütmüş olmanız gerekmektedir. genetiğinizi farklı bireylere aktarmanız bedeninizin birincil önceliğidir. bu sebeple sonradan başka kişilere aşık olabilirsiniz.
not: aşk acısı da noksanlık sendromu gibidir. beyin ödül mekanizmasını çalıştıramadığı zaman sizi aşık olduğunuz bireye yönlendirir. nasıl ki diyet yaptığınızda canınız fena şekilde tatlı çeker, sigarayı bırakırken sinirli olursunuz, bu da ona bir örnektir.
not2: bu entryde aşkın biyokimyasal süreci anlatılmış olup, her şeyin de bu bağlam temelinde gerçekleştiğinden dem vurulmuştur. kimse aşka yok hükmündedir dememiştir. iyi okumak, sonra özümsemek gerekir.
nefes alıp vermek de biyolojik bir süreçtir lakin kimse nefes almak yoktur demez. basit bir örnek.
hah illa olay farklı noktalara çekilecek ise yahut değişik argumanlar ile mesele karıştırılacak ise en özünde her şey birer kimyasal tepkimeden ibarettir. yalnız böyle olması onların farazi kavramlar olduğu anlamına gelmez.
sanırım yeterli.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar